İran’da Seçim Hesapları

Serhan Afacan İç Politika Koordinatörü

19 Mayıs Cuma günü gerçekleştirilecek olan cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaştıkça İran’da tartışmaların dozu da artmaktadır. Devrim Rehberi’nin pratikte kayd-ı hayat şartıyla seçilmesi ve cumhurbaşkanlığının anayasal olarak ülkedeki en üst ikinci makam olması nedeniyle seçimlerinin hararetli geçmesi normaldir. Kaldı ki 1980 yılında Ebu’l-Hasan Beni Sadr’ın zaferiyle sonuçlanan ilk seçimlerden 2013 yılında mevcut Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin iş başına geldiği seçimlere kadar İran İslam Cumhuriyeti’nin 38 yıllık tarihindeki bütün cumhurbaşkanlığı seçimleri farklı bağlamlarda da olsa kritik önemde olmuştur. Halihazırda İran’ın içinde bulunduğu koşullar da 19 Mayıs seçimlerinin önemini artırmaktadır. 2015 nükleer anlaşması etrafında cereyan eden tartışmalar, işsizlik, düşük gelirli kesimlerin alım gücünün zayıflaması ve muhafazakârların işaret ettiği toplumsal sorunlar, tarafların üzerinde en fazla durdukları konular arasındadır. Adayların şimdiye kadar İran’ın bölgesel konulardaki tartışmalı müdahalelerini pek fazla gündeme getirmemesi ise son derece dikkat çekici bir husustur. İran Genel Kurmay Başkanlığı da bir süre önce adaylardan seçim sürecinde ülke dışındaki savaş meselelerine ve askeri işlere temas etmemesini istemişti. Dolayısıyla bölgesel konuların gündeme gelmemesi bir rastlantı değil devlet politikasıdır.

Hasan Ruhani, İshak Cihangiri, Mustafa Haşimitaba, Seyyid İbrahim Reisi, Muhammed Bakır Kalibaf ve Mustafa Mir Selim’in yer aldığı seçim yarışında ilk üç isim reformist düşünceleriyle ön plana çıkarken diğer üç figür muhafazakâr cenahtan çıkmıştır. İkinci tura kalması durumunda doğal olarak iki adaylı bir yarışa dönüşecek olan seçimlerin daha birinci turda bu görüntüye bürünmesi muhtemel görünmektedir. Ruhani reformist-ılımlı kesimin tartışmasız adayı olmasına rağmen muhafazakârlar içinden Kalibaf’ın mı Reisi’nin mi yarışın sonuna kadar devam edeceği henüz belli değildir. Zira her iki adayın da artıları ve eksileri bulunmaktadır. Kalibaf’ın daha önce girdiği iki seçimden başarısızlıkla ayrılması kendisi açısından olumsuz bir tablo olsa da kamuoyu nezdinde bilinen tecrübeli bir siyasi figür olması artı hanesine yazılmalıdır. Diğer yandan, kamuoyu tarafından yeterince bilinmemesi kendisi için bir dezavantaj gibi dursa da Kalibaf için Tahran belediye başkanlığı süresince karıştığı iddia edilen bazı yolsuzluk dosyalarına muhatap olmaması Reisi’nin elini güçlendirmektedir.

Muhafazakârların farklı hesapları olsa da Ruhani’nin seçmeni kendisine ikinci bir dönem vermeye ikna etme performansı seçimlerin akıbetini belirleyen temel etken olacaktır. Seçim tartışmalarında şimdiye kadar ekonomi odaklı gitmesi Ruhani açısından en büyük sınavdır. Enflasyonu düşürme konusunda önemli başarı sağlayan Ruhani’nin bunu yaparken selefi Ahmedinejad’ın popülist politikalarından uzak durması ve işsizlik sorununa kayda değer bir çözüm üretememiş olması politikalarının geniş halk kesimlerince algılanışına olumsuz etki etmiştir. 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadan büyük bir ekonomik açılım bekleyen Ruhani’ye göre ikinci bir dönem bu sürecin meyvelerini vermesi için gereklidir. Zira Batı ile tekrar gerilimli bir döneme girilmesi şimdiye dek elde edilen kazanımları yok edecektir. Almanya, Fransa ve İngiltere gibi devletlerin İran’ın uluslararası toplumun meşru sahasına çekilmesi konusundaki tavrını benimseyen Obama yönetiminin vize verdiği anlaşma, D. Trump’ın ABD Başkanı seçilmesiyle İran’ın beklediği sonuçları vermemiş ve doğrudan yabancı yatırımda arzu edilen ivme yakalanamamıştır. Bu nedenle, Ruhani’nin ortada bir kazanım olmadığı fikrinde ısrar eden muhafazakâr rakipleri, İran’ın kazan-kaybet oyununun kaybeden tarafında bulunduğunda ısrar etmektedirler. Ne var ki Ruhani döneminde İran iç siyasette görece istikrarlı ve gerginlikten uzak yıllar geçirmiştir. Ruhani’nin siyasi çizgisini ülkenin geleceği ve devlet-toplum ilişkilerinin sıhhati açısından hayati görmesi bu bağlamda değerlendirilmelidir. Diğer yandan, eski cumhurbaşkanlarından Mahmud Ahmedinejad’ın ve onun doğrudan etkisi altındaki Hamid Rıza Bekai’nin adaylıkları söz konusu olduğunda muhafazakâr cenahtan bu isimlerin seçmenleri kutuplaştıracağı yönünde yükselen sesler de ülkedeki siyasi atmosferin sertleşmemesi gerektiği konusunda bir hassasiyet olduğunu ortaya koymaktadır.

