İran S/İHA ve Balistik Füzelerinin Ukrayna Savaşı’na Etkileri

Asimetrik ve hibrit yapılı yükselen tehditler, Ukrayna Savaşı’nın seyrini değiştirebilecek etkiye sahip olabilir.

16 Ekim 2022 Pazar günü Washington Post, İran’ın Rusya’ya yeni askerî sevkiyatlar düzenleyeceğini ileri sürdü. Habere göre Rusya, İran’la Ukrayna’da kullanmak üzere Fatih-110 ve Zülfikar balistik füzelerini tedarik etme konusunda anlaştı. Fatih-110 ve Zülfikar balistik füzeleri, kısa menzilli balistik füze sınıfında olup katı yakıtlı ve tek aşamalı füze türlerindendir. Bu füzelerin bilhassa öne çıkan özelliği, hassas vuruş kabiliyetleri ve hızları üzerinden görülmektedir. Nitekim iki sınıf da önceki saldırı performanslarında 300 km (Fatih-110) ve 700 km (Zülfikar) menzillerindeki hedefleri 10 ila 100 metre arasında değişen sapma mesafesi ile vurabilmiştir. İki füzenin de hedefe yönelmesi sürecinde, süpersonik ve hipersonik hızlara ulaşabildiği ileri sürülmektedir. Yine iki füzenin başlıklarında, kayma/süzülme yapabilme kabiliyetlerinin olduğu da değerlendirilmektedir. Savaş başlıklarının ani kaymalar yapabilmesi, hava savunma sistemlerini (HSS) etkisiz bırakabilmektedir. Rusya ve İran’ın askerî iş birliği, nisan ayından bu yana ciddi ilerlemeler katetmektedir. Bu ilerlemeler özellikle hava ve uzay konusunda yoğunlaşmaktadır. Zira iki ülke de hava ve uzay konularında dezavantaja sahip olduğu gibi avantaja da sahiptir. İran balistik füze ve S/İHA envanterinin basit yapımlı, maliyet etkin ve Batı bağımlı olmaması; Ukrayna Savaşı şartlarında Rusya’nın, İran’ın askerî envanterine yönelmesine yol açmaktadır. Bununla birlikte İran’ın özellikle kısa ve orta menzillerde bölgesel çapta gerçekleştirdiği saldırılar ve zaman içinde bu saldırılarda sergilenen performanslar, ispatlanmış bir kabiliyette olmasından ötürü de Rusya’nın tercihlerini etkilemektedir. Öte yandan Rusya’nın kendi ürettiği balistik füzeleri kullanmaması ya da bunların seri üretimine hız vermeyerek İran’ın balistik füzelerine yönelmesindeki önemli motivasyon, maliyet etkinlik üzerinden şekillenmektedir. Rusya’nın, Ukrayna Savaşı başladığından bu yana karşılaştığı sorunlar da İran’a yönelmesinde önemli rol oynamaktadır. Özellikle savaş başladığından bu yana Rusya’nın, askerî sevkiyatları ulaştırma ve tedarik konusunda, genel manada lojistik-ikmal anlamında ciddi sorunlarla karşılaştığı görülmüştür. Bu durum, Rusya’nın ilk aşamada savaşta büyük kayıplar vermesine yol açmıştır. Öyle ki lojistik ve askerî tedariklerin sağlıklı yürütülememesi, Rusya için ciddi bir kriz hâline dönüşmüştür. Buna ek olarak ikinci önemli kriz de taktik hava taarruzları gerçekleştirememe üzerinden görülmüştür. Ayrıca keşif ve gözetleme konusunda da ortaya çıkan sorunlar bulunmaktadır. Her ne kadar Rusya üretimi Orlan-10 İHA’ları bu maksatla kullanılsa da savaş seyri dâhilinde ortaya çıkan ihtiyaçları giderememiştir. Nitekim bu durum, Ukrayna mevzilerinin direnç gösterebilmesine olanak sağlamış ve Rusya’nın aleyhine sonuçlar oluşturmuştur. Bu sırada Rusya kısmi seferberlik ilan etmiş; savaşa yönelik yeni bir harekât planlaması sürecine girmiştir. Mevcut şartlar dâhilinde Rusya, bu iki temel krizi aşabilmek için hızlı tedarik sağlamak ve maliyet etkin çözümler üretmek üzerine yoğunlaşmıştır. Bu hesaplamalar dâhilinde Rusya, yukarıda bahsedilen iki kritik ihtiyacı karşılamak üzere İran’a yönelmiştir. Nitekim temmuz-ağustos aylarında; Rusya’nın, ilk olarak Şahit-136 kamikaze ile Şahit-129 drone’larını İran’dan tedarik etmeye başladığına yönelik gelişmeler ortaya çıkmıştır. İran bu iddiaları, Dışişleri Bakanlığı seviyesinde yalanlasa da söz konusu platformların kullanıldığına yönelik birçok vaka kayıtlara geçmiştir. Bu doğrultuda özellikle saldırı sonrası görülen platformlara ait enkaz parçaları, İran yapımı Şahit-136 kamikaze drone’ların ve Muhacir sınıfı drone’ların Ukrayna Savaşı’nda Rusya tarafından kullanıldığını teyit eder niteliktedir. Nitekim Ukrayna Savunma Bakanlığı da Şahit-136 isimli İran yapımı kamikaze drone’larının Geran-2 ismiyle Rusya tarafından kullanıldığını ve bu drone’ların düşürüldüğünü duyurmuştur. Yakın zamanda Rusya’nın, 2.400 adet İran yapımı S/İHA sipariş ettiğine dair bilgiler de benzer şekilde açık kaynaklarda yer almaktadır

