Altı Soruda Tahran’ın Kürt Açılımı

GÖRÜŞ 12.07.2019
Hadi Khodabandeh Loui Araştırmacı, Şiilik Koordinatörlüğü

İran güvenlik güçleri ve Kürt militanları arasında aniden bir “diyalog sürecinin” başlatılması pek çok soru işaretine yol açtı.

İran Kürdistanı Demokrat Partisi (İKDP), Kürdistan Demokrat Partisi-İran (KDP-İ), İran Kürdistanı Komele Partisi ve Komele-yi Zahmetkeşan-ı Kürdistan olmak üzere dört silahlı örgütün, NOREF arabuluculuğuyla İran Yüksek Güvenlik Konseyi temsilcileriyle Oslo şehrinde bir araya geldiklerine ilişkin haber gündeme bomba gibi düştü. Son bir yılda, İran ve ABD arasında tırmanan gerginliğe paralel olarak İran güvenlik güçleri ve Kürt militanları arasındaki çatışmalarda büyük bir artış yaşanırken aniden bir “diyalog sürecinin” başlatılması ve Washington koridorlarında temaslarda bulunan İKDP ve Komele gibi örgütlerin de bu kritik dönemde Tahran ile masaya oturması pek çok soru işaretine yol açtı.

1. Tarafları Kim Temsil Etti?

İran Milli Güvenlik Konseyinin onayıyla gerçekleşen görüşmede İran heyetine deneyimli diplomat Seyyid Muhammed Kazım Seccadpur başkanlık etti. Tahran’la Kürt gruplar arasındaki görüşmelerin geçmişine bakıldığında İstihbarat Bakanlığı Kürt Masası yetkililerinin süreçlerde İran tarafını temsil ettiği bilinmektedir. Ancak bu defa İran heyetine Seccadpur gibi yüksek profilli bir diplomat tarafından başkanlık edilmesi Tahran’ın son görüşmelere dair karşı tarafa farklı bir perspektiften bakmaya başladığı imajını vermek istediği şeklinde yorumlanabilir.

Kürt taraflardan İKDP ise görüşmelere genel başkan yardımcısı seviyesinde katıldı. İKDP’nin Tahran ile yaptığı daha önceki görüşmede örgütün genel başkanı Abdurrahman Kasımlu’nun görüşme sırasında suikasta uğraması göz önüne alındığında Kürt grubun bu görüşmeye daha düşük profilli bir temsilci ile katılmayı tercih etmesinin nedeni daha net görülmektedir.

Parti merkezinin geçtiğimiz 2018 Eylül tarihinde Devrim Muhafızlarının füzeli saldırısına uğradığı KDP-İ’yi ise örgüt karar alma kurulu üyesi temsil etmektedir.

Oslo’da görüşmeye katılan heyetlerin müzakerenin ardından sonuçları üst mercilere bildirmek üzere Tahran ve Kuzey Irak'a döndükleri ifade edilmektedir.

2. Oslo Görüşmelerine Katılan Kürt Örgütlerinin Sahadaki Etkinliği Nedir?

İran’da silahlı faaliyet gösteren ve Kürt toplumu içerisinde bir tabanı olan İKDP, KDP-İ, Komele ve Komele-yi Zahmetkeşan’ın Tahran’la masaya oturmasına karşın, saldırı biçimleri ve terör üretme kapasitesi itibariyle daha çok öne çıkan terör örgütü PJAK görüşmelere katılmamıştır.

PJAK bağlantılı kaynaklar, görüşmeye katılan Kürt heyetlerini eleştirerek bunların “Kürdistan halkını temsil etmediğini” ileri sürmüştür. Fakat söz konusu örgütlerin son 40 yıldaki faaliyetleri dikkate alındığında bu örgütlerin İran Kürtleri arasında önemli bir tabana sahip olduğu ve meşru aktör olarak görüldüğü ifade edilebilir.

