ABD-İran-Venezuela Tanker Gerginliği: Kritik Hesaplamalar

ABD'nin Venezuela’ya doğru ilerleyen İran bandıralı petrol tankerlerine müdahale etmemesinin en önemli nedenlerinden biri olası bir krizin İran lehine sonuçlanacağı düşüncesidir.

Durum Özeti

  • Petrol ve benzeri kimyasal türevleri taşıyan Clavel, Faxon, Petunia, Fortune, Forest adlı İran bandıralı tankerler, Akdeniz’i geçerek Venezuela’daki muhtelif limanlara ulaştı.
     
  • Sevkiyatın Venezuela kısmında Venezuela, kara sularına giriş yapan İran tankerlerine deniz ve hava kuvvetleri dâhilinde koruma sağladı.
     
  • ABD savaş gemilerinin, Venezuela’ya doğru ilerleyen İran bandıralı petrol tankerlerine, ambargo ve yaptırımların ihlali gerekçesiyle müdahale etmesi bekleniyordu. Ancak İran bandıralı tankerler hiçbir müdahale olmaksızın sevkiyatı gerçekleştirdi.
     
  • Sevkiyat sürecinde İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif BM’ye konuya ilişkin mektup göndererek ABD tarafından gerçekleştirilecek olası bir müdahalenin hukuksuz olacağını vurguladı. Ayrıca ABD’yi temsil eden İsviçre’nin İran elçisi konu üzerine bakanlığa çağrıldı.
     
  • Bu gelişmelerle birlikte tarafların karşılıklı sert açıklamaları devam etti ancak ABD somut bir müdahalede bulunmadı.
     

Sevkiyat sonrası uluslararası kamuoyunun merak ettiği iki önemli soru bulunmaktadır: İran neden böyle bir girişimi uluslararası kamuoyuna duyurarak yaptı ve ABD neden sevkiyatın durdurulması yönünde bir müdahalede bulunmadı? Bu sorular sürece dair kritik cevapları barındırmaktadır.

Bağlam

  • 2018’de Trump hükûmetinin Nükleer Anlaşma’dan tek taraflı olarak çekilmesinden sonra ABD ve İran arasındaki tansiyon karşılıklı olarak yükselmeye başladı.
     
  • Bununla birlikte ABD’nin İran’a karşı başlattığı “maksimum baskı” politikasının bir sonucu olarak gerginliğin tehlikeli bir şekilde tırmanması hem Basra Körfezi’nde hem de uluslararası sularda etkisini göstermektedir. Yine İran’ın bu politikaya karşılık vermesi gerginliğin yükselmesine elverişli bir zemin hazırlamaktadır.
     
  • ABD, İran’a karşı maksimum baskı politikasını sürdürmek adına tüm araçlarını kullanmaktadır. Diğer taraftan petrol tankerlerinin ulaştığı Venezuela'nın da ABD’nin bir diğer düşmanı Maduro yönetimi altında olması gönderilen petrol tankerlerinin önemini artırmaktadır.
     
  • ABD baskıları ve yaptırımları sonrası ekonomik olarak zorda olan Maduro yönetimine gönderilen petrol tankerleri can simidi niteliğindedir. Yine petrol tankerleri üzerinden gerçekleşecek enerji sevkiyatı, taraflarca iki bağımsız ülkenin dayanışması şeklinde değerlendirilmektedir. Bu dayanışmanın ortak noktasına bakılacak olursa hem Venezuela hem de İran, ABD yaptırımlarına ve ambargolarına maruz kaldığı gibi iki ülkede de ekonomik zorluklar yaşanmaktadır.
     
  • Bu doğrultuda dayanışma sonucu oluşabilecek olası ambargo ve yaptırım ihlalini engellemeyi amaçlayan ABD, Venezuela’ya yapılan bu petrol sevkiyatını dikkatle izlemiştir.

Analiz

  • 2020'deki ABD Başkanlık Seçimlerini kazanmayı hedefleyen Trump yönetimi, İran ile süregelen gerginliği lehte bir sonuca dönüştürme uğraşında. Ancak bazı tartışmalara göre maksimum baskı politikasına karşı İran’ın gerginlik artırıcı bir hamlesi, Trump yönetimini zorda bırakabilir. Bu anlamda İran’ın, ABD yaptırımlarına rağmen açık bir şekilde Venezuela’ya petrol tankeri göndermesi bu gerginlik artırıcı eylemlere bir örnek teşkil etmektedir.
     
  • Tüm kısıtlamaların ve yaptırımların farkında olan İran yönetimi, "Neden tankerleri Venezuela’ya göndererek açık bir şekilde dikkat çekmek istemekte ve aynı şekilde uluslararası sularda devam eden gerginliği doğrudan uluslararası kamuoyuna deklare etmektedir?" soruları İran’ın bu davranışının amacına dair kritik bir önem taşımaktadır. Diğer taraftan "ABD neden İran tankerlerine müdahale etmedi?" sorusu da sürecin anlaşılması adına oldukça değerlidir. Bu anlamda ülkelerin hesaplamalarına bakılacak olursa kritik hamlelerin ve düşüncelerin çarpıştığı bir mücadele tablosu karşımıza çıkmaktadır.
     
