Erdoğan ve Putin Hangi Konuları Görüştü?

Sabir Askeroğlu Dış Politika Koordinatörü

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin 23 Ocak Çarşamba günü Moskova’da bir araya geldi. Görüşmenin ana gündem maddesi Suriye’nin kuzeyinde oluşturulacak tampon bölge olmakla beraber iki lider farklı konuları da ele aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin 23 Ocak Çarşamba günü Moskova’da bir araya geldi. Görüşmenin ana gündem maddesi Suriye’nin kuzeyinde oluşturulacak tampon bölge olmakla beraber iki lider farklı konuları da ele aldı. Görüşme öncesinde Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, masada Türkiye’nin tampon bölge teklifinin olduğunu açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Moskova’ya hareket etmeden önce yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin girişimleri olmasa İdlib’de yüz binlerce can kaybının yaşanmış olacağına işaret ederek Moskova’daki görüşmeyi İdlib meselesiyle sınırlandırmak isteğini ortaya koydu. Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde ve kendi kontrolünde bir tampon bölge oluşturulması konusunda Rusya’nın tarafsız kalması karşılığında Rusya’nın Suriye’deki güvenliği için büyük öneme sahip olan İdlib’de istikrarı koruyacaktır. Rusya’ya bu konuda bir mesaj vermek adına Türkiye, Erdoğan’ın Moskova ziyaretinden iki gün önce 21 Ocak’ta İdlib’in önemli bir kısmını kontrol altına alan Heyet-i Tahrirü'ş-Şam ile Türkiye destekli muhalif güçler arasında ateşkes sağlamayı başarmış ve dahası bu örgütü bazı bölgelerden geri çekilmeye ikna etmiştir.

Ne var ki Rusya, Türkiye ile yapılan pazarlığı İdlib’le sınırlı tutmak istememektedir. 2019 yılı Rusya için dış politika ve enerji açısından kritik bir yıl olacaktır. Bu nedenle Putin görüşmede farklı konuları da gündeme getirmiştir. Rus lider, Türkiye’nin tampon bölge önerisine destek verme karşılığında Türkiye’den enerji alanında destek beklemekte ve Türk Akımı doğal gaz boru hattının 2019 yılının sonuna kadar hayata geçirilmesini planlamaktadır.

Diğer yandan Rusya ile Ukrayna arasındaki transit anlaşma, 1 Ocak 2020 itibariyle sona erecektir. Avrupa’ya doğal gaz ihracatının %50’sini Ukrayna üzerinden yapan Rusya, bu alanda Ukrayna’ya bağımlı olmaktan kurtulmayı hedeflemektedir. Nitekim hem Almanya ile yapılan Kuzey Akımı-2 hem de Türkiye ile yapılan Türk Akımı anlaşmaları bu bağımlılığı azaltmaya yöneliktir. Başlangıçta Rusya, Ukrayna’yı transit ülke olarak bütünüyle devre dışı bırakmayı hedeflemekteydi. Ancak hem ABD yaptırımlarına maruz kalan Kuzey Akımı-2 hem de Türk Akımı projelerinin Avrupa’da alıcı bulamaması Rusya’nın planlarını bozmuştur. Bu da Rusya’yı Ukrayna ile yeni bir transit anlaşma imzalamak zorunda bırakmaktadır. Rusya’yla savaş hâlinde olan Ukrayna ise bu ülkeyle yeni bir transit anlaşma imzalamayacağını açıklayarak Rusya’nın işini zorlaştırmıştır. 2019 yılının sonuna kadar Türk Akımı projesinin Türkiye ve Avrupa ayaklarının tamamlanması, Rusya’nın Ukrayna dışında alternatif güzergâhlara sahip olması anlamına gelecek ve bu durum Kiev’le yapılacak pazarlıkta Moskova’nın elini güçlendirecektir. Aksi taktirde Rusya, transit anlaşmayı Kiev’in şartlarını kabul ederek imzalamak zorunda kalacaktır.

Sonuç olarak Rusya açısından kritik geçmesi beklenen 2019 yılında bu ülkenin Suriye politikası enerji politikalarıyla bağlantılı olarak yürütülmeye çalışılacaktır. Bu nedenle Rusya, Suriye’deki tampon bölge önerisi konusunda Türk Akımı projesinin tamamlanarak bir an önce faaliyete geçmesini pazarlık konusu yapmak isteyecektir. Ancak Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde oluşturmak istediği tampon bölge konusunu Rusya’dan ziyade ABD ile istişare ederek yürütmesi ve konunun Rusya’ya bakan yönünün yalnızca bilgilendirme düzeyinde kalması süreç içerisinde Ankara’nın elini güçlendirecektir.

Rusya, Türkiye, Suriye, İdlib, Görüşme

Trump’ın Devrim Muhafızları Kararı ve Muhtemel Sonuçları

Sabir Askeroğlu

Trump, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu terör örgütü ilan ederek onu zayıflatmayı amaçlamış, DMO üzerinden de İran’ı yalnızlaştırarak bölgedeki etkisini kırmayı hedeflemiştir.

Trump’ın Golan Tepeleri Kararının Olası Sonuçları

Sabir Askeroğlu

Trump’ın son hamlesi artık uluslararası ilişkilerde güç politikasının öne çıktığı, güçlünün haklı olabileceği ve uluslararası bağlayıcılığı olan kararlara rağmen toprak elde etmenin meşru sayılabileceği şeklinde yorumlanabilir.

echo 'test';