İdlib Operasyonu ve Bazı Mülahazalar

Hakkı Uygur Başkan Vekili

Astana Süreci ile planlanan ve rejimin desteklediği gruplar ile muhalifler arasında gerçekleştirilen siyasi müzakerelerin ilerlememesi, şüphesiz rejimin içinde bulunduğu zafer psikolojisi ile de yakından ilgilidir.

Şam’daki Baas rejimine bağlı birliklerin, İdlib kırsalındaki Türk askerî varlığına yönelik saldırısı sonucunda beş askerin şehit olması beşinin de yaralanması ülke kamuoyunda büyük bir infiale yol açtı. 10 Şubat günü gerçekleşen saldırı Türk ordusunun son günlerde İdlib bölgesine yaptığı geniş sevkiyattan sonra gerçekleşti. Suriye krizinin başlangıcından itibaren rejimin katliamlarına şahit olan ve milyonlarca kişilik sığınmacı dalgasına maruz kalan Türk halkı, söz konusu sorunun bir an önce sonlandırılmasını isterken bu amaçla 2017 yılından itibaren şekillenmeye başlayan Astana-Soçi süreçlerine de ciddi destek vermişti. Bu süreç Suriye’deki çatışmaların dozunu düşürürken Türkiye’ye ve Avrupa’ya yeni bir göç dalgasını engellemiş ve nispi bir memnuniyet yaratmıştı. Yine bu dönem içinde Türk-Rus ilişkilerinin gelişmesi de Batılı müttefiklerince yalnız bırakıldığını düşünen Türkiye kamuoyu tarafından olumlu karşılanmış ancak kimi seçkinlerin tepkisini çekmişti. Ankara, söz konusu süre içinde Moskova ile ilişkilerini geliştirmenin ve karşılıklı çıkar alanlarını çoğaltmanın, Putin yönetiminin Şam’daki diktatörlüğe verdiği desteği azaltmasına yol açacağını ve Astana Süreci’nin temelinde yer alan siyasi geçiş sürecini kolaylaştıracağını düşünmüştü.

Astana Süreci ile planlanan ve rejimin desteklediği gruplar ile muhalifler arasında gerçekleştirilen siyasi müzakerelerin ilerlememesi, şüphesiz rejimin içinde bulunduğu zafer psikolojisi ile de yakından ilgilidir. Her ne kadar iç savaş boyunca yarım milyondan fazla insan hayatını kaybetmiş, milyonlarcası ülke içinde ve dışında yerlerinden edilmiş ve ülke altyapısı tamamen yok olmuşsa da Şam’daki hâkim klik için bu durumun fazla bir önemi bulunmamaktadır. Bu amaçla muhaliflerin elindeki son alanlar da askerî olarak ele geçirilerek söz konusu siyasi geçişin içi boşaltılmaya çalışılmaktadır. Bu stratejinin Rusya ve İran tarafından da desteklendiği anlaşılmaktadır. Hatta söz konusu eksene göre rejimin İdlib bölgesini tamamen ele geçirdikten sonraki hedefi, Fırat’ın doğusunda kalan ABD destekli SDG hâkimiyetindeki alanlar olacaktır. Rejim bir yandan bu doğrultudaki tehditlerini sürdürürken diğer yandan Moskova’nın girişimleriyle YPG ile görüşmeler yapmakta ve çatışma olmaksızın tarım ve enerji açısından stratejik önem taşıyan alanları ele geçirmenin planlarını yapmaktadır. Bu şekilde daha önce birkaç kez askerî olarak girişimde bulunduğu ancak ABD’nin sert tepkisi nedeniyle sürekli geri adım attığı alanı kontrol altına alabilecektir. Ancak bu noktada İran ve Şii milisler faktörü, durumu karmaşık bir hâle getirmektedir. İran’ın bölgesel nüfuzu, ABD’nin söz konusu rejim-YPG yakınlaşmasını veto etmesine neden olabilir. Özellikle Suriye-Irak sınırındaki Ebu Kemal bölgesinin stratejik önemi ve ABD’nin Irak’taki K-1 Üssü’ne saldırısından sonra bu noktadaki Haşd gruplarına yönelik ağır hava saldırısı düzenlemesi hemen ardından Kasım Süleymani ve Ebu Mehdi el-Mühendis’i öldürmesi, Trump yönetiminin Suriye ve Irak’taki kırmızı çizgilerini net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Gelinen noktada Türkiye; siyasi geçiş süreci için etkili bir karta sahip olabilmek, rejimin İdlib’i işgalini müteakip yeni bir insan göçünü engelleyebilmek, birçok bölgesel ve küresel gücün hatta PKK gibi terör örgütlerinin müdahil olmaya çalıştığı bu ülkenin geleceği hususunda söz sahibi olabilmek için sahadaki ve masadaki varlığını güçlü şekilde sürdürebilmelidir. Yalnız başına alana askerî güç kaydırmanın caydırıcı olmadığı son kayıplar ile bir kez daha görülmüştür. Öte yandan mevcut kamplaşma göz önüne alındığında yeterli ittifak ilişkileri tesis edilmeden girişilecek askerî bir operasyonun kontrolden çıkması ve farklı boyutlar kazanması oldukça muhtemeldir. Özellikle ABD ve Rusya’nın, Suriye üzerinde uzun vadeli bir uzlaşmaya varmış olmaları, belki de Suriye’de etkin olan bölgesel oyuncuları zayıflatma planı üzerinde anlaşmış olmaları durumunda, Türkiye’nin olası geniş kapsamlı operasyonu ciddi sıkıntılarla karşılaşabilir.


Bu makale ilk olarak TRT Farsça web sayfasında yayımlanmıştır.

https://www.trt.net.tr/persian/brnmh-h/2020/02/12/mlyt-dlb-w-chnd-nkhth-dygr-1358272

İran’daki Patlamaların ve Yangınların Anlamı

Hakkı Uygur

Geniş kapsamlı sabotajlar ister siber altyapı kullanılarak isterse de fiziki saldırı şeklinde gerçekleştirilmiş olsun Tahran yönetimine karşı yeni bir meydan okumanın şekillendiğine kuşku yok.

Irak Başbakanı Mustafa Kazımi’nin Milisler Karşıtı Son Hamlesi

Hakkı Uygur

Son gözaltı olaylarıyla düne kadar özel kalem müdürünü seçmede zorlanan bir Başbakan yerine çok daha muktedir bir Mustafa Kazımi figürü ortaya çıkmış durumdadır.