İran’ın Stratejik Düşüncesi - İran Dış Politikasının Gelişimi 1979-2018

27.11.2020
Mert Aslan Asistan, Dış Politika

İran’ın Stratejik Düşüncesi - İran Dış Politikasının Gelişimi 1979-2018

Nikolay Kozhanov, Iran’s Strategic Thinking – The Evolution of Iran’s Foreign Policy, 1979-2018, Gerlach Press: Berlin, 2018, 190 sayfa.

ISBN: 978-3959940382


Nikolay Kozhanov, lisans eğitimini 2004 yılında St. Petersburg Devlet Üniversitesinde Şarkiyat Çalışmaları alanında tamamlamıştır. Birden fazla alanda ve üniversitede eğitimine devam eden Kozhanov, yüksek lisans derecesini ilk olarak St. Petersburg Devlet Üniversitesinde hem Uluslararası Ekonomi hem de Şarkiyat Çalışmaları alanında 2006 yılında almıştır. Aynı yıl, yine aynı üniversitede Uluslararası Ekonomi ve Ekonomi Güvenliği alanında doktora eğitimine başlamıştır. Henüz doktora eğitimine devam ettiği yıllarda Tahran Rus Büyükelçiliğinde ataşe olarak görev yapmıştır. Kozhanov 2010 yılında doktora eğitimini tamamlamasının hemen ardından Exeter Üniversitesinde Orta Doğu Çalışmaları alanında yüksek lisans öğrenimine başlamıştır. Eğitim hayatı sırasında ve sonraki dönemde uluslararası alanda Chatham House ve The Washington Institute for Near East Policy gibi önde gelen birçok kurum ve kuruluşta çeşitli pozisyonlarda görev yapmıştır. Ayrıca Kozhanov, St. Petersburg Devlet Üniversitesinde akademisyen olarak da çalışmıştır. 2018 yılından beri Moskova’da bulunan Rusya Bilim Akademisi içerisinde Institute of World Economy and International Relations (IMEMO) adlı kurumda kıdemli araştırma görevlisi ve 2019 yılından beri Katar Üniversitesi Körfez Araştırmaları Merkezinde de doçent öğretim görevlisi olarak çalışmaya devam etmektedir. Uzmanlık alanları içerisinde; Rusya ve İran dış politikası ile Körfez bölgesi enerji jeopolitiği yer almaktadır. Çeşitli kurum ve kuruluşlarda aktif olarak yazılar kaleme alan Kozhanov’un 2018 yılında yayımlanan İran’ın Stratejik Düşüncesi – İran Dış Politikasının Gelişimi 1979-2018 başlıklı kitabı bugüne kadar İngilizce yayımlanan üç kitabından ikincisidir. Diğer iki kitabı sırasıyla 2016 yılında yayımlanan Russia and the Syrian Conflict: Moscow’s Domestic, Regional and Strategic Interests ve 2018 yılında yayımlanan Russian Policy across the Middle East: Motivations and Methods adlı eserleridir.

Nikolay Kozhanov 2018 yılında İngilizce olarak kaleme aldığı bu eserinde hem bölgesel hem de küresel anlamda İran dış politikasında yaşanılan değişimlerin nedenlerini ve benzer olaylara karşı İran’ın karar alma mekanizmasında öne çıkan farklılaşmaların sebeplerini detaylıca açıklamaktadır. 1979 ile 2018 yılları arasındaki İran dış politikasına odaklanan yazar, geçmiş olayları analiz etmekle birlikte İranlı karar alıcıların gelecekte karşılaşabilecekleri olaylara nasıl tepkiler vereceğini de değerlendirmiştir. Kozhanov eserini “Giriş”, “1978-1979 İslam Devrimi Sonrasında İran’ın Dış Politika Düşüncesinin Evrimi İçin Ön Koşullar”, “İran Dış Politika Doktrininin Oluşumu 1979-1989”, “Batı Scylla* ve Sovyet Charybdis** Arasında İran”, “Haşimi-Rafsancani ve Hatemi Dönemi’nde Dış Politika Önceliklerinin Yeniden Değerlendirilmesi (1989-2005)”, “Mahmud Ahmedinejad Dönemi’nde İran’ın Dış Politikasının Ana Dinamiği Olarak Uluslararası Yaptırımlar (2005-2013)”, “Ahmedinejad’dan Ruhani’ye ve Ötesine” olmak üzere altı ana bölüm ile “Sonuç”, “ Notlar” ve “Bibliyografya” olarak ayırmıştır.