Yukarıda da bahsettiğimiz üzere İran fiiliyatta üç adayın yarıştığı bir seçim süreci yaşamaktadır. Ruhani, Kalibaf ve Reisi dışındaki adayların seçimlerde herhangi bir şansı bulunmamaktadır. Bu üç isim üzerinde ise önemli hesaplar yapılmaktadır. Ruhani ikinci dönem için seçilmesi durumunda siyasi çizgisini daha yapısal bir zemine oturtmaya çalışacaktır. Batı ile olan ilişkilerde, ekonomi perspektifinde, devletin toplumu düzenleme yetkisine ilişkin düşüncelerinde ve Devrim Muhafızları Ordusu’nun siyasi pozisyonu konusunda muhafazakârlarla ters düşen Ruhani geçtiğimiz dört yıl boyunca bu maddelerden herhangi birinde kalıcı çözüm ortaya koyamamıştır. Reformist-ılımlı ittifakının ‘Ümit Fraksiyonu’ olarak adlandırdığı siyaseten kırılgan bir koalisyonu temsil eden Ruhani bu siyasi çizginin devam etmesi ve Muhammed Hatemi’ninki ile aynı kaderi paylaşmaması için ikinci döneminde daha cesur adımlar atmak ve daha cesur bir söylem geliştirmek zorundadır.

Kalibaf ve Reisi’nin temsil ettiği muhafazakârlar için ise durum biraz daha karışıktır. Aday olduğu 2005 ve 2013 seçimlerinden başarısız çıkan Kalibaf’ın bu üçüncü adaylığından da aynı sonuçla çıkması durumunda bir daha sahneye çıkması imkânsızlaşacaktır. İran’da şimdiye kadar bütün cumhurbaşkanlarının ilk adaylıklarında başarılı oldukları hesaba katılırsa Kalibaf’ın bu defa da arzu ettiği sonuca ulaşamayacağı söylenebilir. Bu yönüyle Reisi ön plana çıksa da onun da henüz kamuoyu nezdinde çok anlaşılan ve bilinen bir şahsiyet olduğunu söylemek zordur. Reisi seleflerine göre cumhurbaşkanlığı için fazlasıyla ‘elit’ bir görüntü çizmektedir. 4 Mayıs tarihinde adayların toplu olarak yer aldığı ve televizyondan canlı verilen münazarada Ruhani de yer yer Reisi’nin siyaset sahnesinin dışından geldiğine vurgu yapmıştır. Örneğin, Reisi’nin nükleer anlaşmaya yönelik eleştirilerine Ruhani’nin ‘sayın Reisi siz bu konularda ne biliyorsunuz ki böyle hükümler veriyorsunuz’ karşılığını vermesi bunun bir örneğidir. Diğer bir ifadeyle, Ruhani’nin dört yıllık performansından memnun olmayanların Reisi’yi tercih etmesi için çok ikna edici nedenler bulunmamaktadır.

Bu durumda sorulması gereken diğer bir soru da Reisi ya da Kalibaf’tan birisinin henüz birinci turdan önce diğeri lehine yarıştan çekilip çekilmeyeceğidir. Zira bu önemli iki muhafazakâr ismin de aynı seçmen kitlesine hitap ettiği ve reformist-ılımlı adaylar arasında Ruhani’nin neredeyse tartışmasız olarak öne çıktığı hesaba katılırsa bu üç adayın girdiği birinci turdan Ruhani’nin zaferle çıkması çok muhtemeldir. Ayrıca muhafazakârların mevcut tabloya göre seçimleri ikinci tura taşımak için bir formül bulmaları zor görünmektedir. Bu durumda, Kalibaf’ın birinci turdan önce Reisi lehine çekilmesi durumunda Reisi’nin başarısız olması onun üzerinden geleceğe dönük olarak yapılacak siyasi hesapları imkânsız kılmayacaksa da hayli zora sokacaktır. Bu nedenle, en olası senaryo Reisi’nin seçimlerden önce Kalibaf lehine adaylıktan çekilmesidir. 2005 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci tura Ahmedinejad ile Rafsanjani’nin kalmasıyla yarış dışı kalan, 2013 seçimlerinde ise %50.71 oy alan Ruhani karşısında %18.56’da kalan Kalibaf belki de ilk defa muhafazakârların başat adayı olarak bir seçime girecektir. Ancak her halükârda onun şansının yüksek olduğunu söylemek de bir hayli zor görünmektedir. Zira Reisi’nin adaylıktan çekilmesi durumunda Kalibaf’ın, Reisi’nin adaylığında ısrar eden Mustafa Mirselim’in İslamcı Koalisyon Partisi’nden ve Misbah Yezdi’nin liderlik ettiği İslam Devrimi Direniş Cephesi’nden oy alamama riski vardır.

