İRAM 6. Makale Sunumu Etkinliği Gerçekleştirildi

“İstanbul-Tebriz Ticaret Hattında Validehan (XIX-XX. Yüzyıl)” makale sunumu çevrim içi olarak gerçekleştirildi.

İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) İstanbul şubesi tarafından yapılan makale sunumlarının altıncısı, Filiz Dığıroğlu tarafından kaleme alınan “İstanbul-Tebriz Ticaret Hattında Validehan (XIX-XX. Yüzyıl)” adlı makalenin sunumuyla gerçekleşti. Yazarı tarafından 12 Aralık 2020 tarihinde yapılan sunum, İRAM YouTube hesabı üzerinden izleyiciyle buluştu.

Dığıroğlu; Osmanlı Arşivi, Şark Ticaret Yıllıkları ve Ticaret Odası belgeleri gibi farklı kaynaklardan yararlanarak ortaya çıkardığı çalışmasında, Validehan’ın XIX. yüzyılın ortalarından itibaren İstanbul’da yaşayan Acem topluluğunun ekonomik, sosyal ve dinî faaliyetlerinin merkezi olduğunu aktardı. Bu dönemde genellikle Dersaadet Acemleri olarak bilinen İranlı muhacir kitlenin nüfusunun, 1885 yılında 16.000’e ulaştığını ve “Acem” diye anılan insanların başta Azerbaycan bölgesinden gelen Türkler, Farslar, İran Ermenileri ve İran Konsolosluğu koruması altındaki Çarlık Rusyası vatandaşları olduğunu vurgulayan Dığıroğlu, çalışmasında İstanbul’daki İranlıların ekonomik faaliyetlerini, merkeze Validehan ve buradaki tacirleri alarak incelemiştir.

Dığıroğlu, neredeyse her birinin yolu “Maderhan” da dedikleri Validehan’dan geçen İranlıların, İstanbul’a yerleşme sebepleri olarak temelde ekonomik ve siyasi kaygıları ele almaktadır. 1851 esnaf sayımına göre Acem esnaflarının, büyük oranda Validehan’a yerleşmekle birlikte Cafer Han, Nazif Ağa ve Büyük Yıldız Han gibi hanlarda ticari faaliyetler gösterdiğini aktaran Dığıroğlu, sonraki yıllarda Validehan, Caferiye Han ve Ekberiye Han gibi birbirine yakın hanlardan oluşan İranlı ticaret üçgeninin varlığına dikkat çekti. Yazar, çalışmasında genel olarak Acem esnaf ve tüccarının, Kapalıçarşı ve İran Sefareti çevresinde yoğunlaştığına; halı tacirliği, kitap ve kâğıt imalatçılığı, tütüncülük gibi iş sahalarında öne çıktığına ve bu sahalardan bazılarının bu kitlenin tekelinde olduğuna değindi. Kayıtlara göre 1913 yılında İstanbul’daki halıcı esnafının %33’ünün bu grupta olması bu savı doğrular niteliktedir. Dığıroğlu, Validehan’ın tarihini aktarırken şu açıklamaları yaptı:

Acem tüccarının ekonomik ve ticari alışkanlıkları kendi ülkelerinin ve hatta küresel ölçekteki bazı değişimlerin paralelinde okunmalıdır. Örnek olarak 1870’lerde, İran’ın ana ihracat kalemi olan ipeğin düşüşe geçmesi ve halı üretimine İngiliz firmaların destek vermesi, İranlı tüccarları halı ticaretine yönlendirmiş olmalıdır. Halı ticaretinin dışında, kâğıt ve kırtasiye ticareti de İstanbul’daki İranlıların itibar ettiği mesleklerden biri olmuştur. Bu ticaret genellikle Osmanlı iç piyasasına yönelik olarak yapılmıştır. Validehan’ın, 1850’lerden I. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar ağırlıklı olarak İranlı tacirler için ekonomik bir merkez olmasının yanında sosyal ve dinî olarak da işlev gösterdiğini söyleyebiliriz. Validehan’ın ikinci avlusunda bulunan İranlılar Mescidi bu işlevin maddi bir delili olarak gösterilebilir. Bunun dışında, Muharrem ayındaki taziye merasiminin Validehan’da gerçekleştirilmesi bu durumun çarpıcı bir başka örneğidir. Han’ın sosyal işlevinin bir yansıması olarak da İranlıların kendilerine ait okul ve hastanesinin ıslahı gibi meseleleri konuşmak için de burada toplandığı görülmektedir. O dönemde daha çok “Acem” unvanıyla anılan bu muhacir kitlenin, şehrin ekonomik ve sosyal hayatına bu merkez aracılığıyla katıldığı görülmektedir.

İRAM tarafından altıncısı gerçekleştirilen makale sunumlarında Dığıroğlu, İstanbul-Tebriz hattındaki ticaret için önemli bir yer olan Validehan’ı ele alarak izleyicileri Türkiye ve İran arasındaki bir ortak nokta hakkında bilgilendirdi.


Makale sunumunu izlemek için tıklayınız

Reformcu Siyasetçi Muhteşemipur Hayatını Kaybetti

Hamid İbrahimi

Muhteşemipur’un vefatıyla reformcular, kendi çizgilerindeki önemli bir siyasi figürü yitirmekle kalmamış, Devrim Rehberi çizgisindeki muhafazakâr çevrelerle köprü rolü üstlenen bir ismi de kaybetmiştir.

İran’da İslami Feminizm Hareketi

Umut Başar

İslam Devrimi’nden sonra ülkedeki kadın hareketleri farklı bir mecraya girmiş ve Devrim’den sonra girişilen İslami toplum inşa sürecinde, doğal olarak kadının toplumdaki rol ve sorumluluklarına bakış değişmiştir.