Humeynizm: İslam Cumhuriyeti Üzerine Denemeler

25.12.2020

Humeynizm: İslam Cumhuriyeti Üzerine Denemeler

Ervand Abrahamian, çev. Mehmet Toprak, Metis, 2002, 165 sayfa.

ISBN: 978-9753423731


Çağdaşı olan Ekim Devrimi, Küba Devrimi, Çin Komünist Devrimi gibi devrimlerden farklı bir retoriğe ve görüntüye sahip olan İran İslam Devrimi, bu özellikleriyle gerçekleştiği dönemde dünyanın hemen her yerinde şaşkınlık ve merak uyandırmıştır. Devrim’in ilk yıllarından bugüne; Devrim’in dinamikleri, söylem analizleri ve kurucu liderleri hakkında çok sayıda akademik çalışma ve metin yayımlanmıştır. Kimi oldukça ciddi ve önemli kimi ise yüzeysel kalan bu analizlerden bir diğeri de çağımızın önemli modern İran tarihçilerinden biri olan Ervand Abrahamian’ın Humeynizm: İslam Cumhuriyeti Üzerine Denemeler başlıklı eseridir.

Amerikalı bir İran Ermenisi olan Ervand Abrahamian, lisansını Oxford Üniversitesinde tamamlamıştır. Ardından sırasıyla, ilki Columbia Üniversitesinden ikincisi Oxford Üniversitesinden olmak üzere iki adet yüksek lisans derecesine sahiptir. “İran Politikasının Sosyal Temelleri: Tudeh Partisi, 1941-53” adlı teziyle de yine Columbia Üniversitesinden doktora derecesini almıştır. Kendisinin çok sayıda makalesi ve dokuz adet kitabı bulunmaktadır. 1993 yılında, yani Ayetullah Humeyni’nin ölümünden dört yıl sonra yayımlanan Khomeinism: Essays on the Islamic Republic adlı eseri yazarın dördüncü kitabıdır. Kitap, Mehmet Toprak tarafından 2002 yılında Humeynizm: İslam Cumhuriyeti Üzerine Denemeler adıyla Türkçeye kazandırılmış ve Metis Yayınları tarafından basılmıştır. Söz konusu eser, bu yazının yazıldığı tarihe kadar tek baskı yapmıştır.

Kitap, İran İslam Devrimi’nin lideri ve İran İslam Cumhuriyeti’nin ilk Devrim Rehberi olan Ayetullah Humeyni’yi ve ideolojisini birçok yönüyle incelemektedir. Yazar, kendisinin “Humeynizm” olarak adlandırdığı hareketin dinamiklerini ve yapısını ana çerçevesiyle mercek altına almıştır. Abrahamian, Humeyni’nin siyasi ve sosyal sorulara karşı, stabil ve sabit bir yaklaşım göstermediğini, bilakis hayatı boyunca sahip olduğu fikirleri nasıl geliştirdiğini Humeyni’nin eserlerinden, demeçlerinden ve vaazlarından yaptığı detaylı söylem analizleri üzerinden okuyucuya göstermeye çalışmıştır. 1970 tarihinden önceki sürgün yıllarında dahi siyasi olaylara karşı sessiz bir tutum izleyen Humeyni’nin, 1970 sonrası verdiği politik vaazların ve yazdığı yazıların “popülistleşmesi” ve “militanlaşması” süreci ile dönüşümünden bahsetmiştir. Eser; “Fundamentalizm mi, Halkçılık mı?”, “Özel Mülkiyet, Toplum ve Devlet Anlayışı”, “İslam Cumhuriyeti’nde 1 Mayıs”, “Tahrif Edilen Tarih” ve “İran Siyasetinde Paranoya” başlıklarından oluşan beş farklı makaleden oluşmaktadır. Yazar, temelde Humeynizm’in radikallerden oluşan bir dinî hareket olmadığı, onun yerine popülist söylemlerle yönetilmiş bir halk hareketi olduğu tezini savunmakta ve bu toplumsal hareketi “üçüncü dünya popülizmi” ifadesiyle tanımlamaktadır. Yazarın bizzat kendisi, kitabın giriş kısmında “Bu kitabın temel iddiası; Humeyni’yi, fikirlerini ve hareketini tanımlamak için ‘halkçılık’ teriminin daha uygun olduğudur.” ifadesine yer verip hareket için kullanılan “fundamentalist” kavramının neden yerinde olmadığını detaylı bir şekilde açıklayarak kitabın hedefinden bahsetmiştir. Kitaptaki beş bölüm boyunca bu önermenin toplumsal ve tarihsel temelleri tartışılmıştır.

