İran yönetimi şu ana kadar başarıyla yürüttüğü ikili sistemde meydana gelen uçurumu hızlı bir şekilde kapatmak zorunda olduğunu biliyor ve bunda en önemli görev hiç şüphesiz uğruna büyük fedakârlıklar yapılan yeni Cumhurbaşkanı Reisi’ye düşecek.
Reformcular, siyasi zirveden silineli çok olsa bile Rafsancani-Ruhani-Laricani çizgisinin İran siyasetinden tasfiye edilmesi farklı çağrışımlar yapıyor ve bu seçimlerin diğer beş seçimden farkının ne olduğu sorusunun sorulmasına neden oluyor.
Seçimlere kırk günden az bir süre kala müesses nizam seçim mühendisliği hamlelerini tekrarlarken muhtemel adayların farklı stratejiler izleyerek birbirleriyle rekabet ettiği görülmektedir.
İran siyasetinde son bir haftada yaşanan hızlı gelişmelerin neticesinde reformcuların en güçlü potansiyel cumhurbaşkanı adayı olan Zarif’in siyasi kariyerinin noktalandığı görülmektedir.
11. Dönem Meclisinin göreve başlamasıyla birlikte milletvekillerinin gündeminde olan Cumhurbaşkanlığı Seçim Yasası’nda bazı değişiklikler yapıldı.
Muhammed Yezdi, Velayet-i Fakih teorisini destekleyen, reform hareketini eleştiren ve önemli makamlarda görev alan bir din ve devlet adamıydı.
Almanya, Fransa ve İngiltere’den oluşan Avrupa üçlüsü, geçtiğimiz dört yıl boyunca izlediği pasif tavrını terk ederek yeni dönemde İran meselesinde daha önemli bir rol üstlenme çabasındadır.
Fahrizade suikastının ilk somut neticesi, Nükleer Anlaşma’nın kaderini belirleme kapasitesine sahip Kanun’un onaylanması olmuştur.
İran’ın Suriye’deki güçlü alan hâkimiyeti Moskova’nın Batı ve Körfez merkezli yatırımları çekmek için Suriye’de oluşturmaya çalıştığı istikrar ortamını tehdit etmektedir.
2004 ve 2020 Meclis Seçimleri radikallerin dönüşünü sağlamakla birlikte siyasal sistemin meşruiyetinin sorgulanmasını da beraberinde getirmiştir.
İran basınında geçtiğimiz hafta öne çıkan haberler
Seçim Yasası’ndaki değişiklikler, AKK tarafından onaylanırsa subjektif yorumlara açık olan İran’daki siyasal haklardan yararlanma kıstaslarında bazı şartların yerini daha somut şartnameler alacaktır.