Hatemi’nin İran’ı

01.04.2020
Esin Erginbaş Asistan, İç Politika

Hatemi’nin İran’ı

Sami Oğuz-Ruşen Çakır, İletişim Yayınları, İstanbul, 2000, 315 Sayfa

ISBN: 978-9754708424

Muhammed Hatemi, İran’da 1997-2005 yılları arasında iki dönem görev yapmış 5. Cumhurbaşkanı’dır. Reform Hareketi’nin sembol lideri olan Hatemi, İran’da yönetsel ve yapısal reform programı ile siyasal sistemde dönüşüm hedeflemiştir. Radikal dönüşümden ziyade sistemde görülen ve halkı bu sisteme yabancı kılan devlet düzenine eleştiri getiren Hatemi, İran’da hukuk devletini kurumsallaştırarak halkın yönetime duyduğu siyasal güveni kazanmak istemiştir. Görevde kaldığı sekiz yıl boyunca sivil toplumun kurumsallaştırılmasına, kültürel ve siyasal alanda uygulanan kısıtlamaların kaldırılmasına ve meclisin güçlenmesine yönelik faaliyetlerde bulunmuştur.

Anadolu Ajansı Tahran Temsilciliği görevinde bulunan Sami Oğuz ve İslami hareketlere yönelik araştırmaları ile tanınan Ruşen Çakır, İran’da bulundukları sürede edindikleri gözlemlerini “Hatemi’nin İran’ı” ile aktarmaktadır. Eserde Hatemi Dönemi, Batı’da ve Türkiye’de Devrimin çocukları devrimi yiyor mu? sorusu üzerinden değerlendirilmesine karşın eserin temel savı; Reform Hareketi’nin karşı devrim hareketi olmaktan ziyade sistemin reformasyonu hedeflemesi üzerinedir.

İran Devletinin Örgütlenmesi başlığı taşıyan birinci bölümde, İslam Cumhuriyeti kavramından hareketle siyasal sistem irdelenmektedir. Devrim Rehberliği, İslami Şûra Meclisi, Anayasayı Koruyucular Konseyi, Uzmanlar Meclisi ve Düzenin Yararını Teşhis Konseyi’nin görev ve yetkileri açıklanarak teokratik sistemin işleyişi anlaşılır kılınmaktadır. Bu noktada dikkat çekilen husus Devrim Rehberi’nin mutlak otoritesine giren yetki alanının, meşruiyetini halktan alan Cumhurbaşkanı üzerinde oluşturduğu tesiridir. Nitekim 1997 yılında Cumhurbaşkanı seçilen Hatemi ve ardından 2000 yılı Genel Seçimleri’nde mecliste çoğunluğun reformcu politikacılardan oluşması, Cumhurbaşkanı ile meclisi uyumlu kılmasına karşın oluşabilecek siyasi krizleri de tetiklemiştir.

İkinci bölümde, İran’da Siyasi Gruplar ve Ulemanın Parçalı Yapısı başlığı ile Devrim’den sonra ulema sınıfının bölünmesi sonucu oluşan siyasal cephelere yer verilmektedir. Devrim’den sonra devrimci ideolojinin sisteme hâkim kılınması, muhalif görüşlerin bertaraf edilmesi ile mümkün olmuş fakat ulemanın toplum ve siyaset üzerindeki egemenlik sınırı tartışılmaya başlanmıştır. Bu tartışma Militan Din Adamları Topluluğu içerisinden; siyasette ulema egemenliğine karşı denge mekanizması hedefleyen ve sol kanat şeklinde adlandırılan Militan Din Adamları Birliği adında bir grup kurulması ile neticelenmiş, ulema içerisinde sağ ve sol akım şekillenmiştir.

