Çin’e Dair Askerî ve Güvenlik Gelişmeleri 2020

19.08.2020

Çin’e Dair Askerî ve Güvenlik Gelişmeleri 2020 (Rapor)

Military and Security Developments Involving the People’s Republic of China, U.S. Office of the Secretary of Defense, 2020, 173 sayfa

ISBN: 979-8682810598

 

ABD Savunma Bakanlığı tarafından “Çin’e Dair Askerî ve Güvenlik Gelişmeleri 2020”1 başlıklı önemli bir rapor yayımlandı. Raporda, Çin’in askerî stratejileri ve bilhassa askerî kapasitesindeki gelişmeleri dikkate alan değerlendirmeler bulunmaktadır. Rapor hem sayfa sayısı hem de kapsamı bakımından Çin’e ilişkin olarak yayımlanan güvenlik raporları arasında önemli bir yer tutmaktadır. Bu anlamda, Çin’in ulusal güvenlik stratejilerine dair bir çerçeve çizdiği gibi Çin’in ulusal güvenlik stratejisinin hedefleri, yöntemleri ve araçları olmak üzere ana ve tali unsurlarına da özel bir odak oluşturmaktadır. Rapor, Çin ile ilgili en kapsamlı güvenlik raporu olmakla birlikte ilk defa Çin’e karşı dikkate değer ve somut uyarıların ABD kamuoyu nezdine sunulduğu bir rapor olma özelliği taşımaktadır. Bu anlamda rapor, ilgili konular dâhilinde hem ABD kamuoyuna hem de ABD karar alıcılarına yönelik önemli bir risk değerlendirmesi niteliğindedir. Diğer taraftan raporda dikkat çekici projeksiyonlar yer almaktadır. Yapılan değerlendirmeler ABD’nin mevcut askerî kapasitesinin Çin ile karşılaştırması üzerinden temellendirilmiş; Çin’in deniz, hava, kara, uzay ve siber uzay olmak üzere güç göstergelerine dair tahminler ve tespitlerde bulunulmuştur. Bu anlamda, rapor yalnızca mevcut askerî kapasiteleri değerlendiren bir durum raporu değil daha çok karşılaştırmalı askerî projeksiyonların yer aldığı analizler bütünü şeklindedir.

Rapor yapısal düzeyde ele alındığında öncelikle “Çin’in Stratejisini Anlamak”, “Yeni Dönemde Çin Ordusunun Modernizasyonu, Misyonu ve Görevleri”, “Çin’in Yakın Çevredeki Kuvvetleri, Yetenekleri ve Aktiviteleri”, “Çin Ordusunun Artan Küresel Varlığı”, “Güç Modernizasyonuna Yönelik Kaynaklar ve Teknolojiler”, “ABD-Çin Savunma Sanayi İlişkileri ve Ticareti” şeklindeki altı ana başlıktan oluşmaktadır. Ayrıca raporda “2019 Çin Ulusal Savunma Belgesi (Beyaz Kitap)”, “Çin Ordusunun İstihbarata Yönelik Yaklaşımı”, “Gelişen Askerî Harekât Konseptleri” olmak üzere üç odak başlık da bulunmaktadır. Bu bağlamda öncelikli olarak Çin’in ulusal güvenlik stratejisinin unsurları, kapasitesi ve kabiliyetleri tarihsel olarak değerlendirilmiştir. Çin’in ulusal güvenlik stratejisinin “aktif savunma” üzerinden şekillendiği ve bu stratejinin bilhassa periyodik olarak çıkartılan Beyaz Kitap isimli ulusal güvenlik strateji belgelerinde de görüldüğü belirtilmiştir. Aktif savunma stratejisine göre Çin, saldırıyı öncelemekten ziyade saldırı olması durumunda karşılık verme garantisini benimseyen bir anlayış üzerine ulusal güvenlik stratejisini oluşturmuştur. Diğer taraftan rapora göre Çin’in bu strateji dâhilinde sürdürdüğü temel hedefler genelde askerî modernizasyon ve reformların gerçekleştirilmesi, özelde ise 2035’e kadar askerî modernizasyonun tamamlanması ve 2049’un sonuna kadar da ordunun “dünya klasmanında” bir ordu hâline getirilmesidir. Bu hususta Çin’in hedeflerine ulaşabilmek için başvurduğu bazı yöntemler ele alınmıştır. Bu yöntemlerden en dikkat çekeni Çin’in askerî modernizasyon hedefine ulaşmak üzere oluşturduğu “Askerî-Sivil Füzyon Kalkınma” stratejisidir. Çin, sivil-askerî gücün birleşimi olan füzyon stratejisi ile hedeflediği modernizasyona ve reformlara ulaşmak için birçok düzenleme de gerçekleştirmiştir. Reformlar dâhilinde ulaşılmak istenen hedef, kritik savunma endüstrilerinde rekabet gücünü artırmak olarak belirlenmiştir. Bu çerçevede havacılık motorları, turbo fan teknolojisi, gaz türbinleri, kuantum iletişim ve bilgisayar teknolojileri, otomasyon ve robotik, nanoteknoloji, sinir bilimi, sinirsel araştırma ve yapay zekâ (AI), derin uzay araştırmaları ve uydu servis-bakım sistemleri, nükleer füzyon ve hipersonik silah teknolojisi gibi alanlar belirlenen kritik alanları oluşturmaktadır. Bu nedenle Çin’in, sivil alandaki atılımlarını savunma sanayi teknolojilerine aktarmayı ve sivil girişimleri güçlendirerek savunma sanayi sektörlerinde ileri atılımlar gerçekleştirmeyi hedef olarak belirlediği aktarılmaktadır. Sivil-Askerî Füzyon Kalkınma stratejisinin temeli, ekonomik ve sosyal kalkınma ile ulusal güvenlik hedeflerinin entegre edildiği bir anlayış üzerinden şekillenmektedir.

