İran’ın Avrasya'ya Jeopolitik Hamlesi

Sabir Askeroğlu Dış Politika Asistanı

İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, 17-19 Nisan (2017) tarihleri arasında Türkmenistan, Gürcistan ve Kırgızistan’a ziyaretlerde bulunarak, söz konusu ülkelerle her alanda ilişkilerini üst düzeye çıkartmaya çalışacaklarını belirtti.  Zarif’in ziyareti hem ev sahibi ülkeler açısından hem de İran’ın Şangay İşbirliği Örgütü’ne üyeliği açısından kritik öneme sahiptir. İran’ın Avrasya’da etkin bir ülke olabilmek, bölge ülkeleri ile ticari ilişkilerini geliştirebilmek, petrol boru hatlarına ilişkin alternatif projelerde elini güçlendirmek için atmış olduğu adımlar, bölgenin yakın dönemdeki siyasi ve ticari ilişkilerinde belirleyici olacaktır.

Zarif’in ziyaretleriyle İran, Rusya’nın kendi arka bahçesi olarak kabul ettiği eski Sovyetler coğrafyasında etkisini artırmaya çalışmaktadır. Ancak İran’ın bu coğrafyaya yönelik politikası, 1990’larda olduğu gibi bundan sonra da Rusya ile rekabet ederek değil, Rusya’nın güvenlik çıkarlarını gözeterek olacaktır.

Rusya’nın kurmuş olduğu güvenlik örgütlerine Orta Asya ülkelerine göre en mesafeli duran Türkmenistan, daimî tarafsızlık statüsü nedeniyle İran’ın kuzey sınırlarının güvenliği açısından önemli yere sahiptir. Ancak Türkmenistan doğalgaz kaynakları ve üretimi bakımından aynı zamanda İran’a rakiptir. Hem Hazar Denizi’nin statüsünün belirsizliği hem de İran’a karşı uygulanan yaptırımlar Türkmen doğalgazının Avrupa pazarına aktarılması için bir engeldi. 2015’te Nükleer Anlaşmanın imzalanmasıyla İran’a yönelik ambargoların kalkması hem Türkmen doğalgazının İran üzerinden Avrupa’ya taşınmasının, hem de İran kaynaklarını bu projeye dahil ederek daha büyük bir iş birliğine gitmenin önünü açmıştır. Böylelikle ağırlıklı olarak Rusya’nın/Gazprom’un alımına bağımlı olan Türkmenistan doğalgaz sektörü için de alternatif Avrupa güzergahı yaratacaktır.

2000’lerin sonlarına kadar doğalgaz ihracatının büyük bölümünü Rusya’ya gerçekleştiren ve ülke gelirlerinin büyük bir kısmını doğalgaz ihracatından sağlayan Türkmenistan, alternatif yollar aramaya başlamıştır. 2009’da Çin’e başlattığı doğalgaz ihracatıyla Rusya’ya olan bağımlılığını azaltmış olsa da Çin’e olan bağımlılığı giderek artmaya başlamıştır. Hatta Çin son yıllarda Türkmen doğalgazının tek alıcını konumuna gelmeye başlamıştır.

2014 senesinde 9 milyar metreküp Türkmen doğal gazını ithal eden Rusya, Ocak 2016 itibarıyla Türkmenistan'dan doğal gaz alımını durdurmuştur. Yıllık yaklaşık 6,5 milyar metreküp Türkmen doğal gazını satın alan İran 2015’te Türkmen doğal gazına ihtiyacının kalmadığını bildirmiştir. Bu gelişmeler üzerine 2 Ocak 2017’de Türkmenistan; İran'a gönderdiği gazı kestiğini açıklamıştır. Çin’e yıllık 27 milyar metreküp doğalgaz ihraç eden Türkmenistan’ın, Rusya ve İran’ın Türkmen doğalgazından vazgeçmesiyle, yıllık 37 milyar metreküp doğalgazı alıcısız kalmıştır. 2016 yılında Almanya’yı ziyaret eden Türkmenistan Devlet Başkanı Avrupa’ya 30-40 milyar metreküp doğalgaz satabileceğini söylemiştir. Dolayısıyla İran’la birlikte, İran üzerinden inşa edilecek bir doğalgaz boru hattı, ekonomik zorluklar yaşayan Türkmenistan için de bir fırsat yaratacaktır.

