İmam’ın Öncü Birliği: Din, Siyaset ve İran’ın Devrim Muhafızları

24.02.2021
Mert Aslan Asistan, Dış Politika

İmam’ın Öncü Birliği: Din, Siyaset ve İran’ın Devrim Muhafızları

Afshon Ostovar, Vanguard of the Imam: Religion, Politics, and Iran’s Revolutionary Guards. Oxford University Press: New York, 2016, 306 sayfa.

ISBN: 978-0199387892


Lisans eğitimini 2000-2003 yıllarında Arizona Üniversitesi Yakın Doğu Çalışmaları alanında tamamlayan Afshon Ostovar, aynı yıl başlamış olduğu doktora derecesini tarih alanında Michigan Üniversitesinde 2009 yılında almıştır. Ostovar, doktora eğitimine devam ederken Terörle Mücadele Merkezinde (Combating Terrorism Center) üç yıl boyunca bursiyer olarak çalışmıştır. Ostovar özellikle Ulusal Güvenlik ve Orta Doğu ile ilgili önemli projelerde on yılı aşkın tecrübeye sahiptir. 2016 yılından beri Donanma Yüksek Eğitim Akademisi (Naval Postgraduate School) Ulusal Güvenlik İşleri Bölümünde doçent doktor olarak çalışmaktadır. Orta Doğu’daki din temelli güvenlik ve çatışma alanlarında uzmanlaşan Ostovar, diğer taraftan ABD’nin Orta Doğu politikalarına da ilgi duymaktadır. İran’ın bölgesel ölçekteki askerî güç unsurları hakkında birçok akademik çalışması bulunan Ostovar’ın yine bu alanda 2016 yılında kaleme aldığı Vanguard of the Imam: Religion, Politics, and Iran’s Revolutionary Guards (İmam’ın Öncü Birliği: Din, Siyaset ve İran’ın Devrim Muhafızları) adlı eseri yegâne kitabıdır. Ayrıca Ostovar; Foreign Affairs, New York Times ve Reuters gibi dünyanın önde gelen medya kuruluşları ve dergilerde de İran özelinde çeşitli yazılar kaleme almıştır.

Ostovar, kitabını Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ekseninde kaleme almış olsa da kitap içerisinde Şiilik inancının tarihsel kökenleri, İran’da dinin ve din adamlarının siyasallaşması, İran-Irak Savaşı’nda DMO’nun rolü, Arap Baharı’nın DMO üzerindeki etkileri, Suriye İç Savaşı’nda DMO’nun rolü, DEAŞ ile mücadele ve İran nükleer programı gibi konulara da yer vermiştir. Özellikle DMO’nun oluşumunda dinî, ideolojik, kültürel ve siyasi faktörlerin etkisini inceleyen Ostovar, DMO’nun tarihsel süreç içerisinde geçirdiği değişimlerden de bahsetmektedir. Ostovar, Şiilik inancının tarihsel süreç içerisinde yarattığı etkilere ve 1979 İran Devrimi’ne götüren sürece de değinmektedir. Ostovar, eserini “Giriş”, “Ali’den Humeyni’ye”, “İmam’ın Öncü Birliği”, “Dayatılan Savaş”, “Uzun Savaş”, “Devrim İhracı”, “Kerbela Savaşçıları”, “Johnny Uygun Adım Eve Doğru Gelirken”, “Terör Savaşı”, “Büyük Patlama, Büyük Çatırtı”, “Peygamber Ailesinin Savunması”, “Son Söz” ve “Sonuç” bölümleri ile on üç ana bölüme ayırmıştır. Ayrıca bölümleri kendi içlerinde birçok alt başlığa ayıran Ostovar, kitabın sonunda “Notlar”, “Bibliyografya” ve “İndeks” bölümlerine yer vermiştir.