İran Cumhurbaşkanlığı Seçimleri

Seçim tarihi Kazanan aday Tur Kazanan adayın oy oranı
25 Ocak 1980 Ebu’l-Hasan Benisadr Birinci tur 75.6
24 Temmuz 1981 Muhammed Ali Recai Birinci tur 90
2 Ekim 1981* Ali Hamenei Birinci tur 95.05
16 Ağustos 1985 Ali Hamenei Birinci tur 85
28 Temmuz 1989 Haşimi Rafsancani Birinci tur 94
11 Haziran 1993 Haşimi Rafsancani Birinci tur 63
23 Mayıs 1997 Muhammed Hatemi Birinci tur 69.1
8 Haziran 2001 Muhammed Hatemi Birinci tur 77
17&24 Haziran 2005 Mahmud Ahmedinejad İkinci tur 61.7
12 Haziran 2009 Mahmud Ahmedinejad Birinci tur 62
14 Haziran 2013 Hasan Ruhani Birinci tur 50.88

Kaynakhttp://irandataportal.syr.edu/

* Recai’nin seçildikten kısa süre sonra bir suikast sonucu yaşamını yitirmesi üzerine yeni bir seçim yapılmıştır.

Şimdiye kadar İran İslam Cumhuriyeti’nde on bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılmış ve bunlardan dördünde birinci dönemlerini tamamlayan isimler ikinci bir dönem için yarışmıştır. Bu seçimlerde, Ahmedinejad’ın Rafsancani karşısında geride tamamladığı birinci turun ardından ikinci turda cumhurbaşkanı seçildiği 2005 seçimleri dışında bütün seçimlerde kazanan isim ilk turda belli olmuştur. Birinci dönemini tamamlayan isimlerin ise bazı durumlarda oyları azalsa da ikinci dönem için istisnasız seçmenden ilk turda vize aldığı görülmektedir. Elbette her seçimin ayrı bir hikâyesi vardır ve şimdiye kadarki on bir seçimde gözlemlediğimiz durumlar tekerrür etmek zorunda değildir. Ancak muhafazakârların seleflerinin gösterdiği başarıyı Ruhani’nin yinelemesinin önüne geçmek için seçmeni ikna etmesi gerekmektedir. Ne var ki özellikle Reisi’nin muhafazakârların kemik seçmen kitlesi dışındaki seçmenlerle göze çarpan bir ilişki kurabildiğini ve seçimlere sayılı günler kala bu konuda önemli bir mesafe kat edebileceğini söylemek zordur. Kalibaf ise geniş seçmen kitlelerine daha anlamlı gelecek söylemler kullanmaktadır. Ahmedinejad’ın 2005 yılında yaptığı derecede popülist bir ton kullanmasa da Kalibaf devletin imkanlarını tekeline aldığını iddia ettiği %4’lük kesim karşısında bu imkanlardan halkın geri kalan %96’sının yararlanmasını sağlayacağını vaat ederek ve vatandaşlara nakit olarak aylık ödenen sübvansiyon miktarını yaklaşık 250 liraya çıkaracağına vurgu yaparak özellikle dar kesimli seçmeni kazanmaya çalışmaktadır. Yüksek sübvansiyon vaatlerinin ülkenin mevcut ekonomik koşullarında gerçekçi olmadığı yönünde Meclis Başkanı Ali Laricani ve muhafazakâr Mir Selim gibi önemli isimlerden eleştiriler gelmektedir. Mevcut koşullarda, Hasan Ruhani büyük bir sürpriz yaşanmaması durumunda Hamenei’den bu yana cumhurbaşkanlığı yapan dört isim gibi ikinci bir dört yıl için seçilecektir. Dahası, İran’da siyasi istikrarın ve 2013 yılında bu yana gözlemlenen toplumsal rahatlamanın sürmesi İran açısından muhafazakâr-reformist ikilemi aşan kritik bir konudur. Şimdiye kadar düşük tonda ilerleyen seçim tartışmalarının bu şekilde devam etmesi ve ülkedeki siyasi atmosferin kızıştırılmaması başta Devrim Rehberi Ali Hamenei gelmek üzere rejimin en büyük önceliğidir. Pandora’nın kutusu ise Ruhani’nin ikinci döneminde yapacakları ve onun ardından reformist-ılımlı siyasetin sınırlarını belirlemek isteyecek olan muhafazakârların 2021 seçimleri ekseninde ortaya koyacakları planlarla açılacaktır.