Cevad Zarif’in Türkiye Ziyareti Ne Anlama Geliyor?

15 Temmuz darbe girişimin olduğu gecesi, bazı yabancı basın kaynaklarında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili asılsız iddialar ortaya atılarak;  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilk başta Almanya’ya siyasi iltica talebinde bulunduğu, Almanya’nın bu talebi reddetmesi üzerine, İran’a gittiğine dair medyada spekülasyonlar yapılmıştır.[1] Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CNN Türk kanalına bağlanarak Marmaris’te olduğunu ve halkı sokağa çağırarak İstanbul’a hareket ettiğini duyurması sonucu gerçek ortaya çıkmıştır.  Darbe girişimi esnasında İran tarafından yapılan açıklamada Türkiye ile olan kara ve hava sınırını kapatıldığının açıklanması Erdoğan’ın İran’a kaçtığı tezini bir kez daha çürütmüştür. Batı kamuoyunun Erdoğan karşıtlığından ötürü askeri kalkışma esnasında pasif kalması esnasında Rusya ve İran net bir tavır sergileyerek Türkiye’de seçilmiş hükümetten yana tavır aldıklarını bildirmiştir.

Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in mevkidaşı Erdoğan ile telefonda görüşerek ‘‘yanınızdayız’’ demesi ve İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in Mevlüt Çavuşoğlu ile müteaddit telefon görüşmeleri Türkiye’de yaşanan anti-demokratik askeri kalkışmayı kınamasının Türkiye ile İran ve Rusya arasında yumuşamaya yol açtığını söyleyebiliriz. Bu bağlamda, Rusya öncülüğünde İran ve Azerbaycan üçlü görüşmesinin gerçekleşmesinin akabinde Erdoğan’ın Moskova’yı ziyaret etmesi ve son olarak İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in Türkiye ziyareti bölgede yeni Türkiye-Rusya ve İran işbirliği mekanizması oluştuğu yönünde yorumlara yol açmıştır.  ABD’nin Türkiye’deki darbe girişimi esnasındaki ve sonrasındaki ikircikli açıklamaları,  İran’a yönelik yaptırımların resmi açıklamalara rağmen fiili olarak devam etmesi,  Rusya’ya yönelik uyguladığı ambargo ve çevreleme politikası söz konusu ülkeler arasında doğal bir yakınlaşmaya vesile olmuştur.

Rusya devlet başkanı Putin ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında gerçekleşen görüşme sonrası, Türkiye ve Rusya arasında dışişleri bakanlıkları, istihbarat teşkilatları ve genelkurmay başkanlıkları arasında oluşturulacak üçlü mekanizmalar gibi stratejik öneme haiz adımlar atılmıştır. Bu bağlamda, Türkiye ve Rusya Suriye konusunda yaşadığı ihtilafa rağmen ciddi adımlar kaydetmiştir. İki ülke Suriye konusunda; Türkiye’nin sınır güvenliğinin korunması, IŞID’e yönelik hava saldırılarında Türkiye’nin yeniden koalisyona katılması ve ortak istihbarat paylaşımında işbirliği yapmıştır.

Zarif’in ziyaretine dönecek olursak, Türkiye-Rusya görüşmesinin ardından İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile görüşerek Türkiye’ye ziyaret gerçekleştireceğini açıkladı. Bu çerçevede, Zarif ziyareti kapsamında ilk olarak Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile ardından Başbakan Binali Yıldırım ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü.  İki ülke arasında Suriye konusu başta olmak üzere bölgesel konular görüşüldü. Suriye dışında, iki ülke arasında ekonomi ve enerji alanında da işbirliğine yönelik adımlar atılması beklenilmektedir. Zira Türkiye ve İran ekonomik ilişkileri son üç yılda büyük bir düşüşe geçmiş iki ülke arasında hedeflenen 30 Milyar USD ticaret hacminin çok uzağında kalmıştır. Bu sebeple Türkiye İran ile ekonomik olarak ilişkilerini güçlendirmeye çalışacaktır. Türkiye-İran arasındaki sorunlara örnek olarak lojistik alanında İran’ın uyguladığı gümrük tarifeleri, İranlı şoförlerin şikâyetleri ve bu soruna bağlı olarak İran’ın Türkiye’yi by-pass ederek kara yolları alanında ve enerji hatlarında alternatifler getirmesi gösterilebilir ki bu hususlar Türkiye’yi kaygılandırmaktadır[2]. Ayrıca, 15 Temmuz sonrası İran’ın Türkiye’ye uyguladığı Turizm yasağı ve kozmetik alanında Türk şirketlerinin lisansının uzatılmaması iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri zedeleyen bir başka ekonomik unsurdur.  İran Türkiye’ye uyguladığı Turizm yasağını kaldırdığını duyursa da Cevad Zarif’in Basın toplantısında İran’ın Türkiye’ye uyguladığı Turizm yasağının devam ettiğini itiraf etmesi[3] İran’ın Türkiye’nin zor durumdan faydalanma isteği olarak yorumlanmıştır. Bu durum ilişkilerin ilerlemesinde engelleyici faktördür.[4]

Türkiye ve İran arasında sorunlar ekonomi ve ticaret alanında sınırlı değildir.   Hakkâri’de İran adına casusluk faaliyeti gösteren dört kişinin gözaltına alınması [5]  iki ülke arasındaki güven ilişkisini sorgulatacaktır. Bu kişilerin Hakkâri’de askeri karakollar ile ilgili bilgi topladıkları ve İran istihbarat yetkililerinin Cemil Bayık’la anlaşıp İran Kürdistan Demokratik Partisi’ne karşı PKK’ya destek sağlayacağı iddiaları Türkiye’nin güvenlik algısına yönelik tehdit oluşturmaktadır. Son dönemlerde İran’da İKDP ve PJAK gibi Kürt eksenli terör örgütlerinin harekete geçmesi ve keza Türkiye’de 15 Temmuz sonrası Cemil Bayık’ın açıklamaları sonucunda PKK’nın yeniden saldırılara başlaması sonucunda terör konusu iki ülkede de ana gündemi oluşturmaktadır.

