Arama Sonuçları: " Avrupa"

Babülmendeb’de Husilerin elde ettiği yeni konum, ABD-İran savaşı bağlamında Tahran’a doğrudan kontrol etmediği ancak müttefikleri aracılığıyla etkileyebildiği ikinci bir baskı alanı sunmaktadır.

Ukrayna ile İran arasında bağımsız bir savaş cephesinin açıldığını söylemek için henüz oldukça erken. Ancak iki savaş coğrafyasının giderek birbirine bağlandığı da açık.

Geriye dönüp bakıldığında, askerî üstünlüğe sahip olan ABD ve İsrail’in bu savaşın mutlak bir galibi olduğunu söylemek güçtür.

Kremlin bugün gündemi şekillendiren bir aktörden çok gelişmelere tepki veren edilgen bir konuma yaklaşmış görünmektedir.

Mevcut yaptırımlara ek olarak DMO’nun terör listesine alınması, AB’nin İran sivil toplumunu destekleme ve İran yönetimi üzerindeki baskıyı artırma konusunda daha kararlı bir çizgiye geçtiğini göstermektedir.

Moskova, Tahran’da statükonun korunmasını alternatifsiz bir senaryo olarak görmektedir. Zira İran’da Batı yanlısı bir yönetimin iş başına gelmesi, Rusya’nın bölgedeki projeleri için varoluşsal riskler doğuracaktır.

İran silahlı muhalefeti için sokak gösterileri fırsat olduğu kadar risk de içermekte, bu ikili durum örgütlerin sahada sınırlı kalmasına ve söylem düzeyinde farklılaşan tavırlar sergilemesine yol açmaktadır.

İran diasporası 28 Aralık protestolarına hızlı ve çok yönlü tepki vermiştir. Rıza Pehlevi, Batı medyasında en görünür muhalif ses olarak öne çıkmıştır. Ancak diaspora içindeki derin bölünmeler ortak bir liderlik oluşmasını engellemiştir.

Haziran ayındaki çatışma, İran nükleer dosyasındaki biriken gerilimin bir kısmını geçici olarak boşaltmış olabilir, ancak bu gerilimi üreten yapısal fay hatları ortadan kalkmış değil. Aksine, denetim boşlukları ve bilgi karartması, sistemdeki baskının yen

7 Ekim sonrası sürecin İran’da değiştirdiği en önemli dinamiklerden biri, muğlaklık politikasını işlemez hale getirerek İran’ı net bir politika belirlemeye zorlamış olmasıdır.