İran-Çin Anlaşması: Ekonomik Bir Bakış

EKONOMİGÖRÜŞ 31.03.2021
Birkan Kemal Ertan Asistan, Ekonomi

İran ve Çin 27 Mart 2021’de, iki ülke arasında siyasi, askerî, ekonomik ve kültürel birçok alanda iş birliği yapacağı 25 yıllık anlaşmaya İran’ın başkenti Tahran’da imza attı.

Son dönemlerde medyanın gündeminde olan İran ve Çin’in “25 Yıllık Kapsamlı İş Birliği Anlaşması”, birçok odak tarafından merakla bekleniyordu. Söz konusu Anlaşma, 27 Mart 2021 tarihinde, iki ülkenin dışişleri bakanları tarafından Tahran’da imzalandı. Anlaşma hem İran hem de yabancı kamuoyunda büyük yankı yarattı. Anlaşma’yla ilgili ayrıntılar beklenirken İran tarafı, sadece 5 sayfalık bir metin ile Anlaşma’nın temel aldığı konuları yayımladı. Ayrıntıların açıklanmaması, kamuoyunda spekülasyonların artmasına neden oldu. Anlaşma, genel itibarıyla ekonomik motivasyonlara dayansa da siyasi, askerî ve kültürel anlamda iki ülke arasında kapsamlı iş birlikleri öngörmektedir. Anlaşma’nın birçok kısmında Çin’in yatırımı beklenirken bunun yanında Çin’den tecrübe ve bilgi aktarımlarının sağlanacağı da belirtilmiştir.

Anlaşma’ya muhalif olan taraflar, İran’ın daha çok Çin’e bağlanacağını öne sürerken Anlaşma’yı savunanlar ise İran’ın Nükleer Anlaşma (KOEP) bağlamında Joe Biden yönetimine karşı elinin kuvvetlenmesi için Anlaşma’nın “kaçınılmaz” olduğunu vurgulamaktadır. İran medyasında ise bazı çevreler, Anlaşma’yı İran tarihinin en ağır siyasi anlaşması olan 1828 Türkmençay Antlaşması’na benzetmektedir.

Anlaşma’nın Temelleri Yakın Geçmişe Dayanıyor

İki ülke arasındaki Anlaşma, gündemi son bir senedir meşgul etse de temelleri biraz daha eskiye dayanmaktadır. Söz konusu Anlaşma temel olarak Nükleer Anlaşma imzalandıktan sonra konuşulmaya başlanmıştır. 2016’da İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping tarafından Tahran’da “Kapsamlı Stratejik Ortaklık” adı altında 20 maddelik bir açıklama yayımlanmıştı.

Nükleer Anlaşma’nın imzalanmasıyla İran’ın önünün açılması, Tahran yönetiminin Çin ile yaptığı stratejik ortaklığı unutmasına neden olmuştur. 2018’e kadar yaptırımların kaldırılmasıyla ülke ekonomisinin hızla iyileşme göstermesi, İran’ın Batı’ya daha da yakınlaşmasını sağlamıştır. Ancak 2018’de dönemin ABD Başkanı Donald Trump, Nükleer Anlaşma’dan çekilince İran ekonomik olarak çöküşe girmiştir. Anlaşma bu dönemde konuşulsa da Çin’in, Başkan Trump’tan “ticaret savaşları” nedeniyle çekinmesi ile İran nedeniyle yaptırım ve ambargo riski almak istememesi, anlaşmanın rafa kaldırılmasına sebep olmuştur. Ancak 2020’de seçimlerin yaklaşmasıyla Trump’ın başkanlık koltuğunu Biden’a devretme ihtimalinin artması hem Tahran hem de Pekin yönetiminde 25 Yıllık Kapsamlı İş Birliği Anlaşması’nın ümitlerini yeşertmiştir.

