Kaçar İran’ında Siyaset ve Düşünce

10.06.2020
Turgay Şafak Koordinatör, Toplum ve Kültür

Kaçar İran’ında Siyaset ve Düşünce

Gulam Hüseyin Zergerinejad, Endişe ve Siyaset der İran-ı Kacar (I-II), Nigaristan-ı Endişe, 1398/2019, 1.204 sayfa

ISBN: 978-6008273998

 

Tahran Üniversitesi Tarih Bölümü emekli hocalarından olan Gulam Hüseyin Zergerinejad son yıllarda özellikle Kaçar Dönemi siyaset düşüncesi hakkında çeşitli çalışmalara imza atmıştır. Daha önce “Heft Risale-i Siyasi-yi Asr-ı Kacar”, “Resail-i Meşrutiyet, Siyasetname-ha-yi Asr-ı Kacar” başlıklı çalışmaları olan Zergerinejad, Kaçar Dönemi telif edilmiş olan siyasetname, nasihatname ve siyasi layihaların çoğunu bir araya getirmiş ve incelemiştir.

Prof. Zergerinejad bu çalışmasında Kaçar Dönemi’nde reform düşüncesi ile faaliyet göstermiş ve devlet adamları, nasihatname yazarları, ulema ve aydınlar hakkında kapsamlı bir inceleme ortaya koymuştur. Çalışmasını Abbas Mirza ile başlatıp Meşrutiyet ile sonlandırmıştır. Buna göre bu kitapta yaklaşık 100 yıllık İran düşünce tarihini farklı yönleriyle görmek mümkün olacaktır. Kitabın girişinde yer alan "İran Tarihinde Toplumsal ve Siyasi Kalkınmanın Önündeki Bazı Engellere Giriş" başlıklı mukaddimede Sasani sonrası Kaçarlara kadar İran coğrafyasında hâkim olan hanedanlar ve sosyal yapılarda yaşanan değişimlerden bahseden yazar, Kaçarlar Dönemi’nde ortaya çıkan üç ana düşünce akımının etkili olduğuna dikkat çekmektedir. Bunlar terakki yanlısı aydınlar, yazarın felsefi düşünce açısından çok zayıf gördüğü nasihatname yazarları ve üçüncü olarak müçtehitler ve ulemadır. Kitap bu üç grubun düşünceleri hakkındadır.

Dört ana bölümden oluşan kitabın başlıkları şu şekildedir:

  1. Islahatçı Devlet Adamları
  2. Kaçar Dönemi Nasihatname Yazıcıları
  3. Kaçar Dönemi Ulemasının Siyasi Düşünceleri
  4. Nasıreddin Şah Dönemi Münevverleri ve Terakki Taraftarları

Islahatçı Devlet Adamları bölümünde terakki yolunda çaba gösteren devlet adamlarından ve bu yolda gösterdikleri çabalardan bahsedilmektedir. Bu bölümde Tebriz'de veliaht olarak bulunan Abbas Mirza ve vezirler Mirza Büzürg-i Ferahan (Kaimmakam-ı Ferahani'nin babası) ile Emir-i Kebir'in ıslah çalışmaları ele alınmıştır. Abbas Mirza’nın attığı adımlar ayrıntılı olarak incelenmiş, terakki fikrinin Osmanlı’da olduğu gibi öncelikle askerî alanda kendisini gösterdiği ifade edilmiştir. Askerî alanda yapılacak yenilikler toplumsal ve siyasi değişimlerin kaynağı olarak görülmüştür. Abbas Mirza’nın öne çıkan özelliklerinden birisi olarak hükûmet etme yönteminde halkın huzuru ve rızasına önem vermesinden bahseden müellif, bu özelliğin İran tarihi boyunca ender rastlanan bir özellik olduğunu iddia etmektedir. Abbas Mirza’nın terakki için yapmış olduğu ıslahatların en önemlileri vakıf ve devlet arazilerinin birbirinden ayrılması ve Batı’ya öğrenci gönderilmesi gibi bazı adımlar sayılabilir. Bir başka özelliği de daha sonra Cemaleddin Afgani ve diğer aydınlar tarafından temellendirilmiş olan İttihad-ı İslam düşüncesini ortaya koyan ilk kişilerden biri olmasıdır. Yazara göre Abbas Mirza konuya Rusya’ya karşı ittifak oluşturma düşüncesinin ötesinde Müslümanların geri kalmışlıktan ve çöküşten kurtulmalarının en önemli yolu olarak görüyordu. Abbas Mirza’nın başkent Tahran’daki Feth Ali Şah’ı da bu konuda ikna etmiş olduğu Şah’ın Bab-ı Ali’ye yazdığı mektuplardan anlaşılmaktadır.