Kitabın “Giriş” bölümünde İran’ın ulusal çıkarları ve güç politikaları ekseninde şekillenen İran dış politikasının, ideolojik temellerinden bahsedilmektedir. Yazara göre İran, istikrarsız olan Orta Doğu’da bölgesel bir güç olarak ön plana çıkmasının yanı sıra uluslararası dengeleri de ekonomi, güvenlik ve siyaset konularında etkileyebilme gücüne sahiptir. İran’ı “kuşatılmış bir kale” olarak gören Devrim Rehberi Hamenei ve muhafazakâr kesim, güncel İran dış politikasını şekillendiren ana aktörlerdir. Muhafazakârlarca geliştirilen İran dış politikası için “Şii Hilali” olarak da bilinen Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen, İran’ın güvenliğini sağlamak adına önemlidir. Aynı zamanda İran, kendisini Batı’ya karşı bütün Müslümanların savaşan son kalesi ve Orta Doğu enerji jeopolitiğinin potansiyel lideri olarak görmektedir. Diğer taraftan bölgesel anlamda İran’ın politikalarını etkileyen diğer bir faktör de İsrail ve ABD karşıtlığıdır. İran dış politikasını etkileyen birçok farklı ideolojik dinamikten bahsetmek mümkündür. Bu bağlamda Kozhanov’a göre İran dış politikasındaki farklılıkları anlamlandırmak için 1979 sonrası dönemde İran dış politika doktrinindeki değişimleri, İran’ın dış politika öncüllerini belirleyen iç ve dış faktörleri ve İran’ın dış dünyadaki siyasi, ekonomik, dinî ve kültürel karşılığını analiz etmek gerekmektedir.

Kitabın ana bölümleri arasında en kısa bölüm olan ilk bölüm, İslam Devrimi ile birlikte inşa edilen yeni devlet sisteminden bahsedilerek başlamaktadır. Devrim öncesi dönemde ABD dış politikası ekseninde şekillenen İran diplomasisi, Devrim sonrası dönemde radikal değişiklikler göstermiştir. Bu değişikliklerden belki de en önemlisi 1980’li yıllarda “ne Batı ne Doğu yalnızca İslam Cumhuriyeti” mottosuyla benimsenen yeni dış politika anlayışıdır. Bölüm içerisinde İran’ın bağımsızlık ve egemenlik mücadelesi gerek Birinci Dünya Savaşı Dönemi gerekse Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nde (SSCB) gerçekleşen 1917 Bolşevik İhtilali üzerinden anlatılmaktadır. Ayrıca Muhammed Rıza’nın yönetime getirilme süreci ve 1941 yılında İran topraklarının İngiliz ve Ruslar tarafından işgale uğraması; İngiliz ve Rus diplomatların görüşmeleri üzerinden açıklanmıştır. 1941’de yaşananlar, İran’ın tehdit algısının merkezine SSCB’yi almasına ve İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde de ülkenin Batı blokuna dâhil olmasına neden olmuştur. Bölümün sonlarında ise Muhammed Rıza Şah’ın Batılılaşma ve modernleşme politikalarına karşı dinî kesim başta olmak üzere kamuoyunun tepkilerinden bahsedilmektedir.

Kitabın ikinci bölümünde, İslam Devrimi’nin 1979 ile 1989 yılları arasındaki ilk on yılında İran dış politikasının inşa süreci anlatılmaktadır. Bu dönemde resmî olarak belirlenmiş bir dış politika doktrini olmasa da İslam Devrimi sonrasında oluşturulan İran Anayasası, ülkenin dış politika kararlarını şekillendirmiştir. İslam Devrimi’nin gerçekleşmesinde önemli rol oynayan Devrim Rehberi Humeyni, Ali Şeriati, Murtaza Mutahhari ve Muhammed Beheşti gibi isimler, 1980’lerde İran dış politikasının ülke içerisindeki ana aktörleri olarak da ön plana çıkmıştır. Her devrim sonrası dönemde olduğu gibi devrimciler ilk olarak ülke içerisindeki halkı yeniden şekillendirmeyi amaçlamıştır. Bu bağlamda İran’da da ilk olarak “gelişimin üçüncü yolu” olarak adlandırılan, temellerini İslam dininden alarak hem kapitalizmi hem de komünizmi reddeden politikalar uygulanmaya başlamıştır. Bölüm içerisinde ayrıca Humeyni’nin dış politika ideolojisinin hâlâ İran’da öğretilmeye devam edildiğinden, İran Anayasası’nda yer alan dış politika öncüllerinden ve Devrim ihracını sert güç unsurlarından ziyade yumuşak güç unsurlarıyla yayma politikalarından bahsedilmektedir.

