İran’da “Paramızı İsteriz” Protestoları

Finansal Kurumların Sağlığı ve İran’da “Paramızı İsteriz” Protestoları

GörüşEKONOMİ 05.06.2017
Murat Aslan Ekonomi Koordinatörü

Caspian olayları aslında göründüğünden çok daha derindeki fay hatlarına işaret etmektedir.

Bir ülkede finansal sistem o ülke ekonomisinin önemli bir bileşenidir. Finansal sistem reel sektörün cari (ticari) işlemlerinin yanı sıra bu sektörün büyümesi için gerekli olan yatırım projelerinin yürütülmesinde son derece önemli bir role sahiptir. İşletmeler, kendi tasarruflarının ticari faaliyetleri ya da yatırım projeleri için yeterli olmaması durumunda, “dışsal finans” enstrümanları ya da “borçlanma enstrümanları” kullanırlar. Finans sektörünün sunduğu borç enstrümanları ve diğer hizmetleri sadece yatırım projeleri bakımından değil ayrıca firmaların ticari faaliyetleri için de son derece önemlidir. Birçok firma, ara malı satın alımlarında kısa vadeli borç enstrümanları kullanmaktadır. Bunların yanında finans sisteminin sunduğu hizmetler (para transferi, çek, bankamatik, EFT, otomatik ödeme, SWIFT, teminat mektubu vb.) işletmelerin ticari kararlarına etki eden “işlem maliyetlerini” ciddi şekilde azaltmaktadır. Bu tür hizmetler sayesinde ekonomik/ticari hayat kolaylaşmaktadır. Gelişmiş kapitalist ülkelerde finansal sistem içerisinde finansal hizmet sunan çok sayıda aktör bulunmaktadır. Ancak gelişmekte olan ülkelerde finansal sistem denince aslında akla “bankacılık sistemi” gelmektedir. Bu ülkelerde bankaların dışında finansal hizmet ve alternatif finansal enstrüman sağlayan kurum ya da mekanizmalar ya yoktur ya da son derece sınırlı bir manevra alanına sahiptir. Diğer gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi İran’da da finansal sistem içerisinde en önemli sistemsel oyuncu bankacılık sektörü ve dolayısıyla bankalardır. Ülke içinde fon talebi ve fon arzı bağlamında dağıtım işleminin %85-90’ı bankacılık sistemi aracılığıyla yapılmaktadır.

Gayrinizami finans kurumları, İran Merkez Bankası tarafından yayımlanan kurallar ve regülasyonlara uygun davranmamaktadırlar

 

İran finansal sisteminin amiral gemisi olan bankacılık sistemi düalist bir karakteristiğe sahiptir. Bir yanda Türkiye ve diğer Batı ülkelerindekine benzer şekilde kurulan, faaliyette bulunan ve denetlenen “nizami bankalar”, diğer taraftansa resmi prosedürlerin dışında kurulan, işletilen ve genelde denetimden uzak bir şekilde faaliyette bulunan “gayrinizami” finans ve kredi kuruluşları yer almaktadır. İran finans sistemi içerisinde gayrinizami alan içerisinde yer alan finans kurumları Türkiye’de 1980’li yıllarda bir süre popüler olan ve mudilerine taahhütlerini yerine getiremediği için iflas eden “bankerlere” benzetilebilir. İran’da sayıları tam olarak bilinmemekle birlikte 7000’in üzerinde gayrinizami finansal işletme faaliyette bulunduğu tahmin edilmektedir. Bu kurumların sayısı özellikle Ahmedinejad’ın cumhurbaşkanlığının ikinci döneminde (2005-2013) hızla artış göstermiştir. Gayri nizami kurumlara ait sağlıklı veri olmaması nedeniyle mutlak anlamda büyüklükleri hakkında objektif bir tahmin yapılamamaktadır. Ancak konu ile ilgili uzmanlar gayrinizami finans kurumlarının sistem içerisindeki payının %25 civarında olduğunu belirtmektedir.[i]

