Hasan Ruhani’nin Hindistan Ziyareti

Hindistan ile İran’ın yüzlerce yıllık geçmişe sahip ilişkileri yerel, bölgesel ve uluslararası etkenler nedeniyle tarih boyunca iniş çıkışlara tanık olmuştur.

Hindistan ile İran’ın yüzlerce yıllık geçmişe sahip ilişkileri yerel, bölgesel ve uluslararası etkenler nedeniyle tarih boyunca iniş çıkışlara tanık olmuştur. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin her iki ülkenin de iç ve dış sorunlarla karşı karşıya olduğu bir dönemde Hindistan’a 17-20 Şubat 2018 tarihleri arasında gerçekleştirdiği ziyaret, ikili ilişkiler açısından önemli bir gelişme olarak görülmektedir.

İran’da yakın zaman önce hükümete karşı ekonomik taleplere dayalı olarak protestolar patlak vermiş ve olaylarda can kayıpları yaşanmıştı. 2015 yılında nükleer anlaşmanın imzalanmasıyla İranlılar uluslararası yaptırımların kalkacağını ve ülkenin siyasi ve ekonomik açıdan rahatlayacağını ummuşlardı. Nitekim, anlaşma sonrasında İran, küresel petrol piyasasında varlık göstermeye çalışmış ve 2017 yılında yaptığı günlük iki milyon varilin üstündeki petrol ihracatıyla dünyada bu alanda beşinci sıraya yerleşmiştir. Ayrıca, İran GSYH’sini, (satın alma gücü paritesine dayalı olarak), 1.631 trilyon dolara yükseltmiştir ki bu da nükleer anlaşmanın ardından bu alanda toplam yüzde 12,5 artış olduğu anlamına gelmektedir.1 Bununla birlikte, bir yandan artan enflasyon, yolsuzluk, işsizlik, sanayi ve enerji sektörüne yeterince yatırım yapılmaması diğer yandan da Hassan Ruhani’nin seçim vaatlerini henüz gerçekleştirememiş olması, ülkenin önemli ekonomik problemleri arasındadır. Bunlara, İran’ın bölgedeki etkisini artırmak için başka ülke ve gruplara verdiği mali ve askeri desteğini de eklemek gerekir. Bütün bunlar İran hükümetine karşı hoşnutsuzluğun yeni bir aşamaya geçmesine neden olmuştur. Ayrıca İran, dış ilişkilerinde sadece Irak, Suriye ve Yemen'de devam eden karışıklıklar ya da Suudi Arabistan ile bozulan ilişkiler nedeniyle değil ABD Başkanı Donald Trump’ın nükleer anlaşmadan çekilme ve İran'a yönelik yeni yaptırım paketleri devreye sokma yönündeki tehditleriyle da karşı karşıya kalmıştır. Hindistan özellikle nükleer anlaşma sonrası dönemde, ABD’nin İran’a karşı yaptırım tehdidinin güç kazanması ve kendisinin ABD ile yeni gerilimler yaşıyor olması nedeniyle ABD'yi rahatsız etmemek için İran’la olan ilişkilerinde titiz davranmaktadır.

Aynı zamanda, enerji açığına sahip bir ülke olan Hindistan artan enerji talebiyle karşı karşıya bulunmaktadır. 2017 yılı BP enerji tahmin raporunda, Hindistan'ın enerji tüketiminin yılda yüzde 4,2 oranında yani diğer bütün büyük küresel ekonomilerden daha hızlı arttığı tahminine yer verilmiştir. Raporda ayrıca, 2035 yılına kadar Hindistan'ın enerji tüketiminin tüm diğer ülkelerden daha hızlı artacağı ve Hindistan’ın 2030 yılına kadar Çin’in yerine geçerek dünyanın en büyük enerji piyasasına sahip ülkesi olacağı öngörülmektedir. Hindistan'ın enerji talebindeki büyümenin OECD üyesi olmayan ülkelere (%52) kıyasla iki katından fazla (+129%) olduğu ve yine Hindistan’ın 2035 yılında bu alanda diğer BRICS (Brezilya, Rusya Federasyonu, Hindistan ve Çin) ülkelerini geçeceği tahmin edilmektedir. Hindistan'ın küresel enerji talebindeki payı ise 2035 yılına kadar yüzde dokuza çıkacaktır. Aynı yıla kadar Hindistan’ın gaz talebinin yüzde 162, petrol talebinin yüzde +120, kömür talebinin yüzde +105, yenilenebilir enerji talebinin yüzde 699, nükleer enerji talebinin yüzde 317 ve hidroelektrik enerji talebinin yüzde 97 oranında artması beklenmektedir. Öte yandan, 2035 yılında Hindistan’ın enerji üretiminin bütün dünyadaki enerji üretiminin yalnızca yüzde beşine tekabül edeceği tahmin edilmektedir.2 Hindistan'ın enerji ihtiyacının büyük kısmı istikrarsız Ortadoğu ve Basra Körfezi ülkelerinden ithal edilen petrol ve gazla karşılanmaktadır. Enerji ithaline bu yüksek oranlarda bağımlı olan Hindistan, Ortadoğu'daki istikrarsızlık nedeniyle tedarik kaynaklarını çeşitlendirerek daha istikrarlı ve güvenli enerji kaynakları aramak zorunda kalmıştır.

