Hamenei-Ruhani Çatışması Nereye Gider?

İÇ POLİTİKA 04.07.2017
Mehmet Koç İç Politika Uzmanı

Ruhani önemli bir seçmen desteğini arkasına almasına rağmen ülke anayasası devletin genel politikalarını belirleme yetkisini Devrim Rehberi Hamenei’ye vermiştir.

Hamenei ve Ruhani arasındaki sorunlar aslında bir sistem sorunudur. Devrim sonrası İslamiyet ve cumhuriyetin sentezlenerek tesis edilen siyasal düzen, birinin meşruiyet kaynağının ilahi diğerinin beşerî olması hasebiyle sürekli çekişmeye neden olmaktadır.

19 Mayıs cumhurbaşkanlığı seçimlerinden zaferle ayrılan Hasan Ruhani bugünlerde yeni kabinesini oluşturma çalışmalarının sonuna yaklaşıyor. Ülkedeki en üst iki otorite olan Devrim Rehberi Ali Hamenei ile Cumhurbaşkanı Ruhani arasında tekrar su yüzüne çıkan gerginlik İran gündeminde yeni hükümet çalışmalarının önüne geçmiş bulunmaktadır. İki lider arasındaki görüş ayrılıkları Ruhani’nin 2013 yılında cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra iç politika, dış politika, ekonomi ve kültür gibi farklı alanlarda ortaya çıkmıştır. İç ve dış politikayı bir bütün olarak değerlendiren ve dışa dönük açılımın ülke içinde de bir açılımla perçinlenmesi gerektiğini düşünen Ruhani’den farklı olarak Hamenei için dış politika açılımı taktiksel bir manevradan fazlası değildir. İkili arasında uzun süre devam eden gerginliğin dozu 19 Mayıs seçimlerinin yaklaştığı aylarda Hamenei’nin kontrolündeki Anayasayı Koruyucu Konseyi’nden veto yemek istemeyen Ruhani’nin frene basmasıyla düşmüştü.

Siyasi Darbe İması

İki otorite arasındaki ihtilafların önemli bir yapısal zemini bulunmaktadır. Zira dört yılda bir halk tarafından doğrudan seçilen cumhurbaşkanının anayasada belirlenen yetkileri yetersiz bularak sınırları zorlaması Rafsancani, Hatemi ve Ahmedinejad döneminde olduğu gibi Ruhani döneminde de yaşanmaktadır. Bu durum, anayasada öngörülen siyasal düzenin mahiyetinden kaynaklanmaktadır. Öyle ki Hamenei, Ruhani’ye üstü kapalı bir şekilde siyasi darbe imasında bulunmuştur. Devlet erkanını iftar yemeğinde ağırlayan Hamenei, Ruhani’yi ülkeyi Benisadr gibi kutuplaştırmaması konusunda uyarmıştır. Benisadr, Ocak 1980’de aldığı %76’lık oyla İran’ın devrim sonrası ilk cumhurbaşkanı olarak seçilmiş ve bir buçuk yıl bu görevi yürüttükten sonra Ayetullah Humeyni ve çevresindekilerle yaşadığı görüş ayrılıklarından dolayı önce mecliste hakkındaki gensoru kabul edilmiş ardından da Humeyni tarafından azledilmiştir. Benisadr daha sonra ülkeden kaçarak Fransa’ya gitmek zorunda kalmıştır. Ruhani’nin bugün Hamenei’nin tepkisine neden olan açıklamaları Banisadr dönemi ile önemli benzerliklere sahiptir. Örneğin seçim sonrasında Ruhani’nin sürekli halkın iradesine saygı duyulması gerektiğine vurguda bulunması karşı tarafta ciddi rahatsızlıklara neden olmuş olmalı ki Hamenei böyle bir uyarı yapma gereği duymuştur.