Çin bu hamle ile özellikle askerî atılımları sivil bir anlayışla da güçlendirerek diğer büyük güçlerin güvenlik tehdidi algılamasını saptırmayı hedeflemektedir. Aynı şekilde yenilenme reformlarını sivil ve askerî gücün birleşimi ile hızlandırmayı amaçlamaktadır. Bu durum aynı zamanda Çin’in askerî teknolojilerdeki ilerlemelerini sivil bir görünüm altında sürdürmesine imkân sağlamaktadır. Sivil desteğin en önemli kısmı ise başka ülkelerden elde edilen ticari sırlar olarak belirtilmiştir. Raporda, Çin’in sivil gücünü özellikle ekonomik casusluk faaliyetlerinde etkin bir şekilde kullandığı ileri sürülmüştür. Rapora göre 2015’ten bu yana ABD’de, Çin’in ekonomik casusluk faaliyetleri ile ilgili muhtelif davaların bulunduğu belirtilmiştir. Davaların konularının genel itibarıyla hassas yüksek teknoloji sırlarının çalınması ile ilgili olduğu ifade edilmiştir. Bununla birlikte Çin’in askerî ekipman sınıfına dâhil edilen teknolojik çalışmalarla özellikle uzay, hava ve deniz alanlarındaki hassas teknoloji sırlarına erişmeye çalıştığı ileri sürülmüştür.

Raporda askerî kapasiteye ilişkin önemli tespitler yer almaktadır. Bu tespitler askerî kapasitelerin karşılaştırılması dâhilinde yapılmış ve Çin’in askerî olarak ABD’den üstün olduğu kapasite ve kabiliyetlere odaklanılmıştır. Bu hususta, ABD’nin gemi inşasında Çin’in gerisinde kaldığı yönündeki vurgu, rapordaki kritik durum tespitlerinden birini oluşturmaktadır. Rapora göre ABD’nin 2020 başlarında sahip olduğu askerî gemi sayısı yaklaşık olarak 293 iken Çin’in sahip olduğu deniz gücü 130’dan fazla büyük yüzey savaşçısı da dâhil olmak üzere yaklaşık 350 gemi ve denizaltından oluşmaktadır. Bu karşılaştırma doğrultusunda, Çin’in deniz muharebe gücü anlamında dünyanın en büyük donanmasına sahip olduğu belirtilmiştir. Yine askerî kapasite kıyaslamasına dair bir başka önemli tespit “kara tabanlı konvansiyonel balistik ve seyir füzeleri” sınıfında görülmektedir. Rapora göre Çin ordusu konvansiyonel füze kapasitesini herhangi bir uluslararası anlaşma sınırlaması olmadan geliştirmektedir. Çin’in mevcut konvansiyonel füze sayısı, 500 ila 5.500 km arasında değişen menzilleri ile kara tabanlı balistik füzeler (GLBM) ve kara tabanlı seyir füzeler (GLCM) olmak üzere 1.250 iken ABD, 70 ila 300 km arasında değişen menzilli konvansiyonel kara tabanlı balistik füze sınıfını kullanmaktadır. Bu kıyaslamada ABD hem menzil hem de kullanılan tür açısından Çin’in gerisinde kalmaktadır. Bununla bağlantılı olarak Çin’in hava sistemleri kapasitesine de yer verilerek Çin’in Rus yapımı S-400'ler, S-300'ler ve yerli sistemler de dâhil olmak üzere dünyanın en büyük gelişmiş uzun menzilli karadan havaya füze sistemlerinden birine sahip olduğu söylenmiştir. Bu güçlü savunma mimarisi, Yeniden Yüklenebilir Entegre Hava Savunma Sistemi’ne (IADS) dayandırılmaktadır.