Yükselen Çin ekonomisi ve bunun bölgedeki etkisinden kaynaklanan dış meydan okumalara gelince, özellikle Çin’in başlattığı Tek Kuşak Tek Yol projesi, Pakistan’ın Cammu ve Keşmir’e müdahale etme riski, Hindistan’ın ABD ile arasında hızla gelişen stratejik ortaklığı sürdürürken İran’la ilişkilerini koruma zorluğu ve değişen bölgesel durum, İran-Hindistan işbirliğinin stratejik önemini daha da arttırmaktadır. Hindistan temel olarak, enerji tedariki, İran ve mücavir ülke piyasalarına erişim, Afganistan ve Orta Asya'ya erişim, Pakistan'ı izole etmek ve Çin’in Çahabar Limanı ve Tek Kuşak Tek Yol projesi aracılığıyla kendisini çevreleme girişimini engellemek gibi konularda İran’a ihtiyaç duymaktadır. İran açısından ise Hindistan, büyük bir enerji ve kuru meyve piyasası olduğu gibi gaz ve petrol arama, altyapı, IT, tıp ve eğitim gibi alanlarda bir yatırım kaynağı olma özelliği de taşımaktadır.

İran’la Hindistan arasında özellikle enerji sektöründe ve altyapı geliştirme yatırımlarında anlaşmalar yapılmış ve en önemlisi Hindistan'ı Afganistan, Orta Asya ve bölgenin diğer ülkelerine bağlayacak Kuzey-Güney Ulaşım Koridoru projesine ilişkin imzalar atılmıştır. Geçtiğimiz yıl, iki ülke Hindistan tarafından inşa edilen Çahabar Limanı'nın ilk safhasını faaliyete geçirmiştir. Hindistan Başbakanının İran'a yaptığı son ziyarette, Hindistan, İran ve Afganistan arasında imzalanan Üçlü Transit Anlaşması da dahil olmak üzere, Hindistan’la İran arasında farklı sektörlerde yaklaşık on altı anlaşmaya imza atılmıştır. Dolayısıyla, iki ülke karşılıklı işbirliğini ilerletmeye çalışmaktadır. Cumhurbaşkanı Ruhani, Hindistan ziyaretinde Hintli mevkidaşını Çahabar Limanı’nın inşasının olabildiğince çabuk tamamlaması için ikna etmeye çalışmış ve Hindistan'ı İran'a yatırım yapmaya davet etmiştir. Diğer yandan Hindistan Başbakanı da İranlı misafirine Farzad gaz sahası, petrol fiyatları ve Pakistan müdahalesi gibi konulara çözüm bulunması için baskıda bulunmuştur. Fakat Hindistan’ın İran ve ABD ile olan ilişkilerinde nasıl bir denge kuracağı zamanla görülecektir. Hindistan, bir yandan ABD'yi rahatsız edecek bir şey yapmamaya çabalarken diğer yandan da ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarının getirdiği risklerle baş etmeye çalışmaktadır. Hindistan’ın İran’la olan işbirliğini özellikle uluslararası yaptırımların askıya alınmasından sonra beklendiği ölçüde geliştirememesinde bu endişe etkili olmuştur. Her halükârda, İran Cumhurbaşkanının Hindistan ziyareti her iki ülke için kısa ve uzun vadede ortaya çıkaracağı kazançlar hesaba katılarak olumlu bir gelişme olarak görülmektedir.

1. Kimberly Amadeo. İran Ekonomisi ve Nükleer Anlaşma ile Yaptırımların Etkisi. Kaynak: https://www.thebalance.com/iran-s-economy-impact-of-nuclear-deal-and-sanctions-3306349

2. B. P. Enerji Görünümü Ülke ve Bölgesel Anlayış -Hindistan. (2017). Kaynak: http://www.bp.com/content/dam/bp/pdf/energy-economics/energy-outlook-2017/bp-energyoutlook-2017-country-insight-india.pdf

Bu makaledeki görüşler İRAM'ın editoryal politikasını yansıtmayabilir.

İran’ın Nükleer Enerji Müzakerelerinin Geçmişi Füze Müzakerelerinin Geleceği Olur mu?

Reza Haghighatnejad

İran’ın nükleer enerji politikası konusu füze dosyası için de benzer bir model oluşturması açısından önemlidir.

İran İsrail Sınırından Çekiliyor Mu?

Sabir Askeroğlu

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, önümüzdeki hafta Ürdün’ün başkenti Amman’da ABD, Rusya ve Ürdün arasında Suriye’nin çatışmasızlık bölgelerindeki son durumu ele almak için bir görüşme gerçekleştirileceğini duyurdu.