Ruhani Halk Desteğini Kullanmak İstiyor

Ruhani önemli bir seçmen desteğini arkasına almasına rağmen ülke anayasası devletin genel politikalarını belirleme yetkisini Devrim Rehberi Hamenei’ye vermiştir. Bu koşullarda Ruhani’nin iç ve dış politikada, toplumsal ve kültürel konularda ya da ekonomi alanında esaslı açılımlara gidebilmesi mümkün değildir. Bu alanların çoğunda Hamenei ile önemli görüş ayrılıkları yaşayan Ruhani, hükümet programını hayata geçirebilmek için arkasındaki halk desteğini sonuna kadar kullanmak ve anayasal sınırları zorlamak istemektedir. Pozisyonuna dinen meşru bir zemin kazandırmak isteyen Ruhani’nin Şiilerin ilk imam olarak kabul ettikleri Hz. Ali’den naklettiği rivayetler Kum’daki ulemanın ve Uzmanlar (Hubregan) Meclisi’nin tepkisine yol açmıştır. Ruhani’nin, halkın iradesinin belirleyici olduğunu vurgulamak için Hz. Ali’nin üçüncü halifenin öldürülmesinden sonra kendisine biat etmeye gelen halka “Benim adalet anlayışım size ağır gelir, siz aranızdan birini seçin ilk biat eden ben olurum” şeklinde sözlerini aktarması, Siyaseti İmamet’in bir parçası olarak gören Şii siyaset felsefesine aykırı bir yorum olduğu için tepkileri beraberinde getirmiştir.

Ruhani’nin ortaya attığı bu söylem, sadece İran’daki egemen siyasal düzenin temellerini tartışmaya açmakla kalmamış aynı zamanda İranlı siyasi elitlerin siyaseti dünyevi meselelerden sayan Ehli Sünnet siyaset düşüncesine her geçen gün daha fazla yaklaştığını da gözler önüne sermiştir. Hatta Abdülkerim Suruş gibi birçok aydın ve akademisyen Şii inancının İran’ın demokratikleşmesinin önündeki en önemli engellerden biri saymakta ve bu konuda Ehli Sünnet'in daha avantajlı olduğuna inanmaktadır.

Yüce Divan’a Mı Verilecek?

Hamenei ve Ruhani arasındaki sorunlar aslında bir sistem sorunudur. Devrim sonrası İslamiyet ve cumhuriyetin sentezlenerek tesis edilen siyasal düzen, birinin meşruiyet kaynağının ilahi diğerinin beşerî olması hasebiyle sürekli çekişmeye neden olmaktadır. Sistemin daha çok İslamiyet boyutunu temsil eden Devrim Rehberi ile cumhuriyet boyutunu temsil eden cumhurbaşkanı arasındaki anlaşmazlıklar çözümlenemez hale gelirse cumhurbaşkanı iki şekilde görevinden azledebilir: Mecliste cumhurbaşkanı hakkında gensoru verilebilir ya da cumhurbaşkanı Yüce Divan'da yargılanarak hüküm giyebilir. Mecliste yarı yarıya güç sahibi olan Ruhani’nin buradan gensoru ile düşürülmeye çalışılması riskli olacağından ikinci seçenek daha olası görünmektedir. Zira Hamenei’in başkanını doğrudan atadığı yargı erki onun üç erk arasında nüfuzunun en fazla olduğu erktir. Bütün bu senaryoların üretilmesine neden olan ise yukarıda da belirtildiği gibi Ruhani’ye yapılan Benisadr uyarısıdır.

