İran İslam Cumhuriyeti Dış Politikası: İdeoloji ve Pragmatizm Arasında

02.08.2021
Mert Aslan Asistan, Dış Politika

İran İslam Cumhuriyeti Dış Politikası: İdeoloji ve Pragmatizm Arasında

Przemyslaw Osiewicz, Foreign Policy of the Islamic Republic of Iran: Between Ideology and Pragmatism, Routledge Taylor and Francis, New York, 2021, 196 sayfa.

ISBN: 978-0367863067


Przemyslaw Osiewicz, doktora eğitimini 1998-2003 yılları arasında Poznan’daki Adam Mickiewicz Üniversitesi ve Stockholm’de bulunan Södertörn Üniversitesinde Siyaset Bilimi alanında tamamlamıştır. Doktora eğitiminin ardından Kıbrıs Doğu Akdeniz Üniversitesi ve Lefkoşa Üniversitesi; Tayvan Çin Kültür Üniversitesi ve Ulusal Taipei Üniversitesi; Mersin Üniversitesi ve Selçuk Üniversitesi; İsveç Linneaus Üniversitesi; Belçika Gent Üniversitesi; İran Siyasal ve Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü; Amerika Birleşik Devletleri Nevada Üniversitesi, Cleveland Eyalet Üniversitesi, Texas Eyalet Üniversitesi ve Georgetown Üniversitesi; Pakistan İslamabad Ulusal Bilim ve Teknoloji Üniversitesinde akademisyen olarak görev yapmıştır. Avrupa Birliği’nin Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesi üzerindeki politikaları konusunda uzmanlaşan Osiewicz, İran’ın dış politikasıyla ve Türkiye’nin dış ilişkileriyle ilgilenmektedir. Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler alanında yüzden fazla çalışması bulunan Osiewicz’in 2021 yılında yayımlanan Foreign Policy of the Islamic Republic of Iran: Between Ideology and Pragmatism (İran İslam Cumhuriyeti Dış Politikası: İdeoloji ve Pragmatizm Arasında) eseri tek kitabıdır. Osiewicz, 2015 yılından beri Adam Mickiewicz Üniversitesinde doçent doktor olarak görev yapmasının yanı sıra Washington Orta Doğu Enstitüsünde kurum dışı araştırmacı olarak çalışmaktadır. Ayrıca Osiewicz, Polonya Uluslararası Çalışmalar Derneği kurucu üyesi ve Polonya Siyaset Bilimi Derneği üyesidir.

Osiewicz, İran İslam Cumhuriyeti Dış Politikası adlı eserini İran dış politikasının temel yapısını açıklamak amacıyla Devrim’in kırkıncı yılında kaleme almıştır. 1979 sonrası dönemde İranlı karar alıcıların ideolojik faktörler ile faydacı dış politika tercihleri arasındaki ikilemlerini anlatan Osiewicz, kitap içerisinde alanında yetkin kişilerden sayısız alıntıya yer vermiştir. Osiewicz, eserini “Giriş” ve “Sonuç” bölümleri hariç “Tarihsel Arka Plan: Pehlevi Hanedanlığı Dönemi’nde İran Dış Politikası”, “İran İslam Cumhuriyeti: 1979 Sonrası İran Dış Politikası” ve “Uygulamada İran Dış Politikası: Seçilmiş Örnek Olaylar” olmak üzere üç temel bölüme ayırmıştır. Bu bölümler kendi içerisinde çeşitli alt başlıklara bölünmektedir. Bölüm adlarından da hareketle ilk bölüm, 1925 sonrası İran dış politikasının belirlenim sürecinde etkili olan Rıza Şah ve oğlu Muhammed Rıza Şah’ın fikirlerini anlatırken ikinci bölüm, İslam Devrimi sonrasında İran dış politikasının temel aktörlerini ve karar alma süreçlerini Devrim’in ideolojik yansımalarıyla birlikte ele almaktadır. Üçüncü ve son bölüm ise İran dış politikasının hem Suriye, Afganistan ve Pakistan gibi bölge ülkeleriyle hem de ABD, Çin ve Rusya gibi küresel güçlerle ilişkilerini somut olaylar üzerinden değerlendirmektedir. Ayrıca son bölüm içerisinde İran’ın; Körfez bölgesi, Avrupa Birliği ve Orta Asya bölgesi ile ilişkilerine de yer verilmektedir.

