İran’ın Türkiye’deki Seçim Sonuçlarına Yaklaşımı

Mehmet Koç İç Politika Uzmanı

Türkiye’de 24 Haziran Pazar günü eşzamanlı olarak gerçekleşen cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri birçok ülkede olduğu gibi İran’da da yakından takip edilmiştir.

Türkiye’de 24 Haziran Pazar günü eşzamanlı olarak gerçekleşen cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri birçok ülkede olduğu gibi İran’da da yakından takip edilmiştir. Ak Partinin iktidara gelişinin ardından hızlı bir gelişme kaydeden ikili ilişkiler Arap Baharı’nın Suriye’ye sirayet etmesiyle gergin bir dönem geçirmiş olsa da son dönemlerde özellikle Katar krizi ve Kuzey Irak’taki bağımsızlık referandumu konusunda sergilenen ortak tavrın yanı sıra Suriye sorununun çözümü amacıyla başlatılan Astana süreci sayesinde yeni bir ivme kazanmıştır. Ancak bütün bu olumlu gelişmelere ve ABD’nin Yeni İran Stratejisi kapsamında sıkıntılı bir sürece giren İran’ın Türkiye’nin desteğine ihtiyaç duyacak olmasına rağmen İranlı yetkililer, Ankara’nın PKK’yı Kandil’den temizleme operasyonuna gerekli desteği vermekten çekinerek bölgesel jeopolitik hesapları ön planda tutmaktadırlar. Türkiye’de tam da bu konjonktürde gerçekleştirilen seçimler Tahran’da önemli bir gündem maddesi olmuştur.

Seçim sonuçlarının İran’daki yansımalarını Tahran’dan gelen resmî açıklamaların yanı sıra İran kamuoyunun çeşitli kesimlerinin görüşleri ve ülke medyasının yaklaşımı üzerinden değerlendirmek mümkündür. Genel olarak İran, siyasi arenası homojen bir görüntü arz etmediği gibi seçim sonuçlarına verilen tepkilerin de farklılaştığı görülmektedir.

Resmî Tepkiler

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani gayriresmî seçim sonuçlarının netleşmesinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı arayarak başarısından dolayı kutlamıştır. İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığının resmî internet sitesinde yayımlanan yazılı mesajda da Ruhani güçlü tarihî, kültürel ve dinî bağlara sahip İran ve Türkiye'nin iyi komşuluk, karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar çerçevesinde hareket etmesi yönündeki beklentisini dillendirmiştir. Ayrıca İran Cumhurbaşkanı mesajında bu sayede iki ülkenin bölge ülkeleri ve diğer Müslüman devletlerle iş birliği yaparak bölgesel sorunlarının çözümü ve istikrar ve barışın güçlenmesi için çalışacağı konusundaki ümidini de paylaşmıştır.

Reformist Yayın Organlarının Tepkisi

Yedi yıldır ev hapsinde bulunan Yeşil Hareket liderlerinden Mehdi Kerrubi’nin Millî İtimat Partisine (Hizb-i İtimad-i Milli) yakın siyasi çizgide yayın yapan İtimat Gazetesi, seçimlerin ardından Türkiye’de yetkileri artan cumhurbaşkanının mecliste birtakım sorunlarla karşılaşabileceğini belirterek Ak Partinin 300’ün altında milletvekili çıkardığını ve MHP ile yapılan ittifak sayesinde meclis çoğunluğunu elde etmiş olmasının onu her zaman bu partiye bağımlı kılacağını savunmuştur. Gazete ayrıca bu seçimleri Erdoğan’ın iktidardan indirmek için son fırsat olarak gören muhalefetin önümüzdeki süreçte demokratik kurum, kuruluşları ve devletin gücünü elinde bulunduran “otoriter” bir cumhurbaşkanına karşı mücadele etmek zorunda kalacağını da iddia etmiştir.

Seçimleri benzer bir perspektifle değerlendiren reformistlerin önemli yayın organlarından Şark Gazetesi de Batı basınına benzer bir dil kullanarak seçim sonuçlarını “Sultan’ın Rüyası Gerçekleşti” manşetiyle görmüştür. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 15 yılı aşkın iktidarının yeni dönemde daha geniş yetkilerle güçleneceğini yazan gazete, yeni dönemde Türkiye’yi ekonomi ve dış politikada alanlarında bekleyen zorluklara da değinmiştir. Aynı gazetede Türkiye-İran ilişkilerinin geleceği üzerine Leyla İbrahimiyan imzasıyla yayımlanan değerlendirmede de Türkiye’ye yönelik eleştirilere yer verilmiştir. Türkiye’nin güvenlik gerekçesiyle Suriye ve İran sınırlarına ördüğü duvarları hatırlatan İbrahimiyan, Türkiye’nin Afrin’den Kandil’e kadar uzanan operasyonları ve Suriye’deki eylemleri nedeniyle bölge devletlerle rekabet hâlinde olduğunu savunmuş ve bu devletlerden birinin de İran olduğunu ileri sürmüştür. İran’ın Afrin operasyonuna olumlu yaklaşmadığını ve bu yöndeki tavrını dile getirdiğini belirten İbrahimiyan, söz konusu operasyonun aynı zamanda Astana ve Soçi süreçlerine zarar verdiğini de iddia etmiştir. Yazar ayrıca Türkiye’nin PKK’nın Kandil’deki varlığına son vermek amacıyla başlattığı operasyonda ısrarla İran’ın iş birliği sergilemesini beklediğini ancak İran’ın buna yanaşmadığını savunmuştur. Öte yandan yazıda İsrail’deki ABD büyükelçiliğinin Kudüs’e taşımasına itiraz olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İslam Konferansı Teşkilatı Dönem Başkanı sıfatıyla örgütü Ankara ve İstanbul’da iki defa toplantıya çağırmasını İran’ı Filistin davasında arka planda bırakma çabasının parçası olarak yorumlamıştır. Değerlendirmenin son bölümlerinde ise İran’a karşı uygulanan ambargolar dönemde Türkiye’nin çeşitli yollarla İran’a zor zamanda destek verdiği hatırlatılmış ve benzer bir hamlenin ufuktaki yeni yaptırımlar karşısında da gelebileceği belirtilmiştir.

