İran ve Türkiye Hudut Tahdidi Hakkında Layiha ve Risaleler Mecmuası

23.09.2020
Turgay Şafak Koordinatör, Toplum ve Kültür

İran ve Türkiye Hudut Tahdidi Hakkında Layiha ve Risaleler Mecmuası

“Mecmua-ı Resail ve Levayih-i Tahdid-i Hudud-i İran u Osmani”

Mirza Muhibali Han Nazımülmülk Merendi-yi Yekanlu, Haz. Nasrullah Salihi, İntişarat-ı Tahuri, 1395/2016, 535 sayfa

ISBN: 978-6005911343

 

Osmanlı ile Kaçarlar arasında gerçekleşen sınır görüşmelerine bizzat katılan Mirza Muhibali Han Nazımülmülk Merendi-yi Yekanlu’nun Nasrullah Salihi tarafından hazırlanmış olan ve sınır görüşmelerinde Osmanlı adına katılan Derviş ve Hurşid paşaların tahdid-i hudud hakkında yazdığı risalelere reddiye olarak hazırladığı eserin tanıtımını daha önce yapmıştık.

Mirza Muhibali Merendi’nin aynı konuda kaleme aldığı layiha ve risaleler toplu bir şekilde Nasrullah Salihi tarafından özenli bir çalışma ile bir araya getirilmiştir.

Nasrullah Salihi hazırladığı mecmua için yazdığı mukaddimede eseri hazırlarken karşılaştığı sorunlar ve güçlüklerden bahsettikten sonra neşrettiği risalelerin öneminden bahsetmiş ve Kaçar Hariciyesinin özellikle de Mirza Muhibali Han’ın sınır belirlenirken göstermiş olduğu üstün çabayı ve mücadeleyi anlatmıştır. Salihi’ye göre bu metinler dönemin iki güçlü devleti Rusya ve İngiltere’nin, sınırların belirlenmesindeki önemini göstermesi açısından da incelenmesi gereken eserlerdir. Risale ve layihaların diplomasi tarihi açısından da önemli olduğu Salihi’nin dikkat çektiği hususlardan biridir.

Salihi ayrıca layihaların müellifi Mirza Muhibali Han Merendi’nin nispeten ayrıntılı ve tahdid-i hudud komisyonunda Osmanlı adına bulunan Derviş Paşa’nın biyografisine de çalışmasının girişinde yer vermiştir.

Kitapta konu ile ilgili olarak Mirza Muhibali tarafından keleme alınan toplam on iki risale, layiha ve rapor yer almaktadır. Kitabın sonunda yer alan ekler bölümünde konu ile alakalı altı kısa metne yer verilmiştir.

Nasrullah Salihi her layiha öncesinde metnin önemi, muhtevası ve el yazmaları hakkında bilgi vermektedir.

Mecmuada yer alan ilk risale “Layiha-ı Tarihçe-i Tahdid-i Hudud-i İran u Osmani” adını taşımaktadır. Mirza Muhibali Han bu risalede Osmanlı ile Safevi ve ardından Kaçarlarla yaşanan sınır ihtilaflarını muhtasar bir şekilde maddeler hâlinde anlatmıştır. Bu süreci anlatırken Şah İsmail’den itibaren Osmanlı ile yapılan sınır antlaşmalarına atıflar yapmış, Osmanlı tarihlerinden istifade etmiştir. Bu layiha iki ülke arasında yaşanan sınır tartışmalarını İranlı bir bürokratın yaklaşımıyla görmek açısından oldukça önemlidir.

İkinci metin birbirini tamamlayan üç ayrı ariza ve aynı bölge hakkındaki raporlardan ve resmî mektuplardan oluşmaktadır. Bu ariza ve raporlar Bağsay, Sayfi ve Melahatavi bölgeleri hakkında ayrıntılı bilgi içermektedir. Birinci arizada genel bilgiler, ikinci arizada araştırma ve dilleri, üçüncü arizada ise öncekilerin mütemmimi olabilecek bilgiler yer almaktadır. Raporlar bahsi geçen şehirlerin coğrafi özellikleri, demografisi ve tarihi ile ilgili bilgiler içermekte; bu şehirlerin İran’a ait olduğunu ortaya koyarken tarih ve coğrafyadan faydalanmaktadır. Örneğin Bağsay’dan bahsederken şehrin Huzistan’a, Poşt-i Kuh’a ve Şuş’a yakın olmasından yola çıkarak burasının İran’a ait olduğunu dile getirmektedir.

