Afganistan'ı Bekleyen Yeni Tehlike

Rahimullah Farzam Araştırmacı, Dış Politika

İran'ın Suriye savaşında Esed güçleri safında savaşa dahil ettiği Şii milis güçlerini geleneksel nüfuz alanı olarak gördüğü Afganistan’a taşıma ihtimali, Afgan makamlarını endişelendiriyor.

İran, bölgesel rekabet ve çatışma ortamında kendi güdümünde hareket eden devlet dışı aktörler oluşturma ve bunları mobilize etmede tecrübe sahibi bir ülke.

1979 devriminden bu yana bölgesel nüfuzunu artırmaya yönelik yayılmacı bir politika izleyen İran, Ortadoğu’daki çatışmalara doğrudan müdahale etmek yerine vekalet savaşı stratejisi yürütmüş bu doğrultuda Şii nüfusuna sahip ülkelerden toplayarak örgütlediği Şii milisleri, çatışma bölgelerinde etkin olarak kullanmıştır. Yakın zamanda “Direniş Ekseni” söylemiyle Suriye, Irak ve Yemen’deki çatışmalarda Şii milisleri, kendi ideolojik çıkarları doğrultusunda savaşa süren İran’ın rehberlik ettiği milis gruplardan biri de Fatimiyyun Tugayı.

Fatimiyyun Tugayı 2013 yılında İran Devrim Muhafızları dış operasyonlar birimi olan Kudüs Gücü bünyesinde kurulan ve büyük oranda İran’daki Hazara kökenli Şii Afgan göçmenlerden oluşan bir milis grubu. Suriye savaşında aktif rol oynayan söz konusu örgüt, Irak’ta ve son olarak Yemen’de Husilerin yanında savaştı. Büyük bölümü hâlâ Suriye’de bulunan örgütün akıbeti, savaşın Esed rejimi lehine değişmeye başlamasıyla birlikte merak konusu oldu. Örgütün Şii Afganistanlılardan oluşması ve Tahran yönetiminin Afganistan’daki nüfuzu düşünüldüğünde İran’ın, Şii yayılmacılığı stratejisi kapsamında örgütü, Afganistan’a taşıma ihtimali söz konusu. Bu sebeple Kabil yönetimi, pek çok defa Afganistan vatandaşlarının Tahran’ın ideolojik hedefleri doğrultusunda başka bir ülkede savaştırılmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirerek örgütün dağıtılması yönündeki taleplerini Tahran yönetimine iletti. Ayrıca uzun yıllardır vekalet savaşlarından zarar gören Afganistan’da, yeni bir ideolojik ve mezhepsel savaşa mahal vermemek için Fatimiyyun Tugayı yasa dışı ilan edildi ve bu örgütün ülkeye yayılmasıyla mücadele kapsamında İran adına savaşçı istihdam ettiği gerekçesiyle birçok kişi tutuklanarak hapse atıldı.

Afganistan'ın Milli Güvenliği Açısından Tehdit

Ancak kanıtlar, Suriye’de savaşın şiddetinin nispeten azalmış olmasına rağmen, İran Devrim Muhafızları tarafından yapılan gizli militan istihdamının Hazaraların yoğun olarak yaşadığı Kabil, Herat, Bamyan ve Daykundi vilayetlerinde devam ettiğini gösteriyor. Özellikle son dönemde ağırlıklı olarak Şiilerin yaşadıkları bölgelerin Taliban ve DEAŞ gibi mezhepçi örgütler tarafından hedef alınmaya başlamasıyla kendini Fatimiyyun Tugayı’nın çatısı altında gösteren grupların, bazı bölgelerde silahlı faaliyetlere giriştiklerine dair işaretlere rastlandı. Bu gelişmeler üzerine 16 Kasım 2018’de bir dizi istihbarat, güvenlik ve araştırma uzmanının katılımıyla Kabil’deki Afganistan Stratejik Araştırmalar Enstitüsünde bir toplantı düzenlendi. Fatimiyun Tugayı’nın son zamanlarda Afganistan’da giderek artan faaliyetlerine dikkat çekilen toplantıda, söz konusu örgütün Afganistan ulusal güvenliği için potansiyel tehdit olduğunun altı çizildi.

Uzmanlara göre İran, kontrolündeki Şii milisleri Taliban, el-Kaide ve DEAŞ gibi mezhepçi örgütlerle savaşmak bahanesiyle Afganistan’a taşıyabilir. Günümüzde başta başkent Kabil olmak üzere Hazaraların yoğun olarak yaşadığı şehirlerde faaliyet gösteren ve Devrim Muhafızları Ordusu tarafından finanse edilen yaklaşık 4 bin Şii militanın bulunduğu tahmin ediliyor.

Savaş Mezhepsel Bir Yöne Gider mi?

