28 Şubat’ta başlayan savaş, Riyad’ın nükleer programını ekonomik kalkınmanın ötesinde stratejik dengeleme ve güvenlik aracı olarak görme eğilimini güçlendirmiştir.
İran’ın yaklaşımı müzakere taktiğinden ziyade hayatta kalma ve caydırıcılık eksenli bir stratejik zorunluluktur.
Hürmüz Boğazı Yönetim Planı, 1982’den bu yana transit geçiş rejimine yöneltilmiş en kapsamlı ve somut itiraz niteliği taşımaktadır.
Mevcut tablo, ABD’ye askeri müdahalenin yüksek risk taşıdığını ve yalnızca baskı ile tehdidin İran’ı teslimiyete zorlamayacağını göstermektedir. İran açısından ise bu tablo, sürecin Trump’ın öngörülemezliği etrafında şekillendiğine işaret eden stratejik b
ABD-İran görüşmelerinin içerik ve gidişatını yalnızca bu iki ülkenin tutumu belirlemeyecektir. Başka ülkelerin de süreçte etkili olmak için farklı araçlar kullanacağını ve bunların başında İsrail’in geldiğini söyleyebiliriz.
Mevcut yaptırımlara ek olarak DMO’nun terör listesine alınması, AB’nin İran sivil toplumunu destekleme ve İran yönetimi üzerindeki baskıyı artırma konusunda daha kararlı bir çizgiye geçtiğini göstermektedir.
ABD’nin Kasım 2025’te açıkladığı Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi, Trump yönetiminin Ortadoğu tasavvurunu, ittifak mimarisine bakışını, İran’a atfettiği yeri ve çok kutupluluk tartışmaları bağlamında ABD’nin liderliğini nasıl kurguladığını son derece berr
Tetik mekanizmasının başlatılmasına karşı İran’ın kendisi için ciddi sonuçlar doğurmayacak etkili bir diplomatik veya askerî misilleme seçeneğinin kalmadığı giderek daha belirgin hâle gelmiştir.
Bu kararın İran için en önemli riski, NPT yükümlülüklerini açıkça ihlal ederek ülkeyi uluslararası hukuk açısından çok daha savunmasız bir konuma getirmesidir.
İran’a karşı yürütülecek politikalarda güç kullanımı konusunda farklı tutumlar sergileyen AB üye devletleri bulunsa da meselenin diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiğine dair açıklamalar, AB düzeyinde bu yöndeki ortak beklentiyi ortaya koymaktadır.
ABD’nin İran nükleer tesislerini hedef alması, uluslararası toplumu harekete geçirse de İran ile İsrail arasındaki çatışmanın seyrinde köklü bir değişim meydana getirmedi.
Tahran yönetimi hem Pakistan hem de Hindistan ile olan ilişkilerini zedelemeden dengeyi sürdürme stratejisini benimsemektedir. Özellikle ekonomik açıdan izole olduğu bir dönemde, bu iki ülkeyle olan bağlarını koruma çabası, İran dış politikasının temel ön