İran’dan Sporcu Göçü

Umut Başar Kıdemli Uzman

İran’dan sporcu göçü, henüz yüksek seviyede olmasa da yükseliş seyrinde olup en fazla tekvando, satranç, güreş, judo ve jimnastik gibi branşlarda görülmektedir.

İster bireysel ister kitlesel olsun; göç olgusu, uluslararası kamuoyunun bu sıralar sıkça tartıştığı konulardan biridir. Ülkeden ülkeye göç koridorları üzerinde bulunan İran da neredeyse yarım asırdır bir taraftan Afganistan ve Irak gibi ülkelerden göç alan, diğer taraftan ise başta Avrupa ve Amerika (ABD) olmak üzere pek çok ülkeye göç veren, dahası ülke içinde iç göç hareketlerini tecrübe eden bir ülkedir. 1979 İran İslam Devrimi ve akabindeki sekiz yıllık İran-Irak Savaşı, siyasi ve güvenlik gerekçeleriyle İran’dan göçü başlatmış, ardından ülkede 1990’lı yıllarda beyin göçü ve 2000’li yıllarda da iş gücü göçü hareketleri görülmeye başlanmıştır. Uluslararası Göç Örgütünün İran’a dair güncel olmayan (2015) verilerine göre ülke, %3,4 göç oranıyla 188 ülke arasında 69. sıradadır. Bununla birlikte son zamanlarda İran’dan göçün hız kazandığı ilgililerin malumu ve Türkiye, İranlılar için cazip bir durak olarak öne çıkmaktadır. İran’dan göç eden kitle arasında sporcular da görülmektedir ki bu grubun ülkeyi terk edişi, toplumda millî gururu rahatsız eden bir his uyandırdığı gibi İran’ın yetişmiş insan kaynağı kaybetmesine de yol açmaktadır. 

Yaptırımların Baskıladığı Spor Sektörü

Devrim’den günümüze İran’ın karşı karşıya kaldığı uluslararası yaptırımlar, ülkedeki pek çok sektörün gelişimine ket vurduğu gibi sporu da etkilediği bir gerçektir. Altyapı ve tesis eksikliği, yabancı sporcu ya da teknik personel çekememe veya bunlara ödeme yaparken güçlüklerle karşılaşma, nitelikli sporcuların gelirinin dünya standartlarının altında kalması, sporcu hareketliliğinde yaşanan vize sorunları vb. hususlar bu kapsamda sayılabilir. Yaptırımlar sebebiyle ülkeye spor teçhizatlarının girişindeki zorluğu da kaydetmek gerekir. Lakin ambargoların yanı sıra sporcu göçünü tetikleyen İran’ın iç dinamikleri kaynaklı hususlar da söz konusu. Siyasetin bütün spor kulüpleri ile federasyonlarda etkili olması, sporun İslamileştirilmesine yönelik teşebbüsler ve sporcular ile kulüpler/federasyon arasında ideal bir ilişki kurabilecek şekilde spor hukukunun yeterince gelişmemesi bu başlıkta zikredilebilir. 

Nitelikli sporcuların ülkeden ayrılışı, bir süredir kamuoyunda tartışma yarattığından duruma ilişkin İran Millî Olimpiyat Komitesi Başkanı Rıza Salihi Emiri, “Bu konunun büyütülmemesi gerektiğini; göç rakamları içerisinde en az paya sporcuların sahip olduğunu; göçe muhalif olmadıklarını lakin sığınmacılığa ve sporun dışına çıkan siyasi tavırlara hassasiyet duyduklarını; bütün şampiyon ve sporcuların İran’a, İslam’a ve Devrim’e gönülden bağlı olduğunu” ifade etti. Ancak konuyu ciddiye alan İslami Şûra Meclisi Araştırmaları Merkezi, meseleye dair etraflıca bir rapor yayımladı. Raporda “İran’da spor sistemi [ve altyapısı]; düzenli, hedefli ve tutarlı değildir. Bu nedenle yetenekli [sporcuların] tespiti ve bundan önemlisi, yetenekli [bireylerin] yönetimi gibi konular nadiren gerçekçi, sistematik, belirli kural ve veriler doğrultusunda gerçekleştirilmektedir.” deniyor ve bunun haricinde ülkedeki iktisadi durum ile bunun sonuçlarının sektör ve sporcuların gelirinde yarattığı daralmadan söz ediliyor.

