Irak Seçim Sonuçları ve İran

Taylan Çökenoğlu Asistan, Dış Politika

Seçim sonuçlarındaki en büyük sürpriz Mukteda es-Sadr’ın Sair’un Koalisyonu’nun zaferi olmuştur. Sair’un koalisyonu “Iraklılık” bilincine vurgu yaparken İslamcıları, komünistleri ve liberalleri aynı safta bir araya getirmiştir.

Irak Seçim Komitesinin açıkladığı resmî olmayan sonuçlara göre 12 Mayıs Cumartesi günü düzenlenen Irak genel seçimlerinde birinci sırayı sürpriz bir şekilde Mukteda es-Sadr’ın Irak Komünist Partisi ve diğer seküler siyasi gruplarla oluşturduğu Sairun Koalisyonu aldı. Sairun’u, Haşdi Şabi’nin siyasi kolu olan ve İran’a yakınlığıyla bilinen Hadi el-Amiri’nin Fetih Koalisyonu takip etti. Üçüncü sırada ise özellikle DEAŞ’a karşı kazanılan zaferden sonra birçok anket şirketince seçimleri ilk sırada tamamlayacağı tahmin edilen ve hâlihazırda Başbakan olan Haydar el-İbadi’nin Nasr Koalisyonu yer aldı. Bu seçim sürecinde bazı yaklaşımların ön plana çıktığı görülmüştür. Mezhepsel aidiyetlerden ulusal kimliklere geçiş trendi, siyasi oluşumların ideolojiden pragmatizme evirilişi, dış müdahalelere tepki ve Şii grupların siyasi olarak bölünmüşlüğü bu yaklaşımlardan bazılarıdır. Seçimlere dair diğer bir önemli nokta da İran’ın pozisyonudur. Koalisyon görüşmelerini yakından takip eden İran’ın Irak üzerindeki nüfuzunu kaybetmemek için hükûmet kurma sürecine müdahil olacağı açıktır. Merak edilen ise bu müdahalenin nasıl olacağı ve sonraki süreçlere olası etkileridir.

Es-Sadr’ın Yükselişi ve İran’ın Tepkisi

Seçim sonuçlarındaki en büyük sürpriz Mukteda es-Sadr’ın Sair’un Koalisyonu’nun zaferi olmuştur. Sairun koalisyonu “Iraklılık” bilincine vurgu yaparken İslamcıları, komünistleri ve liberalleri aynı safta bir araya getirmiştir. Dolayısıyla bu yeni hareket, bir yandan Irak siyasetinde pragmatizmi sembolize ederken diğer yandan da Irak’ta üst kimlik siyasetinin uygulamada var olabileceğini göstermiştir. Başından beri Es-Sadr’ın bu ittifak kararı, muhafazakâr kesimler ve 2003 yılından beri Bağdat üzerindeki nüfuzunu giderek artıran Tahran tarafından şaşkınlık ve tepkiyle karşılanmıştı. Hatta İran Devrim Rehberi Ali Hamenei’nin dış politika danışmanı Ali Ekber Velayeti, geçtiğimiz Şubat ayındaki Irak ziyareti esnasında söz konusu koalisyonu kastederek “Irak’ı hiçbir liberalin ve komünistin yönetmesine izin vermeyiz” demişti. Dolayısıyla İran daha seçim öncesinde, seçimden sonraki sürece müdahil olacağının sinyallerini vermişti.

Uzun zamandır Irak üzerindeki İran ve ABD etkisini sona erdirmeye çabalayacağını vurgulayan Şii din adamı es-Sadr’ın seçimden sonra yaptığı açıklama, İran’ın kurulacak yeni hükûmette yer almasını istediği Fetih ve Kanun Devleti koalisyonlarıyla hükümet kurmayacağını göstermiştir. Mukteda es-Sadr resmî Twitter hesabından İbadi’nin Nasr, Ammar el-Hekim’in Ulusal Akıl ve Hanan el-Fetlavi’nin İrade koalisyonları, İyad el-Allavi’nin seküler Vataniye koalisyonu, Sünni Karar ve Kürt Yeni Nesil ile Gorran hareketlerinin destek vermesini istediği mezhepler üstü bir hükümet kurulması için niyetini şimdiden göstermesi kuşkusuz İran’ın hoşuna gitmedi. Haydar İbadi’nin Sadr’ın Sa’irun koalisyonuyla çalışmaya sıcak bakması ve Sadr ile Hekim’in bir araya gelerek diğer koalisyonlarla görüşmek için ortak hareket edeceklerini açıklaması ise İran’ı son zamanlarda telaşlandıran diğer bir gelişme oldu.

