Cevad Zarif ve Malumun İlamı

Muhammed Abdulmecid Editör/Kıdemli Uzman

Zarif’in açıklamalarında yeni olan, sistemin sürekli gizlemeye ya da inkâr etmeye çalıştığı bazı ayrıntıların açığa çıkması ve diplomasi aygıtının başındaki kişinin olayları itiraf etmiş olmasıdır.

Cevad Zarif’in sözleri, aslında kendi genel bağlamında yeni değildi. Yeni olan, sistemin sürekli gizlemeye ya da inkâr etmeye çalıştığı bazı ayrıntıların açığa çıkması ve diplomasi aygıtının başındaki kişinin olayları itiraf etmiş olmasıdır.

Zarif’in, reformcu bir ekonomistle ülke dışındaki bir kanalda yapmış olduğu röportajın ses kaydının yayımlanması büyük tartışmalara neden oldu. Söz konusu röportajda, savaş meydanının diplomasiye ve ülkede karar alma süreçlerine hâkim olmasından bahseden Zarif, yönetimdeki rollerini artırmak için her şeyi güvenlik olarak gören grupları eleştirdi ve ülke yönetimindeki bu duruma kişisel muhalefetini dile getirdi.

Tepkiler

İran Dışişleri Bakanlığı, üç saatlik röportajın ilk kısımları yayımlanmaya başlandıktan hemen sonra, ses kaydının eksik olduğu ve yayımlanması planlanmamış olan daha uzun bir röportajdan seçilmiş bir bölüm olduğunu açıkladı. Bu ses kaydının yayımlanması, muhafazakârların sert tepkisiyle karşılaştı. Bazı milletvekilleri; Zarif’e, Kasım Süleymani’ye hakaret etmesi ve sistemin kırmızı çizgilerini sorgulaması nedeniyle adli ve yasal soruşturma açılmasını istedi. Bir diğer grup ise devletin gizli bilgilerinin sistem muhalifi bir kanala sızdırılması konusunda soruşturma başlatılacağı sözünü vererek adalet ve güvenlik kurumlarından “sisteme ve millete ihanet edenlerin yüzlerinin ifşası” için hızlı bir şekilde harekete geçmelerini istedi. Eski Dışişleri Bakanı ve Muhafazakârlar Birliği Konseyi Sözcüsü Manuçehr Muttaki, röportajı Süleymani’ye yönelik “alçakça siyasi suikast” olarak nitelendirdi.

Fars Haber Ajansı, Zarif’in sözlerini gerçek dışı ve bu ses kaydının yayımlanmasını, ülkenin sorunlarından Devrim Muhafızları Ordusunu (DMO) suçlu gösteren bir projenin parçası olarak gördü. Tasnim Haber Ajansı da ses kaydının yayımlanmasını “güvenlik ihaneti” olarak niteledi. Muhafazakâr siyasetçi ve Sayıştay Başkanı Mehrdad Bezirpaş’a ait Vatan-i Emruz gazetesinin eleştirisi, belki de kendi türünün en sert saldırısı olabilir. Bu gazete, ilk sayfasında Zarif’i “hakir” olarak niteledi. Tepkiler sonrası, “Ümit ve Tedbir Hükûmeti Sözlü Tarihi” projesi kapsamında röportajı gerçekleştiren ve onu muhafaza etmekle sorumlu olan Cumhurbaşkanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Hüsameddin Aşina, ses kaydının yayımlanması nedeniyle istifa etmek zorunda kaldı ve yargı, röportajla bağlantılı 15 kişi hakkında ülke dışına çıkış yasağı getirdi.

Röportajın Konusu

İran’daki siyasi gelişmeleri ciddi ve dikkatle takip edenler için Zarif’in açıklamalarının kendi genel bağlamında yeni olmadığını söylemek abartı olmaz. Yeni olan, sistemin sürekli gizlemeye ya da inkâr etmeye çalıştığı bazı ayrıntıların açığa çıkması ve diplomasi aygıtının başındaki kişinin -teorik olarak- olayları itiraf etmiş olmasıdır. Eğer bu ses kaydı, Zarif Dışişleri Bakanlığından ayrıldıktan sonra yayımlansaydı kesinlikle bu kadar tartışılmazdı. Zarif'in, Devrim Rehberi’nin himayesindeki DMO’nun bölge ülkelerine müdahale projesinin esas sorumlusu olduğu yönündeki ifadeleri yeni bir şey değildir. Ancak yeni olan; Zarif’in, Dışişleri Bakanlığının fiilen DMO’nun hizmetine girdiği ve DMO’nun Dışişleri Bakanlığına güvenmemekle kalmayıp aynı zamanda önem de vermediğini itiraf etmiş olmasıdır. Zarif’in, DMO’nun Aynu’l-Esed Hava Üssüne saldırmadan önce ABD’nin olaydan haberdar olduğu yönündeki ifadeleri de yeni değil ancak DMO’nun iki üyesini Irak Başbakanı vasıtasıyla göndererek ABD’yi olaydan haberdar etmesi yeni bir noktadır.

