Franklin Yayınevinin Tahran Şubesi ve İran Kültür Hayatına Katkısı

Umut Başar Kıdemli Uzman, Kültür ve Toplum

İran’ın hızla Batılılaştığı bir zaman aralığında Franklin Yayınevi Tahran Şubesi, Amerikan kültürünün geniş kitleler tarafından tanınmasına kapı aralamıştır.

1952 yılında New York’ta, Datus C. Smith’in müdüriyetinde ABD Yayıncılar Derneği ile Kütüphaneciler Derneğinin desteğiyle faaliyetlerine başlayan Franklin Yayınevi (Franklin Book Publications), üçüncü dünya ülkelerinde yayıncılığı desteklemek ve tercüme faaliyetlerini teşvik etmek amacıyla kurulan özel bir yayınevidir. Söz konusu Yayınevi, 1964 yılında adını Franklin Kitap Programı (Franklin Book Program) şeklinde güncellemiştir. 1976’da Yayınevinin yapısı ve yayın politikasında meydana gelen değişikliklere değin Farsça, Urduca, Arapça, Endonezce ve bazı Afrika dillerinde 3.000 kadar kitap basımına öncülük etmiştir. Yayıncılık faaliyetlerini ilgili ülkelerde verdiği temsilcilikler vasıtasıyla yürüten Franklin Yayınevi; Kahire, Lahor, Beyrut, Dakar gibi şehirlerin yanı sıra Tebriz ve Tahran’da şube açmıştır. Tahran’daki şube, 1953 yılında İran’da Musaddık Darbesi’nden hemen birkaç ay sonra İran-ABD ilişkilerinin iyi seyrettiği bir dönemde iş insanı Hümayun Sanatizade tarafından kurulmuş ve kısa sürede Pehlevi idaresinden de aldığı destek sayesinde Franklin Yayınevinin dünya genelindeki en etkin şubelerinden birine dönüşmüştür.

Hümayun Sanatizade

Yezd kökenli, kültür ve sanata meraklı bir ailede 1925 yılında Tahran’da dünyaya gelen Hümayun Sanatizade’nin babası Abdülhüseyin Sanatizade İran’ın ilk roman yazarıdır. Ailesi bir yandan ticaretle uğraşmış diğer yandan ise hayır faaliyetlerinde bulunmuştur. Dedesi Ali Ekber Sanatizade Yezd’de kendi adıyla yetimhane kurmuştur. Aynı zamanda şehrin ilk sinemacısıdır. Erken yaşta okuma-yazma öğrenen Sanatizade, ilk kültür-sanat çalışmalarına dedesinin sinemasında gösterime giren filmlerin alt yazılarını okuyarak başlamıştır. Ailesinin ticari faaliyetleri sebebiyle ilköğretimini Kirman’da, liseyi ise Isfahan İngiliz Kolejinde tamamlamıştır. İranolog İreç Afşar, ilkokuldan sınıf arkadaşıdır. Üniversite eğitimi almasa da küçüklüğünden beri ilgilendiği kültür-sanat faaliyetlerinden kopmamıştır. 16 yıl kadar Franklin Yayınevinin müdürlüğünü yürütmüştür. İlk Farsça ansiklopedi (1956), ofset baskı şirketi (1957), yetişkinler için okuma yazma kursu (1964) ve kâğıt fabrikası girişimleriyle modern İran kültür hayatına katkı sağlayan simalar arasında kendine yer edinmiştir. 1973 yılında gül suyu fabrikası kurduktan sonra tamamen ticarete yönelmiştir. İran İslam Devrimi’nin ardından 1981 yılında Devrim öncesi bazı yayıncılık faaliyetleri ve bilhassa Muhammet Rıza Şah’ın (1919-1980) kız kardeşi Eşref Pehlevi’yle (1919-2016) olan müşterek projeleri sebebiyle bir süreliğine tutuklanmış akabinde serbest bırakılmıştır. Devrim’den sonra sadece ticaret ve hayır işleriyle meşgul olmuş, 26 Ağustos 2009 tarihinde Kirman’da vefat etmiştir.

