Hamenei’den Irak’taki Saldırıların Durdurulması Emri

Deniz Caner Araştırmacı, Dış Politika

İran’ın, Irak’taki hâkim gücüne darbe vurmak Trump’ın son haftalarını geçirdiği seçim kampanyasında kendi lehine bir durum olabilir.

ABD’de 3 Kasım’da gerçekleşecek olan başkanlık seçimlerinden önce Irak’ın Amerika ile İran arasında bir askerî çatışmaya sahne olacağına ve bunun Trump’a yarayacağına dair endişeler, İran’ın harekete geçmesini sağladı. Buna istinaden Devrim Rehberi Ali Hamenei ABD çıkarlarına hizmet edebilecek saldırıların sonlandırılması emrini verdi.
Böyle bir kararın alınmasında ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun 26 Eylül’de Irak Başbakanı Mustafa Kazımi’yi aramasının da etkisi var. Nitekim Pompeo, Kazımi’ye Irak hükûmetinin İran yanlısı milislerin saldırılarını durdurmadığı takdirde Bağdat Büyükelçiliğini ülkeden tamamen çekeceklerine dair uyarıda bulundu. Iraklı yetkililerin aktardığına göre Pompeo aksi takdirde Irak’taki İran’ı destekleyen politikacıları ve İran iltisaklı silahlı gruplara ait gizli karargâhlar da dâhil olmak üzere düzinelerce hedefi vurmakla tehdit etti.

İran ve ABD’nin yakın zamanda karşılıklı olarak Irak’taki büyükelçilerini yaptırım listelerine alması, Irak’ın 2003 yılından beri her iki tarafın da karşılıklı askerî çatışmalarının arenası olmasının yanı sıra siyasi çekişmelerinin de odak ülkesi olmasına sebep oldu. Bu durum, hâlihazırda hem Tahran hem de Washington açısından ABD seçimleri öncesi her türlü siyasi ve askerî manevranın önü alınamaz riskli bir boyuta ulaşacağını göstermektedir.

Neden Ateşkes?

Tahran, Pompeo’nun tehditlerinin yanında hâlihazırda düşük petrol fiyatları ve koronavirüs salgınının tetiklediği ekonomik krizle boğuşan Irak hükûmetinin büyük bir darbe alacağı ve bunun da İran için kârlı bir siyasi gelişme olmayacağını göz önünde bulundurarak bu saldırıların durdurulması kararını aldı. Aynı zamanda Irak’taki iktidarın Şii bir başbakanın elinde olması yine İran’ın şu aşamada tercih ettiği bir seçenek. Saldırıların çoğunu gerçekleştiren Ketaib Hizbullah da bu minvalde bir açıklama yaparak “Irak sokaklarını sakinleştirmek, Irak hükûmetini ve siyasi süreci korumak şu anda önceliğimizdir. Bu nedenle Irak’ta ABD’ye yarayacak tüm saldırıların tehlike geçene kadar askıya alınmasına karar verildi.” dedi. İran destekli silahlı gruplar tarafından iki ay gibi kısa bir süreyi kapsadığı belirtilen kararda, bu ateşkesin ayrıca ABD güçlerinin Irak’ı tamamıyla terk etmesi için verilen bir zaman aralığı olduğu da vurgulandı.

Esasında iki tarafın da karşılıklı endişeleri ateşkes kararını kolaylaştırmış oldu. ABD tarafı, İran ile bağlantılı silahlı grupların 3 Kasım seçimlerinde ikinci bir dönem daha kazanmaya çalışan Trump’ı zor duruma düşürmek için Bağdat Büyükelçiliğine saldırmasından endişe etmekteydi. İran tarafı ise ABD’nin Bağdat Büyükelçiliğini geri çektiği takdirde elçilikte çalışan sivil diplomatlarını ve çalışanlarını güvence altına almış olacağından, askerî güçleriyle Pompeo’nun ima ettiği hedefleri daha rahat vurabileceğini düşünmekteydi. Şu aşamada Trump’ı seçim öncesi bu şekilde kışkırtmanın sadece Trump’a fayda sağlayacağı öngörülmektedir. ABD’deki seçimler şüphesiz iç politikaya dair bir süreç ancak ABD’nin İran’a yönelik baskı politikasının sebeplerinden biri olan Irak’taki hâkim gücüne darbe vurmak, Trump’ın son haftalarını geçirdiği seçim kampanyasında kendi lehine bir durum olabilir.

