Enerji altyapısı ağır zarar gören, rafinerileri vurulan ve gündelik hayatı ciddi biçimde aksayan bir devletin vereceği stratejik refleks çoğu zaman teslimiyet yerine daha düşük maliyetli fakat daha riskli asimetrik radikalleşme olur.
Kısa vadede rejime karşı büyük bir protesto dalgası oluşmaz ya da etnik gruplar üzerinden yeni bir iç cephe açılmazsa Trump, İran rejiminin yeterince zayıflatıldığını ve bundan sonrasının İran toplumunun meselesi olduğunu söyleyerek savaşı siyasi bir zafe
ABD-İsrail hava harekâtlarının İran’da bir Kürt ayaklanması yaratması, Kürt gruplar arasındaki parçalanmışlık, toplumsal desteğin yokluğu, kara işgalinin olmaması ve İran’ın güvenlik kapasitesi nedeniyle mümkün görülmemektedir.
Gözaltılar yalnızca bugünün krizleriyle değil İslam Cumhuriyeti’nin gelecekteki siyasal mimarisiyle birlikte değerlendirilmelidir.
28 Aralık 2025’te başlayan ve hâlen devam eden protestolar, İran’ın giderek derinleşen bir “toplumsal nihilizm” riskiyle karşı karşıya olduğunu göstermektedir.
İran silahlı muhalefeti için sokak gösterileri fırsat olduğu kadar risk de içermekte, bu ikili durum örgütlerin sahada sınırlı kalmasına ve söylem düzeyinde farklılaşan tavırlar sergilemesine yol açmaktadır.
İsrail Başbakanı Netanyahu’nın taktiklerinin, mevcut koşullarda İran’da rejim değişikliğine yol açacak kadar güçlü ve örgütlü bir hareket ortaya çıkarması mümkün görünmüyor.
12 günlük çatışma sonunda gerçekçi, ölçülebilir ve sahaya dayalı bir tehdit değerlendirmesinin esas alınmaması, İran’ı mevcut güvenlik mimarisiyle gelecekte daha büyük kırılganlıklara sürükleyebilir.
İsrail saldırılarının kısa vadeli seyrinde İran’ın askerî ve diplomatik manevraları önemli rol oynayacak olsa da kriz sonrası aşamada çatışmanın İran toplumunda yarattığı travma ve sorgulama belirleyici olacaktır.