Türkiye ve İran son dönemlerde faal şekilde terör sorunlarıyla boğuşsa da Cemil Bayık’ın İran ile ilişkileri, Kuzey Irak’ta İran’ın artan faaliyetleri, özellikle Barzani’ye karşı yürüttüğü politikalar iki ülke arasında ortak terörle mücadele konusunda işbirliğini engellemektedir.  Türkiye’nin Barzani ile iyi olan ilişkileri ve buna karşılık İran’ın Barzani’ye karşı Gorran ve Kürdistan Yurtseverler Birliği’ni desteklemesi iki ülkenin hâlihazırda terör tehdidine karşı ortak güvenlik paradigması geliştirme olanağını zayıflatmaktadır.

Yukarıda ifade edildiği üzere, İran ve Türkiye arasında başta Suriye ve İran’ın PKK ile ilişkileri olmak üzere, çözüm bekleyen ihtilaflar bulunmaktadır. Bununla birlikte, darbe teşebbüsü Türkiye ve İran’ı yeniden yakınlaştırmış ve iki ülke arasında ortak menfaatleri görme konusunda imkan sağlamıştır. Bu bağlamda, Türkiye’deki darbe girişiminin başarısız olması İran’ın işine gelmiştir.  FETÖ örgütünün İran’la ilişkilerinin kötü olmasından ötürü, Türkiye’de darbe senaryosunun gerçekleşmesi durumunda Türkiye’nin İran ile ilişkilerinin hızla bir krize evrilmesi mümkündü. Hatırlanacağı üzere, 28 Şubat sürecinde de Türkiye’nin İran’la arası bozulmuş 2 Milyar dolar ticaret hacmi 630 milyon dolara inmiş, 1998’de Türkiye’de toplumda İran’a yönelik algı sertleşmiş ve Türkiye o dönemde İran ile savaşının eşiğine gelmiştir. Türkiye’de askeri vesayet altında yaşanacak istikrarsızlık ve güvensizliğin İran’a da sıçrayacağı endişesinden ötürü İran darbeye mesafeli durmuştur.[6] Türkiye’nin, bilhassa AK Parti’nin,  İran’a ambargo sürecinde sağladığı destekler ve son olarak Suriye politikasındaki revizyonu iki ülkeyi yakınlaştıran etkenlerdir.

Her ne kadar Cevad Zarif’in basın toplantısında Suriye konusu ön plana çıkmış bu sorunda iki ülke arasında yumuşama yaşanıyor olsa da zikredilen ihtilafların çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Mevlüt Çavuşoğlu basın toplantısında İran Meclis Başkanı Ali Laricani’nin Türkiye’yi ziyaret edeceğini ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi’nin İran’a gideceği açıklanmıştır. Türkiye-İran arasında Rusya örneğinde olduğu gibi üçlü mekanizmanın (dışişleri bakanları, istihbarat yetkilileri ve genelkurmay başkanları arasında) mümkün olup olmadığı merak konusudur. Ancak, Türkiye ve İran arasında Rus modeli bir mekanizmanın veya ekonomik işbirliğine dayalı bir yapının oluşturulmasının şimdilik zayıf bir olasılık olduğunu söylemek mümkündür. Türkiye’nin, Tahran’da yapılması planlanan İkinci Rusya-Azerbaycan ve İran toplantısına davet edilmesi ihtimali vardır. Öte yandan, Türkiye’nin Suriye politikasındaki olası bir değişiklik, İran’ı memnun ederken Suudi Arabistan’ı rahatsız edecektir. Bu nedenle Türkiye, bölgede yaşanan Suudi Arabistan-İran gerginliğinde pozisyonunu dengeli ve tarafsızlık ilkesi üzerine kurmalıdır. Türkiye ve İran tarihsel rekabetten kaynaklanan önyargılarını yenmeden bu iki ülke arasında sağlam temellere yönelik ilişkiler kurulup geliştirilme olasılığı zayıftır.

Notlar:

[1] Turkey’s Military Coup – Erdogan Takes Cover, Then Returns, ‘‘21st Century Wire’’,  15.07.2016

[2] Mahmoud Eskaf, ‘‘Can Iran go around Turkey to reach Europe?’’, Middle East Observer, 11.08.2016

[3] Çavuşoğlu: ‘‘İran Dışişleri Bakanı 15 Temmuz gecesi sabaha kadar 4-5 kez beni aradı’’, T24, 12.08.2016

[4] Zarif’in Tahran’a dönmesinin ardından yasağın kaldırıldığı açıklanmıştır. ‘‘İran Türkiye'ye tur satış yasağını kaldırdı’’, Bloomberg HT, 13.08.2016

[5] Metehan Demir, ‘’ Hakkari’de Yakalanan İran Casusları, SuperHaber, 12.08.2016

[6] Saeid Jafari,  ‘‘Why was Iran so quick to rally behind Erdogan?’’ Al Monitor, 29.07.2016