Ateşkes Nasıl Sağlandı?

ABD’nin Bağdat’taki büyükelçiliği, ABD liderliğindeki koalisyon güçlerine ev sahipliği yapan askerî üsler ve lojistik destek konvoyları geçtiğimiz üç ay içinde katyuşa roketleri, patlayıcılar ve bazen doğrudan ateşle neredeyse her gün saldırıya maruz kaldı. Bu saldırılar önemli kayıplara neden olmamasına rağmen saldırıların sıklıkla tekrarlanmış olması ABD hükûmetini rahatsız etti ve özellikle BM ve İngiltere’ye ait askerî ve sivil konvoyların hedef alınması diplomatik misyonlara yönelik endişeyi artırdı.

Irak’taki ateşkesin sağlanmasına yol açan ihtimaller arasında büyük resimde görünmese de İngiltere karşımıza çıkmaktadır. Nitekim İngilizler silahlı gruplar da dâhil olmak üzere Irak’taki tüm siyasi aktörlerle iletişim hâlinde ve özellikle Ketaib Hizbullah olmak üzere diğer fraksiyonlarla uzun süredir pazarlık yaptıkları bilinmekte. Her ne kadar İngiltere’den bu anlamda resmî bir açıklama gelmese de arka planda bir İngiliz ara buluculuğunun olması mümkün görünmektedir. Başta Irak Cumhurbaşkanı Berham Salih olmak üzere kabinede birçok bakanın İngiliz vatandaşı olması ve daha önce İngiltere’de yaşamış olmaları da İngiltere’nin Irak hükûmeti üzerindeki etkinliğini göstermektedir.

İkinci bir ihtimal BM Irak Özel Temsilcisi Jeanine Hennis-Plasschaert’in yakın zamanda İran destekli silahlı grupların komutanlarıyla açıktan ve gizli olmak üzere bir dizi toplantı yapmış olmasıdır. Bu toplantıların geçen hafta ilan edilen ateşkesle ilintili olması mümkündür.

Ateşkesin nasıl sağlandığına dair bir diğer olasılık da Irak’taki İran destekli Bedir Grubu, Ketaib Hizbullah ve Asaib Ehl’il-Hak’ın komutanlarının Hamenei ile Kum’da birçok kez gerçekleştirdikleri görüşmelerdir. Bu görüşmelerde Kazımi’nin iktidarda kalmasının hâlihazırdaki kaos ortamında desteklenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Sonuç

ABD’de seçime sadece birkaç hafta kala böyle bir ateşkesin sağlanması her iki aday için de farklı sonuçlar doğurabilir. Biden seçildiği takdirde Irak’taki mevcut çatışmasızlık durumu müzakere masasının oluşmasını sağlayacak olumlu adımlar arasında sayılabilir. Trump’ın ise bu ateşkesi değerlendirmeyeceği aşikâr. Nitekim ABD’nin, İran’a uyguladığı baskı politikasını durdurmayacağını göz önünde bulundurursak Irak yine her iki tarafın da çatışma sahası olmaya devam edecektir.

Irak, İran, ABD, Hamenei, Ketaib Hizbullah

Cevad Zarif’in Venezuela Ziyareti

Deniz Caner

Venezuela’nın, İran’a uygulanan BM silah ambargosunun ekim ayında kalkmasından sonra İran’ın uluslararası arenada silah ticareti yapabileceği birkaç ülkeden biri olması iki ülkenin ilişkileri açısından önemlidir.