Kutuplaşma Toplumsal Tabana Yayılabilir

İkili arasındaki tartışma bununla da sınırlı değildir. Hükümetin imzaladığı FATF, UNICEF’in eğitim-öğretimle ilgili 2030 sayılı bildirisi ve hazırladığı Yeni Petrol Anlaşması (IPC) metni, Nükleer Anlaşma'nın akıbeti ve bölgesel sorunlara ilişkin farklı bakış açıları önümüzdeki süreçte de ikili arasındaki tartışmaların en önemli konuları olmaya devam edecektir. UNICEF’in 2030 sayılı bildirisini sert bir dille eleştiren Hamenei, ülke eğitim sisteminin yabancılara emanet edilemeyeceğini belirtmiş ve kültürel konularda da hükümetin politikalarını benimsemediği için ülkedeki duyarlı kesimlere “Ateş Serbest” talimatı vermeyi ihmal etmemiştir. Hamenei’in devlet yetkililerinin sorumluluklarını yerine getirmemesi veya yetersiz kalmaları durumunda duyarlı kesimlerin inisiyatif almaları talimatını vermesi kısa sürede yankı bulmuştur. Ramazan ayının son Cuma’sında düzenlenen Kudüs Günü’nde Hamenei’in takipçileri Cumhurbaşkanı Ruhani aleyhinde hakarete varan sloganlar atmışlardır. Bu durum, ülke içerisinde yeni tartışmaların da fitilini ateşlemiştir. Meclis Başkan Yardımcısı Ali Mutahhari’nin “Ateş Serbest”in çift taraflı olacağını söylemesi, siyasi kutuplaşmanın toplumsal tabana da yayılma riskinin oldukça yüksek olduğunu göstermektedir. Hamenei bir yandan Ruhani’yi ülkeyi kutuplaştırmaması konusunda uyarırken diğer yandan kaosa neden olabilecek çağrılarda bulunarak ülkede şaşkınlığa neden olmuştur. Durumun farkına varan Hamenei, sözlerine açıklık getirmek amacıyla ifadelerinin kaos anlamına gelmediğini ve yetkililerin yetersizliklerinin duyarlı kesimlerce telafi edilmesi gerektiği anlamına geldiğini belirtmiştir.

Devrim Muhafızlarının Konumu

Hamenei ve Ruhani arasındaki tartışmaların önemli bir bölümünü ise Devrim Muhafızları Ordusu'nun (DMO) ekonomi, iç ve dış politikadaki rolleri üzerinedir. Bu konuda paralel hükümet gibi hareket eden DMO, doğrudan Hamanei’den aldığı talimatları hayata geçirmektedir. Nitekim Ruhani, DMO’yu eli silahlı hükümet olarak tanımlamıştır. Anayasa cumhurbaşkanının yürütmenin başı olduğunu belirtmekle birlikte yürütme yetkilerini de Devrim Rehberi ve cumhurbaşkanı arasında bölüştürmüş ve Devrim Rehberi’nin yetki alanı dışında kalan işlerin cumhurbaşkanı tarafından yürütüleceğini açık bir şekilde belirtmiştir. Bu durum beraberinde yetki karmaşası da getirmektedir. Anayasa gereği Devrim Rehberi kaydıhayat şartıyla seçilmekte ve hiç kimse ya da kuruma karşı sorumlu tutulmamaktadır. Bu durum meclise, millete ve Devrim Rehberi’ne karşı sorumlu tutulan cumhurbaşkanının işini bir hayli zorlaştırmaktadır. Cumhurbaşkanının vaatlerini hayata geçirebilmesinin en önemli destekçisi seçmenleridir. Ruhani bu yüzden seçmenlerine sorumluluklarının sadece oy vermekle sona ermediğini ve taleplerinin takipçisi olmaları gerektiğini hatırlatarak onlardan her daim siyaset sahnesinde kalmalarını istemiştir. İki lider arasındaki bu tartışmaların önümüzdeki süreçte daha da sertleşmesi ve bir sistem krizine dönüşme yüksek ihtimaldir.

Bu makale 2.7.2017 tarihinde Yeni Şafak Gazetesinde yayımlanmıştır.

http://m.yenisafak.com/amphtml/hayat/hamenei-ruhani-catismasinereye-gider-2742275

 

Hamid Rıza Bekâî’den İran Yargısına Sert Eleştiriler

Hamid Ebrahimi

Bekâî, serbest bırakıldıktan sonra kendisini karşılamaya gelen taraftarlarına yaptığı konuşmada İran yargısını sert sözlerle eleştirdi.