Basına yansıdığı kadarıyla Devrim’den sonra, uluslararası müsabakalarda yarışmış ve madalya sahibi 66 millî sporcu İran’dan göç etmiş veyahut ikinci bir ülkeye sığınma talebinde bulunarak çok geçmeden söz konusu ülke adına uluslararası müsabakalara çıkmıştır. Hatta bunlardan bazıları İran’a karşı yarışarak kazanmıştır. Basına yansımayan ve millî takıma giremeden göç eden sporcuları ayrıca düşünmek gerekir. Eğitim ve yaşam için İran’dan göç eden sporcular görüldüğü gibi yurt dışındaki bir müsabakada millî takım kampından deyim yerindeyse firar eden sporculara da şahit olunmaktadır. İranlı sporcuların en çok tercih ettiği beş ülke sırasıyla Almanya, ABD, Fransa, Azerbaycan ve Hollanda. Yine sırasıyla en çok sporcu kaybeden beş branş ise tekvando, satranç, güreş, judo ve jimnastik. Grup sporlarından ziyade bireysel sporlarda faaliyet gösteren ve olimpiyatlarda yarışan sporcularda göç eğiliminin olduğu gözleniyor. 

Peki İranlı sporcular neden göç ediyor? Genel olarak ülkedeki kısıtlı imkânlar, yöneticilerin ilgisizliği ya da yanlış yönetim, millî takıma davette adaletsizlik, futbol dışındaki branşlara önem atfedilmemesi, ülkenin ekonomik durumu sebebiyle sporun ve dolayısıyla sporcuların geleceğinin belirsizliği, istikrar sorunu, düşük gelir, kulüp-federasyonların bağımsız olmayışı ve siyasetin doğrudan spora müdahalesi (ki en bariz örneği uluslararası müsabakalarda İran’ın, İsrail’i tanımaması sebebiyle İsrail’le eşleme durumunda İran tarafının oyundan çekilmesi) vb. söylenebilir. Bu bağlamda ülkenin resmî haber ajansı IRNA’nın güncel bir araştırmasına göre 2022 Mayıs ayına kadar göç eden sporcuların 29’u, ülkeden ayrılışının sebebini “federasyondan duyulan rahatsızlık, profesyonel sporculuğun gelişiminin önündeki engeller” şeklinde açıklamış; 23’ü ise siyasi ve dinî sebepler beyan etmiştir. 8 sporcu şahsi ve ailevi nedenlerden bahsederken 6 sporcu ise herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Bu veriler, sporcu göçünün dış dinamikler kadar ülkenin iç dinamiklerinden de kaynaklandığını birinci ağızlardan göstermesi bakımından dikkate değerdir. Benzer şekilde saha çalışmalarına dayanan akademik yayınlar da sporcu göçünde kurumsal, toplumsal, iktisadi, siyasi ve kültürel gerekçelerin olduğunu ortaya koymaktadır.

