Irak Başbakanı Mustafa Kazımi’ye Suikast Girişimi

Hurşit Dingil Asistan, Dış Politika

Seçimler sonrası Irak’ta artan gerilim, Kazımi’ye suikast girişimiyle yeni bir seviyeye taşındı.

7 Kasım Pazar günü gece saatlerinde Irak Başbakanı Mustafa Kazımi’nin de bulunduğu Yeşil Bölge’de yer alan başbakanlık konutuna drone’larla saldırı düzenlendi. Saldırı sonucu Kazımi’nin koruma ekibinden yedi kişinin yaralandığı bildirilirken Kazımi’nin sağlık durumunun iyi olduğu ve hafif yaralar alarak saldırıdan kurtulduğu aktarıldı. Saldırıda üç adet patlayıcı mühimmat yüklü quadcopter model drone kullanılmış; saldırı anında üç drone’dan iki tanesi etkisiz hâle getirilmiştir. Saldırı profili ve saldırı sonrası ortaya çıkan görüntüler dikkate alındığında saldırının, Kazımi’ye yönelik bir suikast girişimi olduğu anlaşılmaktadır. Saldırının henüz kimler tarafından yapıldığı somut delillerle netlik kazanmasa da saldırı öncesi ve sonrası yaşanan gelişmeler, saldırının faillerine dair bazı şüpheleri ortaya çıkarmıştır. Nitekim saldırı öncesi Irak’ta Ekim 2021’de seçimler yapılmış seçim sonrası bazı İran destekli Şii gruplar seçimlerde hile yapıldığını ileri sürerek seçim sonuçlarına yönelik protesto hareketleri başlatmıştır. Bununla birlikte saldırıdan hemen önce seçim sonuçlarını protesto eden gruplar ve Irak güvenlik güçleri arasında gerilim artmış; protestoculardan bazılarının çıkan çatışmada öldüğüne dair haberler ortaya çıkmıştır. Bu olayın ardından da Şii milis gruplardan Asaib Ehli’l-Hak lideri Kays Gazali intikam alınacağı yönünde açıklamalarda bulunmuştur.

Diğer taraftan saldırının zamanlaması, bölgesel gelişmeler anlamında da oldukça hassas bir dönemde gerçekleşmiştir. Irak Başbakanı Kazımi’nin, Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkeleri ve İran arasında ara buluculuk gayretlerini sürdürürken böyle bir suikast girişimi, süreci olumsuz etkileyebilecek bir potansiyele sahiptir. Bununla birlikte yerel seviyede Kazımi’nin ikinci dönemde de başbakan olma arzusu dikkate alındığında İran’ın Irak’taki etkisini sınırlandırmak isteyen bir siyasi profil, Şii milis gruplar için endişe kaynağı olabilecektir. Öte yandan Kazımi’nin böylesine bir suikast girişiminden kurtulması da tam da yeni hükûmetin oluşturulması sürecinde Kazımi’nin halk nezdindeki karşılığını artıracak ve profilini güçlendirecek bir etkiye de sahiptir. Bununla birlikte saldırı sonrası İranlı yetkililerin açıklamaları da dikkat çekmektedir. Nitekim İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani; suikastın, “yabancı ülkelere ait düşünce kuruluşlarınca gerçekleştirildiğini” ileri sürmüştür. Yine İran destekli Şii milis grupların liderleri de “Görev süresi bitmiş bir başbakan için neden drone’larımızı harcayalım?”, “Eğer böyle bir suikast yapmak isteseydik bunu daha kolay ve basit bir yolla yapabilirdik.”, “Saldırıdan birkaç gün önce Yeşil Bölge’ye bir saldırı olacağı konusunda yetkilileri uyarmıştık.” şeklinde ifadeler kullanarak suçlamaları reddetmiştir. İran medyasında bazı gazeteler de suikast girişimini “Bağdat’ta Hollywood’dan Bir Gece”, “Suikast Gösterisi” gibi söylemlerle ele almıştır. Öte yandan İran Dışişleri Bakanlığı yetkilileri de saldırıyı kınayarak Kazımi’ye geçmiş olsun dileklerini iletmiştir.

Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin saldırıdan hemen sonra Irak’taki Şii milis grup liderleriyle görüştüğü, ardından Kazımi ile de bir görüşme gerçekleştirdiği rapor edilmektedir. Kazımi ve Kaani görüşmesinde Kazımi’nin, “Suikast girişimini kimin yaptığını gayet iyi biliyoruz.” ifadelerini dile getirdiği de bazı kaynaklarca ileri sürülmektedir. Diğer taraftan uluslararası haber ajansı Reuters’a olaya vâkıf, ismi açıklanmayan güvenlik ve milis kaynaklarının verdiği bilgiler de saldırının, “İran destekli iki milis grup tarafından yapıldığı (Ketaib Hizbullah ve Asaib Ehli’l-Hak)” yönündeyken yine olaya vâkıf başkaca kaynaklar uluslararası haber ajanslarına, “saldırının emrini Tahran’ın vermediği ama Tahran’ın böyle bir saldırının yapılacağından haberdar olduğu ve engelleme girişiminde bulunmadığı” şeklinde argümanları aktarmaktadır. Suikast girişimine ilişkin birçok argüman ileri sürülse de saldırının kimler tarafından hangi amaçla yapıldığı zamanla netleşecektir. Saldırının faillerine yönelik belirsizlik devam ederken seçimler sonrası Irak’ta artan gerilimin suikast girişimiyle yeni bir seviyeye taşınması, saldırının en net sonucu olarak görülmektedir.

Suriye’de Artan Gerilim ve Tenef Üssü Saldırısı

Hurşit Dingil

Tenef Üssü’ne yapılan drone saldırısı, hedef alınan ABD üssünün, hava savunma zafiyetini akıllara getirirken İsrail’in, Suriye’ye yönelik son saldırılarına karşı gelişen bir reaksiyon olarak okunabilir.

Irak Seçimleri Öncesi Kazımi’nin Tahran Ziyareti

Hurşit Dingil

Kazımi’nin yeniden seçilme motivasyonuyla birlikte Irak, diplomasinin ağır bastığı yeni bölgesel bağlamda uzlaştırıcı ve ara bulucu ülke olma rolünü güçlendirmeye çalışmaktadır.