Ahmedinejad’ın Adaylığına Yönelik Tepkiler ve Muhtemel Sonuçlar

HABER ANALİZ 17.04.2017
Rahimullah Farzam Araştırmacı, Dış Politika

Eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, daha önce aday olmayacağını açıklamasına rağmen, 12. dönem Cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday oldu. 12 Nisan 2017’de adayların kayıt yaptırdığı merkeze gelen Ahmedinejad,  kaydını yaptırdıktan sonra düzenlediği basın toplantısında yol arkadaşı Hamid Bekayi’ye destek olmak için aday olduğunu açıkladı. Dini Lider Hamenei’nin kendisini aday olmaktan men etmediğini ileri süren Ahmedinejad, halkın aday olması yönündeki yoğun ısrarına rağmen, Hamenei’ye verdiği söze bağlı kalacağını ifade etti. Ancak tüm siyasi kariyeri boyunca çıkışlarıyla kamuoyu zihninde tahmin edilemez bir siyasetçi imajı bırakan Ahmedinejad, bu hareketiyle de birçok kişinin kafasında soru işareti oluşturmayı başardı.

Basın toplantısında adaylığının Bekayi’ye destek olmaktan başka bir amaç taşımadığının altını çizen Ahmedinejad, aynı basın toplantısında bir gazetecinin yönelttiği “Bekayi’ye destek olmak için gelmeniz yeterliydi. Neden aday oldunuz?” şeklindeki soruyu, “Bugün doktora gidersiniz, doktor su içme der ama altı ay sonra tekrar gidersiniz, doktor su içmen gerekiyor der.” şeklinde yanıtlayarak bir kez daha kafalarda soru işareti bırakmayı başardı. Nitekim Ahmedinejad’ın adaylığı basına yansır yansımaz farklı kesimlerden birbirinden ilginç tepkiler geldi. Özellikle eski yol arkadaşları olan muhafazakârlar Ahmedinejad’ın adaylığından en rahatsız olanlardı. Başta muhafazakârlara yakınlığıyla bilinen Farsnews, Tasnim, Mehr gibi birçok önde gelen medya organları/haber ajansları ve kamuoyunda muhafazakâr kimliğiyle bilinen gazeteci ve siyaset adamları sert ifadelerle Ahmedinejad’a yüklendiler. Ahmedinejad’ın adaylık için kayıt yaptırdıktan hemen sonra düzenlediği basın toplantısını boykot eden Farsnews, Ahmedinejad’ın adaylığını “Arsızlık ve Kendini Beğenmişlik” başlığıyla okuyucularına duyurdu. Haberde, Ahmedinejad’ın daha önce bizzat Hamenei’ye gönderdiği mektupta aday olmayacağını ifade ettiğine dikkat çekilerek, buna rağmen aday olmasının, onun ne kadar kendisiyle çelişen ve yalancı biri olduğunu kanıtladığı vurgulandı.

Bir diğer muhafazakâr haber ajansı Rajanews ise, haberi “Ahmedinejad, Ruhani iktidarının 8 yıl olmasına yardım etmek için tüm gücüyle sahaya indi” başlığıyla manşetten okuyucularına duyurdu. Ahmedinejad’a yönelik muhafazakâr kanattan gelen yoğun saldırılar bunlarla sınırlı kalmadı. Ünlü muhafazakâr siyasetçi İlyas Naderan ya da 2009 seçimlerinde Ahmedinejad’ın en büyük destekçilerinden biri olan Rajanews genel yayın yönetmeni Ali Nadiri gibi birçok ünlü muhafazakâr gazeteci ve siyasi aktivist sosyal medya üzerinden yaptıkları açıklamalarla Ahmedinejad’ı hedef aldılar. İlyas Naderan, Ahmedinejad’ın adaylığını onun sonu olacağı şeklinde değerlendirirken; Rajanews genel yayın yönetmeni Ali Nadiri ise, kişisel Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Ahmedinejad’ın adaylığını İngiliz gizli servisinin bir oyunu olarak nitelendirdi. Öte yandan muhafazakârlara yakın önemli sosyal medya gruplarında da Ahmedinejad’ın bu beklenmedik çıkışı yoğun biçimde eleştirildi. “Yeni Fitneci” adlı bir hashtag aracılığıyla paylaşılan yorumlarda Ahmedinejad’ın adaylığının zor durumdaki Ruhani’nin yeniden iktidara gelmesi için büyük bir fırsat sunduğu üzerinde duruldu.