Türkmenistan ile İran’ın enerji alanında iş birliğine gitmesi durumunda inşa edilecek “Türkmen-İran boru hattı” Avrupa’ya dört güzergâh üzerinden geçebilir. 
1- Rusya üzerinden Avrupa’ya
2- Irak ve Suriye üzerinden Akdeniz’e, oradan da Avrupa’ya
3- Türkiye üzerinden doğrudan Avrupa’ya kara yoluyla
4- Ermenistan ve Gürcistan üzerinden Karadeniz’e, Karadeniz üzerinden de Avrupa’ya

 

İran’ın Rusya topraklarında herhangi bir boru hattı inşa etmesinin ihtimali düşüktür. Hazar Denizi’nin enerji kaynaklarını paylaşımı konusunda Rusya ile İran’ın farklı görüşe sahip olması, İran’ın Rusya’ya bağımlı olmaktan kaçınması, Avrupa ile Türkmenistan’ın Rusya’ya olan bağımlılığından kurtulmak istemesi İran-Rusya boru hattı projesine engeldir. Ayrıca diğer güzergahlara göre çok daha masraflı olacağı için taraflar bu projeyi desteklemekten kaçınacaklar.

Irak ve Suriye’de yaşanan savaşların daha uzun süreceği muhtemel olması nedeniyle orta vadede Irak-Suriye boru hattı projesinin hayata geçirilmesi mümkün görünmemektedir. Türkiye’nin istikrarlı ve çok daha güvenilir olmasına rağmen İran’ın Türkiye’ye bağımlı olmaktan kaçınması muhtemeldir. Hem Türkmenistan’dan hem de İran’dan çok daha küçük ve daha zayıf olan Ermenistan ve Gürcistan’la gerçekleştirilecek böyle bir proje ise, İran’ı bu ülkelere değil de bu ülkeleri İran’a daha bağımlı hale getireceği için İran açısından en uygun tercih olabilir. Ancak söz konusu boru hattının Türkiye üzerinden geçerek Avrupa’ya ulaşması, Gürcistan’dan Karadeniz altından geçmesine ya da Gürcistan limanlarından gemilerle Avrupa Birliği ülkelerine ulaştırılmasından çok daha az maliyeti olacaktır. Yatırım maliyetleri böyle bir projenin Gürcistan üzerinden yapılmasının kararında etkili olacaktır. Yine de İran’ın Gürcistan’la kuracağı ticari-ekonomik ilişkilerin yanında bir de enerji alanında iş birliğinin gerçekleşmesi, şu an Kafkasya’da var olan güç dengesini İran lehine değiştirecektir.

Gürcistan ve Azerbaycan’ın ABD’yle kurdukları yakın ilişki, İran’ın Kafkasya’daki etkisini Ermenistan’la sınırlı kalmıştı. ABD’nin eski Sovyetler Birliği coğrafyasındaki etkisinin azalması ve bu coğrafya üzerinde Rusya’yla olan rekabetini Avrupa’ya devretmesi, Avrupa’yla yakın ilişki kurmaya çalışan İran’ın elini rahatlatmıştır. ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump 2015’te P5+1 ile İran arasında yapılan Nükleer Anlaşmayı tanımayacağını açıklasa da ABD’nin dışında anlaşmaya taraf olan diğer ülkelerin tamamı anlaşmaya sadık kalacaklarını belirtmektedirler. Bu da Avrupa Birliği’nin İran’la ilişkilerini geliştirme niyetinde olduğunu göstermektedir.

