İslam Devrimi Direniş Cephesi

Mehmet Koç Koordinatör, İç Politika

Direniş Cephesi kendisini Devrim ve Devrim Rehberi’nin en sadık takipçisi olarak görmektedir.

11. Dönem Meclis Seçimlerinde muhafazakârlar birinci tur sonuçlarına göre 279 milletvekilinden 219’unu kazanırken bu seçimlerde dört önemli muhafazakâr akımdan biri olan Direniş Cephesi 50 civarında milletvekili kazanmıştır. Diğer muhafazakâr akımlardan Hizmet Cephesi 55 milletvekili, İslami Koalisyon Partisi 50 milletvekili ve neo- muhafazakârlar 65 milletvekili kazanmıştır. 28 Mayıs’ta yasama faaliyetlerine başlayacak olan Meclis için meclis başkanı, başkanlık divanı üyeleri, komisyonların başkanları ve üyeleri konusunda muhafazakârlar içerisinde sıkı bir rekabet başlamıştır. Önümüzdeki dört yıl Mecliste etkin olacak Direniş Cephesinin ortaya çıkışı, bileşenleri, ilkeleri ve amaçlarını yakından incelemek yararlı olacaktır.

Direniş Cephesi, 2009 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri sonrası yaşanan ve Devrim Rehberi'nin “fitne” olarak nitelendirdiği protestolar, Nisan 2011’de İstihbarat Bakanı'nın istifası ve bu istifanın Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilmesine rağmen Devrim Rehberi’nin Bakan'ı göreve iadesi üzerine Cumhurbaşkanı ve Devrim Rehberi arasında yaşanan anlaşmazlıklar ve 10. hükûmetin içerisinde ortaya çıkan “sapkın akım” gibi bir dizi kritik gelişmenin sonucunda Temmuz 2011’de kurulduğunu duyurmuş ve İçişleri Bakanlığı tarafından 23 Eylül 2014 tarihinde onaylanarak resmiyet kazanmıştır.

Direniş Cephesinin Bileşenleri

Nisan 2011’de istifa eden İstihbarat Bakanı Haydar Muslihi’nin Cumhurbaşkanı Ahmedinejad tarafından istifasının kabul edilmesine rağmen Devrim Rehberi Hamenei’nin Muslihi’yi görevine iade etmesi üzerine Ahmedinejad’ın 11 gün eve kapanması, muhafazakâr blok içerisinde görüş ayrılıklarının belirginleşmesine neden olmuştur. Muhafazakâr çevrelerin bir kısmı Ahmedinejad’ın tepkisini Devrim Rehberi’nin talimatına başkaldırı olarak nitelemiştir. O zamana kadar Ahmedinejad’ın sıkı destekçisi olan Ayetullah Muhammed Taki Misbah Yezdi ve takipçileri bu olay karşısında Ahmedinejad ile aralarına mesafe koymaya başlamıştır. Ahmedinejad’ın başdanışmanı ve dünürü olan İsfendyar Rahim Meşşai’nin öncülüğünde 10. hükûmette etkili olmaya başlayan “sapkın akım”a karşı kesin bir duruş sergileyen Yezdi’nin siyasi düşünceleri etrafında bir araya gelen bileşenler yeni bir yapılanmaya gitmiştir. Böylelikle Direniş Cephesi 9 ve 10. hükûmetin içerisinde yer alıp bu akım ile aralarına mesafe koyan bakanlar ve diğer üst düzey yetkililerin yanı sıra 8. Dönem Meclisinde bulunan Devrim Fraksiyonunun bazı üyeleri ve Ammar Karargâhı olarak bilinen radikal unsurların teşkil ettiği bir siyasi oluşuma dönüşmüştür.

Direniş Cephesi; reformcu siyasi parti ve grupları Batıcı olmaları, dâhil olmadığı muhafazakâr grupları da Devrim Rehberi’ne sadık olmamalarıyla itham ederek kendisini Devrim Rehberi’nin en sadık takipçileri olarak görmektedir. 9. Dönem Meclis Seçimlerinde diğer muhafazakârlarla yollarını ayırarak seçimlere tek başına girmeye hazırlanırken yayımladığı seksen sayfalık bültende muhafazakârları sert bir dille eleştirmiştir. Yayımlanan bültende muhafazakâr grupları tek çatı altında toplamaya çalışan gölge adam lakaplı İmam Sadık Üniversitesi Rektörü Ayetullah Mehdevi Keni de dâhil birçok muhafazakâr siyasi aktör ve grubun karalanması geniş tepkilere neden olmuştur. Direniş Cephesi bu yaklaşımıyla Devrim ve Devrim Rehberi’nin en sadık bekçileri olduğu iddiasıyla sistem içerisinde kendine yer açmaya çalışmıştır.