Kadın Sporcular

Kadın sporcuların göçünü ayrı bir başlıkta değerlendirmek gerekmektedir. Zira kadın ve spor, İran’da yan yana gelince gerilim kaynağı teşkil ettiğinden kadın sporcular da bu durumdan payına düşeni almaktadır. Yakın döneme kadar ülkede kadınların stadyuma girişinin önünde engel bulunmaktaydı. Bunun dışında kadınların vücut geliştirme gibi bazı spor dallarında faaliyet gösterememesi ayrımcılık tartışmalarına zemin yaratmaktadır. Kadın sporcular, giyinme/örtünme şekilleri sebebiyle bazı uluslararası havuz sporuna dayanan müsabakalara katılımda da sorun yaşamaktadır. Kadınlara sporda fırsat eşitliği sağlanmadığına ilişkin tartışmalar bir kenara bırakılırsa kadın sporcuları zorlayan etkenlerden birinin zorunlu örtünme olduğu belirtilebilir. Kadın sporcular hem ulusal hem de uluslararası müsabakalarda örtünme kurallarına riayet ederek yarışmaktadır. Sporcuların ciddi bir kısmının bundan rahatsızlık duyduğu söylenebilir ancak bu konuda yetkili kurumların tavırları net ve kısa vadede esneyecek gibi durmamaktadır. Ülkeden ayrılan sporcuların yaklaşık üçte birini kadın sporcular oluşturmaktadır. Millî halterci Parisa Cihanfikriyan ve hentbolcu Şakayık Bapiri gibi isimlerin ülkeden ayrıldıktan sonra federasyon yönetimlerini hedef alan açıklamalarına bakıldığında kadınlara özgü sorunların olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim ikinci ülke bayrağıyla yarışan İranlı kadın sporcuların sahaya örtünmeden çıkması dikkat çekmektedir.

Sonuç

Gelişmekte olan bir ülke olarak İran’dan gelişmiş ülkelere sporcu göçü, henüz yüksek seviyede olmasa da yükseliş seyrindedir. İran’da süregelen şartların devam etmesi durumunda önümüzdeki günlerde, sporcu göçüne dair yeni haberlere rastlanabilir. Diasporadaki Farsça medyanın ise bu konuya özel bir ilgi gösterdiği aşikâr. Çünkü göç eden sporculara ilişkin haberler, bu mecralarda daha çok yankı buluyor ve sporcularla röportajlar yapılıyor. Bu türden içerikler kuşkusuz İran’ın saygınlığına zarar vermekle birlikte İran toplumunda, spordan sorumlu kurumlara karşı, daha geniş anlamda ise devlete ilişkin güvensizlik/ümitsizlik oluşturmayı da hedefliyor. 

Öte yandan sporcuların kültür elçisi olarak özellikle uluslararası platformlarda ülkelerini temsil etmesi, kazandığı başarılarla iftihar vesilesi olması da göz önüne alındığında, sporun bir yumuşak güç unsuru olduğu düşünülebilir. Birinci sınıf sporcuların artan göçü, bu konuda İran’ın elini zayıflatacağı gibi spor sektörünün gelişimine de mâni olmaktadır. Bu da İran’ın millî spor gücünün zayıflamasına, spordaki insan kaynağının azalmasına, sporcuların ülkesiyle arasındaki duygusal bağların zedelenmesine, toplumla sporcular arasında boşluk doğmasına sebep olmakta ve bütün bunlar da sporda yeni nesillerin yetişmesini kötü etkilemektedir. Dolayısıyla ülkedeki sosyoekonomik gidişatın bir parçası ve siyasi iradenin belirleyici olduğu spor sektöründe, yapısal değişikliklere gidilmeden orta ve uzun vadede İran’dan sporcu göçünün devam edeceği öngörülebilir. 

Mehsa Emini’nin Ölümüyle İran’da Hareketlenen Sokaklar

Umut Başar

Hâlihazırdaki perakende gösteriler büyüme kapasitesine sahipse de yönetimin bunun önünü alma kabiliyeti bulunuyor.

İranlı Türkolog Hüseyin Muhammedzade Sadik Vefat Etti

Umut Başar

Türkoloji araştırmalarının yanı sıra yayıncılık ve eğitim faaliyetleriyle de tanınan Sadik’ten geriye, ders verdiği pek çok öğrenci ve yayımladığı 300 kadar çalışması kaldı.