Kitabın “Giriş” bölümünde İran hakkında; “tahmin edilemeyen bir uluslararası ilişkiler aktörü”, “agresif bir bölgesel devlet” veya “potansiyel tehdit” gibi farklı tanımlamaların olduğundan bahseden yazar, bu tanımlamaların kökeninde İran’ın kültürel yapısının olduğunu iddia etmektedir. Hatta yazara göre İran; iç ve dış politika amaçlarını açıkça ifade etmeyerek zorda kaldığı durumlarda yanlış anlaşıldığını öne sürmektedir. On İki İmam anlayışının İran siyasi sistemi üzerindeki etkisine de yer verilen giriş bölümünde, dinî liderlerin günlük siyasi kararların alımından dış politika belirlenim mekanizmalarına kadarki etkisinden bahsedilmektedir. İslam Devrimi sonrası İran dış politikasının temelleri teokratik yönetimin varlığını korumak ve sürdürülebilir büyümeyi sağlamak üzerine inşa edilmiştir. Nitekim günümüz çok boyutlu İran dış politikasında dahi bu iki husus, hayati öneme sahiptir. Giriş bölümünün sonlarında ise Pehlevi Hükümdarlığı’nın “İran İmparatorluğu” anlayışından bahsedilmekte ve kitabın diğer bölümlerinin yol haritası çizilmektedir.

1925 ile 1979 yılları arasına odaklanan “Tarihsel Arka Plan: Pehlevi Hanedanlığı Dönemi’nde İran Dış Politikası” adlı bölüm, Rıza Şah’ın diplomasi anlayışı ve Muhammed Rıza Şah’ın “İran İmparatorluğu” arzusu üzerinden İran’daki iç ve dış gelişmeleri anlatmaktadır. Osiewicz’e göre 1979 sonrası İran dış politikasını anlamlandırmak için Pehlevi ve Kaçarlar dönemlerinin incelenmesi gerekmektedir. Pehlevi Dönemi İran dış politikası zengin Fars tarihinin etkisi altında şekillenmiştir. Bu tarihsel bakış açısına göre Afganistan, Tacikistan ve Pakistan; İran dış politikasının doğal etki alanları olarak kabul edilmiştir. Bölüm içerisinde Kaçarlar Dönemi’nin askerî, siyasi ve ekonomik sorunlarına yer verilmesinin yanında Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye’de gerçekleştirmiş olduğu reform hareketlerinin Rıza Şah tarafından örnek alınmasından ve Şah’ın, İran’ı Rus ve İngiliz etkisinden görece kurtarmasından bahsedilmektedir. Bölümün ikinci kısmında ise Muhammed Rıza Şah’ın Sovyetler ve İngilizler tarafından 16 Eylül 1941’de yönetime getirilme süreciyle birlikte 1950’lerdeki Başbakan Muhammed Musaddık’a yönelik CIA darbesi, 1970’lerde petrol krizinin ardından İran’ın artan gücü, “İran İmparatorluğu” fikrinin zayıflayarak yok olma süreci ve Muhammed Rıza Şah’ın başarısız reformları anlatılmaktadır. İlk bölümün sonlarında Carter yönetimi tarafından “Kriz Eğrisi” (Arc of Crisis) olarak tanımlanan İran’da Pehlevi monarşisinin yıkılması ve Ayetullah Humeyni’nin İslam Devrimi’ne kadar geçen süreçten bahsedilmektedir.

