Doha’dan İstanbul’a Afganistan Barış Görüşmeleri

Rahimullah Farzam Uzman, Dış Politika

Türkiye, bulunduğu konum ve uluslararası ilişkileri nedeniyle Afganistan barış sürecine katkı sağlayabilecek tüm niteliklere sahiptir.

2001 yılında işgal ettiği Afganistan’da istediği başarıyı elde edemeyen ABD, saplandığı bu bataklıktan uluslararası itibarını da zedelemeden çıkmak için zorlu rakibi Taliban ile uzlaşma yolunu seçti. Taraflar arasında 18 ay süren çetin görüşmelerin ardından 29 Şubat 2020 tarihinde Katar’ın başkenti Doha’da barış anlaşması imzalandı. Doha Anlaşması olarak bilinen bu anlaşma çerçevesinde Taliban, tüm yabancı güçlerin ülkeden çekilmesi ve tutuklularının serbest bırakılması karşılığında Afganistan hükûmetiyle müzakere masasına oturmayı kabul etti. Bu kapsamda Taliban ile Afganistan hükûmeti, 19 yıllık kanlı çatışmaların ardından ilk kez 12 Eylül 2020 tarihinde Doha’da müzakere masasına oturdu. Büyük umutlarla başlayan görüşmeler; taraflar arsındaki ciddi fikir ayrılıkları ve ülkede şiddetin giderek ivme kazanması gibi nedenlere bağlı olarak birçok kez tıkanma noktasına geldi. Ocak ayında ABD’de gerçekleşen iktidar değişikliği zaten ağır aksak ilerleyen barış görüşmelerini durma noktasına getirdi. Joe Biden’ın Beyaz Saray’a gelişiyle Washington’dan gelen Doha Anlaşması’nın gözden geçirileceğine dair açıklamaların ardından Taliban, müzakere masasını fiilen terk etti. Böylece beş ay süren Afganlar arası müzakereler herhangi somut bir kazanım elde edilemeden sona ermiş oldu.

ABD’nin Yeni Yol Haritası Nedir?

Biden’ın Beyaz Saray’a gelişi Afganistan barış sürecini yeni bir safhaya taşıdı. Biden’ın selefi Donald Trump’ın Taliban ile imzaladığı Doha Anlaşması’na uyup uymayacağı tartışılırken Dışişleri Bakanı Antony Blinken ülkesinin Anlaşma’yı gözden geçireceğini açıkladı. Blinken hemen ardından 7 Mart’ta Afgan liderlere bir mektup yazarak Washington’ın Afganistan konusunda bundan sonra izleyeceği yol haritasını paylaştı. Diplomatik teamüllere uymayan bir üslupla yazılan mektupta Blinken, Afgan liderleri “kapsayıcı yeni bir hükûmetin” oluşturulması için bir araya gelmeye çağırıyordu. Blinken ayrıca ilerleyen günlerde Türkiye’de Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde; Çin, İran, Rusya, Hindistan ve Pakistan gibi Afganistan sorununa etki edebilecek ülkelerin katılımıyla uluslararası bir konferans düzenleneceğini bildiriyordu. ABD Afganistan Özel Temsilcisi Zelmay Halilzad’ın daha sonra Afgan liderlerle paylaştığı Washington’ın taslak planında Blinken’ın mektubunda geçen “kapsayıcı yeni bir hükûmet” ifadesiyle bir geçiş hükûmeti kurulmasının kastedildiği anlaşıldı. Taliban’ın devrilmesinin ardından Kasım 2001’de Almanya’nın Bonn kentinde BM tarafından düzenlenen toplantıda tüm Afgan politik grupların katılımıyla bir geçiş hükûmeti kurulmuştu. ABD tıpkı 2001’de olduğu gibi ilk etapta tüm grupları kapsayan bir geçiş hükûmetinin oluşturulmasını istiyor. Bu anlamda İstanbul Zirvesi ikinci Bonn olarak değerlendirilebilir.

İstanbul Zirvesi’nde Hangi Konular Tartışılacak?