Bu kapsamda Muhafazâklar, Ahmedinejad’ın adaylığına yönelik genel olarak iki temel eleştiri yöneltmektedirler: Birincisi, Hamenei’ye verdiği sözü hiçe sayarak aday olması; ikincisi de Ahmedinejad’ın çok kritik bir dönemde adaylığını açıklamak suretiyle tüm dikkatleri üzerine çekmesi ve Ruhani’nin dört yıllık ‘kötü yönetimini’ gündem dışına itmesi olarak sayılabilir. Bu açıdan, her ne kadar Ahmedinejad’ın adaylığının Anayasa Koruma Konseyi tarafından onaylanma ihtimali düşük olsa da adaylığının en çok Ruhani’ye yarayacağına inanılmaktadır.

Buna karşılık reformcuların ise, Ahmedinejad’ın adaylığını muhafazakârlara göre daha soğukkanlı ve ihtiyatla karşıladıkları söylenebilir. Ahmedinejad’ın adaylığı konusunda reformcuların görüşleri, muhafazakârlara göre daha fazla çeşitlilik arz ederken; ortak noktaları ise muhafazakârların aksine reformcuların bu gelişme karşısında şaşırmamaları olmuştur. Yapılan açıklamalara bakılırsa birçok reformcu için Ahmedinejad’ın adaylığı çok da beklenmedik bir gelişme değildi. Örneğin, Sadık Zibakelam, Ahmedinejad’ı iyi tanıyan birinin onun bu hareketi karşısında şaşırmaması gerektiğini ifade etti. Diğer bir reformcu Ali Tacirniya’ya göre ise Ahmedinejad’ın adaylığı aylar öncesinden tahmin edilebilir bir gelişme idi. Çünkü ona göre Ahmedinejad 2005’ten beri izlediği politikayla kendisinin bu anlamda tahmin edilemez ve güvenilmez biri olduğunu ortaya koymuştur. Ahmedinejad’ın adaylığına şaşırmayanlardan biri de reformcu gazeteci Said Leylaz’dı. Leylaz’a göre Ahmedinejad’ın adaylığı büyük ihtimalle Anayasa Koruma Konseyi tarafından onaylanmayacaktır. Ancak onaylanması durumunda ise Ruhani, Reisi ve Ahmedinejad üçlüsü arasında geçen bir seçim yarışı kimin ne kadar taraftarı olduğunu ortay çıkarması açısından önemli olacaktır.  Şu ana kadar Ahmedinejad’ın adaylığı konusunda en sıra dışı görüş ileri süren reformcu ise Said Haccariyan oldu. Haccariyan’a göre Ahmedinejad’ın adaylığı Hamenei’nin onayı ile gerçekleşti. Çünkü Hamenei, seçimin iki kutuplu olmasını engellemek için Ahmedinejad’ın adaylığına onay vermiştir. Ona göre Ahmedinejad, Rafsancani’nin 2013 seçimindeki rolünü oynamak istemektedir. Hem Bekayi hem Ahmedinejad’ın adaylıklarının Anayasa Koruma Konseyi tarafından reddedileceğini ileri süren Haccariyan, Ahmedinejad’ın 2013 seçimlerinde Rafsancani’nin yaptığı gibi “Beni engellediler, oyunuzu benim desteklediğim filanca adaya verin” diyerek mağdur rolü oynamayı planladığını ifade etmektedir. Ahmedinejad’ın etrafındakiler arasından Anayasa Koruma Konseyi’nin onayını alabilecek kişinin Ahmedinejad’ın eski danışmanı Seyyid Müçteba Haşimi olduğunu iddia eden Haccaryan, Ahmedinejad’ın asıl adayının da bu kişi olduğunu savunmuştur.