3. Norveçli NOREF Kuruluşu Süreçte Nasıl Bir Rol Üstleniyor?

Silahlı örgütler ve devletler arasında arabuluculuk alanında faaliyet gösteren NOREF (Norwegian Centre for Conflict Resolution), bundan önce Kolombiya Devleti’yle FARC isyancıları arasındaki barış görüşmelerinde başarılı bir rol üstlenmişti. NOREF'in İran yönetimiyle bağlantısı bu kuruluşun Esad yönetimi ve muhalifler arasında arabuluculuk yaptığı döneme dayanmaktadır. “Gayrı resmî diplomasi yürüttüğünü” ifade eden Norveçli kuruluşun İran ve silahlı Kürt örgütleri arasında görüşmelerin başlatılması için bir buçuk yıldan beri çaba gösterdiği ve bu çerçevede Tahran ve Kuzey Irak'a heyetler gönderdiği biliniyor. Ocak ayında Tahran’ı ziyaret eden NOREF heyeti İran eski Dış İşleri Bakanı Kemal Harrazi’yle bir araya gelmişti.

İKDP başta olmak üzere Kürt örgütlerinin geçmişte yaşanan suikastlardan “ders çıkararak” İran'la doğrudan masaya oturmayacaklarını ön görmek mümkündür. Üçüncü bir taraf olmadan masaya oturmayacaklarını bildiren Kürt örgütler her yıl düzenli olarak NOREF tarafından ziyaret edilmekte ve örgütlerin silahlı çatışmayı sonlandırmasının yolları aranmaktadır.

4. Kürtlere Yönelik “Açılım Projesi”nde Tahran’da Görüş Ayrılığı Var Mıdır?

“Açılım projesi”nin bir parçası olarak nitelendirilebilecek Kürt Ünlüleri Kongresi’nin düzenlenmesi ve İran’ın Erbil maslahatgüzarının Kürdistan Yurtseverler Birliği’ni devreye sokarak 40 yıldır sürgün hayatı yaşayan Kürt sanatçı Mazhar Halıki’nin kongreye katılımını sağlaması, hükûmete yakın medyada Ruhani’nin başarısı olarak geniş bir yer bulmuştur. Fakat hükûmet karşıtı medya organları bu durumu göz ardı etmiştir. Aynı zamanda İran tarafından Oslo görüşmesi sürecindeki etkin isimlere bakıldığında Seccadpur ve Harrazi gibi Zarif’e yakın isimlerin ön planda olması ve İran’ın derin güvenlik yapılanmasına yakın figürlerin sürecin içinde gözükmemesi Tahran’da bir görüş ayrılığının yaşandığı ihtimalini akla getirmektedir. Yine de sahada Kürt örgütlere karşı sınır illerinin güvenliğini sağlayan Devrim Muhafızları Ordusunun son günlerde Kuzey Irak'taki İKDP, KDP-İ ve Komele-yi Zahmetkeşan mevzilerine saldırıları da dikkate alındığında bu savın gerçeklik payı artmaktadır.

5. Kürt Gruplar Ne İstiyor?

ABD ile yaşanacak muhtemel bir çatışmada Kürt örgütleri silahlı isyan başlatabilecek ve ülkenin batı sınırlarını ciddi bir şekilde istikrarsızlaştırabilecek kapasiteye sahiptir. Nitekim ABD’nin Mayıs 2018’te nükleer anlaşmadan çekildiği tarihten itibaren İran’ın batı sınırlarında kuzeyde Çaldıran bölgesinden güneyde Cevanrud bölgesine kadar 600 kilometrelik bir hatta devamlı saldırılar yapılmıştır.

Kürt kaynakların basına sızdırdığı bilgilere göre silahlı örgütler İran’la resmî olarak diyaloğa girmek için birtakım ön koşullar öne sürmüştür. Bunlar:

  • Tahran, Kürdistan’da faaliyet gösteren siyasi ve sivil aktivistlere uyguladığı baskıya son vermeli ve sivil alanda yürütülen siyasi faaliyetlere alan açmalıdır.
  • Tutuklanma tehdidiyle karşı karşıya kalan aktivistlerin İran’a geri dönmesine izin vermelidir.
  • Devrim Muhafızları Ordusunun Kürt milislere karşı saldırıları son bulmalıdır.
  • Görüşmeler açık olmalıdır.
  • İran yönetimi, Kürt meselesinin çözümü için diyalog kurma isteğini resmen açıklamalıdır.