Anlaşma’nın Motivasyonu Petrol ve Gaz

Anlaşma’nın ana metninde ve eklerinde sıkça vurgulanan nokta, İran ile Çin’in ham petrol ve doğal gaz ticaretinin geleceği ve mahiyetiyle ilgilidir. Anlaşma’da Çin’in, İran’ın sabit bir ham petrol ve doğal gaz müşterisi olması beklenmektedir. Basında yer alan bilgilere göre Çin’in, İran’dan ham petrol ve doğal gazı cömert bir iskonto ile alacağı öngörülmektedir. Bu kapsamda Çin, İran’dan %32’ye varan bir iskontodan yararlanacak ve ödemeyi iki yıl erteleme hakkına sahip olacaktır. Buna ilave olarak sözleşmenin değerinin 400 milyar dolar olduğu öne sürülmektedir. Ancak İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif bu tarz bilgilerin doğru olmadığını vurgulamıştır.

İran ve Çin arasında gerçekleşecek ham petrol ve doğal gaz ticaretinin yanı sıra Anlaşma’da söz konusu ürünlerin endüstrilerinin altyapısıyla ilgili çeşitli maddeler bulunmaktadır. Buna göre Çin, ham petrol ve doğal gaz endüstrisinin ölçek altyapısını modern teknolojiler ile ıslah edecek ve endüstri ile ilgili İran’a çeşitli tecrübe ve bilgi aktarımları da gerçekleştirecektir. Anlaşma’da endüstrinin ölçek altyapısının yanında Çin’in, ham petrol ve doğal gazın taşınması ile ilgili ulaştırma altyapısını da hem güvenlik hem de modernizasyon bağlamında ıslah edeceği öngörülmektedir.

Çin’in Ekonomik Kazancı Ham Petrol ve Doğal Gaz ile Sınırlı Değil

Çin, Anlaşma bağlamında sadece ekonomik anlamda ham petrol ve doğal gaz endüstrisi ile sınırlanmayıp ülkenin önemli demir yolu ve limanlarını üstü kapalı olarak “Bir Kuşak Bir Yol Projesi” çerçevesinde kullanmak istemektedir. Özellikle yaptırımlardan muaf olan Çabahar Limanı odak noktayı oluşturmaktadır. Buna ilave olarak Bender Abbas ile de Çin’in İran limanlarındaki ekonomik etkinliğinin artırılması öngörülmektedir. Ancak bu etkinlik, Çin’in söz konusu limanlarda gerçekleştireceği yatırımlarla olacaktır.

Ülke sathındaki demir yollarına yapılacak yatırımlar da Anlaşma’nın bu bağlamdaki diğer tarafını teşkil etmektedir. Bu türden yatırımlar aracılığıyla demir yollarındaki altyapının iyileştirilmesi ile Afganistan, Pakistan ve Irak gibi komşu ülkelere bu yollar kullanılarak elektrik, doğal gaz ve ham petrolün ulaştırılması hedeflenmektedir. Ayrıca Anlaşma’da Pakistan, İran ve Irak demir yolunun da kurulması öngörülmektedir. Demir yolları ve limanların yanı sıra İran sathında, başta Keşm, Maku ve Ervend olmak üzere serbest ticaret bölgelerinde Çinli yatırımcılara öncelik tanınmasına da vurgu yapılmıştır.

Ambargo ve yaptırımlar sebebiyle hâlâ Şah Dönemi’nden kalan uçak teknolojilerini kullanan İran, bu Anlaşma ile havacılık altyapısını modernize etmek için bir fırsat yakalamış olabilir. Anlaşma’da, askerî ve sivil olmak üzere havacılık altyapısının modern teknolojiye uygun şekilde ıslah edileceği ve bunun yanında Çin’den tecrübe ve bilgi aktarım programları ile havacılık sektörüne yetişmiş eleman sağlanacağı belirtilmiştir. Böylece Çin, çeşitli sektörlerin yanında havacılık sektöründe de etkinlik alanı sağlayacaktır.

