Dağlık Karabağ İşgali ve Rusya’nın Tutumu

Sabir Askeroğlu Kıdemli Uzman, Dış Politika

Rusya’nın tarafsız kalma politikası giderek zayıflıyor. Azerbaycan’ın askerî operasyonları ve Türkiye’nin politikası Rusya’yı çözüm masasına oturmaya zorluyor.

27 Eylül 2020 tarihinde Ermenistan’ın Azerbaycan’ın sivil yerleşim yerlerine saldırmasıyla birlikte Dağlık Karabağ’da çatışmalar tekrar başladı. Azerbaycan’ın misilleme yaparak başarılı bir askerî operasyon süreci yönetmesi, işgal altındaki topraklarının bir kısmını kontrol altına alması ve çatışmalarda Ermenistan ordusunun büyük kayıplar vermesi nedeniyle Dağlık Karabağ sorunu bölgesel bir gelişme olmaktan çıkıp uluslararası bir boyut kazandı. Türkiye’nin, Ermenistan’ın Dağlık Karabağ işgaline son vermesi gerektiğini söylemesi ve bu konuda Azerbaycan’ı destekleyeceğini açıklaması gözleri Moskova’ya çevirdi.

Kremlin bir taraftan Bakü ve Erivan’a yönelik açıklamada bulunurken diğer taraftan da Ankara ile iletişim hâlinde olduğunu dile getirmektedir. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Türkiye’nin Azerbaycan’a verdiği destek açıklamasıyla ilgili “Ermenistan’a veya Azerbaycan’a herhangi bir askerî destekte bulunulması taraflar arasındaki çatışmayı alevlendirecektir. Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) çerçevesinde Ermenistan’a herhangi bir yardım gündeme gelmedi. Moskova Dağlık Karabağ’la ilgili atacağı adımları belirlemek için süreci yakından takip ediyor.” açıklamasında bulundu.

Dağlık Karabağ işgali Rusya Federal Meclisi Alt Kanadı Duma’nın da gündemindeydi. Duma “Çatışmalara bir an önce son verilmesi ve tarafların görüşme masasına geri dönmesi gerektiği, bunun için de Rusya’nın ara buluculuk yapabileceği” yönündeki ortak bildiriyi kabul etti.

Önde gelen Rus siyasetçileri de krizle ilgili Rusya’nın tutumunu yansıtan açıklamalarda bulundu. Rusya Federal Konseyi İletişim Politikaları Başkanı Aleksey Puşkov, Telegram hesabından Ermenistan’ı eleştiren bir paylaşım yaptı. Paylaşımında “Ermenistan, eğer bir sorun çıkarsa Batı’nın onların yardımına geleceğine dair yanılgı içindeydi. Özellikle de Batı yanlısı gençler arasında Batı’ya entegrasyon ve adım adım Rusya’dan uzaklaşma fikri vardı. Şimdi ne oldu? Herhangi bir yardım gelmeyeceği anlaşıldı. Türkiye gerçekten Azerbaycan’ın yanında fakat Batı, Ermenistan’a destek olmadı.” yorumunda bulundu.

Rusya’nın Ermenistan politikalarını yansıtan başka bir isim de Rusya Federal Konseyi Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Konstantin Kosaçov’du. Kosaçov yapmış olduğu açıklamasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Ermenistan, işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmelidir.” açıklamasını yorumlarken “Bu açıklama Rusya’ya değil Ermenistan’a yapılmıştır. Bu nedenle Ermenistan’ın cevap vermesi gerekir.” dedi. Duma Bağımsız Devletler Topluluğu İşleri Komitesi Başkanı Leonid Kalaşnikov, Ermenistan Başbakanı Nikola Paşinyan’ın Dağlık Karabağ’ı tanıyabileceği açıklamasına cevaben “Dağlık Karabağ’ın statüsünün değiştirilmesini konuşmak zararlı olabilir.” açıklamasında bulundu.

