İran’da Etnik ve Dini Çatışmalar

İran’da Etnik ve Dini Çatışmalar: Cundullah Örneği

İran toplumunun çok etnisiteli yapısı hem reformist hem de muhafazakâr yönetimler tarafından göz ardı edilmiştir.

İran toplumunun çok etnisiteli yapısı ve bu etnik grupların meşru hakları hem reformist hem de muhafazakâr yönetimler tarafından genellikle göz ardı edilmiştir. Azınlıkların büyük çoğunluğu (Arap, Kürt, Beluç, Türkmen), yönetici seçkinler tarafından sürdürülen ya da tamamen İran toplumuna kabullendirilmeye çalışılan tek düze İran kimliğini kucaklamış değillerdir.[1]

Etnik azınlıklar, 1979 Devrimi'nde daha fazla siyasi hak elde edeceklerini umarak devrimin gerçekleşmesinde önemli rol oynamış fakat Rejimin; devrimin amacının “ümmet” kavramına dayanan bir İslam devleti yaratmak olduğunu ilan etmesiyle birlikte etnik gruplar kendilerini yeniden merkezi hükümetle mücadele halinde bulmuşlardır. Devrimin gerçekleşmesi ile ortaya çıkan kayda değer değişiklik, yönetimin azınlıklarla olan ilişkisinde aynı etkiyi gösterememiştir.

Devrimin neticesinde; devlet ve halk arasında, ortak kimliğin sembolü ve devletin desteklediği ortak kültür olarak “İslam” kabul edildi.[2] İslam Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla beraber devletin “çekirdek ulus” tanımı; “dini ulusallaştırmayı” öne çıkaran, devlet-toplum ilişkilerinin ana dinamiği olarak dini benimseyen bir kavram niteliği kazandı.[3] Kısaca, devrim karakterize edildiğinde ulusallaştırılan ve ortak sembol olarak belirlenen aslında İran’ın “Şii kimliği” olmuştur. Bu nedenle İran’daki azınlıkların, etnik farklılıklarının yanında Sünni kimliğe sahip olmaları, çoğunluk-azınlık faktörünün belirleyicisinin, aynı zamanda Şii-Sünni bölünmesi olduğunu da göstermektedir.

Devrim karakterize edildiğinde ulusallaştırılan ve ortak sembol olarak belirlenen aslında İran’ın “Şii kimliği” olmuştur.

 

Bu noktadan hareketle etnik azınlıklar, taleplerini etnik kimliklerinden ziyade Sünni kimlikleri üzerinden dile getirmekte, hatta bunun koruyuculuğunu üstlenmektedirler. Son dönemde Belucistan eyaletinde aktif olan, Sünni azınlıkların haklarını korumak için hareket ettiğini iddia eden Cundullah örgütünün etnik bir direniş hareketinden, cihadın taktiksel ve ideolojik unsurlarını benimseyen mezhepsel bir harekete dönüşümü de bu iddiayı desteklemektedir. Örgüt, Cundullah (Allah’ın askerleri), jonbash-e moqavemat-e mardomi-ye (Halkın Direniş Cephesi) olmak üzere iki isimle faaliyet göstermektedir. Kurulduğundan itibaren örgüt, hükümet askerlerine, Devrim Muhafızları’na, Besij milislerine yönelik saldırma ve kaçırma eylemlerinde bulunmuştur.

Beluç Azınlıklar

Beluçistan bölgesi, İran platosu ve Hindistan ovası arasında, Umman Körfezi’nin kuzeyinde, Helmand Nehri’nin güneyinde yer almaktadır. Pakistan, Afganistan ve İran arasında bölünmüş bu alanda, İran’daki nüfusun yaklaşık yüzde ikilik bölümünü oluşturan Beluç azınlıklar yerleşik durumdadır. Coğrafi koşulları, tarihsel olarak bu eyaleti merkezin idari ve ekonomik alanlarından izole etmiştir.

Merkezi yönetim, 1970’lerden devrime kadar geçen süreçte çok sayıda etnik unsurlara bağlı ayaklanma ile karşı karşıya kalmıştır. Bilhassa, Afganistan’daki Sovyet varlığının ortaya çıkardığı tedirginlikle, iç sorunları halletmek için İran yönetimi Beluç isyanlarını sert şekilde bastırmıştır. Askeri, ekonomik ve politik bağımsızlıklarını kaybeden Beluç aşiretleri arasında bu dönemde, “İslami uyanış süreci” başlamıştır. Aşiretlere göre Beluç kimliği kendi topraklarında bir bakıma geri kalmıştır. Beluç dilinin, kıyafetlerinin, geleneklerinin yerini Farsça, Pers kıyafetleri, Pers gelenekleri almıştır. Bu da Beluçlerin, milli kimliklerinde oluşan boşluğu, dini kimlikleri ile doldurmaya çalışmaları ile neticelenmiştir.[4] Persler tarafından zayıf düşürülmüş Beluçler için Sünni İslam, Şii İslam’dan ayrıydı. Perslere karşı Beluç milliyetçiliği ile meydan okuyamayan bu azınlık grup, Sünni İslam ile Perslere meydan okuyabilirdi çünkü dini anlamda Perslerden daha üstün olduklarını düşünüyorlardı.