Rus enerji kaynaklarına olan bağımlılıktan kurtulmaya çalışan Avrupa ile ekonomik kalkınmasını gerçekleştirmek isteyen İran stratejik iş birliğine gidebilir. Ancak İran, Avrupa’yla geliştireceği ilişkide Rusya ile olan ilişkilerini de dikkate alarak, Rusya’nın çıkarları karşısında kendi çıkarlarını göz ardı etmeyecektir.

AB için stratejik öneme sahip enerji kaynakları konusunda Avrupa ile İran’ın iş birliğine gitme konusunda karar almaları, transit ülke olmaya çalışan Gürcistan’ı da harekete geçirecektir. Doğu-Batı arasında bir köprü olması durumunda stratejik önemini daha da artıracağı için ekonomik sorunlar yaşayan Gürcistan’ın gelebilecek bir teklifi geri çevirmesi zor olacaktır. Ermenistan’ın da söz konusu projede yer alması durumunda jeopolitik önemini artıracağı için Erivan’da böyle bir iş birliğine sıcak bakacaktır.

Tiflis ziyaretinde Rusya’dan farklı olarak Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü desteklediğini açıklayan İran Dışişleri Bakanı Zarif, Gürcistan’a güven vermeye çalışmaktadır. İran’ın desteğini alan ve olası bir enerji projesinde yer alacak olan Gürcistan, enerji kaynaklarının geçişinde transit ülke olma stratejisini izleyen Türkiye’nin otomatik olarak rakibi haline gelecektir. Türkiye ile rekabet eden Gürcistan, İran tarafından destekleneceği için İran’la iş birliğini hem artıracak hem de Gürcistan üzerinde İran etkisinin artmasına da kapı aralayacaktır. Olası bu gelişmeler Türkiye’nin Gürcistan üzerindeki etkisini azaltarak daha önce oluşmuş olan Kafkasya’daki güç dengesini Türkiye’nin aleyhine değiştirecektir. Hem Gürcistan’ın hem de Ermenistan’ın benzeri bir projede yer almasını isteyecek olan Avrupa, söz konusu iş birliğine destek verecektir.

İran Dışişleri Bakanı’nın Gürcistan’ın ardından ziyaret ettiği Orta Asya’nın “demokratik adası” olarak bilinen Kırgızistan’la ilişkileri geliştirmeye çalışması hem jeopolitik hem de sembolik öneme sahiptir.

Uluslararası ambargoların kalkmasının gündeme gelmesiyle birlikte İran’ın Gürcistan ve Türkmenistan ziyaretlerinde olduğu gibi Kırgızistan ziyaretinin bir ayağını pazar arayışı oluşturmaktadır. Bişkek-Tahran ilişkilerinin gelişmesi yabancı yatırımlara ihtiyaç duyan Kırgızistan için de olumlu bir gelişme olacaktır. Rusya’ya karşı Batı’nın uyguladığı ekonomik yaptırımlarla büyük zarar gören Kırgızistan, 2015’te katıldığı Avrasya Birliği projesinden istediği ekonomik gelişmeyi elde edememiş, Çin’e olan ekonomik ve ticari bağımlılığı daha da artmıştır. İran yatırımları Kırgızistan ekonomisini rahatlatacaktır. İran açısından ise, Kırgızistan’la geliştireceği ilişkiler diğer Orta Asya ülkeleri için de örnek olacaktır. İran’ın Kırgızistan’da elde edeceği güven özellikle Özbekistan ve Kazakistan’ın İran’a karşı güvensizliğinin giderilmesi için bir fırsat olacaktır.