Bu bölümde yer alan diğer arizalarda bölgedeki aşiretlerin durumu, Osmanlı’nın bölgedeki faaliyetleri ve Derviş Paşa’nın risalesinde Badre mahalli hakkında verdiği bilgilerin tercümesi yer almaktadır.

Üçüncü layiha Mirza Muhibali’nin Eylül 1874 tarihinde İstanbul’da İngiltere ve Rusya’nın gözlemci olarak katıldıkları toplantıda komisyon üyelerine sunmak üzere Türkçe olarak kaleme aldığı metnin tercümesidir. Bu layiha da diğer layihalarda olduğu gibi sınır bölgesinde yer alan tartışmalı mahaller hakkında İran’ın haklılığını savunmaktadır. Bu iddialarını temellendirirken özellikle Osmanlı kaynaklarını kullanması dikkat çekicidir.

Dördüncü layiha, hazırlayanın da belirttiği üzere Mirza Muhibali’nin Türkçe kaleme aldığı mezkûr layihanın bir başka tercümesidir. Kitapta üçüncü risalede yer verilen tercüme bizzat Mirza Muhibali tarafından yapılmış ancak bu muhtemelen bir başkası tarafından tercüme edilmiştir.

Kitabın beşinci layihası olarak yer alan metin Mirza Muhibali’nin önceki bölümlerde Farsça tercümeleri verilen metnin Türkçe aslıdır. Bu metnin çevrimyazı ile neşredilip Derviş ve Hurşid paşaların risaleleri ile karşılaştırılması önem arz etmektedir.

Kitapta yer alan altıncı layiha “Desturu’l Amel-i Mukarribu’l Hakan Mirza Muhibali Beray-i Ta’yin-i Hudud-i Kutur ve İstirdad-ı ân” adını taşımaktadır. Layiha adından da anlaşılacağı üzere Kutur şehrinin durumu ve geri alınmasına dairdir. Layihada Derviş Paşa’nın raporunda Kutur çevresindeki köyler ve hane sayısı hakkında verdiği bilgileri eleştirerek kendi iddiasına göre doğru bilgiler aktarmaktadır. Ayrıca Hurşid Paşa’nın Seyahatname-i Hudud adlı eserinde Kutur ve çevresi hakkında verilen bilgiler de yer almaktadır.

Yedinci metin Bağsay bölgesindeki nehirlerin adlarına dair kısa bir ariza olup nehir ve akarsulardan bahsetmiştir.

Kitabın sekizinci metni “Poşt-i Kuh-i Loristan” sınırı hakkında nispeten ayrıntılı bir arizadır. Kaçar Hariciyesinin isteği üzerine kaleme alınmış bir ariza olup Eylül 1884’te gönderilmiştir. Arizada öncelikle bölgenin coğrafi konumunu açıkladıktan sonra on delille niçin İran sınırları dâhilinde yer alması gerektiğine dair görüşlerini dile getirmiştir. Yine Derviş ve Hurşid paşaların yazdıklarından ve Osmanlı tarihlerinden istifade etmiştir.

Kitapta yer verilen dokuzuncu metin “Layiha-yı Tahdid-i Hudud-i İran u Osmani” başlığını taşımaktadır. Mirza Muhibali Han’ın daha önce hakkında ariza kaleme aldığı Bağsay, Sayfi ve Malahtabi şehirlerinin İran sınırları dâhilinde yer alması gerektiği iddiasını delillendirmek üzere hazırladığı bir layihadır. Yazar burada on iki delil sıralayarak bahsi geçen bölgeler hakkındaki iddialarını dile getirmiştir. Bu layihada da diğerlerinde izlediği yöntemi takip ederek Osmanlı kaynaklarını ve Derviş ve Hurşid paşaların yazdıklarından istifade ederek ve onları eleştirerek İran’ın iddialarını yazmıştır. Derviş Paşa’nın hudut boyunca gezisi sırasında bölge halkından ve aşiret reislerinden almış olduğu mazbatalara Türkçe ve Farsça olarak yer vererek onları da tenkide tabi tutmuştur. Bu layihada Derviş ve Hurşid paşaların yazdıkları dışında eski Bağdat Valisi Mustafa Nuri Paşa ve Ahmed Tevfik Paşa’nın yazdığı tezkireler Türkçe olarak yer almış, ardından Farsça tercümesi ve eleştiriler sıralanmıştır.

Onuncu metin Mirza Muhibali Han’ın Kirmanşah yakınlarında Nazarali Bey Yurdu adlı bir mera hakkında yazmış olduğu kısa bir rapordur.