Kitabın ilk bölümünde bahsedilen ikinci devlet adamı Mirza Büzürg Ferahani’dir. Yazar Mirza Büzürg’ün İran’daki terakki düşüncesinin kurucusu ve Abbas Mirza’nın en büyük destekçisi olduğu, Nizam-ı Cedid’in temellerini attığı ve Ruslara karşı yapılan savaşlarda halkın kırılan millî gururunu yeniden kazanması için çalışmalar yaptığını iddia etmiştir. Mirza Büzürg’ün faaliyetleri içinde en önemlilerinden birisi şüphesiz Rus saldırılarına karşı dönemin müçtehitlerine temsilci göndererek cihat fetvaları vermesini talep etmesi ve fetvaları şerh ederek bir araya getirmesidir.

İlk bölümde yer alan üçüncü devlet adamı, Kaçarlar Dönemi’nde atılan terakki adımlarında imzası olan Mirza Taki Han Emir-i Kebir’dir. Kendisinden önce terakki atılımlarını başlatan Abbas Mirza ve Mirza Büzürg’ün izinden giden Emir-i Kebir öncekilerin daha çok askerî sahada yaptıkları kalkınma adımlarını siyasi, iktisadi ve kültürel sahada da atmak istiyordu. Emir, merkezi yönetimin güçlenmesi yönünde adımlar atmış, aşiretlerden oluşan askerî birlikler kurmuş ve bu sayede ülkede güvenliğini sağlamıştır. Diğer taraftan yerli üretimi teşvik ederek yabancı malların girişini azaltmak için çalışmalar yapmıştır. Muktedir bir saltanat, kanun ve adaletle halkın hukukun tahakkuk edilmesi, muktedir bir saltanat ile siyasi ve iktisadi istiklalin muhafazası, millet-devlet birlikteliği ile ülkede güçlü bir askerî yapı oluşturma ve ülkenin toprak bütünlüğünün korunması Emir-i Kebir’in siyaset düşüncesinin temelleri olarak sayılabilir.

Mirza Taki Han-ı Emir-i Kebir yaptığı reformlar yüzünden düşmanlar kazanmış, Şah’ın nezdinde kendisi hakkında asılsız iddialarda bulunulmuş ve Şah’ın emriyle Kaşan’da hapsedilip öldürülmüştür. Yazar daha sonra Nasıreddin Şah’ın kurmuş olduğu “Şûra-yı Devlet”, “Meclis-i Maslahat-hane”, “Divan-hane-i Adalet”, “Divan-ı Mezalim” gibi kurumlardan bahsetmiştir.

Bu dönemin bir diğer önemli terakkiperver veziri olan Mirza Sipehsalar da kurumsal anlamda yenilikler yapmıştır. Şah tekrar Sadaret makamını ihdas ederek Mirza Hüseyin Han-ı Sipehsalara atamıştır. Bu dönem tesis edilen kurumlar ise “Meclis-i Derbar-ı A’zam” ve “Tanzimat-ı Hasene” olarak sayılabilir.

