Feridun Ademiyet ve Tarihçilik Anlayışı

Ademiyet, tarihyazımı hakkındaki düşüncelerini, Meşrutiyet’in toplumsal ve entelektüel tarihine ilişkin yaptığı araştırmalarda uygulamıştır.

Feridun Ademiyet, 22 Temmuz 1920 tarihinde Tahran’da dünyaya geldi. İlköğreniminin ardından Darülfünuna giren Ademiyet, daha sonra siyasal bilgiler ve hukuk alanlarında eğitimini devam ettirdi. Henüz fakültede öğrenciyken Dışişleri Bakanlığında memuriyete başladı.

Bakanlıktaki ilk idari görevi Londra Büyükelçiliğinde kâtiplikti. Kâtiplik görevi sırasında London School of Economics’e kayıt yaptırdı. Siyasi tarih ve siyaset felsefesi alanlarındaki beş yıllık eğitimin ardından “The Diplomatic Relations of Persia with Britain, Turkey and Russia 1815-1830” başlıklı doktora tezini 1949 yılında tamamladı. Çeşitli konferanslara katılmak ve Lahey Uluslararası Adalet Divanında hâkimlik yapmak gibi görevler, Ademiyet’in 1979 yılına kadar devam eden memuriyeti kapsamındaki faaliyetleri arasındaydı. 29 Mart 2008 tarihinde Tahran’da vefat etti.

Ademiyet, 20 yılı aşkın yazı ve araştırma hayatı boyunca Meşrutiyet Dönemi’nin en etkili aydınları ile modern İran’ın en önemli siyasal ve toplumsal olayları hakkında 25’ten fazla kitap ve makale yazdı.

Ademiyet’in, Meşrutiyet Dönemi’ni, yeni siyasi düşüncelerin uyanışı ile Meşrutiyetçi hareketlere odaklanarak incelediği çalışmalarının iki ana teması vardır. İlki, millî bilinç ve özgürlük hareketinin başlangıcı sayılabilecek fikri uyanışın ve yeni siyasi-sivil düşüncelerin yayılmasının tarihi; ikincisi ise Meşrutiyet’in ilanından Muhammed Ali Şah’ın tahttan indirilmesiyle sonuçlanan millî isyana kadarki süreçtir.

Yeni tarihyazımı yöntemini izah etmek için düşünce tarihine başvuran Ademiyet, konu hakkında akılda tutulması gereken üç husus olduğunu dile getirir ve bunları toplumun kültürel arka planı, düşüncelerin kökenleri, entelektüellerin zihniyetlerini şekillendiren ve dönüştüren unsurlar olarak sıralar. Ona göre düşünce boşlukta meydana gelmez. Düşünce tarihinde birçok ciddi ve muteber düşüncenin alıcısının olmadığını, çeşitli düşüncelerin kimi zaman unutulmuş kimi zaman başka bir düşüncenin etkisinde kaybolmuş veya yok olmaları için özel bir çaba gösterildiğini ama yine de bu düşüncelerin ehemmiyetlerinin ortadan kalkmadığını dile getirir. Ademiyet’e göre birtakım fikirler önce zihinleri sarsıp düşünce akımlarına yol açmış, düşünce akımı hâline geldikten sonra toplumsal hareketlere dönüşmüş ve hatta içine doğdukları toplumun sınırlarını da aşarak dünyaya yayılmıştır. O, tarihçinin sorumluluğunun düşüncenin oluştuğu toplumsal zemini aydınlatma, entelektüellerin düşüncelerini ayrıntılı olarak ortaya koyarak ideolojilerin oluşum ve gelişimine etkilerini değerlendirme ve ideolojilerin çeşitli unsurlarını birbirinden ayırarak asıl noktalarını göstermeyi kapsaması gerektiğini iddia eder. Tarihçinin her koşulda tarihin ruhuna dikkat etmesi gerektiğini vurgular.

Ademiyet, tarihyazımı hakkındaki düşüncelerini Meşrutiyet’in toplumsal ve entelektüel tarihine ilişkin yaptığı araştırmalarda uygular. Meşrutiyet hakkındaki çalışmalarını meşrutiyetçilerin modern fikirleri, siyasi kurumların tarihi ve meşrutiyetçilerin toplumsal faaliyetleri gibi başlıklar altında sürdürür. Mirza Feth Ali Ahundzade, Mirza Abdurrahim Talibof, Mirza Ağa Han Kirmani, Mirza Melkum Han ve Mirza Yusuf Han Müsteşarüddevle gibi modernist meşrutiyetçiler, Ademiyet’in Meşrutiyet Dönemi düşünce tarihi araştırmalarında üzerine eğildiği şahsiyetlerdendir.