Eserde siyasal akımlar, iki ana akım içerisinde oluşan geleneksel sağ-modern sağ ve geleneksel sol-modern sol kavramları ile sunulmuştur. Sağ kanat; Militan Din Adamları Topluluğu merkezinde, siyasi liderleri Rafsancani ve Natık Nuri’den oluşan, kamu idaresinde ve ekonomi politikalarında liyakate değil sadakate öncelik veren muhafazakâr ve tutucu bir akım olarak tanımlanmaktadır. Modern sağ/ılımlılar ise G-6 Grubu merkezinde; Ataullah Muhacirani, Gulam Hüseyin Kerbasçi, Muhammed Haşimi’nin oluşturduğu; sanayileşme yanlısı, geleneksel sağın aksine kültür ve toplumsal alanda reform hedefleyen akım olarak ele alınmaktadır. Devrim’den sonra savaş ekonomisinden etkilenen ve bu temelde oluşan sol kanat, ekonomik koşullar altında merkezî ekonomiyi savunan bir akım temelinde değerlendirilmektedir. Mir Hüseyin Musevi’nin Başbakanlık Dönemi’nde temsil edilen bu akım, 1997 yılı Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’ne kadar siyasette yer edinememiştir. Geleneksel solun ideolojisi, İmamın Çizgisindekiler Koalisyonu adı altında faaliyet gösteren örgütler ile açıklanmaktadır. Bununla birlikte sağ ve sol akımların yanı sıra Bağımsız İslamcı Gruplar, Ensar-ı Hizbullah ve İran Özgürlük Hareketi’nin ideolojileri de ele alınmaktadır.

Hatemi’nin Seçilmesi ve Reform Hareketinin Doğuşu başlıklı üçüncü bölüm, 1997 yılı Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nde Natık Nuri ile Hatemi arasında geçen seçim sürecine ve Hatemi’nin seçilme nedenlerine değinmektedir. Hatemi, seçimlere bağımsız aday olarak girmiş; Militan Din Adamları Birliği, G-6 Grubu ve İmamın Çizgisindekiler Koalisyonu’ndan destek almıştır. Natık Nuri ise seçileceği öngörülen muhafazakâr, müesses nizamın adayı olarak seçim yarışına girmiştir. 23 Mayıs 1997 yılı Seçimleri’nde, Hatemi %69,63 oy oranı ile Cumhurbaşkanı seçilmiş ve seçimlere katılım oranı %88 olarak açıklanmıştır. Hatemi’nin aldığı oy oranı; G-6 Grubu’nun desteği, Natık Nuri’nin değişim vaat etmemesi, Gulam Hüseyin Kerbasçi’nin gençleri örgütleyerek seçim kampanyası yürütmesi ve Hatemi’nin Kültür ve İrşad Bakanlığında şehirli orta sınıfa yönelik kültür ve sanat politikaları ekseninde ele alınırken katılım oranının yüksekliği ise siyasal sisteme kayıtsız kalan ve yabancılaşan kesimin değişim umuduyla açıklanmaktadır. Natık Nuri’nin muhafazakâr söylem üzerine kurulu didaktik tonu karşısında Hatemi’nin kanun hâkimiyetine dayalı anayasal düzeni ön plana çıkarması ve değişim içeren programı özellikle gençler üzerinde tesir etmiş ve bu seçim “gençlik seçimi” olarak adlandırılmıştır.

Reform Hareketinin Temelleri başlıklı dördüncü bölümde, İran’da günlük hayata tesir eden İslami ideolojinin yasaklarına karşın Hatemi hükûmetinin kamusal alanlarda uyguladığı denetimli ve kısmi serbestleştirme politikaları ele alınmaktadır. Yazar, bu bağlamda kadınlara getirilen hicap zorunluluğunu, müzik ve sanatsal faaliyetlere getirilen kısıtlamaları ele almaktadır. Hatemi Dönemi’nde müzik, eğlence ve futbolun sosyal hayatta yer bulması ile kalkan kısıtlamalar; düzenlenen ilk pop konseri ve Dünya Kupası’nda ABD-İran karşılaşması (1-2) sonrasında yapılan kutlamalar ile örneklendirilmektedir. Öte yandan yazar, eğlence kültürü ve futbol aracılığıyla bir araya gelen toplumda milliyetçi duyguların görünürlüğünü, milletçiliğin geri dönüşü olarak yorumlamaktadır. Yazarın, İran halkının kamusal alanda toplumsallaşmasının teokratik düzen tarafından önüne geçilemediğine yönelik bu tespitleri aynı zamanda radikal tutum benimseyen İran halkı imajının aksine sosyalleşen bireylerin dinamik ve güler yüzlü bir halk imajı çizdiğini de ortaya koymaktadır.