Kitabın “Giriş” bölümü, 29 Kasım 2011 yılında Tahran’da bulunan Birleşik Krallık Büyükelçiliğine karşı üniversite öğrencileri tarafından gerçekleştirilen eylemlerin anlatımı ve analiziyle başlamaktadır. ABD tarafından İran bankacılık sistemlerini hedef alan yaptırımların İngilizler tarafından kabul edilmesinin ardından başlayan eylemlerde yer alan öğrencilerin, aslında hükûmet destekli askerî bir yapılanma olan Besic Teşkilatının üyeleri olduğu bölüm içerisindeki çarpıcı detaylardandır. Bahsi geçen Besic Teşkilatı, DMO’nun ülke içerisindeki temsilcisi olarak kabul edilmektedir. Devrim rehberinin sembolik birer temsilcisi olan Besic Teşkilatı ve DMO’nun temel motivasyonlarından biri, yapılanmaların hareketlerini de meşru kılan Şiilik inancıdır. Bölüm içerisinde yer verilen diğer temel konular ise “DMO’ya Kısa Bir Bakış”, “Din Yanlısı Aktivizm”, “Liderin Önceliği” ve “Çatışma ve Devlet Oluşumu” olarak sıralanabilir. Giriş bölümünün son kısmı, kitap içerisinde yer verilen bölümlerin açıklanmasıyla tamamlanmaktadır.

“Ali’den Humeyni’ye” adlı ikinci bölümde Ostovar, bölümün adından da hareketle İslam Devrimi’nin ahlaki, tarihsel ve ruhani taşlarını oluşturan Şii İslam’ı anlatmaktadır. Bölüm içerisinde Şiilik inancında önemli bir yeri olan İmam Hüseyin’den İran’da hâlâ etkisini sürdüren Kerbela Olayı’na, Şiiliğin tanımından 1953 Musaddık Darbesi’nin Devrim’e giden süreçteki etkilerine kadar değinilmektedir. Diğer taraftan Humeyni’nin “Velayet-i Fakih” anlayışı da bölüm içerisinde anlatılan konulardandır. Humeyni’nin fikir ve ideolojilerinin 1970’lerden itibaren yayılması da bölümün sonlarında anlatılmaktadır. Bu bölüm, İran’ın Devrim sonrası dönemdeki dinî yapılanmasının anlaşılması açısından çok önemlidir.

Kitabın adını da alan “İmam’ın Öncü Birliği” adlı üçüncü bölüm, Humeyni’nin 1979 yılında İslam’ın bir dinden ziyade ideoloji olarak algılanması gerektiğini anlatan demeciyle başlamaktadır. Bölüm içerisinde İran İslam Devrimi ve Devrim’in hemen öncesinde Ayetullah Humeyni’nin İran’a dönüşü anlatılmaktadır. DMO’nun, Devrim’in bir koruması olarak kurulma sürecinde karşılaştığı zorluklara da yer verilen bölüm, İslam Devrimi Mücahitleri ile DMO arasındaki bağlantılara da değinmektedir. Bölümün son kısmında ise ABD tarafından karşı devrim gerçekleştirilmesinin engellenmesi amacıyla Humeyni yanlısı grupların etkisinin arttığından bahsedilmektedir.

“Dayatılan Savaş” ve “Uzun Savaş” adlı dördüncü ve beşinci bölümler ise ana hatlarıyla Birleşmiş Milletlerin 598 sayılı kararı ile 8 Ağustos 1988’de sona eren İran-Irak Savaşı’na odaklanmaktadır. Savaş süresince Humeyni’nin ve DMO’nun rolüne değinilen bölümlerde sekiz yıllık savaş hâli detaylıca analiz edilmektedir. Diğer taraftan savaşın etkilerinin ve İran’ın dış politika stratejilerinin anlatıldığı “Devrim İhracı” adlı altıncı bölüm kendinden önce gelen iki bölümün sonucu niteliğindedir. Altıncı bölüm içerisinde İran-Irak Savaşı’nın doğal bir sonucu olarak DMO’nun, Devrim’in koruyuculuğunun ötesinde başlı başına bir askerî oluşum olarak kurumsallaştığından bahsedilmektedir. Savaş süresince İran içerisinde ortaya çıkan siyasi oluşumlar, Kudüs’ün öncelikli hedef olarak ilan edilme süreci ve DMO’nun Lübnan’daki faaliyetleri de bölüm içerisinde değinilen diğer önemli konulardandır.