Dışişleri Bakanı’nın, Rusya’nın kendi çıkarlarını gerçekleştirmek için İran’ı kullanması yönündeki sözleri malumdur. Ancak Moskova’nın, Nükleer Anlaşma’nın sonuca ulaşmaması için engel çıkarmasının ayrıntılarının ifşası yenidir. Onun, Kasım Süleymani’nin Putin’i Suriye’ye doğrudan askerî müdahaleye ikna etmedeki rolü hakkında söyledikleriyle İslam Cumhuriyeti’nin söyledikleri çelişmektedir. Ama en azından İran ve Suriye meselelerini takip edenler için burada yeni bir şey bulunmamaktadır. Zarif’in, Kudüs Gücünün yolcu uçaklarını Suriye’ye mühimmat ve silah göndermek için kullandığı hakkındaki ifadeleri yeni değildi. Ancak burada dikkat çeken husus, Mahan Havayollarına ait uçakların yanı sıra IranAir uçaklarının da bu amaçla kullanıldığının itiraf edilmesidir.

Bu röportaj yanlış bilgiler içermemektedir. En iyi durumda Dışişleri Bakanı’nın bölgedeki gelişmelerden habersiz olduğunu göstermektedir ki bu durum ilginç değildir. Zira Dışişleri Bakanlığına getirilen Zarif’in görevi ve misyonu, çeşitli avantajlar elde etmek ve İslam Cumhuriyeti’nin bölgedeki nüfuzunu tahkim için Batılı devletlerle müzakere yapmaktır. Bu konulardan biri, Rusya’nın Eylül 2015’te Suriye’ye doğrudan müdahalesinden önce Esed rejiminin krizi aşması ve sahadaki durumun kendi lehine iyileşmesi hakkındaki sözleri ile o tarihten itibaren DMO’nun Suriye’deki varlığının artması ve bunun da amacının Nükleer Anlaşma’yı yok etmek olduğu yönündeki iddiasıdır. Esed rejiminin, o dönemde en kötü şartlarda olduğu ve muhaliflerin Ceyşü’l-Feth’i (Fetih Ordusu) kurup İdlib’i ele geçirmeyi başararak Hama ve Lazkiye’ye şaşırtıcı bir şekilde ilerlediğini herkes biliyor. Bu kritik durumda, sahili kaybetme endişesi ile rejimi kurtarmak ve durumu kontrolüne almak isteyen Hizbullah, DMO ve ona bağlı milislerin yenilgisi ile Rusya’yı askerî müdahaleye zorladı. Nükleer Anlaşma imzalandıktan sonra DMO’nun Suriye’deki varlığının daha aktif gösterilmesi de o dönemde Suriye’deki İran güçlerinin artmasından değil, Rusya ile yaşanan bir tür rekabetten kaynaklanıyordu.

Diplomasi Devrimci Yayılmacılığın Hizmetinde

Dışişleri Bakanı’nın, Süleymani’ye eleştirisinin yanı sıra onun “kahramanlıklarını” sorgulaması ile DMO’yu Nükleer Anlaşma yolunda engel çıkarmak ve Anlaşma’yı ortadan kaldırmaya çalışmakla itham etmesi bu kurumla ilke ve temelde ihtilafları olduğu şeklinde algılanmamalıdır. Zarif, İslam Cumhuriyeti’nin otoritesinin devrimci olmaktan kaynaklandığına inanıyor. Ona göre zorunlu olan, sistemin korunması için bölge ülkelerinde diplomasi ile askerî müdahale arasında bir denge kurulması gerektiğidir. Bu nedenle defalarca Süleymani’den övgüyle bahsetmiş ve düşüncesini şu şekilde açıklamıştır: Eğer Süleymani Afganistan ve Irak’ta bulunmasaydı ben, bu iki ülke için 2001-2003 yıllarında ABD ile yaptığım müzakerelerde hiçbir şey elde edemezdim.

Zarif, bölge ülkelerindeki askerî müdahale ve vekalet savaşlarının Batı ile yapılan müzakerelerde pazarlık gücünü artıracağına inanmakla birlikte müdahaleye karşı olduğunu açıkça itiraf etti. Ses kaydının yayımlanmasından iki gün önce Dışişleri Bakanlığı, yayımladığı bildiride Kudüs Gücü Komutan Yardımcısı Rüstem Kasımi’nin İran’ın Yemen’deki Husilere askerî yardımıyla ilgili yaptığı açıklamaları tekzip etmiş ve bunu, İran İslam Cumhuriyeti’nin Yemen’deki gerçekliğine ve politikalarına aykırı olarak değerlendirmiştir. Zarif, her ne kadar DMO Kudüs Gücü Komutan Yardımcısı’nın Yemen’deki İslam Cumhuriyeti faaliyetlerinde daha fazla yetkiye sahip olduğunu bilse de görevinin, onun açıklamalarını yalanlamak olduğunu düşünüyor. Çünkü bu tür itiraflar hem İslam Cumhuriyeti’nin imajını yok ediyor hem de müzakerelerdeki misyonunu zorlaştırıyor.