“Giriş” bölümünde Humeyni’nin Batılılar tarafından algılanış şekli ve fenomenolojik açıdan Humeyni’nin imajı üzerinde durulmuştur. Bakışları, konuşmaları, kendisi hakkında yapılan anlatılar konu edilerek Humeyni’nin Batılı zihinlerde yarattığı izlenimler sunulmuştur. Ardından Humeyni’nin hayatı ve eserleri konu edilmiş ve Humeyni’nin dedelerinden itibaren aile tarihi, eğitim geçmişi, geçirdiği düşünsel dönüşümler, itirazları ve siyasi hayata girişi ele alınmıştır. Kitabın yine bu kısmında Humeyni’nin sadece biyografisi değil, karakteristik özellikleri ve onu ayıran diğer yönlerinden de söz edilmiştir. Yazar, Humeyni’nin diğer ayetullahlardan niçin farklı olduğunu açıklamaya çalışırken “Diğer ayetullahlar şikâyet etmişlerdi, o ise suçluyordu. Diğerleri uzlaşıyorlardı, o ise uyarılarında ısrar ediyordu.” ifadelerini kullanmış; böylece Humeyni’nin karakteristik ve siyasi açıdan diğer ayetullahlardan farkının ne olduğunun altını çizmeye çalışmıştır.

Kitabın ilk bölümü “Fundamentalizm mi, Halkçılık mı?” başlığını taşımaktadır. Yazar burada Ayetullah Humeyni ve Devrim kadrosu için Batılılar tarafından sıklıkla kullanılan “fundamentalist” kavramının doğru olmadığını savunmaktadır. Yazara göre “Kuzey Amerikalı Protestanlar tarafından üretilen bu terimin günümüz Orta Doğu’sundaki siyasi bir hareket için kullanılması sadece zihin bulandırıcı değil aynı zamanda aşağılayıcı ve hatta tamamen yanlıştır.” Yazar bu düşüncesini ve dayanaklarını kitabın ilgili bölümünün ilk kısmında sekiz madde hâlinde geniş bir şekilde izah etmiştir. Devamında önce Sünni ulema ile Şii ulemanın devlet anlayışlarını karşılaştırmış, sonrasında Humeyni’nin devlet anlayışını ve felsefi alt yapısını analiz etmiştir. Söz konusu bölümde Humeyni’nin devlet yönetimine dair siyasi fikirlerinin kaynağı takip edilmeye çalışılmış ve bahsi geçen fikirlerin nasıl, nerede ve ne zaman şekillendiği tartışılmıştır. Abrahamian’a göre Humeyni için 1970 öncesi ve sonrası dönemde ciddi farklılıklar söz konusudur. 1970 öncesi dönemde verdiği vaazlarda ve yazdığı yazılarda Humeyni’nin siyasi fikirleri ve doktrini çok belirgin değildir ve bir sessizlik söz konusudur. Buna karşın 1970 yılından itibaren keskin bir yükseliş olmuş ve gerek topluma dair görüşlerinde gerek siyasi görüşlerinde sivrileşmeye başlamış, monarşiyi hedef alan söylemler geliştirmiştir. Krallığı baştan başa reddeden açıklamalarda bulunan Humeyni, monarşiye karşı çıkmanın bütün Müslümanların ortak görevi olduğundan bahsetmiştir. Yazar, Humeyni’nin toplum görüşünü tartıştığı bölümde de aynı savı savunmaktadır. 1970 öncesi kaleme aldığı eserlerde Humeyni, ulemanın klasik toplum anlayışını takip ederken 1970 sonrası dönemde ise toplumu “Müstekbirler” ve “Mustazaflar” şeklinde net olarak iki tabakaya ayırmıştır. Humeyni’nin toplum üzerine kullandığı betimlemeler, geçmişte solcu laik düşünürler tarafından kullanılırken bu tarihten itibaren Humeyni tarafından da kullanılmaya başlanmıştır. Son olarak yazara göre Humeyni, kendi halkçı anlayışını empoze etmek için ilk dönem İslam tarihini de yeniden yorumlamaya girişmiştir. Bölümün sonunda “İran İslam Cumhuriyeti’nin Anayasası” ve “İmam Humeyni’nin İlahi ve Siyasi Vasiyetnamesi” metinleri üzerinden bir devlet anlayışı okuması yapılmaya çalışılmıştır.