Direniş Cephesinin Yapısı ve Üyeleri

İran’da cephe tarzı siyasi örgütlenmeler en az siyasi partiler kadar popülerdir. Cepheler, siyasi partiler gibi merkezî teşkilat ve şubelere sahip olmayıp genellikle Merkez Konsey tarafından yönetilir. Üyeleri siyasi partiler gibi kurumsal kimlik üzerinden değil gönüllü katılımcılardan oluşmaktadır.

Direniş Cephesi:

  • “2009 fitnesi”ne karşı sessiz kalanlarla yollarını ayıran,
     
  • “Sapkın akım” ile aralarına mesafe koyan,
     
  • Kalkınma Partisi (Rafsancani’nin politik çizgisini sürdüren parti) gibi batıl patilere ve din karşıtı reformculara müntesip olmayan,
     
  • İmam Humeyni’nin siyasi ilkelerine tam bir sadakat içerisinde olan herkesi kendi doğal üyesi olarak kabul eden bir yapılanmadır.
     

Kuruluşundan bugüne kadar Murtaza Ağa Tahrani’nin genel sekreterliğinde ve Ayetullah Misbah Yezdi’nin öğrencilerinden oluşan Direniş Cephesinin, 2016 yılında yenilenen Merkez Konseyinin önde gelen üyeleri Sadık Mahsuli (Genel Sekreter Vekili), Mecid Muttakifer (Sözcü), Emir Hüseyin Kadızade, Muhammed Süleymani, Nasrullah Pejmanfer, Fatma Aliya, Nasır Sekayi Bi Riya, Kasım Revan Bahş, Meysem Nili, Mir Haşim Musevi, Ali Hızriyan, Zühre Laciverdi, Ali Nadıri, Ali Rıza Asgariyan, ve Mecid Dustali’dir. Kamran Bakır Lenkerani, Ruhullah Hüseyniyan, Mahmud Nebeviyan, Zühre Tayyibzade ve Asgar Zarii çeşitli nedenlerden dolayı Merkez Konseyinde yer al(a)mamıştır. Bu şahısların Merkez Konseyde yer almamaları Direniş Cephesinin kan kaybı şeklinde yorumlanmaktadır.

Direniş Cephesinin Siyasi Anlayışı ve Amacı

Direniş Cephesi velayet çizgisinde siyaset yaptığını belirterek Ayetullah Humeyni ve Devrim Rehberi Hamenei’nin siyasi anlayışlarını merkeze aldığını ve önde gelen fakihlerin yol gösterici öğretilerini takip edeceklerini belirtmiştir.
Direniş Cephesi İslam Cumhuriyeti’nin ilkelerine bağlı Devrimci güçlerin boşluğa düşmemesi için destek verme ve onlara sorumluluklarını sürekli olarak hatırlatma amacında olduğunu belirtmiştir.

Direniş Cephesi Rafsancani (1989-1997) ve Hatemi (1997-2005) dönemlerinde uygulanan politikaların Devrim'i ilkelerinden uzaklaştırdığını ve İslami bir toplum yaratmak yerine Batı tarzı bir toplumun ortaya çıkmasına yol açtığını ileri sürmektedir. Ayetullah Misbah Yezdi en sert eleştirilerini Hatemi ve Rafsancani’ye yönelterek onları yaşanan bu durumdan sorumlu tutmaktadır.

Direniş Cephesinin dış politikaya yaklaşımını; İran’ın bölgesel yayılmacı politikalarının en kararlı savunucusu olmak, Nükleer Anlaşma’ya karşı en sert eleştirileri yöneltmek, Ruhani hükûmetinin imzaladığı FATF (Mali Eylem Görev Grubuna) üyeliğine ülkenin ekonomik ve mali sırlarını düşmanla paylaşmak anlamına geleceği gerekçesiyle karşı çıkmak gibi hususlar oluşturmaktadır.

Direniş Cephesinin Seçim Deneyimleri

Direniş Cephesi, 9. Dönem (2012-2016) Meclis Seçimlerine katılmış, desteklediği adaylardan 85’i meclise girmeye hak kazanmış fakat kazanan milletvekilleri muhafazakâr gruplarla ortak adaylar olduğundan Mecliste kendi adına kurduğu fraksiyonda ancak 40 milletvekili yer almıştır. Direniş Cephesinin Tahran’da aday gösterdiği 30 kişiden 16’sı Meclise girmeyi başarmıştır.

10. Dönem (2016-2020) Meclis Seçimlerinde ciddi kan kaybeden Direniş Cephesi ılımlı-reformcu koalisyonun Meclisteki çoğunluğu ele geçirmesi neticesinde ancak 24 sandalye elde edebilmiştir. Diğer muhafazakâr gruplarla ortak desteklediği 59 aday da Meclise girmeye hak kazanmıştır.