Afganistan’daki Sovyet varlığının ortaya çıkardığı tedirginlikle, iç sorunları halletmek için İran yönetimi Beluç isyanlarını sert şekilde bastırmıştır.

 

Devrim sürecinde, Sistan-Belucistan eyaletinde devrime verilen destek, az sayıdaki şehirli aydın sınıfıyla sınırlıydı. Devrim sonrası, eyalette çeşitli değişimler yaşanmış modern İran tarihinde ilk defa Belucistan’a vali atanmış, İran’dan özerklik çağrısında bulunan Beluç basını, Müslüman Birlik Partisi (MBP) gibi sol gruplar ve etnik organizasyonlar ortaya çıkmaya başlamıştır.[5]

Ayetullah Humeyni, MBP lideri Mowlawi Abdulazize’ye Mart 1979’da yapılan referandumda İslam Cumhuriyeti’ni oylaması karşılığında Sünnilere ve Şiilere eşit muamele sözü vermiştir.[6] Uzmanlar meclisi toplantısında MBP temsilcileri, anayasanın yerel özerklikten ya da Sünni ya da etnik haklarından bahsetmediğini dile getirerek referandumu boykot etmişler, azınlık haklarının, yeni anayasadaki düzenlemesini yeterli bulmamışlardır. Belucistan’daki yerel sorunlarla ilgili kanunları ve mezhepsel sorunlarla ilgili düzenlemeleri değiştirmek için istisnai hak talebinde bulunmuşlardır.[7]  Uyuşmazlıklar sebebiyle, Aralık 1979’da yapılan ikinci referandumun da boykot edilmesi ile Beluçler ve Devrim Muhafızları arasındaki çatışmalar şiddetlenmiştir.

Devrimle beraber Beluçler arasında dini kimliğin baskın şekilde yerleşmesinde etkili olan değişimler yaşanmıştır. Öncelikle, eyalette yerel güç dengesi, geleneksel aşiret liderlerinden (Serdar) Sünni din adamlarına geçmiştir. Yerel güç dengesinin değişmesine, serdarların merkezi yönetim tarafından temsilci olarak tanınmamasına, bunun neticesinde de muhafazakâr Sünni din adamlarının iktidara gelmesine sebep olmuştur. Bu din adamları, iç içe geçmiş dinsel, kabile ve etnik duyguların politik olarak harekete geçirilmesinde önemli bir rol oynamış, İran'ın dışındaki Sünnilerle olan bağlarını güçlendirmiş ve Beluç şikâyetlerinin arabulucuları rolünü üstlenmişlerdir.

Etnik muhalefet, mezhepsel çatışma haline gelmiş ve İslam Cumhuriyeti kendi sınırları içerisinde “dini” bir çatışma ile karşı karşıya kalmıştır.

 

Yerel güç dengesinin değişmesindeki diğer bir faktör ise laik ve sol İranlı partilerin teokratik rejime karşı Kürt, Beluci ve Türkmen özerklik hareketlerini teşvik etmeleridir. Bu hareket Merkez tarafından şiddetli tepkiyle karşılanmıştır. Tahran’ın bu duruma çözümü; Sünni din adamlarını, bölgedeki seküler sol hareketleri Beluç milliyetçiliğinin gücüne panzehir olarak desteklemek olmuştur.  Neticesinde de eyalette laik, siyasi ve kültürel hareketlerin olmamasına ve mezhepçiliğin kontrolsüz şekilde artmasına izin vermiştir. Kısaca etnik muhalefet, mezhepsel çatışma haline gelmiş ve İslam Cumhuriyeti kendi sınırları içerisinde “dini” bir çatışma ile karşı karşıya kalmıştır.

Cundullah

Cundullah, Vahhabi teoloji okulunun eski bir öğrencisi olan Abdul Malik Rigi tarafından kurulmuştur. Kendilerine merkez olarak İran’ın güneyindeki Belucistan’ın Pakistan’da yer alan kısmını belirlemişlerdir. Örgüt, İran'da demokrasi ve azınlık hakları için savaştığını iddia etmekte ve video kasetlerde, web sitelerinde, Sünni söylem ve sembolizmden yararlanmaktadır.