Kitabın “Özel Mülkiyet, Toplum ve Devlet Anlayışı” başlığını taşıyan ikinci bölümünde söz konusu bu kavramlar ele alınmıştır. Yazara göre 46 yıllık siyasi faaliyetlerinde birçok konuda fikir değiştiren Humeyni’nin özel mülkiyet hakkındaki görüşleri neredeyse hiç değişmeden kalmıştır. Toplumla ilgili bölümde ise yazar, Humeyni’nin toplumla ilgili fikirlerini üç döneme ayırmıştır. 1940 ila 1960 arası ilk dönemde, geleneksel ve muhafazakâr çizgisinden; 1970 ila 1980 arasındaki ikinci aşamada, militan bir retoriğe sahip olması ve Şii halkçılığının kendine has yeni bir versiyonunu benimsemesinden; 1982 ila 1989 yılları arasında ise halkçı söylemlerinde nispeten daha yumuşak bir dil kullanarak retoriğini dönüştürmesinden bahsetmiştir. Bölümün devlet ile ilgili kısmında ise Humeyni’nin Devrim öncesi ve sonrası devlet algısının nasıl dönüştüğünden ve Devrim’i pekiştirmek için attığı pragmatik adımlardan bahsedilmiştir.

“İslam Cumhuriyeti’nde 1 Mayıs” başlıklı üçüncü bölümde 1 Mayıs 1979 kutlamalarından başlayarak İslam Devrimi sonrasında da İran’da coşkuyla kutlanan 1 Mayıslardan bahsedilmektedir. Abrahamian’a göre içerisinde sosyalizmden, ateizmden, anarşizmden, Marks’ın ve Lenin’in enternasyonellerinden ögeler taşıyan 1 Mayıs’ın -yazarın tabiriyle- “kendisini saf İslam’ın yegâne temsilcisi olarak gören İslam Cumhuriyeti”nde de coşkulu bir şekilde kutlanması oldukça tutarsız gözükse de kendi içinde taşıdığı tarihsel sebepler nedeniyle açıklanabilir bir konudur. Nitekim yazar, bölümün devamında da bu tutarsız gözüken konuyu açıklamaya çalışmış ve İran’daki sol grupların dönemsel olarak tek tek tarihlerine inerek konuyu derinlemesine incelemiştir.

Dördüncü bölüm olan “Tahrif Edilen Tarih” başlıklı kısım, 1983’te Tudeh Partisinin önde gelen isimlerinin televizyonlara çıkarılarak gerçekleştirdikleri “itiraflar”la başlamaktadır. Abrahamian, “Genç nesiller yanlış yola sapmasın.” diye kendi “günahlarından” ve “hatalarından” bahseden Tudeh Partisinin önde gelen isimlerinin Ayetullah Mutahhari’nin eserlerini ve Ayetullah Humeyni’nin Keşfü’l-Esrar eserini okuduktan hemen sonra hatalı olduklarını anladıklarını, aktardıkları itirafları üzerinden İran’daki mevcut resmî tarih okumasına değinmektedir. Abrahamian, resmî söylemde sıkça dillendirilen “İran solunun İran’a ihaneti” söyleminin, dört olay üzerine dayandırıldığından bahsetmektedir: İlki Anayasa Devrimi ve Settar Han’ın savaşçılarının hükûmet tarafından zorla silahsızlandırılması, ikincisi Mirza Küçük Han’ın Gilan’da ölümüyle neticelenen Cengel (Orman) Direnişi, üçüncüsü Rıza Şah’a karşı Ayetullah Müderris’in önderliğinde gelişen muhalefet ve son olarak 19 Ağustos Darbesi’yle iktidardan indirilişine kadar süren Musaddık yönetimi. Abrahamian’a göre bu dört tarihsel nokta İran’ın özellikle 1983 ve sonrasındaki retoriğinin mihenk taşlarını oluşturmaktadır. Nitekim bu bölümde de bu tarihsel olayların neden ve nasıl bir propaganda aracına dönüştürüldüğü analiz edilmiştir.