O, Meşrutiyet Devrimi’nin düşünsel temelleri yanında toplumsal ve siyasal kökenlerine de eserlerinde eğilir. Meşrutiyet’in toplumsal ve siyasal kökenlerini Feth Ali Şah’ın oğlu Veliaht Prens Abbas Mirza’nın Tebriz valiliği dönemine kadar geriye götürür. Daha sonra, 19. yüzyılın ortalarında sadrazamlık makamında bulunmuş Mirza Kaimmakam Ferahani ve Emir Kebir’in İran’da modern kurumların ortaya çıkmasında önemli rolleri olduğunu vurgular. Emir Kebir’i kanun fikrine bağlı bir devletin kurucularından biri olarak görerek ünlü sadrazamın kanunla idare edilen, toplumsal güvenliğe ve refaha önem veren bir devlet kurma yolundaki çabalarından bahseder.

Mirza Hüseyin Han Sipehsalar da Ademiyet’in çalışmalarında ele aldığı İranlı devlet adamlarındandır. Endişe-yi Terakki ve Hükümet-i Kanun (İlerleme Fikri ve Kanun Devleti) adlı eserinde Sipehsalar’ın şahsiyetini, yetiştiği muhiti ve faaliyetlerini ele alır. İstanbul’da elçilik yaptığı ve Nasırüddin Şah’ın sadrazamı olduğu dönemlerde modernleşme yolundaki çabalarına değinir. Araştırmalarına göre Batı ile İran arasında ticari ve ekonomik ilişkilerin kurulmasına ilişkin ilk adımlar, Sipehsalar döneminde atılmıştır. Ademiyet ayrıca Sipehsalar’ın Kaçar Dönemi’nde modern ceza kanunlarının hazırlanmasındaki öncü rolüne dikkat çekerek bu dönemde hazırlanan nizamnamelere değinir.

Kaçar Dönemi diplomasi tarihi ve İran’ın komşularıyla sınır sorunları da Ademiyet’in, modern tarihyazıcılığı yöntemleriyle incelediği konular arasındadır. Bu başlık altında hem İran’ın; Osmanlı, Rusya ve Birleşik Krallık gibi devletlerle diplomatik ilişkilerini inceler hem de “Bahreyn Adaları”nın statüsü meselesini dönemin belgeleri ve tarih kitaplarına dayanarak tartışır.

Ademiyet, İran Meşrutiyeti’ne dair çalışmalarında iktisat olgusunu da göz önünde bulundurur. Kendi eserlerinin dışında Hüma Natık ile birlikte yazdıkları bir kitapta da İran ekonomisinin durumunu eldeki veriler ışığında ele alır. 1891-1892 yıllarında gerçekleşen Tütün İsyanı’na özel bir önem atfederek bu isyanı Meşrutiyet Devrimi’ne zemin hazırlayan genel tepkiler içinde değerlendirir. Tütün İsyanı’nın yanında İranlı tüccarların rolü, Kaçar devlet adamlarının faaliyetleri ve entelektüellerin çabalarının da Meşrutiyet hareketinin gelişiminde etkin olduğunu ileri sürer.

Ademiyet, demokrasi ve özgürlük hakkındaki düşüncelerini şöyle dile getirir: “Demokrasinin temeli özgürlük ve eşitliktir. Özgürlük, bireyin kişiliğinin gelişimi ve mutluluğu önünde herhangi bir engelin olmaması şeklinde tanımlamıştır. Eşitlik ise bireylerin hukuk önünde eşit olup potansiyel yeteneklerini geliştirme imkânı bulması ve bu esasa göre toplumdaki zenginlikten pay almalarıdır”. O özgürlük ve eşitliğin temelinin insanlığın doğal hukukuna dayandığının, bireylerin özgür ve hukuken toplumun diğer üyeleriyle eşit doğduklarından toplumun da bireylerin doğal haklarının koruyucusu olması gerektiğini söyler ve şöyle devam eder: “Özgürlük ve eşitlik birey ile toplumun ilerlemesinin başlıca koşullarından olduğu için toplum bu iki nimeti elde etmek ve elde ettikten sonra da korumak için çaba sarf etmelidir”. Ademiyet’a göre öyle veya böyle demokrasinin diğer yönetim tarzlarına nispi bir üstünlüğü olduğuna inanıyorsak millî iradeye dayalı yönetimin ancak bireylerin özgür olup toplumun kaderinin belirlenmesine eşit şekilde katılmasıyla mümkün olabileceği gözden kaçırılmamalıdır. Ayrıca toplumun var oluş sebebinin bireylerin mutluluğunu temin etmek olduğunu düşünüyorsak bireyin mutluluğunun onu diğer bireylerden ayırt eden özelliklerinin öne çıkması ve gelişiminde yattığını kabul etmeliyiz. Sonuç olarak insanlık şerefi ile bireyin saygınlığı da medeni özgürlük ve eşitlik ile mümkündür.