Cundullah’ı, bölgede aktif olan diğer etnik ve dini militan grupların doğal bir müttefiki haline getiren şeyin karmaşık ideolojik geçmişi ve karışık etno-dini yorumlara sahip oluşu, özellikle de Tahrik-i Taliban Pakistan, Beluc Kurtuluş Ordusu ve Leşker-i Cangvi gibi örgütlerle kurduğu ilişkileri olduğu iddia edilmektedir.[8] Buna bağlı olarak Tahran, Cundullah üyelerinin, ABD, İngiltere, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından himaye edildiğini, bu ülkelerin, İran’daki İslami rejimin mezhepsel ve etnik olarak istikrarsızlaştırılmasını hedeflediklerini iddialarına eklemektedir.

2005 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, reformist aday Mustafa Moein etnik mağduriyetleri gidermek amacıyla kabineye Sünni üyeleri atama vaadinde bulunmuştur. Seçim neticesinde cumhurbaşkanı olamasa da Moein’in aldığı oyların büyük kısmı Sistan-Belucistan eyaletinden gelmiştir.[9] Seçimlerden sonra Cundullah, Aralık 2005’de Ahmedinejad’ın konvoyuna Zabul şehri yakınlarında tuzak kurarak saldırı da bulunmuş, bu olayı, sınırda görev yapan dokuz muhafızın kaçırılması eylemi takip etmiştir.[10] Mart 2006’da, sivillerin hayatını kaybettiği “Tasuki Olayı” olarak adlandırılan bir başka eylem daha gerçekleştirmiştir.[11] Ardından örgüt Çabahar şehrinde, Kerbela anma törenlerinin yapıldığı İmam Hüseyin camiine düzenlenen saldırıyı da üstlenmiştir.

Buna karşın hareketin amacının Beluç azınlıklarla sınırlı olmadığını ifade eden Cundullah lideri Rigi, 2008’de Al-Arabiya kanalında yayınlanan röportajında; “verdikleri mücadelenin İran Kürtlerinin, Araplarının, Beluçlerinin ve tüm Sünnilerin hakları için olduğunu” belirtmiştir. İlaveten, Cundullah’ın "Belucistan eyaletindeki Belucların ve Sünnilerin ulusal ve dini haklarını korumayı" amaçladığını söylemiş ve Cundullah’ın bağımsızlık için değil, demokratik ve federal bir İran için savaştığını da sözlerine eklemiştir.[12]

2008-2009 yıllarında, kaçırma, pusu kurma gibi eylemlerine devam eden örgüt, kendi resmi bloglarında gerçekleştirdikleri bu eylemleri duyurmuş, olaylarla ilgili bilgilerin İran tarafından sansürlendiğini iddia etmiştir.[13]

2010’da Cundullah lideri Abdul Malik Rigi, Dubai’den Kırgızistan’a yaptığı bir uçuşta ele geçirilmiş, farklı kaynaklara göre ise Doğu İran’da yapılan bir operasyon esnasında yakalanmıştır. Kardeşi Abdul Hamid Rigi’de 2009’da Pakistan güvenlik güçleri tarafından tutuklanarak ölüm cezasına çarptırılmış daha sonra da İran’a teslim edilmiştir.[14]

İran, Abdul Malik ve Abdul Hamid Rigi de dâhil olmak üzere çok sayıda Cundullah üyesinin idamını gerçekleştirdi. İran’ın bu idamlar sonrası eylemlerin son bulacağına inanmasına rağmen örgüt hareket alanını ve çatışmaların şiddetini daha da artırarak eylemlerini genişletmiştir. Beluç kimliği ve Sünni inançları temelinde şiddet kullanan Cundullah özellikle son yıllarda tipik olarak Pakistan ve Afganistan'daki Taliban da dâhil olmak üzere bölgedeki radikal ve köktenci Sünni hareketlerle uyumlu hale gelmiştir. Bu da göstermektedir ki; Cundullah diğer gruplarla birleştiğinde, “profili değişmiştir” ve liderliği, kabilesi ile sınırlanmış büyük ölçüde etnik ve milliyetçi bir hareketten, daha açık biçimde mezhepsel profile sahip bir harekete dönüşmektedir.

İran, Abdul Malik ve Abdul Hamid Rigi de dâhil olmak üzere çok sayıda Cundullah üyesinin idamını gerçekleştirdi. İran’ın bu idamlar sonrası eylemlerin son bulacağına inanmasına rağmen örgüt hareket alanını ve çatışmaların şiddetini daha da artırarak eylemlerini genişletmiştir.

 

İran’da iç güvenliği tehdit eden bir unsura dönüşürken, Cundullah’ın etkisinin Sünni azınlıkların bulunduğu diğer bölgelere yayılması ihtimali ve grubun artan eylemleri İran’ın kaygılarını artırmaktadır. İran’ın kaygılarının temelini ise; simgesel araçlarla- El-Kaide gibi gruplar tarafından kullanılan şarkılar, patlayıcılarla- sınır bölgeleri arasında kurulan ittifaklarla, Cundullah'ın, Beluç olmayan savaşçıları cezbetmesi oluşturmaktadır.

