İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Japonya Ziyareti

Emine Gözde Toprak Asistan, Dış Politika

Ruhani’nin Japonya ziyareti öncesi basına yansıyan haberlerde ABD-İran ilişkilerini iyileştirmeye yönelik beklentiler öne çıktı.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Malezya’da 18-20 Aralık tarihlerinde düzenlenen Kuala Lumpur Zirvesi’ne katıldıktan sonra bugün (20 Aralık Cuma) Tokyo’da Japonya Başbakanı Şinzo Abe ile görüşmek üzere ayrıldı. Bu ziyaret, 2000 yılından bu yana cumhurbaşkanlığı düzeyinde İran’dan Japonya’ya yapılan ilk ziyaret olmasının yanında zamanlama bakımından da önemlidir. Zira 7 Aralık’ta gerçekleşen tutukluların takası sonrası ABD ile İran arasında olası yumuşama beklentilerinin gündeme geldiği bir ortamda gerçekleşen bu ziyaret, çeşitli spekülasyonları da beraberinde getirdi.

Japonya Hükûmet Sözcüsü Yosihide Suga, Ruhani’nin ziyareti arifesinde açıklamalarda bulundu. Suga, Ruhani-Abe görüşmesinde ikili ilişkiler, bölgesel ve uluslararası meseleler ile Batı Asya’da gerginliğin giderilmesi gibi konuların ele alınacağının altını çizdi. İran hükûmeti tarafından ise Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi ve hükûmet sözcüsü Ali Rebii ziyaret ile ilgili konuştu. Arakçi, Japonya ziyaretinin ABD-İran gerginliğinin çözülmesine yönelik fazla bir beklenti oluşturmaması gerektiğini ifade etti. Ali Rebii ise “Cumhurbaşkanı Ruhani’nin Japonya ziyaretinin ABD müzakereleriyle bir ilgisi yok.” dedi.

Bilindiği gibi Japonya, ABD-İran gerginliği arasında; Rusya, Katar, Fransa ve Umman ile birlikte arabulucuk rolüyle gündeme gelmişti. Abe’nin haziran ayında Tahran’a gerçekleştirdiği ziyaret sonrası Japonya’nın ABD ile İran arasında bir arabulucuk rolü üstlendiğine dair iddialar basında geniş yer bulmuştu. Nitekim bu konuyla ilgili açıklama yapan Abe, “Orta Doğu’daki endişe gerginlik verici, barışın ve istikrarın sağlanması için üstlenebileceğimiz kadar rol almak istiyoruz” demişti. Fakat ziyaretten sonra da Tahran-Washington gerginliğinin artarak devam etmesi, Abe’nin çabalarının sonuçsuz kaldığı şeklinde yorumlanmıştı.

Japonya, İran ham petrolünün en büyük müşterilerinden biridir. Fakat ABD tarafından İran’a uygulanan yaptırımlar dolayısıyla İran’dan petrol ithalini durdurmak zorunda kaldı. Bu sorunu çözmek için Abe’nin Tahran ziyaretinden bu yana uzlaşı girişimleri devam etse de Japonya Basra Körfezi’nde artan gerginlikte sadece diplomasiye başvurmamaktadır. Hatırlanacağı üzere haziran ayında Japon petrol tankeri Hürmüz Boğazı’nda saldırıya uğramış, ABD bu saldırıdan İran’ı sorumlu tutmuştu. Fakat Abe’nin İran’a yönelik söylemlerinde olumsuz bir ifadeye rastlanmamıştı. Abe, İran ile iyi ilişkiler yürüttüklerini her fırsatta belirtmişti. Öte yandan Körfez’deki tanker krizleri Japon tankerine yapılan saldırılarla sınırlı kalmamış; Suudi Arabistan, İngiltere ve İran tankerlerinin de dahil olduğu krizler yaşanmıştır. Petrolünü %80 oranında Orta Doğu’dan ithal eden Japonya ise Körfez’deki gemilerinin güvenliklerini sağlamak amacıyla bölgeye askerî birlik konuşlandırmayı planlıyor. Dolayısıyla bu ziyarette ele alınacak konulardan biri de Japonya’nın bölgedeki muhtemel askerî varlığı olacaktır.

Ruhani’nin Japonya ziyareti öncesi basına yansıyan haberlerde ABD-İran ilişkilerini iyileştirmeye yönelik beklentiler öne çıkmaktadır. Oysaki ABD-İran arasında artarak devam eden gerginliği yatıştırmak ve belki de sona erdirmek için birçok ülke arabulucuk rolüyle gündeme gelmiş fakat şimdiye kadar hiçbirinden bir sonuç elde edilememiştir. ABD’nin Mayıs 2018’de Nükleer Anlaşma’dan çekilmesinden bu yana geçen bir buçuk yıllık sürece baktığımızda iki ülke arasındaki gerilimin çözümünün üçüncü ülkelere bağlı olmadığı görülmektedir. Diğer bir ifadeyle Tahran’ın Nükleer Anlaşma’nın çözümüne dönük başlattığı Ruhani ve Zarif ile yürüttüğü mekik diplomasisi pek işe yaramamıştır. Bu nedenle Ruhani’nin Japonya ziyaretinin ABD-İran gerginliğine bir çözüm üreteceği beklentisi pek gerçekçi olmayacaktır.

Ruhani, Japonya, İran, ABD

ABD İran’a Yönelik Silah Ambargosunu Uzatabilecek mi?

Emine Gözde Toprak

ABD’nin İran’a silah satışını engellemek için kullanabileceği en gerçekçi seçenek İran’a silah satan ülkelere tek taraflı olarak yaptırım uygulamak olacaktır.