Türkiye ulusal çıkarları gereği, Orta Doğu’nun iki önemli devleti olan Suudi Arabistan ve İran’a eşit mesafede yaklaşmaktadır.
Türkiye’nin sınıraşan sular üzerindeki baraj faaliyetlerini “kabul edilemez” olarak nitelendiren İran, ciddi ithamlar üzerinden Türkiye’ye yönelik bir kamuoyu algısı yaratmaya çalışmaktadır.
Ses kaydı, muhafazakârların kendi içerisindeki iktidar mücadelesini açığa çıkarırken Kudüs Gücünün finansal desteğinin teminini ve Kalibaf’ın bundaki rolünü açıkça ortaya koymuştur.
Son dönemlerde enflasyon ve asgari ücrette iyileşmeler sağlanmasına rağmen İran halkı için ekonomik problemler tam olarak çözülmüş değil.
Viyana görüşmeleriyle yaptırımlar üzerindeki denetim gevşese de son aylarda İran, petrol ticaretini sürdürmek amacıyla takas mekanizmasını kullanmaktadır.
İran-Suudi Arabistan arasında bu hafta gerçekleşmesi beklenen görüşmelerin son gelişmelerden dolayı İran tarafından geçici olarak askıya alındığı iddia edilmektedir.
İran ve Katar arasındaki ilişkilerin bir ayağını Viyana görüşmeleriyle ilintili konular, diğerini Rusya ve Avrupa arasındaki krizden kısa süreli avantaj sağlama arzusu oluşturmaktadır.
Viyana anlaşması İran içi güç dengelerini etkileyecek olmasına rağmen asıl etkisi bölgesel politikalar konusunda olabilir.
İran’da; kuraklık, ağır ekonomik şartlar ve artan nüfusla beraber kaynak kıtlığının belirginleşmesi; orta vadede İran’da büyük kitleleri harekete geçirebilir.
İdeolojik birçok farklılıklara ve anlaşmazlığa rağmen İran ile Taliban’ın, bazı ortak sorunlar sebebiyle çatışmadan ziyade iş birliği yaptıkları gözlemlenmektedir.
Henüz bir yılını doldurmayan Reisi hükûmeti için bir bakan değişikliği, iktidarın yönetsel zafiyetinin göstergesi olacaktır.
İşsizler, uyuşturucu bağımlıları gibi marjinal toplumsal gruplar arasında yaygın olan evsizlik, artık meslek sahibi olan daha geniş toplumsal gruplar arasında da yayılmaya başlamıştır.