Beşinci bölümde, Muhafazakâr Söylemin Temel Önermeleri başlığı ile muhafazakâr kanada mensup din adamı Ayetullah Muhammed Taki Misbah Yezdi’nin 1998 ve 1999 yılında cuma namazı hutbesinden önce yaptığı konuşma metinlerinden kesitlere yer verilmektedir. Yezdi’nin seçilen konuşma metinlerinde, Hatemi hükûmetinin uygulamalarının İslami düzene aykırılığı ve toplumun Batı etkisi ile özünü yitireceğini savunan söylemleri irdelenmektedir. 1998 yılında yaptığı konuşmada, İslami değerlerin anayasal kurum ve kuruluşlardan çıkarılacağına dair topluma uyarılarda bulunan Yezdi, 1999’da ise Hatemi Dönemi’nde meydana gelen öğrenci olaylarına değinmiş, olaylara müdahale eden Besic’in şiddetini İslami hükümlere göre meşru bulmuştur.

Sakıncalı Ayetullah Muntazıri ve Konumu başlıklı altıncı bölümde, Kum’da dinî eğitim veren Ayetullah Muntazıri’nin Devrim Rehberi Hamenei’yi eleştiren konuşması, Hatemi hükûmetinin karşılaştığı siyasal kriz olarak değerlendirilmektedir. Muntazıri, 14 Kasım 1997’de Necefabad’da yaptığı konuşmasında Hamenei’nin dinî liderlik yeterliliğini eleştirmiş ve bu demeçleri reformcu basında geniş yer bulmuştur. Veli-yi Fakih’in sınırsız yetkilerinin eleştirildiği tartışmaya evirilen bu süreçte reformcu cephe, Devrim Rehberi’nin halk tarafından seçilmesine yönelik önerilerde bulunmuştur.

Yedinci bölümde Reform Hareketi’nin Önderleri başlığı altında Reform Hareketi’ne mensup; Hatemi, Abdullah Nuri, Gulam Hüseyin Kerbasçi ve Ataullah Muhacirani isimlerine yer verilmektedir. Hareketin sembol ismi Hatemi’nin karizmatik liderliği; din, devlet ve halk adamı özellikleri ile tanımlanırken Abdullah Nuri Müslüman Sokrates; Kerbasçi Teknokrat, Liberal ve Karizmatik; Muhacirani ise Muhafazakârların Yıkamadığı Polemikçi sıfatları ile ele alınmaktadır. Bölümde Hatemi’nin; halkın siyasal katılımı, muhalefet özgürlüğü ve ifade özgürlüğüne yönelik yaptığı konuşmalardan seçmeler ve Ataullah Muhacirani ile meclis seçimlerinden önce yapılan söyleşiye yer verilmektedir.

Reform Hareketinin Partileşmesi başlığı taşıyan sekizinci bölümde, Reform Hareketi ile İran’da siyasal parti ve grupların sayı ve faaliyet alanlarındaki değişimi üzerinde durulmaktadır. Muhafazakâr grubun modern Batı kurumunu çağrıştırması nedeniyle parti kavramına mesafeli yaklaşımı karşısında Reform Hareketi, siyasal sistemde partileşme ile ulema sınıfının etkinliğini kırmayı hedeflemiştir. 1997 Seçimi’nden sonra siyasal sistemde görülen partileşme eğilimi, reform cephesi altında faaliyet gösteren 18 parti, grup ve dernek isimleri ile örneklendirilmektedir.

Dokuzuncu bölümde, Reform Hareketinin Can Damarı Basın başlığı ile sınırlı yayın yapan gazete ve televizyonların, hükûmetin basın özgürlüğü politikaları hedefindeki değişimlerine değinilmektedir. Hatemi Dönemi’nde, basılmayan kitapların basılması ve gazete sayısında artış görülmesine rağmen yayınların mahkemeler tarafından kapatılma süreci de hızla işlemiştir. Bu bağlamda İran’da reformcu basının gelişimi; 12 Şubat 1995-12 Mart 2000 Dönemi’ni kapsayan “Basın Kronolojisi” ile sunulmaktadır. Reformcu basın gruplarının oluşması; ülkede işlenen siyasi cinayetleri, insan hakları tartışmalarını, yürütülen operasyonları şeffaf kılarak siyasi gelişmelere duyarlı bir toplum ve bilinçli kamuoyu oluşturma işlevi ile ortaya konulmaktadır.