Zarif, DMO’nun Devrim Rehberi’nin himayesiyle üstün konumda olduğunu biliyor. Ancak zengin diplomatik deneyimi, Batı’ya yeterince aşinalığı ve müzakere becerileri göz önüne alındığında makro politika oluşturma ve karar alma sürecinde daha büyük bir rol oynamak istiyor. Zarif; DMO, kendisini önemli olaylarda mahrem olarak görmediği için rahatsız ancak onlarla iş birliği yapmaya ve emirlerini ifa etmeye de hazır durumdadır. Bunun için Ukrayna yolcu uçağının DMO füzeleriyle vurularak düşürülmesinden sonra Millî Güvenlik Konseyinde, “Dünya, uçağı füzenin düşürdüğünü söylüyor. Eğer gerçekten füze düşürdüyse bana nasıl düzelteceğimi söyleyin.” ifadelerini kullanmıştır. Dışişleri Bakanı olarak misyonunun “sistemin politikalarını ve eylemlerini gerekçelendirmek” olduğuna inanıyor ve kendi konumunu muhafaza etmek için bu misyonu yerine getirmeye hazır bekliyor. O, eğer yüz binlerce günahsızın ölümüne, milyonlarca insanın yerinden edilmesine ve bölgedeki birkaç ülkenin virane olmasına neden olsa dahi sistemin bütün politikalarını haklı çıkarmaya çalışıyor. Bu nedenle İslam Cumhuriyeti’nin muhalifleri, onu “en büyük örtbasçı” olarak isimlendiriyor.

Röportajın Yayımlanmasının Hedefleri

Dışişleri Bakanlığının, röportajın “Hükûmetin Sözlü Tarihi” başlıklı bir proje olarak yapıldığı, hükûmet yetkilileriyle açıkça yapılan görüşmenin bir bölümü olduğu ve yayımlanmasının planlanmadığı yönündeki açıklamalarına rağmen Zarif'in, röportaj sırasındaki konuşmasının bazı kısımlarının yayımlanmaması üzerine defalarca vurgu yapması, söz konusu projenin yayımlanmayacağının planlanması iddiasının sorgulanmasına neden oluyor ve röportajın, bazı bölümleri kesildikten ve muhtemelen Ruhani hükûmeti sona erdikten sonra yayımlanacağını gösteriyor.

Muhafazakâr cenahın, Nükleer Anlaşma’nın yeniden canlandırılması için Viyana’da yapılan görüşmeleri kesintiye uğratmak amacıyla bu ses kaydını ifşa etmiş olması pek olası gözükmüyor. Bazı ılımlıların, seçimlerde Zarif’in olası adaylığını önlemek ve onu siyasi arenadan uzaklaştırarak önümüzdeki seçimlerde bu cenahtaki diğer adayların şansını artırmak için yapmış olmaları muhtemeldir. Bir diğer amaçları ise ülke sorunlarındaki sorumluluğunun yükünü DMO’ya atarak kötü ve daha kötüyü seçmek zorunda bırakmak yöntemiyle halkı sandık başına getirmektir.

Özellikle DMO’nun ülkedeki bütün yetkiye sahip Devrim Rehberliği tarafından desteklendiği, seçimlerin sembolik olduğu ve hükûmetlerin değişmesinin ülkede herhangi bir açılım yaratmayacağı (Hükûmetlerin çok büyük yetkisi yoktur ve DMO onlara görev belirler.) netleştikten sonra bu ses dosyasının sızdırılmasının, insanları seçimlere katılmaya teşvik etmesi olası değildir ve tam tersi bir etki yaratabilir. Son olarak bu ses kaydının yayımlanması, büyük olasılıkla Zarif’in siyasi yaşamının sonu anlamına gelmektedir ve Bakanlıktaki görevi bittikten sonra yargılanmasının yolu açılabilir.


Bu makalenin orijinali 29 Nisan 2021 tarihinde TRT Arapçada yayımlanmıştır.

https://buff.ly/3ufGOBv

Cevad Zarif, İran, Ses Kaydı

Papa’nın Irak Ziyareti ve İran

Muhammed Abdulmecid

Koronavirüs salgınının yayılmasının ardından Papa’nın ilk yurt dışı gezisi sayılan Irak ziyareti, Iraklılar ve Irak’ın birçok komşusu tarafından olumlu karşılanırken İran bu gelişmeyi olumsuz karşıladı.

Suriye: 2020’de Yaşananlar ve 2021’den Beklentiler

Muhammed Abdulmecid

İran ve Rusya’nın desteklediği Esed rejimi, Suriye’yi geleceği olmayan çökmüş bir ülke hâline getirmiştir. Görünüşe göre yeni yılda da Suriye’yi daha iyi bir durum beklememektedir.