Bir diğer önemli kritik askerî tespit ise Çin’in nükleer güç kapasitesi üzerine yapılmıştır. Ordunun stratejik hedefleri çerçevesinde gelişen güvenlik görünümünün temel değişim noktalarından birinin nükleer güç kapasitesi ve yetenekleri olduğu ileri sürülmüştür. Bu kapsamda Çin’in nükleer silah politikasında, savunma ve caydırma odaklı nükleer kapasitenin korunmasına öncelik verdiği, uzun zamandan beri “ilk vuruştan kaçınma” (nükleer tehdit dengesinde saldırı başlatan taraf konumunda olmama) politikası benimsediği ifade edilse de orduyu modernleştirme hedefleri dâhilinde bu politikalarda da değişikliğe gidebileceği yönünde ihtimaller üzerinde durulmuştur. Çin her ne kadar nükleer politikasını olası bir saldırıya karşı misilleme temelinde belirlediğini söylese de bunun nükleer güç kapasitesinin modernleşmesi ve çeşitlenmesi doğrultusunda değişebileceği yönünde projeksiyonlara yer verilmiştir. Bu projeksiyonlara göre Çin’in mevcut nükleer başlık stokunun minimum 200’lerde olduğu iddia edilmiş, bu sayıdan hareketle önümüzdeki 10 yıl içinde kara, deniz ve hava tabanlı nükleer silah kapasitesini en azından iki kat artıracağı tahmin edilmiştir.

Raporda askerî kapasitelerin yanında Çin’in bölgesel askerî konuşlandırmaları ve üsleri de konu edinmiştir. Bu hususta Çin’in yeni askerî üs ve tesisler kuracağı ileri sürülmüştür. Cibuti’deki askerî üsse ek olarak Çin’in deniz, hava ve kara kuvvetlerini desteklemek üzere denizaşırı askerî lojistik tesisler kurmayı planladığı ifade edilmiştir. Rapora göre yeni lokasyonların Myanmar, Tayland, Singapur, Endonezya, Pakistan, Sri Lanka, Birleşik Arap Emirlikleri, Kenya, Seyşeller, Tanzanya, Angola ve Tacikistan’da olacağı tahmininde bulunulmuştur. Yine genişleyen küresel askerî lojistik ağ dâhilinde, Çin ordusunun ABD’ye müdahalesinin kolaylaşacağı, kurulan denizaşırı üslerin ABD’ye karşı olası bir saldırıda Çin’in askerî eylemlerini destekleyici bir rol oynayabileceği yönünde bir değerlendirme yapılmıştır. Bununla birlikte Bir Kuşak Bir Yol Projesi’nin Çin ulusal modernleşme stratejisini desteklemek üzere kullanıldığı belirtilmiştir. Bir Kuşak Bir Yol Projesi ve Made in China 2025 (MIC 2025) gibi küresel ekonomik ve teknoloji temelli girişimlerin Çin’in kalkınma ve güvenlik çıkarlarına hizmet ettiği söylenmiştir. Son olarak Çin’in askerî kapasitesini, dış politikasını desteklemek üzere kullanmaya başladığı da ifade edilerek kendi kendine yeten modern askerî küresel bir güç olmayı hedeflediği vurgulanmıştır. Ayrıca Çin’in uzayı ve siber uzayı da kritik bir rekabet alanı olarak tanımladığı, bu yöndeki çalışmalara ağırlık verdiği belirtilmiştir.


1 Bu değerlendirme, https://tinyurl.com/y3lnz4sf bağlantısındaki mevcut rapordan hareketle yazılmıştır.

Orta Doğu’da Büyük Güçler Rekabeti ve Partnerlik Stratejisi

Hurşit Dingil

Değişimin evrildiği yeni dönem, üç büyük kutup olan ABD, Çin ve Rusya ekseninde şekillenen Büyük Güçler Rekabeti dönemi olarak adlandırılmaya başlandı.