İran Yapımı S/İHA ve Balistik Füzelerin Ukrayna’da Kullanımı

Ukrayna Savaşı devam ederken İran yapımı kamikaze drone Şahit-136’nın ismi sıklıkla gündeme gelmeye başlamıştır. Şahit-136, İran’ın savunma sanayisi ürünlerini uluslararası pazarlara sunmak üzere kullandığı bir model olarak değerlendirilebilir. Nitekim Şahit-136, 2019’da Saudi Aramco tesislerine düzenlenen Abkayk saldırılarından bu yana ara ara gündeme gelen ve propagandası son zamanlarda sıklıkla yapılan bir platformdur. Yine eylül ayı biterken İran’ın, Irak Kürt bölgesindeki muhalif İranlı gruplara yönelik saldırılarında da bu platform kullanılmıştır. Bununla birlikte Fatih sınıfı balistik füzeler de saldırılarda yer almış; bu füzeler bilhassa ön plana çıkartılmıştır. İran’ın son saldırılarında bu silahları ön plana çıkartması, İran savunma sanayisi için bir tür imaj yönetimi faaliyeti niteliğindedir. Bu açıdan Ukrayna Savaşı, savunma sanayisi ürünlerini pazarlamak üzere İran’a önemli bir fırsat vermektedir. Öyle ki son zamanlarda Şahit-136’nın, İran savunma sanayisi tanıtımlarına öncülük ettiği de görülmektedir. Şahit-136 kamikaze drone’ları, imha edilmek üzere tasarlanması dolayısıyla düşük maliyetli, basit yapılı olması gibi avantajlara sahiptir ve Bayraktar TB2’lere karşı “rakip” olarak sunulmaktadır. Bu tarafıyla Şahit-136 hem Rusya hem de İran’ın, Türkiye’nin Bayraktar TB2’lerini dengelemek üzere kullandığı, örtülü psikolojik savaşın parlatılan bir nesnesi hâline getirilmeye çalışılmaktadır. Ancak TB2’ler ve İran S/İHA’ları arasında kıyas kabul etmez bir kulvar farkı olduğu, bilinen bir gerçeklik olarak durmaktadır. Bu durum, Şahit-136’nın özellikle bölgesel olarak zaman içinde çeşitli örnek vakalarda gösterdiği performansın bir sonucu olsa da bunun bir açıdan Rusya teşvikiyle özellikle başta Ukrayna olmak üzere Batı’ya karşı sürdürülen psikolojik harp taktiği olduğu değerlendirilmektedir. Şahit-136 birçok örnek vakada performans sergilemiş ve bu somut çıktılar Rusya’nın tercihlerini etkilemiştir. Şahit-136’nın Ukrayna savaş sahasında etkili olması özellikle alçak irtifada görece yavaş bir şekilde manevralar yapabilmesinden kaynaklanmaktadır. HSS’ler alçak irtifada görece yavaş şekilde seyreden hava platformlarına karşı etkisiz kalmaktadır. Bu durumdan ötürü hava savunma konusunda özellikle alçak irtifalarda zafiyetler oluşmaktadır. HSS’lerin görüş açılarında kör noktalar olması da bu zafiyetlerin oluşmasında etkilidir. Esasında Şahit-136’nın çalışma mantığı da tam olarak bu zafiyetlerin istifadesine yönelik şekillenmektedir. Nitekim asimetrik ve hibrit yapılı yükselen tehdit sınıfında yer alan Şahit-136’nın, seyir füzesi ve kamikaze drone’u karışımı hibrit bir platform olması da bu açıdan önemlidir. Söz konusu zafiyetleri gidermek için C-RAM benzeri seri bomba/mermi atabilen alçak irtifa hava tehditlerine menzil olarak da uygun HSS’ler gerekmektedir. Ukrayna’nın, C-RAM ve benzeri sistemleri tedarik etmesi durumunda bu zafiyetin giderilip giderilemeyeceği zamanla netleşecektir. Fakat