Aynı değerlendirmede görüşlerini paylaşan Ortadoğu ve Türkiye uzmanlarından gazeteci yazar Muhammed Ali Destmali, Türkiye-İran ilişkilerinin Hasan Ruhani döneminde var olan engellere rağmen giderek geliştiğini vurgulamıştır. Destmali iki ülkenin siyasi ve ekonomik alanlardaki iş birliği imkanlarının yanı sıra güvenlik-savunma alanında ve Suriye konusunda önemli iş birliklerine gidebileceğinin altını çizmiştir. Destmali’nin İran’daki bazı kuruluşların ve çevrelerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’deki konumunu sağlıklı değerlendiremediklerini ve Türk siyasetinde kayda değer bir yeri olmayan solcu liderleri İran’da konuşturarak yanlış bir algı oluşturduklarını vurgulayarak bu tür davranışların arkasında ideolojik gerekçelerin yattığını belirtmesi dikkat çekicidir. Destmali’ye göre İran’a karşı rasyonel bir yaklaşım sergileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan pragmatist bir yaklaşımla ülkesinin çıkarlarını esas almaktadır.

Seçimlere dair diğer bir olumlu değerlendirme de İSNA Haber Ajansına konuşan Sabbah Zengeneh’den gelmiştir. Zengeneh Türkiye’nin Suriye politikalarında İran’la ayrı düştüğü konular bulunsa da iki ülkenin Kudüs ve Filistin meselesinde benzer tutumlar sergilediklerini ve genel olarak Ak Parti politikalarının İran’ın genel politikalarıyla birçok alanda örtüştüğünü savunmuştur.

Muhafazakâr Yayın Organlarının Tepkisi

Devrim Muhafızlarına yakınlığıyla bilinen Tasnim Haber Ajansı “Türkiye’deki Seçim Sonuçlarına ABD mi İran mı Sevindi?” başlığıyla yayımladığı değerlendirmesinde bazı ülkeler, Türkiye’deki seçim sonuçlarına sevinirken diğer bazılarının sonuçlardan endişe duyduğunu yazmış üçüncü bir grubunsa sonuçları olumlu karşıladığını ve belirli konularda taşıdıkları kaygıları gizlemeyi tercih ettiğini savunmuştur. ABD’yi de son gruptan sayan Tasnim, ABD’nin Türkiye üzerindeki kontrolünü yitirdiğini ve tekrar elde etmek için de sopa ve havuç siyaseti güttüğünü ileri sürmüştür. ABD ve Türkiye’nin bölgesel politikalarının karşıt bir pozisyona geldiğini belirten Tasnim, ABD’nin Türkiye’yi İran, Rusya ve Çin ekseninden uzaklaştırarak Astana ve Soçi süreçlerini akamete uğratmaya çalıştığını belirtmiştir. Diğer tarafta seçim sonucuna sevinen Rusya ve İran’ın olduğu belirtilen yazıda, yeni dönemde de Suriye krizinin çözümü konusunda üç ülke arasındaki iş birliğinin devam edeceği vurgulanarak ortak paydaları ABD karşıtı olmak olan Çin ve Venezuela gibi ülkelerin de seçim sonuçlarından memnuniyet duyduğu kaydedilmiştir. Diğer adayların seçim kampanyalarında İran ve Rusya karşıtı söylemler geliştirdiklerini belirten Tasnim, İran için en uygun ismin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu da savunmuştur.

Genel olarak Türkiye ile ABD arasındaki gerginliğin sürmesinden yana olan ve Washington’un İran’a karşı yeni yaptırımlar devreye sokmasından rahatsızlık duyan muhafazakâr kesimler Erdoğan’ın tekrar seçilmesinin İran’ın lehine olacağı konusunda yorumlarda bulunurken, ülkedeki reformist çevrelerin değerlendirmelerinde genel bir hoşnutsuzluk göze çarpmaktadır. Reformist çevrelerin hoşnutsuzluklarının arkasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın realist yaklaşımlarla Türkiye’yi bölgesel ve küresel alanlarda ileriye taşımasına karşılık İran’ın durumunun giderek kötüleşmesinin yattığı söylenebilir. İki ülke arasında tarihî bir rekabet olduğuna inanan bu çevreler, Türkiye’nin güçlenmesinin İran’ın çıkarlarını riske attığı görüşünde birleşmektedirler.