Gayrinizami finans kurumları, İran Merkez Bankası tarafından yayımlanan kurallar ve regülasyonlara uygun davranmamaktadırlar. Bu durum para politikası formüle etmeyi ve uygulamayı güçleştirmektedir. İkinci önemli sorun bu kurumların şeffaflıktan uzak bir anlayışla hareket etmeleridir. Aslında şeffaflık İran bağlamında ülke ekonomisinin birçok alanına (ve hatta tamamına) şamil bir sorundur. Gayrinizami finans kurumlarının yanında nizami alanda faaliyet gösteren devlet ve özel bankaların da operasyonel ve yönetişim sistemleri dünyanın birçok yerindeki finans şirketleri için olmazsa olmaz olarak kabul edilen şeffaflık kriterlerinin oldukça gerisindedir. Ancak gayrinizami finansal kurumlar bağlamında şeffaflık sorununun boyutu çok daha derindir. Dolayısıyla bu kurumlar Merkez Bankasının ilan ettiği birçok regülasyona uymadıkları gibi mudilerden topladıkları fonları nasıl ve kimlere dağıttıkları hususundaki bilgileri resmi makamlar dahi tam olarak bilememektedir.[ii] İlk iki sorun ile bağlantılı olarak gayrinizami finansal kurumlarla ilgili öne çıkan önemli diğer bir sorun bu kurumların mudilerine (müşterilerine) Merkez Bankasının belirlediği oranların çok üzerinde getiri (faiz) oranı sunmalarıdır. İran Merkez Bankasının para politikasının yürütülmesinde kullandığı önemli bir enstrüman getiri (faiz) oranı tavanı politikasıdır. Nizami bankalar, Merkez Bankası tarafından belirlenen getiri oranı sınırına uyarlarken gayrinizami finans kurumlarının bu oranların çok üzerinde oranlar vaat etikleri bilinmektedir. Sunulan oranların son derece yüksek olması sebebiyle azımsanmayacak sayıda insan tasarruflarını bu gayrinizami kurumlara emanet etmektedir.

İran’da finans kesimine çekidüzen vermek için reform çabaları uzun bir süredir devam etmektedir. İran’da resmi anlamda nizami bankacılık yapabilmek için Merkez Bankasından bankacılık lisansı alınması gerekmektedir. Ancak geçmiş dönemlerde popülist ya da başka politik nedenlerle bu tür lisanslar bazı bakanlıklarca ya da devlet içerisindeki diğer bazı önemli kurumlarca verilmiştir.[iii] Mevduat toplama ve kredi verme lisanslarını Merkez Bankası dışındaki devlet organlarından elde eden gayrinizami kurumları, Merkez Bankası tarafından formüle edilen kurumsal sistem (bankacılıkla ilgili yasal düzenleme ve regülasyonlar) içerisinde tutmak ve oyunu kurallarına göre oynamalarını beklemek kolay gözükmemektedir. Ruhani’nin 2013 yılında seçilmesinin ardından onunla benzer bir ekonomik anlayışa sahip olan İran Merkez Bankası yönetimi bu zor durumu yönetebilmek için bazı adımlar atmıştır. Bu sorunlarla uğraşırken finans sisteminde panik havası oluşmasını istemeyen Merkez Bankası sert tavırlar almaktan kaçınmaktadır. Atılan adımlar incelendiğinde Merkez Bankasının amacı bir yandan finans sisteminde sükûnetin korunmasıyken diğer taraftan peyderpey halkın gayrinizami kurumlara olan ilgisinin azaltılmasıdır. Sorunun doğru tespit edilmesine ve atılan adımların akılcı olmasına rağmen İran halkı gayrinizami kurumlar tarafından verilen yüksek faiz oranı nedeniyle bu kurumlara halen yüksek oranda teveccüh etmektedir.

İran’da birçok alanda olduğu gibi reformcular ile müesses nizam yanlısı aktörlerin bu konuda da çekişme içinde olduğu gözlemlenmektedir.

 

İran’da önde gelen gayrinizami finansal kurumlardan birisi iken yakın dönemde bankacılık lisansı alan “Caspian Kredi Kurumunun” mudileri geçtiğimiz birkaç aydır paralarını alamamaktadır. Mudiler son birkaç aydır Caspian Kredi Kurumuna ait şubelerin ve ayrıca Merkez Bankası önünde gösteriler yapmaktadırlar. Mudiler paralarını alma peşinde koşarken Merkez Bankasının (bu meseleye dair) farklı bir ajandası ve farklı bir bakış açısı bulunmaktadır.

Caspian Kredi Kurumu yakın dönemde İran Merkez Bankasına bankacılık lisansı başvurusu yapmış ancak kurumun başvurusu reddedilmiştir. Bunun üzerine mahkemeye başvuran Caspian Kredi Kurumu mahkemeyi kazanmış ve lisans başvurusu mahkeme marifetiyle kabul edilmiştir. Merkez Bankasının Caspian Kredi Kurumuna vermiş olduğu “red” kararı idari bir karardır ve teknik gerekçelere dayanmaktadır. Ancak hukuki anlamda Caspian Kredi Kurumu mahkeme kararıyla da olsa lisans belgesine almıştır. İran’da birçok alanda olduğu gibi reformcular ile müesses nizam yanlısı aktörlerin bu konuda da çekişme içinde olduğu gözlemlenmektedir. Bundan dolayı İran Merkez Bankası mahkemece alınan bu karara mesafeli yaklaşmaktadır.