“Kerbela Savaşçıları” adı verilen yedinci bölüm ise DMO’nun kimliksel dinamiklerinin oluşum sürecini anlatmaktadır. DMO, kuruluşu itibarıyla İslam temelli askerî bir güç olarak yapılandırılmıştır. Bu bağlamda DMO, kendisini Humeyni’nin bir öncü gücü olarak nitelendirmekte ve dinî inanç motivasyonuyla hareket etmektedir. Askerî kamuflaj seçiminden özel günlerin belirlenmesine kadar dinî unsurları göz önüne alan DMO askerleri, Kerbela’nın yeni savaşçıları olarak tanımlanmaktadır. DMO, dinî yapısı nedeniyle diğer ordulardan ayrışmaktadır. Şii İslam’ın etkisi ve Besic milislerini dâhil etmesiyle birlikte DMO, 1986 yılında üç milyona yakın mensuba sahip olmuştur. DMO, yalnızca savaş ve çatışma alanlarında olmayıp kitap ve broşür gibi birçok yazılı kaynak da üretmektedir. Yayınlarıyla birlikte DMO, kültürel bir aktivizmin de öncüsü konumuna gelmiş; Irak Savaşı sonrasındaki operasyonlarının %90’ını, ideolojinin de sayesinde savaşmadan kazanmıştır.

Kitabın “Johnny Uygun Adım Eve Doğru Gelirken” adlı sekizinci bölümü ise savaş sonrası dönemde DMO’nun genişleme sürecini anlatmaktadır. Bu bölüm içerisinde özellikle İran Cumhurbaşkanı Ekber Haşimi Rafsancani’nin yeniden yapılanma sürecindeki etkilerinden bahsedilmektedir. Bu bağlamda Rafsancani, iç güvenlik ve devlet destekli endüstrileşme konusunda kaygıları nedeniyle Besic Teşkilatının gelişmesinin önünü açmış; bu durum da çok geçmeden DMO’nun siyaset üzerindeki baskı ve etkisinin artmasıyla sonuçlanmıştır. Askerî gücün, savaş gazilerince sivil alanlara da sıçramasıyla birlikte iç politikadaki DMO etkisi önemli ölçüde artmıştır. “Terör Savaşı” adı verilen dokuzuncu bölüm ise buradan hareketle DMO’nun artan etkilerinden ve 11 Eylül sonrası ABD’nin İran’a yönelik dış politika tercihlerinden bahsetmektedir. Bölüm içerisinde değinilen önemli konulardan bir diğeri ise Mahmud Ahmedinejad’ın cumhurbaşkanı olarak seçilme sürecidir.

“Büyük Patlama, Büyük Çatırtı” adı verilen onuncu bölüm ve devamında “Peygamber Ailesinin Savunması” adlı on birinci bölüm sırasıyla 2009 İran Seçimleri, İran’ın nükleer programına karşı İsrail öncülüğünde Batı tarafından yürütülen operasyonlar, Arap Baharı, Suriye İç Savaşı ve DEAŞ ile mücadelenin DMO özelinde bıraktığı etkiler anlatılmaktadır. İran’daki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yanı sıra ABD’de de Barack Obama’nın iktidara gelmesi ve Orta Doğu dış politikaları hakkındaki söylemlerine de değinildiği onuncu bölüm, İran iç siyasetindeki tartışmaları ve İran-Suudi Arabistan gerilimlerini de anlatmaktadır. Diğer taraftan on birinci bölüm ise bir önceki bölüm içerisinde değinilen Arap Baharı’nın İran üzerinde yarattığı zorluklar ekseninde oluşturulmuştur. Suriye’deki Esed ailesinin İran için öneminin de vurgulandığı bölümde, İran dış politikasındaki fayda temelli eksen kaymaları ve Irak’ta DEAŞ’a karşı yürütülen mücadelede DMO’nun etkisi anlatılmaktadır.

