Çin-İran Anlaşması Neyi Gösteriyor?

Anlaşmanın teknik detayları açıklanmadığı için bazı kaynakların ileri sürdüğü rakamların doğru olup olmadığı veya iş birliğinin askeri boyutunun ne derecede olduğu gibi konular belirsizliğini koruyor.

Mart'ın sonunda düzenlediği bölgesel turunun son ayağında 27 Mart'ta İran'ın başkenti Tahran'a giden Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif arasında imzalanan yirmi beş yıllık kapsamlı iş birliği anlaşması gerek İran'da gerekse uluslararası toplumda tartışmalara yol açtı. İran'da bazı çevreler ayrıntıları açıklanmayan bu anlaşma ile "İran'ın Çin'e satıldığını" savunurken küçük çaplı protesto gösterileri dahi düzenlendi. Hatırlayabildiğimiz kadarıyla bu olaylar doğrudan dış politika kaynaklı ilk protesto gösterileri oldu. Daha önceki toplumsal gösterilerde dış politikaya dair kimi sloganlar dile getirilse de bu protestolar genellikle benzin zammı, seçimlerde hile iddiası ya da şehirler arası idari anlaşmazlık gibi iç politik-ekonomik nedenlerden kaynaklanıyordu.

Halk arasındaki olumsuz tepkilerin kamuoyunun yeterince bilgilendirilmediğinden kaynaklandığını savunan bazı yetkililer özellikle anlaşmanın İran'daki uzun Nevruz tatilinden hemen sonra imzalanması nedeniyle bir boşluk oluştuğunu belirttiler. Bu bağlamda anlaşmanın ardından İranlı kullanıcılar arasında giderek yaygınlaşan Club House uygulamasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Dışişleri sözcüsü Said Hatipzade'nin konuşması bir anda giderek kalabalıklaştı ve daha sonra Dışişleri Bakanı Zarif'in ve diğer bakanların da katılmasıyla uygulamadaki azami kullanıcı sayısına ulaşıldı. Sorular genellikle anlaşmanın takibinin neden seçilmiş hükümet tarafından değil de eski Meclis Başkanı Ali Laricani tarafından yapıldığı, anlaşmanın detaylarının neden açıklanmadığı, böylesi önemli bir konudaki anlaşma sürecinin ve içeriğinin halktan neden gizlendiği yönündeydi. Zarif kısaca eski Dışişleri Bakanı Kemal Harrazi'nin açıklamalarının aksine Laricani'nin Ruhani hükümetine güvenmeyen Çinliler tarafından değil kendisi tarafından önerildiğini, bu nedenle "devrim liderinin Çin özel temsilcisi" sıfatıyla Laricani'nin dosyayı takip ettiğini ancak tüm ayrıntıların Dışişleri Bakanlığı gözetiminde hazırlandığını, bütün devlet kurumlarının da geçen beş yıllık süre zarfında anlaşmaya dair tüm detaylara sahip olduğunu söyledi. Bilgilendirme konusunda da Bakanlığın üzerine düşeni yaptığını ancak asıl sorumlu kurumun (Radyo-TV kurumunun) kendilerinden bağımsız olduğunu söyleyerek topu hükümet dışına attı. Zarif'in ve geniş kesimlerin tepkisi üzerine İran Radyo-TV kurumu sosyal medyadaki bu konuşmanın büyük bölümünü yeniden yayımlamak zorunda kaldı.

İlk gündeme geldiği 2016'dan beri özellikle İran'da tartışılan ancak Çinlilerin sessiz kaldığı anlaşma ya da İranlı yetkililerin tabiriyle "yol haritası niteliğindeki belge" ile ilgili eldeki metinler incelendiğinde altyapı projelerinden liman işletmeciliğine, enerji yatırımlarından teknoloji transferine kadar çok geniş bir iş birliğinin öngörüldüğü anlaşılıyor. İranlı çeşitli isimler Çinlilerin bu anlaşmanın ayrıntılarının basına yansımasını istemediklerini belirtiyor. Bununla birlikte Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan bazı muğlak ifadeler bile Çin'in İran ekonomisi üzerindeki etkisini denetleme yetkisi verecek kadar artırdığı şeklinde yorumlanmaya müsait. Bu yüzden özellikle aralarında bazı ünlü sanatçıların da bulunduğu yurt dışındaki rejim karşıtlarınca anlaşmanın tarihi kapitülasyonlara benzetilmesine şaşırmamak gerekir.

Anlaşmanın teknik detayları açıklanmadığı için bazı kaynakların ileri sürdüğü rakamların doğru olup olmadığı veya iş birliğinin askeri boyutunun ne derecede olduğu gibi konular belirsizliğini koruyor. Ancak genel bir değerlendirme olarak Washington yönetiminin yoğun baskısı altında zayıflayan Tahran'ın Pekin yönetimiyle hızlı bir şekilde kapsamlı bir iş birliğine gitmesi ya da zaten birçok konuda ABD ile ciddi sorunlar yaşayan Çin'in İran'ı kollama pozisyonuna geçerek mevcut problem alanlarına bir yenisini eklemesi çok gerçekçi görünmüyor. Zira Pekin yönetimi yakın geçmişte Trump döneminin ağır yaptırımlarına uymak dahil ABD'nin İran hassasiyetine özen göstermiştir. Biden yönetimi ile bu durumun değişip değişmediğini göreceğiz. Bütün yumurtalarını aynı sepete koymaktan özenle kaçınan Çin'in Körfez'in karşı yakasıyla olan ticaret hacminin İran'a kıyasla çok daha fazla olması yine İsrail ile Çin arasında ABD'nin tepkisini çekecek derecede yakın ilişkilerin bulunması anlaşma ya da belgenin bugün için stratejik bir sonuç üretmekten uzak olduğunu düşündürüyor. Yine de önümüzdeki dönemde iki ülke arasında başta enerji ve ekonomi olmak üzere somut anlaşmaların imzalanması, Çin'den İran'a kredi ya da yatırım olarak sermaye girişinin sağlanması durumunda anlaşmanın hayata geçmeye başladığı söylenebilir.


Bu makale ilk olarak 3.4.2021 tarihinde Sabah'ta yayımlanmıştır.

https://www.sabah.com.tr/yazarlar/perspektif/hakki-uygur/2021/04/03/cin-iran-anlasmasi-neyi-gosteriyor

Reisi ve İran’ın Daralan Bölgesel Alanı

Hakkı Uygur

ABD liderliğindeki Batı’yla sorunlar yaşayan ve yöneldiği Doğu ülkelerinden beklediği ölçüde destek göremeyen Tahran, son aylardaki bölgesel gelişmeler karşısında hazırlıksız yakalandı.

ABD’nin Afganistan’dan Çekilmesi Bölge Ülkeleri İçin Ne Anlama Geliyor?

Hakkı Uygur Rahimullah Farzam

Afganistan’da ABD ve NATO’nun çekilmesiyle ortaya çıkacak olan güç boşluğu birçok bölgesel aktörün hem iştahını kabartıyor hem de güvenlik kaygılarını artırıyor.