Feridun Ademiyet, demokrasi ile milliyetçiliği birbirine bağlı iki kavram olarak yorumlar. Ona göre demokrasi, milliyetçi niteliğinin yanında kişisel ve toplumsal özgürlüklerin gerçekleşmesine yönelik de olmalıdır. Ticaret özgürlüğü, piyasa güvenilirliği gibi ekonomik meseleleri gözden ırak tutmaz ve bu hususları demokrasi ve milliyetçiliğin tamamlayıcısı olarak görür.

Sonuç olarak Ademiyet, özgürlüğü; eşitlik, kanun gibi diğer bütün modern kavramlardan öncelikli görür. Batı dünyasındaki özgürlük hareketlerini ve devrimleri inceleyerek özgürlük, eşitlik ve kanun fikirlerine ulaşır. Daha önce belirttiğimiz gibi Ademiyet, kanun ve hukuk fikrine bağlı, özgürlükçü ve eşitlikçi bir entelektüel olarak İran’da modern düşüncelerin tarihini Meşrutiyet hareketinin tarihsel arka planı hakkındaki çözümlemeleri ile birlikte araştırma ve yazılarında ele almıştır. Yeni tarihyazımı yöntemleri ve modern fikirler ışığında Meşrutiyet Dönemi modernleşme tarihini eserlerinde işleyerek önemli bir külliyat bırakmıştır.


Feridun Ademiyet’in Kitapları

1) Ademiyet, F. (1340). Fikr-i Azadi ve Mukaddime-yi Nihzet-i Meşrutiyet. Tahran: Sohen.

2) Ademiyet, F. (1346). Endişeha-yı Mirza Aga Han Kirmani. Tahran: Peyam.

3) Ademiyet, F. (1346). Endişeha-yı Mirza Talibof-ı Tebrizi. Tahran: Peyam.

4) Ademiyet, F. (1349). Endişeha-yı Mirza Feth Ali Ahundzade. Tahran: Harezmi.

5) Ademiyet, F. (1351). Endişe-yi Terakki ve Hükümet-i Kanun: Asr-ı Sipehsalar. Tahran: Harezmi.

6) Ademiyet, F. (1352). Makalat-ı Tarihi. Tahran: Şebgir.

7) Ademiyet, F. (1354). Fikr-i Demokrasi-yi İçtimai Der Nihzet-i Meşrutiyet-i İran. Tahran: Peyam.

8) Ademiyet, F. (1355). İdeoloji-yi Nihzet-i Meşrutiyet-i İran. Tahran: Peyam.

9) Ademiyet, F., Natık, Hüma. (1356). Efkar-ı İçtimai ve Siyasi ve İktisadi der Asar-ı Münteşir Neşode-yi Dovran-ı Kaçar. Tahran: Agah.

10) Ademiyet, F. (1360). Şureş Ber İmtiyazname-yi Reji. Tahran: Peyam.

11) Ademiyet, F. (1370). Meclis-i Evvel ve Buhran-ı Azadi. Tahran: Ruşengeran ve Mütalaat-ı Zenan.

12) Ademiyet, F. (1375). Tarih-i Fikr Ez Sümer Ta Yunan ve Rum. Tahran: Ruşengeran ve Mütalaat-ı Zenan.

13) Ademiyet, F. (1375). Cezayir-i Bahreyn: Berresi-yi Hukuki ve Diplomatik-i Münakaşa-yı İran ve İngiliz. Ali Rıza Pelasid (Çev.). Tahran: Gostere.

14) Ademiyet, F. (1397). Revabıt-ı Diplomatik-i İran ba İngilistan, Osmani ve Rusya. Ali Rıza Pelasid (Çev.). Tahran: Gostere.

15) Ademiyet, F. (1397). Emir Kebir ve İran. Tahran: Harezmi.

Celal Âl-i Ahmed ve Modernite Karşısında Yerlilik Düşüncesi

Ali Asghar Haghdar

Âl-i Ahmed kimilerine göre Garbzedegi adlı eserinde, Batı emperyalizminin yanında İran içindeki istibdat ile mücadelenin de manifestosunu sunmuştur.

Arameş Dustdar ve İran Kültüründe Düşüncenin İmkânsızlığı

Ali Asghar Haghdar

Dustdar, entelektüel projesinde İran’ın geri kalmışlığının sebeplerini sorgulayarak “İran kültürü”nde “düşüncenin imkânsızlığı” alışkanlığı ve bu alışkanlığın İran tarihindeki etkenleriyle hesaplaşmaktadır.