On birinci metin Soğukbulak (Savuçbulak) şehri yakınlarındaki Deşt-i Vezne bölgesinin İran topraklarına aidiyetini savunan 5 Temmuz 1890 tarihli bir layihadır. Bu layihada da Hurşid Paşa’nın yazdıklarından alıntılara ve reddiyelere yer verilmiştir. Yazar bu layihayı Kirmanşah Serhadleri Nazırı olduğu dönemde yazmıştır.

Kitapta yer alan on ikinci ve son metin bir dönem İstanbul’da büyükelçi olarak bulunmuş olan dönemin Kirmanşah ve Kürdistan Valisi Emir Nizam Gerusi’ye sunulmak üzere Haziran 1892’de kaleme alınmış ve “Kitabçe-i Düsturu’l Amel” adını taşıyan bir risaledir. Bu risalede Kirmanşah ve Kürdistan bölgeleri hakkında ayrıntılı bilgi verilmiş ve İran’a aidiyeti hakkında iddialar sıralanmıştır. Bu risalede de diğer layihalarda olduğu gibi Derviş Paşa’nın yazdıklarından alıntı yaparak İran’ın iddialarına yer vermiştir. Risalede Senendec, Merivan ve Bane gibi şehirleri köyleri, meraları, ormanları ve bölgede yaşayan aşiretlerden bahsetmiştir. Bahsi geçen yer adlarının bazılarının Türkçe olması ilgi çekmektedir. Bu anlamda bu risaleler Türkçe yer adları çalışmaları için önemli kaynaklardan sayılabilir. Mirza Muhibali Han bazen Derviş Paşa’yı suçlayarak “kafasına göre” yazdığını iddia etmiştir.

Nasrullah Salihi büyük bir titizlikle hazırlamış olduğu ve toplam on iki layiha, risale ve arizadan oluşan bu çalışmanın sonuna “Ekler” başlıklı bir bölüm hazırlamış ve konu ile alakalı altı ek ilave etmiştir. Burada yer verilen belge ve bilgiler konu hakkında çalışan araştırmacılar için oldukça önemli görülmektedir.

Birinci ekte Kaçar Sipehsaları Müşirüddevle ile Osmanlı Sefiri Fahri Bey arasında imzalanan mukavelename ile ilgili Mirza Muhibali Han’ın tenkitlerini içeren bir metin yer almaktadır.

İkinci ekte Müşirdüddevle ile Âli Paşa arasında imzalan yedi maddelik bir geçici muahede metni yer almaktadır.

Üçüncü ekte Kaçar Hariciye Nazırı Müşirüddevle’ye Türkçe olarak sunulmuş olan bir risalenin tercümesi yer almaktadır. Risale, Kutur ve Kürdistan bölgesi hakkındadır. Risalenin müellifi tespit edilememiş ancak Osmanlı topraklarından Kaçar sarayına gitmiş olan mütercim Mehmed Arif Ispanakçızade tarafından tercüme edildiği tahmin edilmektedir.

Dördüncü ekte Nasrullah Salihi kitapta adı geçen yerler hakkında kısa bilgiler vermiştir.

Beşinci ekte İran Dışişleri Bakanlığı arşivinde bulunan Mirza Muhibali Han’ın Osmanlı-Kaçar sınır meselesine dair kaleme aldığı risaleler hakkında bilgi verilmiştir. Kitabı yayımlayan Nasrullah Salihi bu ekte yer verdiği risalelere ulaşamamıştır. Burada altı risale ve layiha tanıtılmıştır.

Ekler kısmının sonunda İran Dışişleri Bakanlığı arşivinde Mirza Muhibali Han ile ilgili arşiv belgelerinin listesi yer almaktadır. Bunların büyük bir kısmı Mirza Muhibali’nin yazdığı raporlar ve mürâselelerden oluşmaktadır.

Kitabın sonunda arşiv belgesi, risale ve layihaların yazmalarının bazı sayfalarından örnekler yer almaktadır.

Sonuç olarak 1639 yılında imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması ile sona erdiği düşünülen Türkiye-İran sınırı tartışmaları asırlar boyunca sürmüş, çeşitli antlaşmalar imzalanmış; müzakere heyetleri kurulmuş ve konu hakkında çeşitli raporlar, risaleler ve layihalar kaleme alınmıştır. Nasrullah Salihi’nin hem daha önce tanıtımını yaptığımız Mülahaza ve Muhakemeler adlı çalışması hem de bu kitapta yer verdiği risale ve layihalar konu hakkında çalışmalar yapanlara birinci elden kaynakları sunduğu için oldukça önem arz etmektedir.