Daha önce de Es-Sadr’ın İran destekli Haşdi Şabi milislerine silahlarını teslim ederek ulusal orduya katılma çağırış yapması, Muhammed Bin Salman’la görüşmesi ve Sadr’ın takipçilerinin son dönemlerde ülkedeki İran etkisine ve özellikle Kasım Süleymani’ye yönelik tepkileri Tahran’da rahatsızlığa neden olmuştur. Dolayısıyla Şii siyasetçiler arasında Irak’taki İran nüfuzuna karşı net tavır alan es-Sadr’ın İran tarafından tercih edilmediği herkesçe bilinmektedir. Bu nedenle İran, Sairun Koalisyonu’nun hükümet kurmasını engellemek için Irak’taki müttefiklerinin koalisyon görüşmelerinde aktif yer alarak hükûmette kilit roller üstlenmesini isteyecektir. Bu durumda es-Sadr’ın karşısındaki en çetin oluşum eski milis komutanlarının yer aldığı İran destekli Fetih Koalisyonu olacaktır.

İran’ın Irak’taki Müttefikleri

İran’a yakınlığıyla bilinen ve seçimlerde ikinci sırada gelen Fetih Koalisyonu son seçimlerden başarıyla çıkan diğer bir Şii oluşum oldu. Koalisyon liderliğini, Devrim Muhafızları tarafından eğitilen ve İran-Irak Savaşı sırasında İran safında savaşan Bedir Tugayları’nın lideri Hadi el-Amiri yapmaktadır. El-Amiri, Haşdi Şabi’nin siyasi kanadı olan Fetih Koalisyonu için “Bu proje Haşdi Şabi’den farklı olarak İmam Humeyni’nin çizdiği projenin devamıdır” demişti. Bu nedenle hükûmet kurmak amacıyla gerçekleştirilecek koalisyon görüşmelerinde Fetih Koalisyonu’nun Mecliste elde ettiği sandalye sayısı İran’ın Irak üzerindeki nüfuzunu muhafaza etmesi için kritik önemdedir. Diğer bir deyişle İran açısından Fetih Koalisyonu’nun ettiği siyasi başarı, Irak hükûmetinde ve Meclisinde İran’ın bölgesel çıkarlarıyla çatışan politikaların üretilme riskini kontrol altına alma anlamı taşımaktadır. Bunun yanı sıra Haşdi Şabi birliklerine yapılan silah bırakma ve Irak ordusuna katılma çağrısı sonuçsuz kalmıştır. Bu güçlerin siyasi arenada silahlı olarak varlık göstermek istemesi önümüzdeki günlerde de tartışma konusu olmayı sürdürecektir.

Nuri el-Maliki’nin Kanun Devleti Koalisyonu, Fetih Koalisyonu’yla birlikte bu seçimlerde İran’a en yakın Şii oluşum olarak öne çıkmıştır. Koalisyon lideri ve eski Başbakan Maliki’nin görev süresi boyunca Irak’taki İran nüfuzu yoğun olarak hissedilmişti. Ancak bu dönemde Maliki’nin takip ettiği dışlayıcı politikalar, Sünniler kadar Kürtleri de rahatsız ettiği için İran tarafından olumlu karşılanmamıştı. Bu nedenle Şiilerin ağırlıkta olduğu bir hükümet kurulmasında kilit rol oynayabilecek Mesud Barzani ve Celal Talabani’nin Kürt partilerini küstürmek istemeyen İran, Maliki yerine yine Dava Partisinden başka bir Şii siyasetçi Haydar el-İbadi’nin Başbakan olmasına yeşil ışık yakmıştı. Nuri el-Maliki, bu seçimlerde büyük yara alsa da Dava Partisi içerisinde süren etkisi ve seçimlerde kazandığı 25 civarındaki sandalye hükûmet kurulma aşamasında İran için kilit öneme sahiptir.