11. Dönem Meclisi, seçim sonuçları dikkate alındığında muhafazakârların özellikle Direniş Cephesinin yeniden yükselişe geçtiği görülmektedir. Akıl hocaları olan Ayetullah Misbah Yezdi, 11. Dönem Meclis Seçimleriyle eş zamanlı düzenlenen Uzmanlar Meclisi Ara Dönem Seçimlerinde Meşhed’den seçimi kazanmıştır. Böylelikle Direniş Cephesi hem Mecliste hem de Uzmanlar Meclisinde etkili bir şekilde varlık gösterme fırsatı elde etmiştir.

Direniş Cephesinin 2013 ve 2017 Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde desteklediği Said Celili ve İbrahim Reisi rakipleri Hasan Ruhani karşısında seçimi kaybetmiştir.

Yeni Dönemde Direniş Cephesine İlişkin Projeksiyonlar

Direniş Cephesi diğer muhafazakâr gruplarla oluşturduğu Devrim Fraksiyonu çerçevesinde 11. Dönem Meclisi yasama faaliyetlerine başlamadan önce meclis başkanını, başkanlık divanı üyelerini ve komisyon başkanları ve üyelerini belirlemek üzere çalışmalarına başlamıştır.

  • Yürütülen ortak çalışmalar neticesinde Direniş Cephesi meclis başkanlığı için aday göstermeme kararı almıştır.
     
  • Direniş Cephesi'nin, Hizmet Cephesi ile yakınlığı dolayısıyla bu grubun meclis başkan adayı olan Hamid Rıza Hacı Babai’yi Muhammed Bakır Kalibaf’a karşı destekleme olasılığı oldukça yüksektir.
     
  • Direniş Cephesi meclis başkanlığından feragat etmesi karşılığında daha önce varlık gösterdiği Milli Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu başkanlığı başta olmak üzere bazı komisyonların başkanlığına talip olacaktır.
     
  • 2021 Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde muhafazakâr bir adayın cumhurbaşkanı olacağına kesin gözüyle bakılmaktadır. Bu yüzden Direniş Cephesi ve Hizmet Cephesi iş birliği içerisinde cumhurbaşkanının kendilerine yakın biri olması için yoğun çaba sarf edeceklerdir. Her ne kadar şimdiden Ahmedinejad’ın ismi Reisi ile adaylar arasında geçiyor olsa da Anayasayı Koruyucular Konseyinin Ahmedinejad’ı daha önce olduğu gibi veto etmesi yüksek bir ihtimaldir.
     
  • Ruhani hükûmetine 2013’ten bu yana mecliste en sert muhalefeti Direniş Cephesi sergilemiştir. Ruhani’nin görev süresinin bitimine bir yıl kala Direniş Cephesinin Mecliste yeniden güç kazanması önümüzdeki süreçte hükûmet ile Meclis arasında da zorlu bir sürecin olacağının habercisidir.
     
  • Direniş Cephesinin 2017 Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde desteklediği İbrahim Reisi’nin, Devrim Rehberi Hamenei tarafından Yargı Erki başkanlığına atanmasından birkaç gün sonra Uzmanlar Meclisi başkan vekilliğine de seçilmesi, sonraki Devrim Rehberi için de sıkça ismi geçen Reisi üzerine spekülasyonların artmasına neden olmuştur. Reisi’yi destekleyen din adamlarından Ayetullah Misbah Yezdi’nin de Uzmanlar Meclisine girmiş olması ve olası bir başkanlık seçiminde Ayetullah Ahmed Cenneti’nin yerine Uzmanlar Meclisi başkanı seçilmesi de ihtimal dâhilindedir. Tüm bu olasılıklar Reisi’nin 2021 Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde olduğu kadar Devrim Rehberi olma şansını da artıracaktır.

İran, 11. Dönem Meclisi, Muhafazakârlar, Direniş Cephesi, Meclis Başkanlığı

Ayasofya Kararının İran Kamuoyundaki Yankıları

Mehmet Koç

Ayasofya’nın müzeden camiye dönüştürülmesine yönelik karar çeşitli dinamiklerden oluşan İran kamuoyunda farklı tepkilere neden olmuştur.

Hamenei’nin Genç ve Hizbullahi İktidar Mesajı Ne Anlama Geliyor?

Mehmet Koç

Hamenei’nin genç ve Hizbullahi iktidardan kastı; kendisinin belirlemiş olduğu politikaları esas alarak ülkeyi yöneten ve kendisine rağmen politika geliştirmeye kalkışmayan bir yönetimdir.