Yazar tarafından “Son Söz” ve “Sonuç” olarak adlandırılan son bölümlerde DMO, İran’ın bölgesel rakipleri ve küresel iş birlikleri gibi konular detaylıca açıklanmakta ve kitabın içerisinde yer alan bölümlerin genel bir özeti yapılmaktadır. Son Söz adlı bölüm, Rusya’nın 30 Eylül 2015’te Suriye’ye müdahale etmesinin İran içerisindeki yansımalarından bahsedilerek başlamaktadır. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin, Rusya ile koalisyon içerisinde olmadıklarını belirten açıklamalarına karşın DMO’nun Rusya ile koalisyon içerisinde olma fikrine ılımlı bakışı, İran içerisindeki temel farklılaşmalar olarak ön plana çıkmaktadır. Nitekim Rusya’nın Suriye müdahalesinden haftalar önce Rusya’yı ziyaret ederek bir dizi görüşmelerde bulunan DMO’nun güçlü yüzlerinden Kasım Süleymani’nin diplomasi ve İran dış politikası üzerindeki etkisi yadsınamazdır. Son Söz adlı bölümün sonlarında ise bölgesel rakip olan İran-Suudi Arabistan’ın rekabet ve gerginlik alanlarından bahsedilmektedir. Diğer taraftan Sonuç bölümünde Ostovar, DMO’nun İran’ın devletleşme sürecindeki önemi argümanını, kitabın içerisinde yer verdiği farklı bölümler aracılığıyla somutlaştırmaktadır. Ostovar’a göre İran İslam Cumhuriyeti, varlığını DMO’ya borçludur. DMO, İran’ın yalnızca askerî bir grup olarak çatışma alanlarında yararlandığı bir güç olmaktan ziyade sahip olduğu siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik etki alanlarıyla hem İran içerisinde hem de bölgesel anlamda başvurduğu önemli bir güç unsurudur. Ostovar’a göre DMO, İslam Cumhuriyeti’nin dinamiklerinin koruyucusu olarak birçok farklı alandan tehdit algılayan bir çatışma ürünüdür. DMO, Devrim sonrası dönemde devrim rehberinin bir koruma kalkanı olarak görev almıştır. Bu görev nedeniyle de Hamenei sonrası dönemde de DMO’nun tavrı ve tercihleri İran için belirleyici olacaktır.

Ostovar’ın DMO’yu merkeze aldığı eseri; 1979 İslam Devrimi’nin ardından DMO’nun genişleyen ve derinleşen etkisinin, yaşadığı değişimlerin, ülke içerisindeki meşruiyet kaynaklarının ve devrim rehberi ile ilişkisinin anlaşılması açısından önemli olmasının yanı sıra Şii İslam’ın tarihsel kökenlerinin, günümüz İran’ının kültürel ve ideolojik dinamiklerinin anlaşılması açısından da önemlidir. Kitap, İran literatüründe oldukça az değinilen DMO’nun üzerine inşa edilmiş olması ve neredeyse İslam Devrimi sonrasında İran ve DMO ekseninde yaşanılan olayları detaylarıyla anlatması nedeniyle özgünlüğünü korumaktadır. İran’ın en önemli askerî gücü olan DMO’nun tarihsel kökenlerini, Devrim sonrası dönemde yaşadığı değişimleri ve mevcut yapılanmalarını merak eden veya öğrenmek isteyen herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap olarak değerlendirilebilir.