Beşinci ve son bölüm olan “İran Siyasetinde Paranoya” başlıklı bölümde yazar, İran’ı ziyaret etmiş olan Victoria Dönemi seyyahlarının eserlerinden Modern Çağ’da yapılan analizlere kadar birçok metinde toplumsal bazda süregelen bir paranoya ve güvensizlik hâlinin varlığından bahsetmektedir. Abrahamian’a göre İran siyaseti komplo teorileriyle ve siyasi tartışmalar; komplo, casus, hıyanet, bağımlı, dış tehlike, dış eller, yabancı etki vb. terimlerle doludur. Yazar, bu meseleyi “Sebepler”, “Anlamlar” ve “Sonuçlar” başlıkları altında toplamda üç bölümde ele almış ve yine tarihsel perspektif üzerinden değerlendirmiştir.

Kitap genel olarak Ayetullah Humeyni’nin değişen şartlara ve siyasi durumlara göre söylemlerindeki değişimleri incelemiş ve yazarın “Humeynizm” olarak adlandırdığı siyasi hareketin genel bir çerçevesi çizilmeye çalışılmıştır. Yayımlanmasının ardından kitap hakkında birçok değerlendirme ve tanıtım yazısı yazılmıştır. Ünlü akademisyen Fred Halliday, kitabı “Genelde siyasi ideoloji, özelde ise İslam Cumhuriyeti’nin kurucusunun ideolojik evrimi hakkında yapılmış mükemmel bir çalışma.”1 olarak tanımlarken Fahreddin Azimi, kitabı “Oldukça açık ve provokatif bir eser.”2 olarak nitelendirmiştir. Bunların dışında kitabın “iyi yazıldığı ancak belgelendirmeden uzak olduğu yine de geniş okuyucu kitlesini hak ettiği”3 yapılan yorumlar arasındadır. Humeynizm, her ne kadar 1993 yılında basılmış ve basımından bu yana üzerinden otuz seneye yakın zaman geçmiş olsa da yazarın oldukça detaylı bir şekilde yaptığı söylem analizleri ve tarih okumaları, okuyucuya Devrim’in dinamikleri hakkında bir fikir vermektedir ve bu sebeple kitabın güncelliğini hâlâ koruduğu söylenebilir. Son olarak yazarın, savlarını dayandırmak için sıklıkla başvurduğu Ayetullah Humeyni’nin söylemleri ile İran’ı tarihsel perspektiften okuyarak elde ettiği verileri birleştirerek yarattığı bağlamların, söz konusu eseri Humeyni’nin siyasal ve toplumsal perspektifini ve İran İslam Devrimi’ni açıklamaya çalışan diğer eserlerden farklı bir yere koyduğu söylenebilir.


1 Halliday, Fred. Iranian Studies 28, no. 3/4 (1995): 255-58. [Erişim Tarihi: 10 Şubat 2021]. http://www.jstor.org/stable/4310953.

2 Azimi, Fakhreddin. The American Historical Review 100, no. 2 (1995): 561. [Erişim Tarihi: 10 Şubat 2021]. doi:10.2307/2169122.

3 Baktiari, Bahman. “Ervand Abrahamian, Khomeinism: Essays on the Islamic Republic (Berkeley: University of California Press, 1993). p. 182.” International Journal of Middle East Studies 27, no. 3 (1995): 382–83. doi:10.1017/S0020743800062346.