C-RAM’in Irak’taki benzer saldırılarda işlevsiz kaldığı da kayıtlara geçmiştir. Bu açılardan, asimetrik ve hibrit yapılı yükselen tehditlerle başa çıkmak için henüz geliştirilmiş kesin bir çözüm bulunmamaktadır. Temel olarak hibrit ve asimetrik tehditlere karşı etkili çözümün; hızlılık, çeviklik ve küçüklük üzerinden ortaya çıkan zafiyetleri dikkate alan seçenekler üzerinde şekillendiğini söylemek mümkündür. Zira asimetrik ve hibrit yapılı yükselen tehditler, bu özellikleri doğrultusunda konvansiyonel çözümlerin cevap veremediği yeni bir tür oluşturmaktadır. Bu durum, sadece Ukrayna Savaşı için geçerli değildir. Asimetrik ve hibrit yapılı yükselen tehditlerle mücadele eden İsrail, Suudi Arabistan, BAE, Irak ve diğer Orta Doğu ülkeleri de benzer sorunlara maruz kalmaktadır. Nitekim İsrail’in olası bir satürasyon saldırısına karşı ciddi bir endişesi bulunmakta; çoklu kamikaze ve balistik füzelerin kullanıldığı bir senaryoda Demir Kubbe sisteminin etkisiz kalacağı değerlendirmeleri ara ara gündeme getirilmektedir. Satürasyon saldırıları, HSS’lerin baş edebileceği tehditlerde nicelik olarak doyma noktasına ulaşması ve nihayetinde HSS’nin etkisiz kalması dâhilinde yapılmaktadır. Rusya’nın son askerî operasyonlarında da bu saldırı türlerinin benimsendiği bir anlayış görülmektedir. Hâlihazırda imha edilmek üzere tasarlanan ve kolay tedarik edilebilen düşük maliyetli kamikaze drone’lar, fayda-maliyet açısından değerlendirildiğinde sürdürülebilir avantajlar sunmaktadır. Bu açıdan Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik yeni askerî harekâtlarında, çoklu kamikaze drone ve balistik füzelerin kullanıldığı dolayısıyla da HSS’lerin etkisiz bırakıldığı bir tabloyu görmek kuvvetle muhtemeldir. Nihayetinde bu saldırı yöntemiyle şiddet katsayısı artırılarak gereken caydırıcılığın oluşturulması amaçlanmakta ve Ukrayna mevzilerinin karşı koyma direncinin de düşürülmesi hedeflenmektedir. Bu hedeflere ulaşılması, Ukrayna’da savaş seyrinin Rusya lehine dönmesi anlamına gelmektedir. Asimetrik ve hibrit yapılı yükselen tehditlerle başa çıkmanın bir diğer yolu da elektronik harp dâhilinde görülebilir. Zira asimetrik ve hibrit yapılı yükselen tehditlerde basit yapım ve kolay tedarik esas olduğundan bu alanlarda zafiyetler bulunmaktadır. Özellikle asimetrik ve hibrit yapılı yükselen tehditlerin yapımında kullanılan elektronik donatıları hedef alan çözümler, asimetrik ve hibrit yapılı yükselen tehditlerle başa çıkmada etkin sonuçlar sunabilir.

Albay Caferi Suikastı: Gölge Savaşları Yeniden mi Başlıyor?

Hurşit Dingil

İran’da gösteriler devam ederken bölgesel anlamda yükselen gerilimler ve bilhassa son yaşanan Albay Davud Caferi suikastı, gölge savaşlarının yeniden başladığına işaret etmektedir.

İran’ın Irak Kürt Bölgesine Yönelik Saldırıları

Hurşit Dingil

İran’ın; Irak Kürt bölgesine yönelik saldırıları doğrudan üstlenmesi ve asimetrik saldırılarla birlikte konvansiyonel eğilimlere yönelmesi, İran güvenlik doktrininde meydana gelen mecburi değişimlere işaret etmektedir.