Ekber Haşimi Rafsancani Hayatını Kaybetti

Serhan Afacan İç Politika Koordinatörü

İran İslam Cumhuriyeti haber kaynakları 8 Ocak 2017 (19 Dey 1395) Pazar akşamı Ayetullah Ekber Haşimi Rafsancani’nin (82) yaşamını yitirdiğini duyurdu. Pazar günü akşama doğru kalp rahatsızlığı şikâyetiyle Tahran’ın kuzey ilçelerinden Tecriş’te bulunan Şüheda Hastanesine kaldırıldığı öğrenilen Ayetullah Rafsancani, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.  1980-89 yılları arasında İran Meclisinin başkanlığını yürüten Rafsancani 1989-1997 yılları arasında da ülkenin dördüncü cumhurbaşkanı olarak görev yapmıştır. Rafsancani öldüğü tarih itibariyle de ülkenin kritik kurumlarından Düzenin Maslahatını Belirleme Konseyi’nin başkanlığını yürütmekteydi. İran’ın en nüfuzlu devlet adamlarından birisi olan Rafsancani’nin ölümünün kısa ve uzun vadeli önemli sonuçlarının olmasına kesin gözüyle bakılıyor.

1934 yılında Kirman eyaletindeki Rafsancan köyünde varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Rafsancani, 1950’li ve 1960’lı yıllarda Ayetullah Humeyni’den dersler almış ve 1979 İran İslam Devrimini getiren süreçte ve sonrasında kritik roller üstlenmiştir. Rafsancani; Ali Hamenei, Murteza Mutahhari ve Muhammed Beheşti gibi isimlerle beraber 1977 yılında Humeyni’ye yakınlığı ile bilinen Mücadeleci Din Adamları Topluluğu’nu kurmuştur. Devrim başarıya ulaştıktan sonra 5 Şubat 1979 tarihinde Ayetullah Humeyni’nin Mehdi Bazargan’ı başbakan olarak ilan ettiği basın toplantısında Rafsancani de Humeyni’nin danışmanı sıfatıyla sağ tarafında hazır bulunmuş ve geçici hükümetin programını bizzat okumuştur. Diğer yandan, Rafsancani yine 1979 Şubatında kurulan İslam Cumhuriyeti Partisinin (İCP) önemli şahsiyetlerinden birisi olduğu gibi İCP içerisindeki çekişmelerden rahatsız olan Humeyni’nin 2 Haziran 1987 tarihinde partiyi feshederken görüşünü aldığı isimler arasında da yer almıştır. 18 Ağustos 1979’da toplanan 73 kişilik Birinci Uzmanlar Konseyine, Humeyni’nin yapılacak anayasanın yüzde yüz İslami olması gerektiğine dair uyarısını da içeren mesajı yine Ayetullah Rafsancani tarafından okunmuştur. Rafsancani ayrıca mevcut Devrim Rehberi Ali Hamenei ile beraber 1980-89 İran-Irak Savaşı’nın yürütülmesinde ve tartışmalı bir şekilde sonlandırılmasında başı çeken figürlerden birisi olmuştur. Onun 1986 yılında İran’ın silah alımı için dönemin ABD başkanı Ronald Reagan ile yürütülen gizli görüşmelerde yer aldığı Time Dergisinin kapağına yansımıştır.

Ayetullah Humeyni’nin 1989 yılındaki ölümü Haşimi Rafsancani’nin siyasi hayatı açısından bir dönüm noktası olmuştur. Rafsancani, 1981-1989 yılları arasında cumhurbaşkanlığı yapan Ali Hamenei’nin bütün eleştirilere ve aleyhte görüşlere rağmen Humeyni’den sonraki ikinci Devrim Rehberi olarak seçilmesinde de başrol oynamış ve ondan boşalan cumhurbaşkanlığı makamına seçilmiştir. Aynı yıl yapılan anayasa değişikliği ile başbakanlık makamının lağvedilmesi Rafsancani’yi anayasal olarak öncekilerde daha güçlü bir cumhurbaşkanı konumuna da getirmiş oluyordu. Devrimi takip eden yıllarda özellikle Halkın Mücahitleri Örgütünün (HMÖ) Ayetullah Muhammed Beheşti gibi üst düzey İranlı devlet adamlarına gerçekleştirdiği suikastlar ve Ayetullah Muntazari’nin gözden düşmüş olmasından dolayı Humeyni öldüğünde Hamenei ve Rafsancani rejimin en güçlü şahsiyetleri olarak öne çıkmışlardır. Ne var ki Rehber olarak seçilmesinin ardından giderek daha muhafazakâr bir çizgiye kayan Hamenei’nin aksine Rafsancani, cumhurbaşkanlığı ve sonrasındaki süreçlerde kendi etrafında bir merkez siyaseti anlayışı geliştirmiştir. Savaş dönemi ekonomik yıkımının hızla giderilmesi gerektiğini düşünen Rafsancani, 1980’ler boyunca sosyal adalet ve kamu refahı eksenli politikalar yerine kalkınma planlarıyla bunu gerçekleştirmeye çalışmıştır. Devreye soktuğu yapısal reformlara istinaden Rafsancani sempatizanları tarafından ‘Yapılanma Komutanı’ (serdar-ı sazendegi) olarak anılmaya başlamıştır. Ekonomik reformların siyasi reformlar olmaksızın hayata geçirilemeyeceği düşüncesi ise Rafsancani’yi peyderpey muhafazakâr çizgiden uzaklaştırmıştır. Rafsancani’nin takip ettiği özelleştirme politikaları ise rakiplerinin ve kamuoyunun bir kısmının nezdinde onun yolsuzlukla anılmasına neden olmuştur. Kendisinden hemen sonra beklenmedik şekilde reformist Muhammed Hatemi’nin cumhurbaşkanı seçilmesi ve Hatemi’nin vurguladığı vaatler Rafsancani’nin karnesindeki eksikleri net olarak ortaya koymaktadır: “Bireysel hak ve özgürlüklerin genişletilmesi”. 