Enerji güvenliği konusunda benzer kaygılara sahip İran, bilhassa İran-Pakistan-Hindistan gaz boru hattı gibi büyük ekonomik projelerin yanı sıra kuzeyden güneye doğru planlanan bir boru hattının güvenliği hususunda endişelenmektedir.  Cundullah, bu tür boru hatlarını sürekli havaya uçuran Pakistan Beluç ayrılıkçı gruplarından esinlenerek İran devleti için büyük ekonomik ve sembolik önem taşıyan projeleri tehdit etme ihtimalini artırmaktadır.

Sonuç

Cundullah örneğinden hareketle, Beluç etnik direniş hareketinden, mezhepsel (Sünni) bir harekete dönüşen çatışma karakterize edildiğinde görülmektedir ki İran’da etnik hareketler, azınlık taleplerini bölücülük aracı olarak değerlendiren rejim tarafından, sürekli bastırılmış ve rejimin devrimden itibaren azınlık politikalarına yönelik muhalefeti direniş hareketlerine zemin oluşturmuştur.

Cundullah’ın politik sonuçları çeşitli düzeylerde görülebilir. Hemen ortaya çıkan bir sonuç, Cundullah'ın bölgede yarattığı güvenlik riskleridir, çünkü düşük ölçekli-yoğunluklu savaşın Cundullah'ın bakış açısından oldukça başarılı olduğu görülmektedir. Cundullah, devrimin getirdiği İslami uyanış ve Beluç milli kimliğinin yerinin dini kimlikle doldurulması sayesinde hem destek hem de hareket alanını genişletmektedir. Ancak, İran’ın devrimle yaşadığı kimliksel dönüşümün getirdikleri ile de devrimin Şii karakterine karşı Belucistan’da kimliksel dönüşüm yaşamış ve milli kimliğinden daha fazla dini/mezhebi kimliğini ön plana çıkarmıştır.

Kaynakça

[1] Mehrzad Boroujerdi, Contesting Nationalist Constructions of Iranian identity, Critique: Critical Middle Eastern Studies, Sayı.7 No:12 s.54.
[2] R.W. Cottam, Nationalism in Iran: Updated through 1978, Pittsburgh: University of Pittsburgh Press.
[3] Ozum Yeşiltaş, Contested Notions of National Identity, Ethnic Movements and Democratisation in Iran, Studies of Transition States and Societies, Sayı.8 No.1, s.57.
[4] Philip C. Salzman, “Politics and Change among the Baluch in Iran”, Middle East Papers – Harvard Centre for Middle East strategy, 2008, s. 7.
[5] Rasmus Christian Elling, Minorities in Iran, Palgrave Macmillian, 2013, s.49.
[6] Elling, s.49
[7] Alam Saleh, Ethnic Identity and the State in Iran, Palgrave Macmilian, 2013, s.63.
[8] Jundullah: A Regional Threat, 2 Ocak 2011, https://www.dawn.com/news/595644 (Son Erişim 08.05.2017)
[9] Eyaletteki oyların 479.125 Moeen'e giderken Ahmedinejad sadece 47.070 almıştır.
[10] Iran: An Examination of Jundullah, https://www.stratfor.com/analysis/iran-examination-jundallah
[11] Nazila Ghanea and Binesh Hass, Seeking Justice and an end to neglect: Iran’s minorities today, Minority Rights Group International, http://minorityrights.org/publications/seeking-justice-and-an-end-to-neglect-irans-minorities-today-february-2011/
[12] Sonia Ghaffari, Baluchistan’s Rising Militancy, Middle East Research and Information Project, http://www.merip.org/mer/mer250/baluchistan%E2%80%99s-rising-militancy (Son Erişim 08.05.2017)
[13] www.junbish.blogspot.com Örgütün resmi blog sayfası olarak kullanılmıştır.
[14]  Robert F. Worth, Iran says Capture of Rebel Is Blow to U.S, The New York Times, 23 Şubat, 2010, http://www.nytimes.com/2010/02/24/world/middleeast/24insurgent.html (Son erişim 12.05.2017)

Irak’ta Tehlikeli Referandum

Hakkı Uygur

Kuzey Irak’ta referandum meselesi etnik bir konu değildir. Anlaşılması gereken temel husus 2,5 milyonluk bir tabana sahip bir liderin aldığı fevri kararın tüm büyük Orta Doğu’da yol açacağı komplikasyonlarla ilgilidir. Burada Kerkük bir patlama noktasıdır.