Yukarıda da işaret edildiği üzere ABD’nin “barış planı” çerçevesinde Afganistan’da bir geçiş hükûmetinin kurulması, İstanbul Zirvesi’nin öncelikli maddelerinden biri olacaktır. Henüz ayrıntılarının basınla paylaşılmadığı geçiş hükûmeti konusunda Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani dışında hemen hemen bir uzlaşı olduğu söylenebilir. Gani şu ana kadar çeşitli platformlarda yaptığı açıklamalarda geçiş hükûmetine ilişkin muhalefetini birçok kez dile getirdi. Fakat ABD desteği olmadan iktidarını koruma gücü olmayan Gani’nin, Washington’ın baskısına karşı direnmesi beklenmemektedir. İstanbul Zirvesi’nde tartışılacak bir diğer öncelikli gündem maddesi de ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi olacaktır. Doha Anlaşması’na göre ABD, 1 Mayıs 2021 tarihine kadar Afganistan’dan tamamen çekilmek zorunda. Amerikalı askerî uzmanlara göre Biden’ın 1 Mayıs’a kadar çekilme emri vermesi pek olası gözükmüyor. Nitekim Biden, 25 Mart’ta düzenlediği basın toplantısında Doha Anlaşması’nda belirlenen takvime uymanın zor olduğunu söyledi. Amerikan medyasına göre Biden, çekilmeyi altı aylığına uzatmak veya zamana yayılan bir çekilme gibi seçenekler üzerinde duruyor. Washington’ın öncelikli hedefi Taliban’ı çekilmenin ileri bir tarihe ertelenmesi için ikna etmek. Biden yönetimi, Taliban’ın hâlâ Afganistan hapishanelerinde tutulan tüm savaşçılarının serbest bırakılması ve Taliban yöneticilerinin BM’nin kara listesinden çıkarılması gibi tavizler karşılığında Doha Anlaşması’nda belirlenen takvimin esnetilmesini isteyecektir. Fakat Taliban’ın bu senaryoya evet demesi düşük bir ihtimal olarak görülüyor. Nitekim Biden’ın sözlerine Taliban’dan tepki gecikmedi. Taliban Sözcüsü Zabiullah Mücahit “ABD’nin Doha Anlaşması’nda belirlenen takvim çerçevesinde Afganistan’ı terk etmemesi durumunda savaşın devam edeceği” tehdidinde bulundu. Hemen ardından Taliban; Kandahar, Host, Helmend gibi büyük şehirler ve 50 ilçeyi kapsayan yıkıcı bir saldırı dalgası başlattı.

Türkiye, Afganistan Barış Sürecinde Nasıl Bir Rol Oynayabilir?

Türkiye; bir NATO müttefiki olarak ABD ile birlikte çalışabilme yeteneği, Afganistan sorununa etki edebilecek bölgesel ülkelerle yakın bağları ve Afganistan ile uzun yıllara dayanan iyi ilişkileri nedeniyle bu ülkede barışın tesisine katkı sağlayabilecek tüm niteliklere sahiptir. Türkiye bugüne kadar gerek ikili gerekse BM ve NATO çerçevesinde Afganistan’da çeşitli alanlarda büyük katkılarda bulunmuştur. Türkiye’nin Afganistan’a yaptığı katkılar başta merkezî hükûmet olmak üzere bu ülkedeki yerel aktörler ve Afganistan halkı tarafından takdirle karşılanmaktadır. Türkiye bu özelliğinden ötürü Afganistan’da etnik veya mezhep farkı gözetmeksizin bütün gruplarla diyalog kurabilmektedir. Bu da Türkiye’yi Afganistan’da barışın yeniden tesisine katkı sunabilecek nadir ülkelerden biri olarak öne çıkarmaktadır. Türkiye’nin tercih edilmesinin bir başka nedeni de Pakistan ile olan yakın ilişkileridir. Afganistan ile yaklaşık 2.400 km ortak sınırı paylaşan Pakistan, Afganistan meselesinde en kilit ülkelerden biri olarak kabul edilmektedir. Pakistan’ın özellikle askerî ve istihbarat birimlerinin Taliban’ın üzerinde ciddi bir nüfuzu bulunmaktadır. Birçok uzmana göre Pakistan’ın rızası olmadan Afganistan’da kalıcı bir çözüme ulaşmak mümkün değildir. Bu da Türkiye’nin Pakistan ile olan ilişkilerini önemli hâle getirmektedir. Bu açıdan Ankara ile İslamabad arasındaki stratejik ilişkiler, Afganistan’da istikrar ve barışın tesisi için fark yaratabilir. Son olarak Türkiye, nüfusunun büyük bölümü Müslüman olan tek NATO üyesidir. Bu da Türkiye’yi Afganistan’da gözlemci sıfatıyla askerî güç bulundurması en kabul edilebilir ülke yapmaktadır. ABD veya herhangi başka bir ülkenin askerî güç bulundurmasını kesinlikle kabul etmeyen Taliban veya diğer muhalif gruplar, Türkiye’nin öncülüğünde oluşturulan barışı koruma görev gücüne itiraz etmeyebilir. Tüm bu bileşenler, Türkiye’nin Afganistan barış sürecinde çok etkin bir rol üstlenebileceğini göstermektedir.