Franklin Yayınevinin Tahran Şubesinin Kuruluşu

1953 yılında Franklin Yayınevinin Müdürü, beraberindeki bir heyetle temsilcilikler vermek üzere Orta Doğu ülkelerini ziyarete çıkar ve bu kapsamda Tahran’a da gelir. O esnada Sanatizade, babasının Kolej Dörtyol’unda yer alan ofisinin üst katındaki galeride sergiler düzenlemekte ve bu sergilere İran’daki büyükelçiliklerin kültür ataşelerini, basın mensuplarını ve kültür-sanat camiasını davet etmektedir. Amerikan Kültür Ataşesi bir sergiye beraberindeki iki Amerikalıyla gelir. Yanındakilerin yayıncı olduğunu ve Amerika menşeli kitaplarını tercüme ettirerek İran’da bastırmak istediklerini Sanatizade’ye söyler. Aynı ekip birkaç gün sonra 12 muhtemel adayın arasında Sanatizade’ye de resmen teklifte bulunur ve daha önce yayıncılık işi yapmayan Sanatizade, ilk başta teklife soğuk yaklaşsa da heyetin beraberinde numune olarak getirdiği bilim-teknik ve edebiyat kitaplarını inceledikten sonra temsilciliği kabul eder ve Yayınevinin merkezinden gelen sermayeyle birlikte Franklin Yayınevi Tahran Şubesi çalışmalarına başlar. İsmail Saadet, Sirus Perham, Menuçehr Ateşi, Kerim İmami, Necef Deryabenderi, Menuçeher Enver, Ahmet Aram, Abbas Zeryab ve Muhammet Ali Cemalzade gibi dönemin en nitelikli mütercim ve editörlerini dolgun maaşlarla etrafında toplayan Franklin Yayınevi kısa sürede dikkate değer işler yapar.

Yayın Politikası

Franklin Yayınevinin Tahran Şubesinin başarısında öncelikli olarak istikrarlı bir tercüme ve ticari kitap (roman, hikâye, tarih vb. popüler kitaplar) basım programının takibi etkilidir. Tercüme kitapların seçiminde Tahran’daki yetkililer, ülkedeki sosyokültürel şartları dikkate alarak genel merkezden nispeten özerk hareket etmiştir. Nitekim Yayınevi; 1959 yılına gelindiğinde 684.000 adet kitap basmış ve bu rakam 1963 yılında 1.525.000’e ulaşmıştır. 1974 yılında Yayınevinin ticari kitap kategorisinde 700 farklı eseri tercüme ederek bastığı görülmektedir. Tercüme faaliyetlerine katkı sunanlar arasında dönemin yüksek dereceli devlet adamları da bulunmaktadır. Devlet desteğini arkasına alan Yayınevi, Franklin Yayınevinin bölgedeki en büyük temsilciliğine dönüştüğü gibi artık genel merkeze ciddi meblağlarda borç vermeye başlamıştır. Öyle ki 1977 yılında çeyrek asırlık çalışmadan sonra Tahran’daki faaliyetlerini sonlandırdığında Yayınevinin toplamda 1.500 kadar farklı kitabı piyasaya sürdüğü anlaşılmıştır.

Ayrıca Yayınevinin o zamana kadar İran’da ciddi olarak ele alınmayan çocuk kitabı basımına girişmesi önemli bir adımdır. Hem çocuklar için edebî eserler hem de çocuk sağlığı ve psikolojisi hakkında ebeveynler için bilgilendirici kitaplar çıkarmış bununla da yetinmeyerek çocuk dergiciliği de yapmıştır. Çocuk kitaplarının satışında iyi bir başarı gösteren Yayınevi, 1965 yılında Eğitim-Öğretim Bakanlığıyla iş birliği içerisinde ilkokul ve lise çocuklarına ders kitabı hazırlama işini üstlenmiştir. Denebilir ki bu Yayınevi, İran’da ders kitabı hazırlamada şekil ve içerik açısından kapsamlı yenilikler getirmekle kalmamış bu işin kurumsallaşmasına da ciddi katkı sağlamıştır. Bu sebepledir ki İran İslam Devrimi’nden sonra Franklin Yayınevinin bakiyesi önce devrimci kültür adamı Seyit Ali Musevi Germarudi’nin nezaretinde İslam İnkılabı Eğitim Kurumuna (Sazman-ı Amuzeş-i Inkılab-ı İslami) ve akabinde Devrim öncesine ait bir yayınevi ile birleştirilerek İntişarat-ı İlmi-Ferhengi adıyla başka bir yayınevine dönüştürülmüştür. İlk baskısını Franklin’den yapan pek çok kitap hâlâ da yeni baskılar yapmaya devam etmektedir. Bunun yanı sıra Yayınevinin, İran’da ilk cep kitabı ve o zamana kadar yayıncıların ilgisini çekmeyen ansiklopedi basımına da girdiğini zikretmek gerekir.