Ermenistan’a en sert eleştiride bulunanlar arasında Ulusal Savunma dergisinin yayın yönetmeni aşırı Rus milliyetçisi İgor Korotçenko vardı. Korotçenko “Paşinyan Rusça yayın yapan televizyon kanallarını kapatıyor. Rus yanlısı güçleri temizliyor. Kilit görevlere Soros’un adamlarını getiriyor. Sonra da Kremlin’e telefon açarak ‘Putin, yardım et.’ diyor.” yorumunu yaptı.

Rusya’nın önde gelen düşünce kuruluşlarından Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi Genel Müdürü Andrey Kortunov, Rusya’nın Türkiye politikasına yönelik “Türkiye Kafkasya’daki güç dengesini Azerbaycan lehine değiştiriyor. Aynı Libya’da olduğu gibi. Umarım ki Türkiye askerî bir çatışmaya doğrudan müdahil olmaz. Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki çatışma Moskova için büyük bir ‘baş ağrısıdır’ çünkü Moskova ne Bakü ne de Erivan’la ilişkisini bozmak istemiyor. Ayrıca Türkiye’yle mücadele için de yeni bir cephe açmak da istemiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Bir diğer önde gelen düşünce kuruluşu Carnegie-Moskova’da görev yapan kıdemli uzman Sergey Markedonov, “Dağlık Karabağ sorunu konusunda Rus Dışişleri Bakanlığının geleneksel diplomatik çizgisi savaş riskini en aza indirmektir. Fakat Dağlık Karabağ sorununun çözümüne yönelik herhangi bir ciddi adım henüz atılmadı. Eğer Dağlık Karabağ meselesi en kısa zamanda askerî düzeyden diplomatik düzeye dönüştürülemezse hassas denge tamamen kırılır. Yeni bir bölgesel savaş, senaryo olmaktan çıkar.” açıklamasında bulundu.

Jeopolitik Meseleler Akademisi Başkanı General Leonid İvaşov, “Eğer Rusya taraflardan birini desteklerse izlemiş olduğu denge politikası bozulur.  Bu sorunun çözümüne ne KGAÖ ne de işlevsiz olan Bağımsız Devletler Topluluğu yardım eder. Rusya, tarafları Moskova’da toplayabilir. Dağlık Karabağ Azerbaycan’a geri verilmemeli. Fakat Ermenistan’ın işgal ettiği diğer topraklar Azerbaycan’a geri verilebilir. Buna karşılık Ermenistan’a ekonomik kalkınma paketi sunulabilir. Şu an önceliğimiz çatışmaları durdurmaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Rusya’da muhalifliğiyle bilinen Nezavisimaya Gazeta gazetesinde Mihail Sergeyev’in imzasıyla çıkan değerlendirmede Dağlık Karabağ’da çıkacak olası bir savaşın Rusya için maliyeti ve riskleri ele alındı. Yazıda “Bu durumda Rusya, mevcut hakem pozisyonunu fazla sürdüremez. Türkiye’nin Azerbaycan’a açık desteği Rusya’yı çatışmanın karşı tarafına itiyor. Fakat Suriye ve Libya’dan farklı olarak Dağlık Karabağ’da çıkacak bir savaş Rusya’nın sınırlarına yakın olması nedeniyle daha tehlikelidir. Moskova’nın çatışmalara dâhil olmasının maliyeti büyük olacaktır.” açıklamasında bulundu.

Dağlık Karabağ çatışmalarında Rusya’nın meseleye ilişkin tutumunu belirleyen iki faktör var: Birincisi, Rusya tarafsız kalmak istediğinden bölgedeki statükonun devam etmesinden yanadır. Bu politikasını “ara buluculuk” ve “barış” ilkeleri üzerine inşa etmiştir. Rusya’nın bu politikası hem müttefiki Ermenistan’la hem de “stratejik ortak” olarak nitelendirdiği Azerbaycan’la ilişkilerini iyi tutmasına olanak veriyordu. Ayrıca hem Ermenistan’ı Rusya’ya bağımlı kılıyor hem de Azerbaycan’ın Rusya’dan tamamen uzaklaşmasını engelliyordu. Bunun için sorunun dondurulması ve ciddi bir savaşın yaşanmaması gerekiyordu.

