İran'da Seçim Münazaraları

HABER ANALİZ 09.05.2017
Hamid Ebrahimi İç Politika Asistanı

19 Mayıs Cuma günü yapılacak olan İran cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken adaylar Hasan Ruhani, İshak Cihangiri, Mustafa Haşimitaba, Seyyid İbrahim Reisi, Muhammed Bakır Kalibaf ve Mustafa Mir Selim 5 Mayıs Cuma günü canlı yayında ikinci defa kozlarını paylaştılar. Münazara İran milli marşının okunması ve ardından Ahzab süresinin “Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve sağlam söz söyleyin ki (Allah) işlerinizi yoluna koysun ve günahlarınızı bağışlasın” mealindeki ayetlerini de içeren kuran-ı kerimin tilaveti ile başladı. Programda adayların oturma düzeni, konuşma ve sorulara cevap verme sıraları kura usulü ile belirlenmiştir. Münazara boyunca Moderatör adayların eşit oranda süre kullanmaları konusunda titiz davranmıştır.

Üç bölümden oluşan programın birinci bölümünde her adaya Moderatörün sorduğu soru doğrultusunda kendi görüşlerini kürsüde açıklamak için dört dakika süre tanınmıştır. Adayın konuşmasından sonra soru, eleştiri ve görüşlerini paylaşmak üzere diğer adaylara ikişer dakika verilmiştir. Konuşma sırası kendisinde olan aday beş dakika içerisinde rakiplerinin eleştirilerine/sorularına cevap vermiştir. Programın ikinci bölümünde her adaya oturduğu masada bir soru yöneltilmiş ve adaylardan iki dakika içinde soruları yanıtlamaları istenmiştir. Programın üçüncü ve son bölümünde ise her adaya son değerlendirmesini yapmak üzere üç dakika süre tanınmıştır.

28 Nisan’da gerçekleşen ilk münazarada Cihangiri ve Kalibaf performansları ile ön plana çıkarken, 5 Mayıs’taki ikinci turda Kalibaf’la birlikte Reisi, Ruhani ve kısmen Mirselim daha etkili bir görüntü vermişlerdir. İlk münazarada Kalibaf’ın hükümete yönelttiği eleştirileri cevaplarken konulara ve ayrıntılara hâkim bir profil çizen Cihangiri ikinci münazarada daha pasif bir performans göstermiştir.

Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin münazarada sergilediği zayıf performans, Ruhani’nin destekçilerinin beklentilerini karşılamamıştır. Ruhani 2013 seçimlerindeki münazaralarda sergilediği başarısından oldukça uzaktır. 2013 yılında özellikle Kalibaf’a karşı etkili argümanlar geliştiren Ruhani’nin rakibine yönelttiği “Ben albay değilim; ben hukukçuyum” cümlesi kısa sürede geniş bir yaygınlık kazanmış, gündelik siyasi jargona girecek derecede etkili olmuştur. Münazaraların ilk turunun yapıldığı 28 Nisan 2017 tarihinde Ruhani, Kalibaf’ın argümanları karşısında şaşkına dönmüş gibi davranmış ve pasif görüntüsüyle destekçilerini şaşırtmıştır. Ruhani 5 Mayıs günü daha kendine güvenen bir tarzda konuşmuş ve geçtiğimiz dört yıl boyunca hükümetinin gerçekleştirdiği icraatları anlatarak, gelecek dönem için hazırladığı planlara vurgu yapmıştır. Ruhani’nin hükümeti eleştiren ve özellikle de Nükleer Anlaşma konusunda kendisine yüklenen Reisi’yi bu konuda bilgisiz olmakla eleştirmesi, Ali Hamenei sonrası Devrim Rehberi adayları arasında gösterilen Reisi’ye karşı dikkat çekici bir çıkış olmuştur. Reformist Haşemitaba geçen münazarada olduğu gibi bu defa da rakipleri ile doğrudan karşı karşıya gelmekten çekinerek, eleştirilerinde yumuşak bir üslup kullanmayı tercih etmiştir. İlk turda Haşemitaba’ya benzer bir görüntü çizen muhafazakâr Mirselim ise 5 Mayıs münazarasında Ruhani hükümetine karşı daha sert eleştirilerde bulunmuştur.