  • Esasen bu davranışların gerginliği artırdığı varsayımı, İran’ın süreci uluslararası kamuoyuna senkronize bir şekilde aktarması üzerinden okunabilir. Bu tür bir yaklaşımla İran'ın, gerginlik sürecini kendi lehine çevirmeye çalıştığı gibi ABD kamuoyunu etkileyebilecek bir olayın arayışında olduğu da düşünülebilir.
     
  • Bu noktada bu türden gerginliği tırmandırıcı bir olay, Trump’ın 2020 Başkanlık Seçimlerindeki başarısına olumsuz etki edebileceği gibi maksimum baskı politikasına da zarar verebilir. Özellikle İran’ın olası bir müdahaleye karşılık verecek olması ve bunun meşru bir hak olduğunu Dışişleri Bakanlığı seviyesinden istikrarlı bir şekilde duyurması, olası bir krizde İran lehine güçlü bir zemin oluşturacaktır.
     
  • Sonuç olarak bu türden bir olay; İran için önemli bir fırsat, ABD için tehlikeli bir tuzak olarak değerlendirilmiş olup diğer taraftan olası bir krizin sonuçlarının İran’ın amacına hizmet edeceği düşüncesi de ABD’nin karar alma sürecini etkilemiştir. Ayrıca ABD’nin müdahale etmemesinin en önemli nedeninin bu türden bir sevkiyat sürecinin kısa vadede İran'a belli kazançlar sağlayacağı ancak bu kazançların kısıtlı ve süreli olmasından dolayı kritik bir durum arz etmediği yönündeki hesaplamalar olduğu düşünülebilir.
     
  • Bununla birlikte İran nezdindeki hesaplamalara bakılacak olursa ABD’nin düşman ilan ettiği Venezuela ve İran arasındaki bu ilişki, İran’ın özellikle bölgesel anlamda sürdürdüğü “direniş ekseni” politikasının denizaşırı bir karşılığı olarak değerlendirilebilir. Bu anlamda İran'ın, bu politikanın Orta Doğu ile sınırlı olmadığını gösterme amacı güttüğü düşünülebilir.
     
  • Yine uzun zamandır süregelen yaptırımların ve koronavirüs salgınının da baskısı, İran’ı yeni ekonomik arayışlara sürükledi. İran, altın karşılığında Venezuela’ya rafine petrol göndererek tahmin edilen rakamlara göre 45 milyon dolar değerinde bir ihracat gerçekleştirdi. Ancak İran’ın Venezuela’ya gönderdiği rafine petrol bu anlamda bir temele otursa da süreç dâhilinde kullanılan yöntemin başka niyetler taşıdığı anlaşılabilir.
     
  • Süreç öncesi hesaplamaları şekillendiren motivasyonları inceleyecek olursak olası bir müdahale durumunda, ABD uluslararası sularda deniz taşımacılığını ve seyahat serbestisini ihlal eden taraf olacak ve İran, bu durumu "haydutluk" olarak uluslararası kamuoyuna sunabilecekti. İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif'in BM’ye yazdığı mektup ve İran’ın İsviçre elçisini bakanlığa çağırması İran'ın önceden bu "hukuki hamle" için zemin hazırladığının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Bu durumun farkında olan ABD, müdahale etmeyi makul olmayan bir seçenek olarak görmüş olabilir.
     
  • Öte yandan bir müdahalenin olmaması durumunda İran, tüm baskılara rağmen hâlâ hareket alanına sahip olduğunu ve inisiyatif alabileceğini deklare etmiş olacaktı. Uluslararası kamuoyunda Atlantik'i aşıp, Latin Amerika'ya ulaştığını ve yakıt sorunuyla karşı karşıya kalan Maduro yönetimine yardım ederek gücünün denizaşırı bir projeksiyonda olduğunu göstermiş olacaktı.
     
  • İç kamuoyuna gelince İran hâlen ayakta olduğunu kendi tabanına kanıtlamış olacak ve bu anlamda bir dış politika zaferi ilan edecekti ve öyle de oldu. İran uluslararası anlamda amacına ulaşmış taraf olarak değerlendirildi ve bu durum iç siyasette güç konsolidasyonuna katkı sağladı.
     
  • Bununla birlikte iç siyasette yaptırımların etkisiyle ekonomik olarak sıkıntı yaşanan İran’da benzin zammının ardından Kasım 2019’da ülke genelinde gösteriler patlak vermişti. Reuters rakamlarına göre gösteriler boyunca 1.500, İran hükûmetinin son açıkladığı rakamlara göreyse 225 kişi öldü. Benzin konusunda iç problemleri bulunan İran, koronavirüs salgını sürecinde benzin kullanımında düşüş olunca depoladığı benzinleri Venezuela'ya göndererek ekonomik ve siyasi getiri hedefledi. Fakat karantina kalktıkça İran'ın iç talebe yetecek benzinin üretiminde bile zorlanacağını varsayarsak, ciddi benzin krizi yaşayan Venezuela'ya ihracatı devam ettiremeyeceği öngörülebilir. Her ne kadar Venezuela’ya yeni sevkiyatların olacağı yönünde resmî açıklamalar yapılsa da İran’ın mevcut durumu bu ihracatın ancak sembolik bir şekilde sürdürülebileceğine dair güçlü emareler barındırmaktadır.

İran, Venezuela, Tanker Gerilimi, ABD