Üçüncü bölüm; Kozhanov’un, Devrim sonrası dönemde oluşturulan İran dış politikasını ütopik olduğu gerekçesiyle eleştirmesiyle başlamaktadır. Açıkçası, ekonomisinin %70’ini oluşturan Batı ile %10 kadarına hâkim olan Doğu’yu birlikte reddederek yalnızca Müslüman ülke odaklı geliştirilen İran dış politikasının “ütopik” olduğu eleştirisi çok da yersiz değildir. Nitekim İran da 1980’lerin ortasından itibaren bu durumun farkına vararak dış politikasında temel değişimler yapmıştır. Aslında ABD ve SSCB, İran’da yaşanan Devrim’i benimsemiştir. Hatta İran tarafından üretilen ne Batı ne Doğu yalnızca İslam Cumhuriyeti sloganı, ABD Başkanı Jimmy Carter tarafından antikomünist olarak değerlendirilmiş ve bütün siyasi yollarla İran ile iletişime geçilmeye çalışılmıştır. Diğer taraftan SSCB de Devrim sonrası dönemde İran’a gizli bilgiler vermeyi taahhüt ederek oldukça ılımlı yaklaşmıştır. Üçüncü bölüm içerisinde İran Kontra Skandalı’ndan İran-Irak Savaşı’na, Tahran’daki Amerikan Büyükelçiliği baskınından giderek gelişen İran-SSCB ilişkilerine dair detaylı açıklamalarda bulunulmuştur.

Dördüncü, beşinci ve altıncı bölümde sırasıyla Rafsancani, Hatemi, Ahmedinejad ve Ruhani dönemlerinde İran dış politika doktrinlerinde yaşanan değişimler anlatılmaktadır. 1989 yılında Humeyni’nin vefatının ardından yeni devrim rehberi olarak Hamenei’nin seçilme süreci ve tercih edilme nedenlerinin bahsedildiği dördüncü bölümde İran karar alma mekanizmasında gerçekleşen değişimlerden, Humeyni’nin ideolojik mirasını devam ettiren Hamenei’nin dış politika üzerindeki etkisinden ve İran dış politikasının giderek daha faydacı bir yapıya evrilmesinden bahsedilmektedir. Dördüncü bölümün sonlarında ise Irak’ın Kuveyt’i işgalinin ardından gelen ABD’nin askerî müdahalesine karşın İran’ın tarafsız tepkisinden yola çıkarak İran-ABD ilişkileri anlatılmaktadır.

Beşinci bölüm, ana hatlarıyla Ahmedinejad Dönemi’nde 2006-2010 yıllarında uygulanan ABD yaptırımlarının İran ekonomisi üzerindeki etkisi üzerine şekillendirilmiştir. İran’ın ABD yaptırımlarını baypas etme çabalarının anlatılarak sonlandırıldığı bölüm aslında altıncı bölüm içerisinde Ahmedinejad üzerinden devam etmektedir. Özellikle Ahmedinejad’ın İran’ın ulusal çıkarları çerçevesinde kendi dış politika ideolojisini kurma çabalarının anlatıldığı bölüm, İran’ın uluslararası sistemde ve organizasyonlardaki artan rolünden bahsederek ilerlemektedir. İran, artan etkisi ve rolü sayesinde Latin Amerika dâhil birçok bölgede etkinliğini ileri seviyelere taşımıştır. Ayrıca 1900’lerden itibaren İran, topraklarını Rusya, Çin ve Türkiye ticareti için geçiş rotası olarak kullanıma açmıştır. Bu da ülkenin Doğu Asya ülkeleriyle olan ilişkilerinin gelişmesine neden olmuştur. İran’ın nükleer politikalarına da yer verilen bölüm, kitabın en uzun ve yakın tarih ile ilgili olduğu için en önemli bölümüdür. Diğer taraftan 2013 Seçimlerinin sonucunda cumhurbaşkanı olarak seçilen Hasan Ruhani’nin dönemi de detaylıca incelenmiştir. Bölgesel anlamda kriz noktası hâline gelen Suriye, İran-Rusya ilişkileri açısından değerlendirilmiş; İran Nükleer Anlaşması’nın (KOEP) sosyoekonomik etkilerinden bahsedilmiştir. Altıncı bölümün sonlarında ise ABD Başkanı Donald Trump’ın Anlaşma’dan çekilme kararı ve Devrim Muhafızları Ordusunun ekonomi üzerindeki artan rolünden bahsedilmiştir.