Her iki münazarada da adayların somut plan ve programlar yerine genel konulara yoğunlaşması dikkatlerden kaçmamıştır. İkinci turda adaylar özellikle belirli konulara eğilmiştir. 2013 seçimlerinde ülkesinin takip ettiği Nükleer Projeye işaret ederek “Santrifüjlerle beraber halkın ekonomisinin çarkı da dönmelidir”  diyen Ruhani, Nükleer Dosya nedeniyle İran’a uygulanan yaptırımların ekonomik sonuçlarından mustarip olan seçmenin desteğini almayı başarmıştır. Ruhani 5 Mayıs tarihli münazarada selefi Ahmedinejad’ın eksilerde bıraktığı ülke ekonomisini sıfıra getirdiklerine ve ikinci bir dönem için seçilmesi durumunda kalkınma aşamasına geçeceklerine vurgu yapmaktadır. Ruhani; ayrıca ülke yönetiminin tekrar 2013 yılındaki siyasi ve ekonomik manzaranın müsebbiplerinin eline bırakılmaması gerektiğini savunmuştur.

Kalibaf da benzer bir agresif söylem takip etmektedir. Ekonomik kalkınmaya ağırlık vereceğini belirten Kalibaf, Ruhani Hükümetinin üyelerini de şahsi çıkarları peşinde koşmak ve halkı devlet imkânlarını kullanmaktan mahrum bırakmakla suçlamaktadır. Kalibaf seçilmesi durumunda bu tarz insanların ellerini devlet imkânlarından uzaklaştıracağını taahhüt etmiştir. Kalibaf ayrıca vatandaşlara nakit olarak aylık ödenen sübvansiyon miktarını 150 bin tümene (yaklaşık 160 lira) çıkaracağını ifade ederek, %4’lük belirli bir azınlığın elinde olduğunu öne sürdüğü devlet imkânlarından diğer %96’nın yararlanmasını sağlayacağını vaat etmektedir. %4 - %96 ikilemi münazarada tansiyonu yükselten konulardan birisi olmuş ve Kalibaf bu konuda Ruhani ve Cihangiri ile tartışmıştır.

Adayların Türkiye konusundaki görüşleri münazaralarda öne çıkan konular arasındadır. İran dış ticaretine değinen Reisi, İran’ın Irak’a daha yakın olmasına rağmen Türkiye’nin Irak’la daha büyük bir ticaret hacmine sahip olduğuna dikkat çekmiştir. Mirselim ise uçak yedek parçaları üretecek ve ihraç edecek kapasiteye ulaşan Türkiye’nin İran tarafından örnek alınması gerektiğini söylemiştir. Mirselim diğer yandan İran vatandaşlarının Türkiye sınır kapısında darp edildiklerini öne sürerek Hükümetin bu konuda gerekeni yapmadığını iddia etmiştir. Hükümete Türkiye konusundaki politikaları üzerinden yüklenmeye devam eden Mirselim, İran’da önemli bir çevre sorunu haline gelen Huzistan bölgesindeki kum fırtınalarına gerekçe olarak Türkiye’nin Fırat nehri üzerinde inşa ettiği barajı göstermiştir. Mirselim, Hükümetin bu konuyu Türkiye ile ciddi bir şekilde müzakere etmesi gerektiğini söylemiştir.

İranlı seçmenler tarafından yakından takip edilen seçim münazaraları adayların görüş ve vaatlerinin toplum tarafından değerlendirilmesine imkân vermektedir. Ülkedeki dengelerden ve bölgedeki gelişmelerden kaynaklı olarak ülkedeki siyasi tansiyonun yükseltilmemesi konusundaki hassasiyet seçim münazaralarına da yansımaktadır. Adaylar birkaç ay önce ABD başkanlık tartışmalarında gözlemlenen karşılıklı ağır ithamlardan uzak durmaktadırlar. Ancak her hâlükârda seçmeni ikna etme zorunluluğu olan adayların seçimlerden bir hafta önce -12 Mayıs Cuma günü- çıkacakları üçüncü ve son tur münazarada daha sert bir tutum takınmaları beklenmektedir.