İRAM 9. Makale Sunumu Etkinliği Gerçekleştirildi

“İran Milliyetçi Tarihyazımının Gözden Geçirilmesi ve Yeni Entelektüel Alanın Oluşumu” başlıklı makale sunumu çevrim içi olarak gerçekleştirildi.

İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) İstanbul tarafından yapılan makale sunumlarının dokuzuncusunda, Naseraddin Alizadeh tarafından kaleme alınan “İran Milliyetçi Tarihyazımının Gözden Geçirilmesi ve Yeni Entelektüel Alanın Oluşumu” adlı makalenin sunumu yapıldı.

İran’da son otuz yılda resmî tarih yazımının gözden geçirilmesini, söylem analizi yöntemiyle inceleyen Alizadeh, üretilen metinlerin toplumsal ve siyasal koşullardan bağımsız anlaşılamayacağını söyledi ve tarih metinlerinin yerel ve küresel etkiler altında yazıldığını ifade etti. İran’da Rıza Şah’ın iktidara gelişi, 1979 İslam Devrimi ve etnik bilinçlenme gibi faktörleri yerel etkilere; postkolonyalizm, postmodernizm ve yeni toplumsal hareketleri de son otuz yılda üretilen metinleri etkileyen küresel gelişmelere örnek olarak gösterdi. Yazar, makalesinde revizyonizmin ne olduğunu, İran’da milliyetçi tarih yazımının esaslarını, İran’da revizyonist tarih yazıcılığın ortaya çıkışını ve bunun yeni bir entelektüel alanın oluşumuna yol açıp açmadığını tartıştığını belirtti. Alizadeh, makalenin içeriğine ve teorik arka planına kısaca değindikten sonra şu sözlere yer verdi:

İran’da tarih yazımı geleneksel, Azerkeyvani ve bilimsel-söylemsel tarih yazımı gibi dönemleri takip etmiştir. Bunların ardından Pehlevi Dönemi, İran’da resmî tarihyazımının kurumsallaştığı ve yaygınlaştığı dönem olmuştur. İran’da resmî tarihyazımının bazı stratejiler üzerine temellendirildiği görülür. İran’ı 2.500 yıllık bir millî kimliğin ve kesintisiz bir tarihin varisi gören zaman siyaseti, İran coğrafyasını en geniş sınırlarıyla tahayyül eden mekân-alan siyaseti ve kimin İranlı olup kimin olmadığına karar veren dışlama ve kapsama siyaseti bu stratejilerin en önemlileridir. Bunlara ek olarak İran’da resmî tarih görüşünün İran tarihini ve kültürünü özgün ve kimseden etkilenmemiş olarak gördüğü de bilinmektedir. Resmî tarih görüşüne göre İranlılar etraflarındaki halkları etkilemiş olmasına rağmen kendi milli kimliklerini muhafaza etmeyi başarmışlardır. Resmî tarihyazımında kimliklerini korumada başarılı görülen İranlılar, İran’ın güncel sorunlarından sorumlu tutulmaz. Bu tarih yorumuna göre Araplar, Türkler ve Moğollar İran’ın geri kalmışlığının müsebbipleridir.

Revizyonist tarihçiler, resmî tarihyazımının stratejilerini çeşitli açılardan eleştirmişlerdir. Mekân-alan siyasetine yönelen eleştiri, İran coğrafyasına yüklenen siyasi anlamın 2.500 yıl geri götürülemeyeceğidir. Mustafa Veziri gibi bazı tarihçilere göre İran kavramına siyasi bir anlam yükleyenler oryantalistlerdir. Ayrıca İran millet ve devletinin kadim oluşuna kanıt olarak gösterilen Şahname’deki yer isimlerinin de bugünkü İran’ın dışında ve belirsiz oldukları savunulmaktadır. Revizyonist tarihçiler, resmî tarihin zaman siyasetine de eleştiriler yöneltmişlerdir. Millî İran kimliğinin modern bir olgu olduğunu savunan tarihçiler Antik Dönem’e uzanan bir millî kimlik düşüncesini reddetmişlerdir. Bu tarihçiler, millî kimliğin temeli olarak görülen Aryan ırkının bir kurgudan ibaret olduğunu ileri sürmüşlerdir. İran kimliğinin özgünlüğü meselesi de eleştiri konusu yapılan bir diğer konudur. Revizyonist tarihçiler, geçmişte tek taraflı etkilenmeler yerine karşılıklı etkileşimin varlığını savunmuşlardır. Son olarak resmî tarihyazımının dışlayıcı kimlik siyaseti eleştirilmiştir. Bu tarihyazımına göre İran tarihi aslında Şii erkek seçkinlerin tarihidir. Kadınlar, farklı etnik gruplar ve halk tabakaları bu tarihten dışlanmışlardır.

Sonuç olarak yukarıdaki bilgiler ışığında yeni bir entelektüel alanın oluşup oluşmadığını tartışan Alizadeh’ye göre İngilizce ve Farsça yazan tarihçilerin ayrı gruplar hâlinde iş birliği ve diyalog içinde oldukları göze çarpar. İngilizce yazan tarihçilerin birlikte başka projelere de imza attığını aktaran Alizadeh, Farsça yazanların da birbirlerine referans verdiğini ifade etti. Ancak İran’da Farsça yazan ve yurt dışında İngilizce yazan tarihçiler arasındaki kopukluğun, yeni entelektüel alanın oluşmasının önünde bir engel teşkil ettiğini de sözlerine ekledi.


Makale sunumunu izlemek için tıklayınız.

Türkiye’de Farabi Evi Açılışına İran’dan Tepki

Turgay Şafak

İran kendi kültür coğrafyasına ait olduğunu düşündüğü şahsiyetler adına komşu ülkelerde yapılan etkinlikleri bu şahsiyetlerin müsadere edilmesi şeklinde algılamaktadır.

1398 Yılında İran’da En Çok Hangi Kitaplar Okundu?

Turgay Şafak

İran’da geçtiğimiz yıl en çok okunan kitaplar arasında yerli yazarların edebi eserleri tercih edilirken çeviri eserlerde popüler edebiyat ve kişisel gelişim kitapları tercih edilmiştir.