Başbakan İbadi ve Diğer Oluşumlar

Birçok anket şirketi tarafından seçimleri büyük oy farkıyla kazanacağı öngörülen mevcut Başbakan el-İbadi’nin seçimlerden üçüncü çıkması dikkat çekicidir. El-İbadi, kendilerinin ABD ve İran’la birlikte çalışmak istediklerini belirtmiş ancak bu iki ülkeye “sıkıntılarınızı Irak’ın içine taşımayın ve başka bir yerde çözün” uyarısında bulunarak daha ulusalcı ve geçmişte olduğu gibi İran ile ABD arasında dengeye dayalı bir politika izleyeceğini vurgulamıştır. DEAŞ’a karşı kazanılan zafer el-İbadi’ye büyük bir prestij kazandırsa da Başbakanlığı sırasında yolsuzluğu önleme konusunda yetersiz kalması onun eksi hanesine yazılmıştır. El-İbadi, özellikle Şiilerin yoğunlukta olduğu bölgelerden beklediğinin altında oy almıştır. Bu sonuçta, halkın on yıldan fazladır ülkeyi yöneten Dava Partisi elitlerinin statükosunu artık istememesinin etkili olduğu düşünülmektedir.

Eski Başbakanlardan İyad el-Allavi’nin mezhepler üstü koalisyonu olan Vataniye Koalisyonu’nun resmî olmayan sonuçlara göre 21-23 arası sandalye kazandığı belirtilmektedir. Şii politikacı Allavi’nin hareketi esas itibariyle seküler bir siyasi oluşumdur ve bünyesinde Sünni siyasetçileri de barındırmaktadır. Allavi’nin İran’ı, Irak’a müdahaleleri sebebiyle eleştirdiği bilinmektedir. Nitekim 2010 yılında, Allavi ile çalışmayı tercih etmeyen İran, koalisyon görüşmelerinde devreye girmiş ve seçimlerden birinci çıkmasına rağmen Allavi’nin yerine Nuri el-Maliki’nin Başbakan olmasında rol oynamıştı. Hatta 2010 ve sonrasındaki 2014 koalisyon görüşmelerinin sonucu, tarafların Tahran’a gitmesiyle şekillenmişti.

İran’la bağları her zaman güçlü kalmış bir siyasi geleneği temsil eden el-Hekim ailesinden Ammar el-Hekim ise kendisini İran Devrim Rehberi Hamenei’ye şikâyet eden Irak Yüksek İslam Konseyinin yaşça büyük siyasetçilerini eleştirerek bu oluşumdan ayrılmış ve seçimlere yeni kurduğu Hikmet Hareketi’nin iskeletini oluşturduğu Ulusal Akıl Koalisyonu ile katılmıştır. Oluşumun adından da anlaşılabileceği gibi daha ulusal söylemlere evirilen el-Hekim’in bu kararı, İran etkisinden uzaklaşarak daha genç siyasetçilerle yoluna devam etme eğiliminin yansıması olarak yorumlanmıştır.  Seçimlerde 15 ila 20 arası sandalye kazandığı belirtilen ve siyasi taban bulmakta sıkıntı çeken el-Hekim’in koalisyon görüşmelerinde ülkedeki İran etkisine ne seviyede karşı çıkacağı henüz belirsizliğini korumaktadır.

Irak’ta Hükümet Kurma Süreci ve İran’ın Rolü

İran’ın 2003 yılından beri Irak iç siyasetindeki temel stratejisi, İran’ın Ortadoğu’daki çıkarlarıyla uyumlu politikalar izleyebilecek oluşumların Irak’ta iktidara gelmesi olmuştur. Bu nedenle önceki seçimlerde İran, Saddam Hüseyin sonrası Irak’ta siyasetin belirleyici aktörleri hâline gelen Şii gruplar arasında arabuluculuk görevi icra ederek bu grupların tek bir koalisyon altında seçimlere girmesine odaklanmıştır. Şii grupların farklı koalisyonlarla seçime girmesi hâlinde ise İran yine seçim sonrası koalisyon görüşmelerine müdahil olarak kendisine yakın Şii grupların hükûmette baskın pozisyon almasına çalışmıştır.