Kitabın “İran İslam Cumhuriyeti: 1979 Sonrası İran Dış Politikası” adlı bölümünde ise temel olarak 1979 sonrası İran dış politikasının ideolojik ve kurumsal yapısı açıklanmaktadır. Bölüm içerisinde İran İslam Devrimi sonrası İran dış politikasının belirlenim sürecinde etkili olan ideoloji ve faydacılık, teorik olarak bu iki olgu arasındaki çatışmalardan da hareketle anlatılmaktadır. Siyasi Şiizm’in toplum için faydalı olup olmadığı konusundaki karşıt fikirlerin de tartışıldığı bölümde, Şii ideolojisi içerisinde bir öğreti olarak ortaya çıkan Humeynizm’den bahsedilmektedir. Şiizm ile Humeynizm’in İran iç ve dış politikası üzerindeki etkisine de yer verilen bölüm, İran dış politikasını etkileme kapasitesine sahip olan aktörleri de anlatmaktadır. Ayrıca bölüm içerisinde, İslam Devrimi’nin ardından İran dış politikasında önemli bir yeri olan “Ne Doğu Ne Batı” anlayışından, Humeynizm’in günümüz İran diplomasisi üzerindeki etkisinden, İran içerisinde farklı dönemlerde etkili olan realizm-idealizm çatışmasından ve İran dış politikasının temel amaçlarından da bahsedilmektedir. Bölümün sonlarında ise İran-Irak Savaşı’nın ve Ayetullah Humeyni’nin ölümünün ardından İran dış politikasının ideolojik olmasından çok faydacı bir eksene kaydığı iddia edilmektedir. Osiewicz, kendi argümanlarını doğrudan doğruya desteklemekten ziyade bölüm içerisinde karşıt fikirleri de yansıtarak okuyucunun farklı bakış açılarını görmesini amaçlamıştır.

Kitabın “Uygulamada İran Dış Politikası: Seçilmiş Örnek Olaylar” adlı bölümü ise gerek en uzun bölüm olması gerekse İran dış politikasını vaka analizleri aracılığıyla incelemesi açısından en önemli bölümü olarak kabul edilebilir. Nitekim bölüm içerisinde İran dış politikası birkaç farklı bölge ve ülke üzerinden incelenmektedir. Her bölge ve ülke için ayrı alt başlıklara ayrılan bölümün diğer bir önemli yanı her alt başlığın kendi sonuç kısmının olmasıdır. Osiewicz tarafından benimsenen bu yöntem sayesinde farklı bölgeler ve ülkeler özelinde İran dış politikasının incelenmesi kolaylaşmaktadır. Günümüz İran dış politikasını bölgesel ve küresel ölçekte anlamlandırmayı amaçlayarak kaleme alınan bölüm, İran-Körfez ilişkileriyle başlamaktadır. Körfez bölgesi siyasi ve ekonomik potansiyeli nedeniyle İran için Devrim sonrası dönemde belirleyici rol oynamıştır. İran’ın bölgesel rakip olarak kabul ettiği Suudi Arabistan ile ilişkileri de bu bölge özelindeki politikalarını doğrudan etkilemektedir. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani Dönemi’nde İran’ın Körfez bölgesi siyaseti İran-Batı ilişkileri ve İran-Arap iş birliği aracılığıyla önemli değişimler gösterse de Suudi Arabistan ve Bahreyn, İran için çözülemeyen sorunlar olarak ön plana çıkmaktadır. 1980’lerden itibaren İran-Suriye ilişkilerinin anlatılmasıyla devam eden bölümde Suriye-İran ortaklığının ancak ve ancak Beşşar Esed’in hayatını kaybetmesiyle sona ereceği vurgulanmaktadır. Suriye başlığına benzer şekilde İran-Çin ilişkileri de 1980 sonrası dönemde incelenmiştir. İran’ın Çin’e yönelik dış politikasının temellerinde ekonomik çıkarlar yatarken Çin’in küresel projelerinden olan Bir Kuşak Bir Yol Projesi’nde İran’ın önemli bir yeri vardır. Diğer taraftan ABD merkezli uluslararası sistemin de bir getirisi olarak İran-Çin ilişkilerinin geliştiği iddia edilmektedir. Bölümün ortalarında ise İran-Orta Asya ilişkileri ile Pakistan, Hindistan ve Afganistan’a yönelik politikaları anlatılmaktadır. İran-Rusya ilişkileriyle devam edilen bölüm, nükleer politikalar ve ekonomik yaptırımlar üzerinden İran-Avrupa Birliği ilişkilerinin anlatılmasıyla devam etmektedir. İran ile ABD arasındaki yetersiz diplomatik ilişkilerin anlatılmasıyla sona eren bölüm, farklı bölgeler ve ülkeler üzerindeki İran dış politikasının anlaşılması açısından oldukça önemlidir.