2001’de ABD’nin başlattığı uluslararası terörizmle mücadele ve İran’ın “terörizme destek veren ülke” ilan etmesi, Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan’ın Washington’la iş birliğini güçlendirirken, İran’la olan ilişkilerine mesafe koymalarına neden olmuştur. Ekim 2001’de Özbekistan, Aralık 2001’de Kırgızistan ve Aralık 2001’de Tacikistan’ın aldığı kararla ABD’nin kuracağı askeri üsler, Bush dönemi boyunca İran tarafından tehdit olarak görülecektir. Hatta Kazakistan’ın teklifi üzerine, Şanghay İşbirliği Örgütü’nün tüzüğüne, 2008’de örgüte tam üyeliği için başvuran İran’ın üyeliğini engelleyen bir madde eklenmiştir. Bu maddeye göre Şanghay İşbirliği Örgütü’ne üye olmak isteyen herhangi bir bölge ülkesinin BMGK tarafından herhangi bir “uluslararası yaptırıma uğramamış” olması gerekir. Ancak İran Dışişleri Bakanlığının yaptığı açıklamada olduğu gibi, 2015’te yapılan Nükleer Anlaşmayla, “İran’a karşı uygulanan yaptırımların kalkması, İran’ın Şanghay İşbirliği Örgütü’ne tam üyeliğinin önünü açmıştır”.

Ancak İran’ın Şanghay İşbirliği Örgütü’ne tam üye olabilmesi örgüt üyelerinin kararına bağlıdır. Örgütte kararların alınması oy birliğiyle yapıldığı için her üye ülke “veto” hakkına sahiptir. Dolayısıyla İran Dışişleri Bakanı’nın Kırgızistan ziyareti aynı zamanda İran’ın Şanghay İşbirliği Örgütü’ne tam üyeliğiyle ilgili olup jeopolitik bir nitelik taşımaktadır.

İran’ın Avrasya kıtasında jeopolitik bir hamle yapabilmesi için söz konusu üye ülkelerin onayını alması gerekiyor. Bu konuda İran Rusya’nın desteğini almış durumdadır. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov 21 Nisan’da (2017) yaptığı açıklamada “İran’ın bundan sonra Şanghay İşbirliği Örgütüne tam üyeliği için tüm kriterleri taşıdığını, Haziran’daki (2017) Astana Zirvesinde İran’ın örgüte tam üyeliğinin gündeme gelebileceğini” belirtti.

Resmi olarak Rusya ve Çin’in desteğini alan İran’ın Şanghay İşbirliği Örgütü adaylığı, Kırgızistan’ın da desteğini alması durumunda üyeliğe bir adım daha yakınlaşmış olacaktır. Kırgızistan’la geliştireceği yakın ilişki, diğer ülkelerle yakınlaşmak için de bir fırsat olacaktır. İran’ın Şanghay İşbirliği Örgütü üyesi olması, Çin’in 2015’te ilan ettiği “İpek Yolu” projesinin önemli ayağını oluşturabilecektir. İran; Çin’in kara yoluyla Orta Doğu’ya bağlayan ülke konumuna geleceği gibi, İran’ın da Orta Asya üzerinden Çin’e açılmasını sağlayacaktır.

İpekyolu projesi İran’ın Orta Asya ülkeleriyle olan ticaretini artıracağı gibi, bölgede önemli bir aktör haline gelmesini de sağlayacaktır. Bunun için de İran’ın Şanghay İşbirliği Örgütü üyesi Orta Asya ülkelerinin tamamıyla yakın ilişkierekir. Tahran’ın Avrasya coğrafyasına yönelik bu politikasının gerçekleşmesi durumunda (Orta Asya ülkelerinin de onayını aldıktan sonra) İran’ın, Rusya, Çin ve AB’den sonra bölgenin önemli aktörlerinden biri olmasının önü açılacaktır.

100 Soruda İran

Nazife Selcen Pınar Akgül

Mayıs 2017’de Bilge Kültür Sanat Yayınevi’nden çevirisi çıkan “100 Soruda İran” isimli eser, İran’ı tanıtmak ve en temelde İran’la ilgili öz bilgi vermek için hazırlanmış bir çalışmadır.