İran-İsrail Gerilimi: Dimona Füze Saldırısı ve Önemi

Hurşit Dingil Asistan, Güvenlik Çalışmaları

İran’ın, İsrail’e son saldırısıyla balistik füzelerinin gerçek bir İsrail hava savunma sistemi karşısındaki performansına dair ilk kez somut ve önemli bir veri elde edildi.

21 Nisan 2021 Çarşamba gecesinin ilerleyen saatlerinde, İsrail’in güneyindeki Beer Şeva ve Dimona bölgeleri arasındaki bir alanda, roket alarmlarının çaldığına ve bir patlama olduğuna yönelik haberler yayıldı. İlk olarak sirenlerin, Gazze’den atılan roketlerden dolayı aktif olduğu söylendi. Fakat gelişmeler, patlamanın bir roketten kaynaklanmadığını gösterdi. Zira patlamanın şiddeti, bölgede yaşayanları oldukça endişelendirdi. Ayrıca patlamanın uzak mesafelerden de hissedildiği yerel kaynaklarca rapor edildi. Bununla birlikte patlamanın olduğu bölge hassas bir konumda bulunmaktadır. Çünkü birçok uluslararası kuruluş tarafından Dimona yakınlarındaki bölgede, İsrail’e ait bir nükleer tesis olduğu ileri sürülmektedir. İsrail ordusunun olaya ilişkin resmî açıklamasında ise Suriye hava sahasında İsrail uçaklarını hedef alan hava savunma füzesinin saparak bu bölgeye düştüğü belirtildi. Ayrıca yine resmî kaynaklara göre Dimona’nın, patlamanın olduğu yere oldukça uzak bir konumda bulunduğu söylendi. Ancak S-200’lerin menzili ve tahrip gücü dikkate alındığında Suriye’den gelen S-200 hava savunma füzesinin böylesine uzak bir mesafede bu denli büyük bir patlamaya neden olamayacağı düşünülebilir. Zira İsrail’e düşen füze, Suriye’den fırlatılmış olup düştüğü bölgeyle arasında 250 km’den oldukça fazla bir mesafe bulunmaktadır. Bu da düşen füzenin menzilinin 250 km’den fazla ve tahrip gücünün yüksek olduğu sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Verilen bu bilgiler dikkate alındığında ve durum daha somut bir şekilde aktarılacak olunursa düşen füze, Suriye’nin ve Ürdün’ün üzerinden geçerek İsrail’in derinliklerindeki hassas bir alanda tahribat gerçekleştirdi. Bu bulgulardan hareketle saldırının geçen yıl Irak’taki ABD üslerinin hedef alındığı Aynu’l-Esed saldırısına benzediğini söylemek mümkündür. Bu saldırıda, 500 km’lik bir menzille kısa menzilli füze sınıfında yer alan İran’ın Fatih-313 sınıfı hassas güdümlü balistik füze kullanılmış ve oldukça düşük bir sapma oranı ile hedef vurulmuştu.

Tüm bunlar göz önüne alındığında sabah saatlerinde ortaya iki kesin sonuç çıkmıştır. Birincisi, İsrail’in hava savunma sistemi, hava sahasına giren tehdidi önlemekte etkisiz kaldı. Hatta İsrail medyasında bile bu durumun üzerinde duruldu. İkincisi ise İran’ın balistik füzelerinin gerçek bir İsrail hava savunma sistemi karşısındaki performansına dair ilk kez somut ve önemli bir veri ortaya çıktı. Diğer yandan bu olayın, devam eden İsrail-İran geriliminin bir sonucu olduğu da dikkate alındığında İran’ın, uzun süreli bekleyişinin artık sona erdiği ve bilhassa en son Natanz Nükleer Tesisine yapılan saldırıya karşı bir misilleme uyarısı verdiği söylenebilir.

İran, Suriye, İsrail, Füze, Patlama, Nükleer

İran Hava Harp Kapasitesi: Elektronik Harp Eğilimi

Hurşit Dingil

CENTCOM Komutanı General McKenzie’nin “Kore Savaşı’ndan bu yana ilk defa hava üstünlüğünün olmadığı bir sahada operasyon sürdürüyoruz.” ifadesi, İran’ın hava harp kapasitesini anlamak adına önemlidir.

Tahran’da Büyük Güç Rekabeti: Kazananlar ve Kaybedenler

Hurşit Dingil

Çin’in hızlı bir şekilde İran’la imzaladığı Kapsamlı İş Birliği Anlaşması, Büyük Güç Rekabeti’nin Orta Doğu’daki en belirgin sonuçlarından birisi olarak kabul edilebilir.