Yurt Dışı ve Yurt İçi Etkileri

Tahran Şubesinin yayıncılıkta sağladığı ilerleme bölgedeki diğer ülkelerin dikkatini çektiğinden Bangladeş ve Afganistan gibi ülkelerle ikili iş birlikleri geliştirilmiştir. Söz konusu ülkelerde matbaa kurulması, teknik personel desteği ve hizmet içi eğitim konusunda yardımda bulunan Tahran Şubesi, ders kitabı basımındaki başarısı sebebiyle Afganistan’daki okullarda okutulacak ders kitaplarının Afganistan devletiyle iş birliği içerisinde Derice/Peştuca iki dilli olarak hazırlanması projesine başlamıştır. Proje kapsamında, Afganistanlı yayıncı ve uzmanlar başta kitap editasyonu ve basımı olmak üzere birçok konuda Tahran’da eğitim almıştır. Aynı şekilde 1973 yılında Bangladeş’te de ilk ve orta kademeli okullarda ders kitaplarının basımına ilişkin bir projeyi Tahran Şubesi üstlenmiştir.
Yayınevinin İran’daki etkisi ise oldukça belirgindir. Kuşkusuz İran’ın hızla Batılılaştığı bir zaman aralığında Franklin Yayınevi Tahran Şubesi, İngilizceden başlayan tercüme hareketinin lokomotifi konumundaydı. Ayrıca ülke genelinde kütüphaneciliği yaymaya çalışmış ve dahası pek çok editör, mütercim ve yayıncının yetişebilmesi için uygun şartları hazırlamıştır. Yayınevi kapandıktan sonra burada yetişen ekip, Emir Kebir gibi ülkenin önde gelen yayınevlerinde çalışmaya devam etmiştir. Yayınevi, İran Yayıncılar Birliği (Encümen-i Naşiran-ı İran) ve Çocuk Kitapları Şûrası (Şûra-yı Kitab-ı Kudek) gibi sivil toplum örgütlerinin oluşmasında önemli rol oynamıştır. Bunların yanı sıra Çocuk ve Gençlerin Fikrî Eğitimi Derneği (Kanun-u Pervereş-i Fikri-yi Kudekan ve Necvcevanan) gibi doğrudan Pehlevi sarayına yakın kuruluşları, kâğıt temini ve basım işleri gibi teknik konularda desteklemiştir. Tabii ki bu destek ve Amerika’yla yakın ilişkiler, Devrim’den sonra gerek Sanatizade’nin gerekse de Yayınevinin ondan sonraki idarecisi olan Ali Asgar Muhacir’in başını ağrıtacağından Muhacir, Yayınevinin sermayesinin önemli bir kısmını da yanına alarak Amerika’ya yerleşmiştir.

Sonuç

Anlaşıldığı kadarıyla Franklin Yayınevi, Amerika’nın yumuşak gücünü gelişmekte olan ülkelerde yaymak için hayata geçirilen bir proje mahiyetindedir. Her ne kadar doğrudan siyasete dair faaliyetlerde bulunmasa da son kertede Amerikan kültürünün geniş kitleler tarafından tanınmasına kapı aralamaktadır. Bu sebeple Yayınevini emperyalizmin keşif kolu daha açık bir tabirle CIA aklının bir ürünü olmakla itham edenler de bulunmaktadır. Bu büyük projenin Tahran ayağı, dönemin siyasi konjonktürü gereği devletten aldığı büyük mali destek ve doğru yönetim sayesinde başarılı olduğu gibi modern İran kültür hayatında tesiri belki de günümüze kadar uzanan çalışmalar gerçekleştirmiştir. Hümayun Sanatizade’nin girişimci ruhu ve ticari zekâsı sadece kurduğu Yayınevinin büyümesini sağlamakla kalmamış İran’da yayıncılığın gelişmesini de beraberinde getirmiştir. Görünen o ki her proje gibi Franklin Yayınevi de amacına ulaştıktan sonra kapanmıştır. Zaten Yayınevinin kendisini feshettiği 1977 yılında, felsefi açıdan oksidentalizmden beslenen İran İslam Devrimi’nin ayak sesleri duyulmaya başlanmış ve Franklin Yayınevi Tahran Şubesi zengin külliyatıyla İran kültür tarihindeki yerini almıştır.

Franklin Yayınevi, Tahran, Kültür, Yayıncılık, Hümayun Sanatizade

İran’da İslami Feminizm Hareketi

Umut Başar

İslam Devrimi’nden sonra ülkedeki kadın hareketleri farklı bir mecraya girmiş ve Devrim’den sonra girişilen İslami toplum inşa sürecinde, doğal olarak kadının toplumdaki rol ve sorumluluklarına bakış değişmiştir.

Tahran’da Artan Konut Sorunu ve Toplumsal Yansımaları

Umut Başar

Tahran’da gittikçe artan kiracı sayısı ve ev sahibi olmak için gerekli sürenin uzaması hükûmetlerin karnesine eksi olarak geçiyor.