Osiewicz, “Sonuç” bölümünde her ne kadar ağır ekonomik yaptırımlarla ve birçok farklı engelle karşılaşılsa da İran dış politikasındaki çok yönlülüğün, İranlı karar alıcılarca korunmaya çalışıldığını vurgulamaktadır. Bu noktadan da hareketle İranlı liderlerin dış politika belirlenim süreçlerinde çoğu zaman ideolojiyi bir kenara bırakarak faydacılık ekseninde birtakım siyasi kazançlar elde etmeye çalıştıkları iddia edilmektedir. Osiewicz tarafından bu iddianın en önemli örneği olarak 2015 yılında imzalanan Nükleer Anlaşma gösterilmektedir. Osiewicz’e göre Devrim sonrası dönemde İran dış politikasının belirleyicileri olarak kabul edilen kişilerin -Humeyni, Hamenei, Rafsancani, Hatemi, Ahmedinejad ve Ruhani- hepsi diplomasinin öneminin farkındaydılar. Bu nedenle İran dış politikası için yaptırımlara rağmen Batı ile iyi ilişkiler ve özellikle uluslararası alanda temsiliyet oldukça önemlidir. Diğer taraftan sonuç bölümü içerisinde İran iç politikasında görülen reformcu-muhafazakâr çatışmasının zaman zaman dış politikayı da etkilediği iddia edilmektedir. Devrim sonrası dönemde İran dış politikası her ne kadar Orta Doğu merkezli olsa da komşu bölgeler olarak kabul edilen Orta Asya ve Körfez bölgeleri de İran dış politikasının aktif olduğu bölgelerdir. Osiewicz, kitabını İran dış politikasının en temel sorunu olarak kabul ettiği ve hâlihazırda yürürlükte olan ABD yaptırımlarına karşı olası senaryolarla tamamlamıştır.

Osiewicz tarafından kaleme alınan bu eser; İran dış politikasının temel yapı taşlarını, İslam Devrimi sonrasındaki değişimleri, ideoloji ile faydacılık eksenlerinin kesiştiği ve ayrıştığı durumları anlamak açısından önemlidir. Ayetullah Humeyni, Mahmud Ahmedinejad, Cevad Zarif, Kasım Süleymani gibi İranlı üst düzey yetkililerin; John F. Kennedy, Mihail Gorbaçov, Saddam Hüseyin gibi devlet liderlerinin veya Afshon Ostovar, Alex Vatanka, Nikolay Kozhanov gibi İran özelinde çeşitli alanlarda uzman kişilerin görüşlerine sık sık yer verilen eserde Osiewicz yalnızca kendi görüşlerini değil, aynı zamanda birbirleriyle çatışma içerisinde olan birçok farklı görüşü de yansıtarak literatür açısından oldukça kapsamlı bir eser ortaya çıkarmıştır. Ayrıca İran dış politikasıyla ilgili sunulan teorik verilerin somut örneklemler aracılığıyla bir nevi kanıtlanması da kitabın özgün değerini artırmaktadır. Doktora eğitiminden sonra birçok farklı ülkede eğitim veren Osiewicz tarafından kaleme alınan bu eserin, İran dış politikasına ilgi duyan yahut İran dış politikası hakkında uzmanlaşmak isteyen herkes için gerek yazım tarzı gerekse sahip olduğu farklı bakış açıları nedeniyle bir baş ucu kitabı niteliğinde olacağını düşünüyorum.