Muhtemel Senaryolar ve Sonuçları

Şu ana kadar yapılan açıklamalara bakacak olursak, Ahmedinejad’ın adaylığının tüm ilgili taraflar açısından bir takım olumlu ve olumsuz sonuçları olacağı kesin görünmektedir. Bu sonuçların niteliği de bundan sonra Ahmedinejad’ın nasıl bir yol izleyeceğine bağlı olarak değişecektir. Bu konuda üç muhtemel senaryo üzerinde durulabilir: Birincisi, Ahmedinejad’ın basın toplantısında da belirttiği gibi “Hamenei’ye verdiğim söze bağlı kalacağım” diyerek birkaç gün sonra adaylığını geri çekmesidir. Bu süre içerisinde de muhtemel talepleri konusunda ilgili merci veya kişilerle bir uzlaşma zemini aramasıdır. Bu da muhtemelen Bekayi’nin adaylığının AKK tarafından reddedilmeyeceğine dair garanti alması anlamına gelecektir. Çünkü geçmiş yıllarda Rafsancani ve Hasan Humeyni gibi rejimin üst düzey isimlerinin bile adaylıklarının AKK tarafından reddedildiği dikkate alınacak olursa, yolsuzluk iddiaları nedeniyle yaklaşık 8 ay tutuklu kalan Bekayi açısından da bu ihtimalin fazlasıyla geçerli olduğu ifade edilebilir. Dolayısıyla Ahmedinejad, adaylıktan çekilmesini Bekayi’nin adaylığının teyit edilmesi için bir pazarlık aracı yaparak bir tür emniyet sibobu görevi üstlenmeyi hedeflemektedir. Nitekim Ahmedinejad, basın toplantısında “Bekayi’nin adaylığının AKK tarafından onaylanmaması için hiçbir sebep yoktur. Onaylanmaması durumunda da başka araçları devreye sokacağız” diyerek bir taraftan ilgili mercilere gözdağı verirken, diğer taraftan ise bu konudaki endişesini ortaya koymuş oluyordu.

İkinci senaryo, yıllardır kendisini siyasi arenadan tamamen uzaklaştırmak isteyen Hamenei cephesine karşı bir intikam duygusuyla hareket ederek onları daha yıkıcı ve yıpratıcı bir sürece sürüklemeyi planlamasıdır. Ahmedinejad’ın adaylığı AKK tarafından onaylanmazsa, bu durum büyük bir tartışmaya yol açacaktır; 12 Mayıs 2017’deki seçimde yarışma fırsatı elde etmesi de hem Hamenei’nin itibarını zedeleyeceği hem de muhafazakâr taban oylarını böleceği için onların göze almak istemeyeceği bir durum olarak değerlendirilmektedir. Dolayısıyla adaylığı konusunda direnen bir Ahmedinejad’ın, Hamenei cephesi için siyasi maliyeti ağır olacaktır. Nitekim, Ahmedinejad cephesine ait sosyal medya gruplarında en çok dinlendirilen senaryolardan biri de budur.

Son senaryo ise, adaylığının AKK tarafından onaylanmayacağının farkında olan Ahmedinejad’ın sonuna kadar direnip, sonunda da 2013 yılındaki Rafsancani gibi taraftarlarına kendisinin engellendiği iddia ederek belirlediği adaya oy vermelerini istemesidir. Bu üç senaryoya göre de taraflar açısından Ahmedinejad’ın adaylığının etkisi olumlu veya olumsuz anlamda değişebilecektir. Ancak her halükarda değişmeyecek olan tek şey ise Ahmedinejad’ın belki de en büyük sermayesi olan rejim nezdindeki son kredilerini de tamamen harcamasıdır. Son olarak unutulmaması gereken son konu da, Ahmedinejad’ın adaylığıyla orta çıkan tüm bu tartışmalardan yararlanan bir başka ismin de Cumhurbaşkanı adayı İbrahim Reisi’nin olduğudur. Çünkü adaylığını açıkladığından bu yana, özellikle 1987’deki katliamdaki rolü nedeniyle çeşitli ulusal ve uluslararası haber ajansları tarafından oldukça sert eleştirilere maruz kalan Reisi’nin üzerindeki eleştiri okları bir süreliğine de olsa başka taraflara yönelecek gibi görünmektedir.

Rahim Farzam

ABD ile Taliban Arasında Devam Eden Müzakerelerin Akıbeti

Rahimullah Farzam

Trump’ın aceleci tavrı, Afganistan meselesine çözüm bulmaktan ziyade ABD’yi sorunun tarafı olmaktan çıkarmak veya sorunun ABD’ye yüklediği maliyeti düşürmekle ilgilidir.

İran’dan Mülteci Tehdidi

Rahimullah Farzam

İranlı yetkililerin verdikleri rakamların doğru olup olmaması bir yana söz konusu yetkilerce mültecilerin nükleer anlaşma çerçevesinde bir pazarlık veya tehdit unsuru olarak öne sürülmesi ne etik ne de gerçekçidir.