İstanbul Zirvesi’nin Türkiye İçin Önemi Nedir?

Türkiye’nin Afganistan barış sürecinde aktif bir rol üstlenmesi Ankara-Washington ilişkilerinde yeni bir sayfa açabilir. Hâlihazırda Afganistan sorunu Biden yönetiminin acil olarak ilgilenmesi gereken dış politika maddelerinin başında yer alıyor. Yukarıda da işaret edildiği üzere ABD, Doha Anlaşması ile 1 Mayıs 2021 tarihine kadar Afganistan’dan çekilmeyi taahhüt etmiş durumda. Dolayısıyla Biden yönetimi zaman sıkışıklığından ötürü Afganistan konusunda acil adım atmak zorunda. Bu nedenle İstanbul Zirvesi kritik öneme sahiptir. Zirvenin ev sahibi sıfatıyla Türkiye’nin bu konudaki yapıcı rolü, Washington-Ankara ilişkilerine olumlu yansıyacaktır. Türkiye, İstanbul Zirvesi’ndeki rolü karşılığında ABD’den S-400, YPG ve FETÖ gibi anlaşmazlıklarda bazı tavizler isteyebilir.

Öte yandan Türkiye’nin Afganistan sorunu gibi oldukça kronikleşmiş bir sorunun çözüm arayışında üstlendiği rol, Ankara’nın uluslararası kamuoyunda ara buluculuk rolünü pekiştirecektir. Bu açıdan İstanbul Zirvesi gelecekte çözüm bekleyen benzer anlaşmazlıklar için bir örnek teşkil edebilir. Son olarak İstanbul Zirvesi, 40 yılı aşkın süredir iç savaşla boğuşan Afganistan halkı açısından barış için son umuttur. Başta Afgan siyasiler olmak üzere Afganistan halkı, İstanbul Zirvesi’ne Afganistan’da barışın tesisi için bir dönüm noktası olarak bakıyor. Afganistan Ulusal Uzlaşı Konseyi Başkanı Abdullah Abdullah, “İstanbul Zirvesi’nden somut ilerlemeler bekliyoruz.” açıklamasında bulundu. Muhalif liderlerden İslami Parti Başkanı Gülbeddin Hikmetyar, İstanbul Zirvesi’ni “Afganistan’da barışa giden yolda önemli bir fırsat” olarak değerlendirdi. Tüm bu faktörler, Türkiye’nin Afganistan barış sürecindeki rolünün önemini ortaya koymaktadır. Ankara bu fırsatın farkında olarak hareket etmelidir. Doha Barış Görüşmeleri sadece Afganlara bırakılan görüşmelerin zor ilerlediğini ortaya koymuştur. Dolayısıyla Türkiye sadece görüşmelere ev sahipliği yapmakla kalmayıp gerektiğinde inisiyatif alarak bir ara bulucu rolüyle hareket edebilir. Afganistan’da barış ve istikrar, iç ve dış dengelerin başarılı bir şekilde yönetilmesine bağlıdır. Bu yüzden Türkiye yerel aktörlerin yanı sıra Pakistan ile iyi ilişkilere sahip olma avantajından da yararlanmalıdır.

Afganistan, Barış Görüşmeleri, İstanbul Zirvesi, Türkiye, ABD, Pakistan

Moskova’da Afganistan Barış Görüşmeleri Yapıldı

Rahimullah Farzam

ABD, Afganistan sorununu bölgesel ve uluslararası aktörlerden oluşan Birleşmiş Milletler destekli bir platforma havale etmek istiyor.

NATO Savunma Bakanları Toplantısında Afganistan Görüşüldü

Rahimullah Farzam

ABD liderliğindeki uluslararası güçlerin Afganistan’daki savaşının neredeyse 20. yılını geride bıraktığı bugünlerde, ülke yeni bir kanlı iç savaşın arifesinde bulunuyor.