2016 yılından itibaren DEAŞ, Suriye’de Esad rejimi safında savaştıkları gerekçesiyle Hazaralara yönelik birçok bombalı saldırı düzenledi. Şiilere ait cami, kültür ve eğitim merkezleri ile Şiilerin düzenledikleri toplu yürüyüş ve etkinlikler, DEAŞ tarafından üstlenilen ve onlarca insanın hayatını kaybettiği ya da yaralandığı intihar saldırılarının hedefi oldu. Bugünlerde ise Hazaraların ana vatanı olarak bilinen Hazaracat’taki Uruzgan, Vardak ve Gazne vilayetleri Taliban tarafından düzenlenen yoğun ve şiddetli saldırılarla gündeme geliyor.

Taliban, bu saldırıları, bölge halkının Taliban’a direnen yerel komutanları ve Fatimiyyun Tugayı’nı desteklediği gerekçesiyle açıklamakta. Her ne kadar Taliban, bu saldırıların belli bir etnik gruba yönelik olduğu yönündeki iddiaları reddetse de saldırıların Hazara kökenli Şiileri hedef aldığına dair genel bir kanı söz konusu. Bir taraftan Hazaralar devletin kendilerinin güvenliği için yeterli çabayı göstermediği gerekçesiyle geniş katılımlı protesto yürüyüşleri düzenlerken diğer taraftan kendini Fatimiyyun Tugayı’nın bir parçası olarak ilan eden milis grupların, söz konusu bölgelerde Şiileri savunmak adına faaliyete başladıklarına dair bilgiler medyaya yansıyor.

DEAŞ, Taliban ve Hakkani gibi mezhepçi örgütlerin aktif olduğu bölgede, Şiileri korumak adına savaştığını iddia eden bir başka mezhepçi grubun ortaya çıkması, Afganistan savaşının yönünü tamamen değiştirerek ülkeyi, Irak ve Suriye’deki gibi mezhepsel çatışmaların yaşandığı bir alana çevirebilir. Bu durumun Afganistan nüfusunun ancak yüzde 15-20’lik kısmını oluşturan Şiilerin can güvenliği açısından büyük bir tehlike oluşturacağı unutulmamalı. Muhafazakâr Sünnilerin çoğunluklu olduğu ülkede Fatimiyyun Tugayı’nın yurt dışındaki “cihatçı Sünnilere” karşı faaliyetleri zaten mezhepçi bir yaklaşım olarak algılanmaktadır.

Öte yandan Şii azınlıklara düzenlenen saldırılar ise Afganistan’da mezhepsel ayrışmayı derinleştirdiği gibi Şii Afganlar nazarında İran’ın Ortadoğu’daki yayılmacı politikalarına meşruiyet kazandırarak militan devşirmesine zemin hazırlamaktadır. Afganistan’ı geleneksel nüfuz alanı olarak gören Tahran’ın, ülkede her geçen gün daha görünür hâle gelen mezhepsel anlaşmazlık ortamından da yararlanarak Fatimiyyun Tugayı’nı Afganistan’a taşıması kuvvetle muhtemeldir. Özellikle ABD’nin Afganistan’dan çekilme planları yaptığı bir ortamda, güç temerküz etmede devlet dışı aktörleri araçsallaştırmayı başlıca strateji olarak benimseyen Tahran yönetiminin Afganistan’da nüfuz alanını genişletmek için harekete geçeceği endişesi Afgan makamlarında da endişe konusu.

Suriye’deki iç savaşta tecrübe kazanan ve İran’daki rejim ile bağları güçlenen Şii milislerin gelecekte tekrar İran’ın yönlendirmesiyle hareket edeceği ihtimali yabana atılmamalı. Bu bağlamda Fatimiyyun Tugayı adı altında Suriye’de savaşan binlerce Afgan uyruklu silahlının, gelecekte Afganistan’ın ulusal güvenliği açısından tehlike oluşturması kaçınılmaz görünüyor. Fatimiyyun Tugayı’nın, Afganlar tarafından ülkelerindeki istikrarsızlıkta parmağı olan ülkelerden biri olarak görülen İran bağlantılı mezhepsel bir örgüt olması sebebiyle savaşın mezhepsel bir boyut kazanması Afgan yetkilileri endişelendirmektedir.

Bu makale 10.12.2018 tarihinde Anadolu Ajansında yayımlanmıştır.

https://www.aa.com.tr/tr/analiz-haber/afganistani-bekleyen-yeni-tehlike/1334523

Irak Seçim Sonuçları ve İran

Taylan Çökenoğlu

Seçim sonuçlarındaki en büyük sürpriz Mukteda es-Sadr’ın Sair’un Koalisyonu’nun zaferi olmuştur. Sair’un koalisyonu “Iraklılık” bilincine vurgu yaparken İslamcıları, komünistleri ve liberalleri aynı safta bir araya getirmiştir.

İran Devrimi 40. Yılında Tartışılmaya Devam Ediyor

Serhan Afacan

1979 İran Devrimi’nin üzerinden kırk yıl geçti ve bu yıllar İran’ı birçok açından dönüştürdü.

echo 'test';