1997 yılında cumhurbaşkanlığı biten Rafsancani 2005 yılına dek sürecek olan Hatemi dönemi boyunca zaman zaman reformist cenahla aynı pozisyonu paylaşsa da devrim sonrası dönemin etkili siyasi elitlerinden birisi olması reformistler için onunla yan yana görüntülenmeyi riskli hale getiriyordu. Rafsancani’nin reformist cenahla hızla bütünleşmesi altıncı Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad (2005-2013) döneminde olmuştur. 2005 yılı cumhurbaşkanlığı seçimlerini, ikinci turda %60 civarında oy alan muhafazakâr Ahmedinejad’dan neredeyse yarısı kadar oy alarak kaybetmesi, Rafsancani’nin muhafazakâr cenahta artık çok makbul görünmediği gibi reformist tabanda da kuşku ile karşılanan bir siyasi figür olmasının sonucuydu. Ne var ki Rafsancani’nin 2009 cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde oynadığı rol, arkasındaki tabanın net olarak mahiyet değiştirdiğinin kanıtıydı.

İkinci dönem cumhurbaşkanlığı için yarışan Ahmedinejad karşısında tekrar aday olma isteği Anayasa Koruyucuları Konseyi tarafından reddedilen ve seçimlerde reformist Mir Hüseyin Musevi ve Mehdi Kerrubi’yi destekleyen Rafsancani, Ahmedinejad’ın 12 Haziran 2009 tarihinde şaibeli olduğu iddia edilen seçimlerden galip çıkmasıyla patlak veren olaylarda muhafazakâr siyasetten net bir kopuş yaşamış ve Hamenei ile doğrudan karşı karşıya gelmiştir. 17 Temmuz 2009 Cuma günü dönemin Uzmanlar Meclisi Başkanı ve Düzenin Maslahatını Belirleme Konseyi Başkanı sıfatıyla Tahran’da verdiği ve özellikle Musevi taraftarlarının yoğun ilgi gösterdiği hutbede ‘halkın güvenini yeniden sağlamalıyız, bizim mukaddes hedefimiz budur’ ifadelerini kullanan ve seçim sonrası olaylara karışan ‘mağdurlarla’ empati kurulması gerektiğini söyleyen Rafsancani, olaylara karışıp hapse atılanların da salıverilmesini istemiştir. Rafsancani konuşmasında ayrıca, özellikle görsel ve yazılı basında herkesin istediğini söyleme hakkını kullanabilmesi gerektiğine vurgu yapmıştır. Siyasi tavrından ve söz konusu hutbedeki açıklamalarından dolayı sistem içerisinden ağır eleştirilere maruz kalan Rafsancani ile Devrim Rehberi Hamenei arasındaki mesafe açılmaya devam etmiştir.

Rafsancani son olarak mevcut Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’yi desteklemiş ve Ruhani’nin 2017 yılı Mayıs ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de arkasında olduğunu defalarca açıklamıştır. Onun ölümüyle söz konusu seçimlerin önemi farklı bir boyut kazanmıştır. Rafsancani’nin olmadığı ve Musevi, Kerrubi ve Hatemi’nin siyasi yasaklı olduğu bir ortamda Ruhani’nin reformist siyaset açısından artık belirleyici bir şahsiyet haline geleceğinden kuşku yoktur. Rafsancani’nin vefatının muhafazakarların elini güçlendirmeyeceği, bilakis reformist-ılımlı cenahın Ruhani etrafında toplanacağı söylenebilir. Diğer yandan, 78 yaşındaki Hamenei’nin sağlık durumu dikkate alındığında Hamenei sonrası Devrim Rehberliği için adı geçen Rafsancani’nin de ölmesiyle rejimin geleceği ile ilgili belirsizlikler ve riskler daha da artmıştır.

Bir Kanunun Hatırlattıkları

Serhan Afacan

Her anayasanın zamanla eskidiği ve revizyona ihtiyaç duyduğu aşikardır.