18 Şubat 2000 Meclis Seçimleri: Reformcu Zaferin Perçinlenmesi başlıklı onuncu bölümde Reform Hareketi’nin, 1997 yılı Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde elde ettiği başarının meclis seçimlerinde de sürdürülmesi, siyasal sistemde yeni bir düzene geçiş olarak yorumlanmaktadır. İlk turda seçilen adayların %80’inin beşinci dönem milletvekili olmamaları ve reformcu politikacıların mecliste çoğunluğu sağlaması müesses nizama karşı kazanılan bir zafer olarak da değerlendirilmektedir.

Muhafazakârların Direnişi başlığı taşıyan on birinci bölümde muhafazakârların, meclis seçimlerinden sonra siyasal sistemde etkinliği artmaya başlayan Reform Hareketi’ne yönelik provokasyon hareketleri ve intikam eylemleri incelenmektedir. Muhafazakâr kanat tarafından düzenlenen bu eylemlerin amacı, Hatemi hükûmetinin ve reformcu liderlerin halk nezdinde itibarını zedeleyerek siyasi istikrarsızlık yaratma çabası olarak açıklanmaktadır. Said Haccariyan suikastı, İçişleri Bakanı Abdullah Nuri’nin gensoru ile azledilmesi, Tahran Belediye Başkanı Gulam Hüseyin Kerbasçi’nin yolsuzluk ile suçlanması, 1998 yılında işlenen seri cinayetler, 1999 yılında meydana gelen öğrenci olayları hükûmetin karşılaştığı toplumsal krizler bağlamında ele alınmaktadır.

On ikinci bölümde, Türkiye’de Radikal İslâmcılık ve İran Bağlantısı başlığı altında Türkiye’de siyasal İslam’ın gelişimi ve İran bağlantılı militanlar tarafından yürütüldüğü iddia edilen terör saldırıları ele alınmaktadır. Türkiye’de siyasal İslam’ın gelişimi 1990’lı yıllarda görevde bulunan hükûmetler bağlamında açıklanırken İran bağlantısı ise işlenen siyasi cinayetler ile irdelenmektedir. Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı isimlerini içeren bir dizi faili meçhul cinayetlerin İran ile dolaylı/doğrudan bağlantılı militanlar tarafından işlendiği, İran’ın Kudüs Savaşçıları biriminin Suudi Arabistan, Irak ve Türkiye’ye yönelik eylemler düzenlediği iddiaları üzerinden değerlendirilmektedir.

Reform Hareketinin Geleceği başlıklı sonuç kısmında, kitabın temel savını oluşturan Hatemi’nin reform politikasının İslami değerlere sadık demokratik dönüşüm hedefi, Hareket’in geleceğine yönelik değerlendirmeler ile sunulmaktadır. Reform Hareketi’nin siyasette etkisi ile başlayan yeni anayasa, demokrasi, düşünce ve ifade özgürlüğü ile kadın hakları ekseninde yapılan tartışmaların İran siyasetinde tesirinin devam edeceği ileri sürülmektedir. Bununla birlikte Reform Hareketi’nin üç siyaset tarzı -Devrimciler, Orta Yolcular, Dönüşümcüler- sunularak hareket içerisinde oluşabilecek tartışmalara dikkat çekilmektedir.

Eser; İran’da Reform Hareketi’nin ortaya çıkışını, liderlerini, temsil ettiği değerleri ve Hareket’in karşılaştığı engelleri ele almaktadır. Bölüm sonlarında, önde gelen siyasetçiler ve Daryuş Sayegan, Aldülkerim Suruş gibi düşünürler ile yapılan söyleşilere ve gazete ile dergilerde yayımlanan çeviri metinlerine yer verilerek Reform Hareketi’nin temel prensipleri anlaşılır kılınmaya çalışılmıştır. Oğuz ve Çakır’ın bizzat İran’dan gözlemlerini aktardığı bu eser, Hatemi’ye ve reform cephesine yönelik özgün bir çalışma niteliği taşımaktadır.

İran Cumhurbaşkanlığı Seçimleri: Öne Çıkan Muhtemel Adaylar

Esin Erginbaş

2021 Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin hedefi, seçimlere katılmayan halkı sisteme dâhil ederek ve “Devrim’in İkinci Aşaması”nı tamamlayarak devrimci ruhun yeniden biçimlendirilmesini sağlamaktır.