Bu resimde üçüncü grup oyuncu mudilerdir. Bu kuruma paralarını yatıran mudiler Caspian Kredi Kurumunun lisans belgesinin olması nedeniyle paralarının devlet garantisinde olduğunu ve dolayısıyla devlete güvenerek paralarını bu kuruma yatırdıklarını iddia etmektedirler. Merkez Bankası başkanı Veliullah Seyf ise getiri ile risk arasında ters yönlü bir ilişki olduğuna dikkat çekmektedir. Merkez Bankası yönetimi (ve dolayısıyla Veliullah Seyf) şunları ifade etmektedirler: Caspian Finans Kurumuna paralarını yatıran mudiler bu kurumun yüksek riskini bilmelerine rağmen tercihlerini bu yönde yapmışlardır ve dolayısıyla yaptıkları yanlış tercihin sonuçlarına katlanmaları gerekmektedir. Bu yüzden Merkez Bankası önünde yapılan eylemlerde Merkez Bankası başkanı Veliullah Seyf aleyhine sloganlar atılmaktadır.

Nasreddin hocanın fıkrası ekseninde bir analoji yapacak olursak “tüm taraflar haklı” görünmektedir. Bu tartışmaya son birkaç gündür İran Meclisi de katılmış ve Merkez Bankasını bu sorunu “sulh” ile çözmeye davet etmiştir.[iv] İran’ın dışarıda ve içeride oldukça önemli sorunları bulunmaktadır. İran üst düzey siyasetinde önemli aktörler bankacılık sisteminden kaynaklanan bir gerginliğin oluşmasını istememektedirler.

İran’da finansal sisteme ait sorunların kökleri aslında çok daha derinlerdedir. Caspian Kredi Kurumu ekseninde yapılan sokak gösterileri kendi bağlamında önemli olmakla birlikte İran’da genel olarak finans sistemi ve özel olarak da bankacılık sisteminin sorunlarının çözümü çok ciddi reformlara ihtiyaç duymaktadır. Konu ile dolaylı bağlantısı olmakla birlikte aslında konunun birinci derecede önem arz eden yönü siyasi boyutudur. Müesses nizam ile reformcular arasında devam eden mücadele kendisini bu alanda da göstermektedir. Reformculara göre müesses nizam tarafından inşa edilen birçok sistem yolsuzlukların kaynağı durumundadır. Bu yüzden bu sistemlerin güçlerinin zayıflatılması gerekmektedir. Bunun yapılabilmesi için bu sistemlerin şeffaflaştırılması ve hesap verebilir hale dönüştürülmesi gerekmektedir. Böyle bir dönüşüm İran’da muhafazakâr kanadın gücünün erozyona uğramasına neden olacağından, bu kesim bu tür reformlara sıcak bakmamaktadır. Gayrinizami finansal kurumlar ile muhafazakâr yapı arasında kuvvetli bağlar bulunması bizce aslında bu olayların “nirengi noktasıdır”.

İran’da bankacılık kesiminin çok ciddi sorunları vardır. Ruhani’nin ikinci kez cumhurbaşkanı seçilmesi sonrasında üzerine odaklanacağı önemli bir sorun finans sektörü ile ilgili reformlardır. Reform gereksinimi sadece gayrinizami kurumlarla da sınırlı değildir. Nizami alanda faaliyette bulunan bankaların faaliyetleri ve performansları ile ilgili oldukça ciddi sorunlar bulunmaktadır. Bu sorunların çözümü için hazırlanacak reform planları muhafazakâr kanatta sinirlerin gerilmesine neden olacaktır. Ancak bu sorunları çözecek bütüncül bir reform programı hazırlanmazsa finans sektöründe ortaya çıkan bir çatlak (finansal kriz) İran ekonomisini tehdit eden bir boyuta evirilebilir. Bu yüzden Caspian olayları aslında göründüğünden çok daha derindeki fay hatlarına işaret etmektedir.

NOTLAR

[i] Bakınız: https://financialtribune.com/articles/economy-business-and-markets/65760/cbi-parliament-working-to-resolve-caspian-dilemma [Erişim: 1 Haziran 2017].

[ii] İran’da bankacılık sektöründe şeffaflığın artması için bazı adımlar atılmaya çalışmaktadır. Konuyla ilgili yakın dönemde gazetelerde haberler yapılmaktadır. Örneğin bakınız: https://financialtribune.com/articles/economy-business-and-markets/65758/iranian-state-banks-should-publicize-data [Erişim: 1 Haziran 2017].

[iii] Bakınız: http://www.al-monitor.com/pulse/tr/contents/articles/originals/2016/10/iran-credit-finance-institutes-high-interest-rates-unlicense.html

[iv] Bakınız: https://financialtribune.com/articles/economy-business-and-markets/65760/cbi-parliament-working-to-resolve-caspian-dilemma [Erişim:1 Haziran 2017].