Oslo Görüşmesi’ne katılan KDP-İ ve Komele-yi Zahmetkeşan örgütlerinin perşembe günü yaptıkları açıklamalar Kürt grupların diyalog sürecine dair yaklaşımlarıyla ilgili ipucu vermektedir. KDP-İ Sözcüsü Asu Hasanzade’nin DW’ye verdiği demeçte, “Oslo’da gerçekleşenlerin” sadece ilk temaslar olduğunu bunun müzakere anlamına gelmediğini ifade etmiştir. Komele-yi Zahmetkeşan Genel Sekreteri Ömer İlhanizade de “İslam Cumhuriyeti’nin müzakere etmeye istekli olup olmadığını ve şartlarımızı kabul edip etmeyeceğini görmemiz gerekiyor.” şeklinde konuşmuştur. Bu demeçlerden de anlaşıldığı üzere bir diyalog sürecinden bahsetmek için henüz çok erkendir.

6. Tahran Ne Gibi Bir Strateji İzliyor?

Görüşmenin ilk turunun basına sızdığı 8 Temmuz tarihinden itibaren devam eden yoğun çatışma ve Kuzey Irak’taki mevzilerin DMO tarafından roketli ve SİHA’lı saldırılara uğraması en azından Tahran’ın “çatışmasızlık” ön koşuluna bağlı olmadığını göstermektedir. Peki çatışmaya devam eden İran’ın gerçek stratejisi nedir?

Tahran’ın daha önceki müzakere süreçlerindeki performansı ve içinde bulunduğu “kuşatma” durumu dikkate alınırsa, müzakere sürecinde iki amacı hedeflediği ifade edilebilir:

  1. İran yönetimi 2013 ve 2014 yıllarında İKDP’yle yürüttüğü görüşmelerde herhangi bir geri adım atmamış ve sadece İKDP’yle temas kurmak üzerinden bu örgütün bölgedeki gelişmeleri nasıl okuduğunu anlamak istemiştir. Yönetim PJAK'ın tutumunu tahmin ettiği, başka bir deyişle olası bir çatışmada PJAK'ın ABD safında yer alacağından emin olduğu için bu örgüt dışındaki Kürt gruplarının muhtemel bir dış müdahale durumunda ne tepki vereceklerini öğrenmek istemektedir.
  2. Kürt örgütlerini “silahlı çete” olarak gören Tahran, bu örgütleri muhatap alarak doğrudan onlara uyarı iletmeyi amaçlamış olabilir. Bu görüşmelerde Tahran, Kürt örgütlerinin dış güçlerle iş birliğine ağır fatura keseceğini ve Kuzey Irak’taki mevzilerini “yerle bir edeceğini” söz konusu gruplara iletmek isteyebilir.

İran, İKDP, KDP-İ, Komale, PJAK, NOREF

Körfez’de Tanker Krizi ve Muhtemel Senaryolar

Hadi Khodabandeh Loui

Saldırı yerinin İran Devrim Muhafızları'na ait donanma üssünün bulunduğu Cask Limanı’na yakın olması ve Shinzo Abe’nin Tahran ziyaretiyle saldırının eş zamanlılığı dikkatleri İran’ın üzerine çevirdi.

Devrimin 40. Yılında 'Siyasi Fıkıh' ve Pragmatizm Arasında İran

Hadi Khodabandeh Loui

Devrimden önce Humeyni, Şii ilim havzalarına imkân verildiği taktirde “siyasî fıkhı” geliştireceklerine ve Şii ulemanın toplumsal, ekonomik ve siyasî bütün sorunlara çözüm üreteceğine inanmaktaydı.