Anlaşma’nın Hukuki Zemini

Anlaşma, İran medyasında “kerardad”1 yani Türkçe olarak genel manada anlaşmalar için kullanılan bir kelime ile ifade edilmişti. Ancak resmî düzlemde incelendiği zaman “sened”2 yani Türkçede yaklaşık olarak mutabakat zaptına denk gelen, tarafların anlaşma metnindeki hususlara uymak zorunda olmadığı bir anlaşma türü olduğu açıktır. İranlı ve Çinli yöneticiler de Anlaşma’nın herhangi bir sorumluluk yüklemediğini de belirtmektedir. İran Dışişleri Bakanlığı Görevlisi, Anlaşma’nın herhangi bir bağlayıcılığının bulunmadığını vurgulamıştır. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü de bağlayıcılık marjında yaptığı açıklamada, bugün Anlaşma’nın taraflara herhangi bir sorumluluk yüklemediğini veya hedef içermediğini; sadece gelecekte tarafların iş birliği için bir rehber olduğunu belirtmiştir.

Anlaşma’nın Geleceği Ne Olabilir?

ABD Başkanı Biden, İran’a Nükleer Anlaşma konusunda yeşil ışık yakmış ancak İran ile ilgili bazı pürüzler halledilememiştir. İran, ABD’den gelecek ambargo ve yaptırım riskini herhangi bir ABD başkanı ile kaim olmayacak bir anlaşmayla minimize etmek istemektedir. Bu sebeple yeni bir nükleer anlaşma sürecinde Biden yönetimine karşı elini güçlendirmek isteyen İran, Anlaşma’yı ABD’ye karşı koz olarak da kullanabilir.

İç politika açısından bir inceleme yapıldığında Anlaşma’nın henüz İranlılar tarafından tam olarak anlaşılmadığı ortadadır. Müesses nizama yakın gazeteler, Anlaşma’yla ilgili pozitif haberler yayımlayarak kamuoyunu konsolide etmeye çalışmakta ve haber metinlerinde sürekli olarak Anlaşma’nın “bağlayıcı” olmadığı ve uygulansa bile kesinlikle İran’ın “bağımsızlığına” herhangi bir zarar vermeyeceği vurgulanmaktadır. Ancak İran’ı yöneten iktidarların tarihsel süreç içerisinde yabancılara verdiği imtiyazlar göz önünde bulundurulduğunda İran’ın “bağımsızlığı” tehlikeye girebilir ve buna bağlı olarak geçmişte olduğu gibi halk ayaklanmaları da tecrübe edilebilir. Lakin “bağımsızlığı” konuşmak için henüz erken. Çünkü Anlaşma’nın resmen uygulanması için maddelerin İran Şûra Meclisi komisyonlarında değerlendirilmesi ve değerlendirmeden sonra Meclis tarafından onaylanması gerekmektedir ve şimdiki Tahran yönetimi de Pehleviler ve Kaçarlar gibi değil.

Anlaşma’daki maddelerin mahiyetinin ucu oldukça açık ve en az orta ve uzun vadede gerçekleştirebilecek hedeflerdir. Orta Doğu’nun sürekli değişen dengeleri ve Çin’in minimum risk anlayışı göz önünde bulundurulduğunda Anlaşma’nın uygulanmasının ihtimali oldukça düşük gözükmektedir. Ancak İran’ın cari olarak hem finansal hem de reel sektör bağlamındaki durumu, Çin’e olan ihtiyacı açıkça göstermektedir.


Farsça yazımı «قرارداد» şeklindedir.

Farsça yazımı «سند» şeklindedir.

İran Ekonomisi, Çin, Nükleer Anlaşma, Ekonomik İş Birliği, İran-Çin İlişkileri

İran-Hamas Ekonomik İlişkileri

Birkan Kemal Ertan

Bölgesel ve uluslararası gelişmelere bağlı olarak ilişkilerde negatif dalgalanmalar yaşansa da iki aktörün yaşadığı tecrübeler, ilişkilerin devam edeceğini göstermektedir.

İran’ın Döviz Rezervleri Yükseliyor

Birkan Kemal Ertan

Yaptırımlar devam etmesine rağmen ABD Başkanı Biden’ın, İran’a karşı bir önceki döneme göre takındığı yumuşak tutum, İran’ın döviz rezervlerini artırdı.