Sonuç bölümünde ise 19. yüzyıldan itibaren İran dış politikasında yaşanan değişimler devlet liderlerinin aldığı kararlar üzerinden açıklanmıştır. Rıza Şah tarafından 1920 ve 1930’lu yıllarda benimsenen aktif tarafsızlık ve karşı dengeleme politikalarının başarısızlığı; İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Muhammed Rıza Şah önderliğindeki İran’ın, ABD’nin bir uydusu hâline gelmesi; Devrim Rehberi Ayetullah Humeyni’nin, Velayet-i Fakih adlı eseri ve ne Batı ne Doğu yalnızca İslam Cumhuriyeti temelinde inşa ettiği dış politikası işlenmiştir. Ayrıca benimsenen bu farklı politikaların sosyolojik olarak yansımalarına da yer verilmiştir. Son iki yüz yılda büyük güçlere karşı egemenlik mücadelesi veren İran, bu mücadelesini Humeyni önderliğindeki devrimcilerle birlikte gerçekleştirdiği İslam Devrimi ile devam ettirmiştir. Humeyni öncesi dönemde benimsenen dış politikalar halk tarafından karşılık bulamamıştır. Diğer taraftan bölümün sonlarında İslam Devrimi’nin kendine özgü yapısından, İran’da 1980’lerden sonra gelişen Devrim ihracı politikasının yaşadığı değişimlerden, 1989 Anayasa Reformu’ndan sonra başbakanlık makamının gerek ülke içerisinde gerekse dış politika üzerinde artan etkisinden, Humeyni’nin vefatının ardından Hamenei’nin İran stratejik düşüncesi üzerinde yaptığı değişimlerden, 1989 sonrası dönemde seçilen her başbakanın kendi dış politika doktrinini uyguladığından ve er ya da geç Humeyni’nin yerini alacak olan yeni jenerasyonun olası etkilerinden bahsedilmiştir.

Kozhanov’un İran dış politikasını anlamak ve açıklamak amacıyla kaleme aldığı bu eser; İran’ın bölgesel ve küresel anlamda farklılaşan dış politika tercihlerini anlamak, iç politikada yaşanılan değişimlerin ve/veya karar alıcılarca benimsenen ideolojilerin dış politika üzerindeki etkilerini görmek ve özellikle 1979 ile 2018 yılları arasında gerek İran içerisinde gerekse bölgesel anlamda yaşanılan olayların İran’a yansımalarını anlamak açısından önemlidir. İran özelinde Batı kaynaklı veya ülke içerisinde yapılan çalışmalar göz önüne alındığında kitabın bir Rus tarafından kaleme alınmış olması özgün değerini artırmaktadır. Diğer taraftan kitap, zengin içeriği sayesinde ilgilileri için bir başucu kitabı olma özelliği de taşımaktadır.


* Yunan mitolojisine göre Messina Boğazı’nda yaşayan altı başlı canavar.

** Roma mitolojisinde Scylla’nın karşısında bulunan bir girdap.

İran’a Yönelik Silah Ambargosu Sona Erdi

Mert Aslan

İran’a yönelik Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından 2007 yılından beri uygulanan silah ambargosu 18 Ekim 2020 tarihi itibarıyla ABD’nin yoğun diplomatik çabalarına rağmen sona erdi.