Dolayısıyla seçimlere ciddi görüş ayrılıklarına sahip birçok Şii grubun girmiş olması göz önüne alındığında İran’ın koalisyon görüşmelerinde aktif rol oynayarak ihtilaf hâlindeki Şii oluşumları ve KDP ile KYB gibi geleneksel Kürt partileri hükûmet oluşturmak için ikna etmeye çalışacağı veyahut yeni seçenekler arayacağı öngörülmektedir. Bu bağlamda önemli bir nokta Mukteda es-Sadr İran müttefikleriyle çalışmayı düşünmediği gibi İran’ın da onu yeni hükûmette istememesidir. Bu durumda, İran’ın Allavi’nin Vataniye Koalisyonu’nu ve Salim el-Jaburi’nin Sünni Karar Koalisyonu gibi hükûmet oluşturma sürecinde kilit rol oynayabilecek seçenekleri Hadi el-Amiri ve Nuri el-Maliki’nin baskın olduğu bir koalisyonun parçası olarak düşünmesi sürpriz olmayacaktır. Nitekim İranlı yetkililerin yakın zamanda  Allavi, Jaburi, Maliki ve Amiri ile görüştüğüne dair basında haberler çıkmıştır.

İran’ı bu seçimlerde Fetih Koalisyonu’nun başarısına rağmen esas zorlayan Şii grupların parçalı yapısı ve yükselen ulusalcılık eğilimi olmuştur. Öte yandan ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesi Irak’ı hem siyasi hem de ekonomik anlamda İran için daha önemli hâle getirmiştir. Bu nedenle İran’ın; İran-Irak ticari ilişkilerini koruyacak, ABD ile iyi ilişkiler sürdürerek Tahran ile Washington arasında arabuluculuk yapacak, kabine içinde Amiri ve Maliki tarafından frenlenebilecek, el-İbadi’nin Başbakan olduğu es-Sadr’ın dışlandığı, Hekim, KDP ve KYB’yi içinde barındıran bir koalisyon için ısrarcı olması muhtemel görünmektedir. Kasım Süleymani’nin bu amaçla Şii ve Kürt liderlerle görüşmek için Irak’a geldiği de kaydedilmektedir

Sonuç olarak siyasi olduğu kadar ekonomik ve kültürel alanda da Irak’ta yoğun etkisi hissedilen İran, Irak’ı bölgesel nüfuzunun merkezi olarak görmektedir. Bu açıdan İran, Irak üzerindeki yoğun etkisinin sürmesi için çabalayacak ve dolayısıyla seçim sonrası sürece dâhil olacaktır. Seçim öncesi ve koalisyon görüşmeleri sırasında söylemleri değişebilen Iraklı Şii partilerin ise sahada aktif olarak yer alan İran’ın etkisine maruz kalacağı öngörülmektedir. Tahran yanlılarının etkisinden uzak, mezhepler üstü ve ulusalcı bir hükûmet kurma niyetini belli eden Mukteda es-Sadr ve İran’ın önümüzdeki süreçte ne denli etkili olacağını ise resmî sonuçların açıklanmasından sonra oluşacak atmosfer ve bir hayli zorlu geçeceği anlaşılan koalisyon görüşmeleri sırasındaki gelişmeler gösterecektir.

Irak İzlenimleri Eşliğinde Referandum Sonrası İhtimallere Dair

Hakkı Uygur

Referandum ile ilgili temel sorulardan bir tanesi bölge ülkelerinin ve büyük güçlerin karşı çıkmasına rağmen Barzani yönetiminin ısrarının arkasında yatan nedendir.

İran’da Belediye Meclisi Seçimleri

Hüccet Kasımlu

"Cumhurbaşkanlığı seçiminin gölgesinde kalmış olsa da belediye meclisi seçimleri kritik öneme sahiptir."