Seçim Münazaralarında Son Tur

Hamid Ebrahimi İç Politika Asistanı

İran’da 19 Mayıs Cuma günü gerçekleşecek olan cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken adaylar Hasan Ruhani, Seyyid İbrahim Reisi, Muhammed Bakır Kalibaf, İshak Cihangiri, Mustafa Haşimitaba ve Mustafa Mir Selim’in toplu olarak canlı yayında görüşlerini kamuoyu ile paylaştıkları seçim münazaralarının üçüncü ve sonuncusu 12 Mayıs Cuma günü gerçekleştirildi. İlk ikisine göre daha sert geçeceği tahmin edilen üçüncü münazaraya karşılıklı yolsuzluk suçlamaları damga vurdu.

Ekonomi odaklı olacağı daha önce ilan edilen münazarada adaylar geçen münazaralarda olduğu gibi yine kendilerine yöneltilen soruları ve rakiplerinden gelen eleştirileri yanıtladırlar. Çekilen kura sonucunda ilk konuşmacı olarak kürsüye çıkan İshak Cihangiri, ülke ekonomisi açısından önemli bir sorun olan kaçakçılıkla mücadele için nasıl bir planının olduğu yönündeki soruyu cevaplarken Kalibaf ve Reisi’yi hedef aldı. Halihazırda Tahran belediyesi başkanı olan Kalibaf’a polis teşkilatı komutanı olduğu dönemde ve yargıda üst düzey görevlerde bulunan Reisi’ye bu sorunun giderilmesi için ne yaptıklarını soran Cihangiri kaçakçılığın yeni bir olgu olmadığını ve Ruhani hükümetinin bu konuda başarılı bir karnesi olduğunu savundu. Cihangiri’nin bu eleştirisine karşı Reisi ise görevi süresinde kaçakçılıkla etkin şekilde mücadele ettiğini öne sürerken bu konuda asıl sorumlunun hükümet olduğuna dikkat çekerek mevcut hükümeti bu konuda başarısız olmakla suçladı. Kalibaf da Cihangiri’ye cevaben Ruhani hükümeti çevresindeki bazı yetkililerin kendi menfaatlerine odaklandıklarını savunurken geçen münazaralarda Milli Eğitim Bakanının yasadışı ticaret yaptığına ilişkin dile getirdiği iddiaları yineledi.

Tartışmalarında heyecan artıran ise bazı hükümet yetkililerin ve banka müdürlerinin astronomik maaşlar aldığı ve özellikle Tahran’da astronomik arsa spekülasyonları yapıldığına ilişkin dosyalar oldu. Kalibaf, hükümeti bazı üst düzey yetkililere kanuni sınırlamaların üzerinde astronomik maaşlar ödemekle suçladı. Cihangiri ise Tahran Belediye Başkanlığı ile ilgili ortaya atılan yasadışı arazi satışı iddialarını hatırlatarak Kalibaf’a yüklendi. Konuşmaların harareti arttıkça üslupları sertleşen adaylar; karşılıklı suçlamalara giriştiler. Kalibaf’ın bizzat Ruhani ve Cihangiri’yi rant elde etmekle suçlayarak bu iki isme ait olduğunu iddia ettiği evlerinin sözleşme kopyalarını canlı yayında göstermesi tansiyonu yükseltti. İddiaları reddeden Ruhani ve Cihangiri ise Kalibaf’ı belediyedeki yolsuzluklarına ilişkin iddiaların üstünün örtülmesi için yargı, meclis ve belediye meclisi nezdinde kulis yapmakla suçladılar. Diğer yandan, bankacılık sistemini düzenleme, ‘Direniş Ekonomisi’, işsizlik sorununa çözüm bulma, petrol dışı sektörleri geliştirme, ihracatı artırma gibi konuların da gündeme geldiği münazarada adayların somut projeler yerine vaatlerle yetindikleri görüldü. Örneğin, 5 milyon yeni iş fırsatı yaratmak ve sübvansiyonları yaklaşık 160 TL’ye denk gelen 150 bin tümene çıkarmak gibi net ekonomik vaatler ortaya koyan Kalibaf bu söylemlerini hangi kaynaklarla gerçekleştireceği yönündeki sorulara aynı netlikte cevap veremedi.

Münazaranın ilerleyen dakikaları ekonomi konularının dışına çıkan tartışmalara sahne oldu. Seçmenler adayların özellikle bireysel hak ve özgürlükler konusundaki görüşleri merak etmekteydi. Nitekim bu durumun farkında olan Ruhani programın son evrelerinde Kalibaf ve Reisi’ye bu sefer bu konular üzerinden yüklendi. 2013 münazaralarında Kalibaf’ı siyasi özgürlükler konusunda ikiyüzlülükle itham eden Ruhani, Kalibaf’a karşı polis teşkilatı komutanı olduğu dönemde kendisine muhalif öğrenci gruplarına toplanma izni verildikten sonra kerpeten saldırısı taktiği ile onları tutuklamak istediği yönündeki sözlerini hatırlatarak başarılı bir hamle yapmıştı. Ruhani bu defa da Kalibaf’ın üzrine aynı şekilde giderek onun diğer bir konuşmasında izin verilirse muhalif öğrencilerin hepsini boru gibi yapıp toplayacağı yönündeki açıklamasını hatırlatarak “Eğer biz size izin verseydik bugün üniversitelerimiz boru ile dolu olacaktı” ifadelerini kullandı. Ruhani’nin sosyal medyada büyük yankı bulan bu ifadelerinin Kalibaf’ın şiddet yanlısı tavrının “boru” kelimesi ile uzun zaman anılmasına neden olacağını söylemek mümkündür.

Reisi’ye de sert eleştirilerde bulunan Ruhani; onu başkanı olduğu İmam Rıza Türbesi Vakfı’nın imkanlarını seçim kampanyalarında kullanmakla ve insanların dini duygularını istismar etmekle suçladı. Ruhani devamında devrim ve güvenlik kurumlarının Reisi’inin seçim kampanyasına yardım ettiğini öne sürerek Reisi’nin buna engel olmamasını sorguladı. Ruhani ayrıca Reisi’nin halen Din Adamları Özel Mahkemesi başsavcısı olduğunu hatırlatıp onu din adamlarına kötü davranmakla itham etti.

İran cumhurbaşkanlığı seçimleri tarihine en sert ve hararetli münazaralardan birisi olarak geçecek olan bu münazaranın galibinin Hasan Ruhani olduğu söylenebilir. Mirselim ve Haşemitaba’nın seçilme şanslarının bulunmadığı Cihangiri’nin ise Ruhani lehine çekilme olasılığı dikkate alınırsa seçim yarışının Ruhani ve iki muhafazâkar aday olan Kalibaf – Reisi arasında geçeceği görülmektedir. Dahası, münazaralarda sergilediği performansa bakılırsa Kalibaf’ın muhafazakâr kanat için Reisi’ye nispetle daha umut verici bir aday profili çizdiği söylenebilir. Ancak muhafazakâr kanadın seçim hesaplarında farklı etkenler devreye girebileceği için hangi adayın diğeri lehine çekileceğini tahmin etmek zordur.