AB ve ABD-İran İlişkilerindeki Son Gelişmeler

Dr. Walter Posch, Deniz Caner

Viyana'da Landesverteitigungsakademia'da Orta Doğu uzmanı olarak çalışan Dr. Walter Posch ile İRAM Dış Politika Koordinatörlüğünden Araştırmacı Deniz Caner AB-İran ilişkileri ve ABD'nin BMGK'da İran'a karşı silah ambargosunun uzatılması ve tetik mekanizmasını başlatmasını konuştu.

Not: Röportajın 05:27 ve 16:02 dakikaları arası Almanca olup kelime kelime değil anlam bakımından Türkçe altyazı eklenmiştir.

Ayrıca çeviri metni alttadır :

Posch: İlk önce şunu bilmemiz gerekir ki ABD’nin bu açık isteğini reddetmenin sonuçları olur.

Ama Avrupa tarafından gelecek olan bir Hayır, Avrupa’nın değil BMGK’nın vereceği bir Hayır demektir.

ABD istedikleri bir şey BMGK’dan geçtiğinde Güvenlik Kurulu’nun çalıştığına kanaat getirirken, ama eğer BMGK hayır derse, belki uluslararası hukuka karşı bir şeye hayır demiştir, o zaman ABD’liler Güvenlik kurulunun işlemediğini, söylüyorlar. Bu tek taraflı bir yorumlama biçimi.

Deniz: Ben EU ülkeleri yani EU3 ülkeleri nasıl davranacaklar?

Posch: Bence bu şimdi komplike bir müzakere sisteminin bir parçası. Şimdi Avrupalılar içi ne önemlidir? Avrupalılar için ABD ile herhangi bir konfrantasyona girmeden bu işi ve uluslararası düzeyde imzalanmış bir anlaşmaya İran’ın uyduğunu açık bir şekilde dile getirmek olacaktır. Bu özellikle önemli bir şeydir. Eğer İran anlaşmaya uymasaydı, durum farklı olurdu. Ama İran’ın uyduğu bu anlaşmanın korunması gerektiği çünkü Avrupalılar ve şu an ABD’de muhalif kanatta olan Liberallerin ortak görüşü mantıklıca ve açık bir şekilde imzalanmış bu anlaşmayla Iran’a uygulayacağımız askeri veya sivil bir baskıyla ulaşabileceğimizden daha fazlasına ulaştığımızdır. Yani şu an ABD’liler Iran halkı tarafından oldukça nefret edilen bir konumdalar, hatta mevcut rejim de hali hazırda çok beğenilmese de. Ama onlar hükumetlerinin istenilen şeyi yapmalarına rağmen halk olarak (ABD tarafından) cezalandırıldıklarını söylüyorlar. Bu tamamıyla Avrupalıların oluşmasını engellemek istedikleri şeydi.

Aynı zamanda ABD’ye ihtiyaç var, ABD’ye Libya’da ihtiyaç var, Suriye politikasında ve Lübnan’da ABD’ye ihtiyaç var. Şimdi 20 Eylül’e kadar bir müzakere süreci söz konusu, hangi dili ve hangi Pozisyonu Avrupalılar ABD’ye karşı almalılar. 

Deniz: ABD’nin (bu zaman içerisinde) Almanya, Fransa veya İngiltere’ye karşı katı yaptırımlar getirebileceklerini düşünüyor musunuz? Yani Nord Stream 2’de karşılaştığımız gibi AB’ye karşı bir yaptırım söz konusu olabilir mi? 

Posch: O zaman şu şekilde bakalım, eğer biz gaz tarafından bakarsak, olay çok farklı görünür. Avrupalıların amacı birçok yerden elde edecekleri oldukça fazla gaz elde etmek, doğal gaz ücretini düşürmek için. Nord Stream 2 ile Rusya Avrupalıların tüm koşullarını kabul etmeliler. Türkiye üzerinden Avrupa’ya giden İran gazı için de İran Türkiye ve Avrupalıların tüm koşullarını yerine getirmek zorundaydılar. Rusya, İran, Libya gazı ve Cezayir gazı gibi kaynaklar Avrupa’nın gaz stratejik pazarı için önemli sadece tüketici olarak değil. Eğer İran düşerse, Rusya bloke edilirse ve Libya’daki gazı çıkarmak mümkün olmazsa, geriye ABD’nin sıvılaştırılmış gazı ve İsrail gazı kalıyor geriye.

Deniz: Evet ama Avrupalılar Tetik Mekanizmasını başlattıklarında ABD tarafından yaptırımlarla tehdit edildikleri söylenmişti.

Posch: Yani söylediğim gibi doğal gaz meselesinden bakarsak, ayrı bir şey. Ama yaptırımlar tarafından bakarsak o da ayrı bir konu tabi ki ikisi de birbiriyle ilintili. Birincisi burada zengin Avrupa pazarı söz konusu. Bu üzerinde konuşulmayan önemli bir konu. İkincisi yaptırım sistemi, bunun iki element söz konusu, ilk element Avrupalılar kendi bakış açılarına göre kesinlikle anlaşmaya uymalılar, aksi takdirde Avrupa Birliği fonksiyonunu yitirir, istisnalardan bahsedebiliriz ama anlaşmaya sadık kalmak önemli. Amerikalıların bu anlaşmaya ihtiyacı yok, bu yüzden tırnak içerisinde söylemek gerekirse İran tarafında duruyorlar. Diğer taraftan Tetik Mekanizmasının başka bir anlamı var. En üstte İran’ı cezalandırma olarak görünüyor ama arkasında ideolojik ve yasal felsefi bir mücadele var. Yani Amerikan kanunları her şeyden öncelikle ekonomide ABD dışında geçerli mi, ya da AB kendi halkına söz verdiği gibi kendisine bağımsız özgür bir yasal alan sağlamak. Burada AB Tetik mekanizmasının getireceği yaptırımları önleme amacı güttü. Ama unutmayınız bu ilk defa olmuyor, 1997’de ABD bunu bir kere denedi, fakat vazgeçti, çünkü Avrupalılar buna karşı kararlı durdular ve dediler ki Avrupalı bir firma ABD’nin yaptırımlarına uyarsa Avrupalı bu firmayı cezalandırırız ve bütün AB ülkeleri tarafından, mekanizma dursun diye. Şimdi ise 10 yıldır ABD’lilerin de razı olacağı bir anlaşma imzalamak umut edildi ve Obama’nın da tamamıyla kabul edeceği. Şimdi Trump ile birlikte anlaşma kesintiye uğradı, burada Avrupalılar İran’ı sevdiği için değil anlaşma kesintiye uğradığı için, denildi ki şimdi dikkat etmeliyiz, Amerikalılar bu işe başlamadan, biz başlatmalıyız kendimizi yaptırımlardan korumak içindir.