Rusya’nın Dağlık Karabağ’daki gelişmelerdeki tutumunu etkileyen diğer bir faktör ise Paşinyan’ın 2018’den beri izlediği politikadan duyduğu rahatsızlıktır. Önceki Ermenistan iktidarları Rusya’nın jeopolitik çıkarları doğrultusunda hareket ederken Paşinyan hükûmeti hem iç politikada hem de dış politikada Rusya’nın etkisini azaltmak istemektedir. Bu amaçla atılan birtakım adımlar Rusya’nın tepkisine yol açtı. Rusya, işgal altındaki Dağlık Karabağ’da yaşanan çatışmalarda “pasif tarafsızlık” ilkesini benimseyerek Ermenistan’ın diplomatik ve askerî başarısızlığını görmek istedi. Fakat Rusya bu tutumunu fazla sürdüremez. Çünkü Azerbaycan artık Rusya’nın çözümsüzlükten yana olan “pasif denge politikasını” değiştirmek istiyor. Ayrıca Ankara’nın Azerbaycan’ın bu çabasını desteklemesi, Rusya’yı daha da zor durumda bıraktı.

Rusya’nın tarafsız kalma politikası giderek zayıflamaya başladı. Rusya bunu sonuna kadar sürdürmeye çalışıyor. Ancak Ermenistan’ın Azerbaycan’a askerî olarak yenilme ihtimali Rusya’yı endişelendirmektedir. Kremlin, Azerbaycan’ın Ermenistan karşısındaki zaferinin eninde sonunda Rusya’nın denge politikasını sona erdireceğinin farkındadır. Bunun için de -Suriye ve Libya’da olduğu gibi- Ermenistan’a dolaylı destekte bulunarak Azerbaycan’ın mutlak zaferini engellemeye çalışıyor. Ayrıca diplomatik yollarla Türkiye’nin Azerbaycan’a verdiği siyasi desteği kesmesini de istiyor. Aksi durumda Türkiye’nin desteğinin Azerbaycan’ı daha da cesaretlendireceğini ve işgal altındaki topraklarını geri alma konusunda daha da kararlı hareket etmeye iteceğini düşünüyor. Sonuç olarak Rusya, Azerbaycan’ın ilerleyişini durdurmak için Ermenistan’ın yanında yer almak durumunda kalabilir. Bu durumda Rusya’nın doğrudan Ermenistan’ı desteklemesi, hakemlik pozisyonunu kaybetmesi anlamına gelir. Ayrıca Rusya’nın Ermenistan’la aynı tarafta yer alması, Türkiye’nin daha fazla Azerbaycan’a destek vermesine yol açacaktır. Ankara, Kafkasya’daki sorunun çözümünde aktif bir taraf olabilir. Azerbaycan’ın askerî başarısı ve Türkiye’nin manevi desteğini sürdürmesi, diğer tarafları Dağlık Karabağ sorununun çözümüne zorlayabilir.

Dağlık Karabağ, Türkiye, Azerbaycan, Rusya, Ermenistan

Dağlık Karabağ’daki Kırılgan Ateşkesin Geleceği

Sabir Askeroğlu

Rusya ve Minsk Grubu, Dağlık Karabağ’daki işgalin sona ermesi için bir çözüm bulamazsa ateşkes anlamını kaybedeceği gibi Türkiye’nin dâhil olduğu yeni bir görüşme sürecine de ihtiyaç artacaktır.

Rusya’nın Suriye’de Yeni Alan Arayışı

Sabir Askeroğlu

Rus heyetinin Şam ziyaretinin ana hedefi, Rusya’nın Suriye’deki varlığını ve etkisini doğrudan ilgilendiren ekonomik, güvenlik ve anayasa süreçlerini ele almaktı.