Kitabın ikinci bölümü “Kaçar Dönemi Nasihatname/Enderzname Yazıcıları” başlığını taşımaktadır. Bu bölümde kısaca nasihatname yazımından bahsettikten sonra Kaçarlar Dönemi’nde telif edilmiş olan nasihatnameler ayrıntılı olarak incelenmiştir. Yazar öncelikle Safevi Dönemi’nde Muhakkık-ı Sebzivari’nin kaleme aldığı “Ravzatü’l envâr-ı Abbasi” adlı nasihatnameden bahsederek Kaçarlar Dönemi ile arasındaki ilişkiyi ortaya koymaya çalışmıştır. Kaçarlar saltanatı boyunca kaleme alınan bu siyasi nasihatnameler arasında siyaset ve devlet yönetimi açısından birbirinden farklı yaklaşımlar söz konusudur. Müellif toplamda 12 siyasi nasihatnameyi içerikleri açısından değerlendirmiştir. Bu bölümde bahsi geçen eserlerden bazıları şunlardır:

Seyyid Cafer Keşfi-yi Darabi’nin “Mîzânü’l mülûk ve Tuhfetü’l Mülûk”, Rüstemü’l-hükemâ’lakaplı Muhammed Haşim Asıf’ın “Kânûnu’s-saltana, Şemsü’l envâr, Risale-i Dastan-ı Sual ve Cevab-ı Hekimâne”, Esedullah b. Abdulğafur Ağayi Şehr-hasti Mazenderani’nin “Hasâilü’l mülûk”, Nasrullah Demavendi’nin “Tuhfetü’l nâsıriyye fi ma’rife-i İlâhiyye”, Mirza Musa b. Rıza Saveci’nin, “Siyaset-i Mudun”, Muhammed Ali Tabatabai (Hekim Zü-fünûn)’un “Şerh-i Ceng-i Şîr ü Fil (Edeb-i Vüzera)”, Muhammed Ali Kirmanşahi’nin “Ahkamü’l mudun”, Mirza Muhammed Naini’nin “Risale-i vücub-i Saltanat- Nasirüddin Şah”, Mirza Kadı Muhammed b. Ca’fer Ser-yezdi Zü’r-riyâseteyn’in “Risale der vücûb-i Duâ-yı Şah”, Hüseyin b. Mahmud el-Musevi’nin “Der Ta’rif-i teşkil-i Millet-i Mütemeddine”.

Çalışmanın üçüncü bölümü “Kaçar Dönemi Ulemasının Siyasi Düşünceleri” başlığını taşımaktadır. Kaçar Devleti’nin merkezi otoritesinin artması ulema için toplumsal ve dinî açıdan güven verici bir gelişmeydi. Kaçar şahları da Şiilik konusunda taassup sahibi olmaları ve meşruiyet elde etmek istemeleri sebebiyle ulemaya yakın ilgi göstermiş ve onları desteklemişlerdir. Yazar daha sonra ulema ile devlet yönetimi arasında iş birliği için bazı zorunlulukların ve tezatların olduğuna dikkat çekmiştir. Başlıklar hâlinde zikretmek gerekirse iş birliği için ana konular şunlardır:

  • Devletin toplum emniyetini temin etme zorunluluğu.
  • Sınırların yabancı saldırılara karşı savunma zorunluluğu.
  • Kaçar Hanedanı’nın Ahbari veya Sufiyye gibi grupların tesiri altına girmesi korkusu.
  • Kaçar Hanedanı’nın dinî merkezlerin yapımına destek vermesi ve ulemayı maddi olarak desteklemesi.

Ulema ve Kaçar şahları arasında iş birliği imkânları kadar tezatlar da bulunmaktaydı. Hatta devletin ulemaya sağladığı maddi destekler ve imkânlar da bazı dönemlerde bu tezatları ortadan kaldıramadı. Kaçar Devleti’nin tesisi sonrası Feth Ali Şah’ın ölümüne kadar görünürdeki iş birliği, Muhammed Şah ve Nasıreddin Şah dönemlerinde zayıflamış ve tezatlar daha da belirginleşmiştir. Müellif tezatları iki ana başlık altında incelemiştir:

  • Masumlarca yönetilmeyen diğer devletlerde olduğu gibi Kaçar Devleti’nin gasıp bir devlet olduğu düşüncesi Şii ulemanın geleneksel görüşü olup Kaçar Devleti’ni de bu devletlerden biri olarak görmeleri.
  • Kaçar Devleti’nin şiddet ve kılıç zoruyla halk üzerinde hâkimiyet kurmuş olmaları.

Kaçarların tesisinden Meşrutiyet yıllarına kadar ulema içinde siyasi görüşlerini beyan etmiş olan isimlerden şu kişilere yer verilmiştir: Mirza-yi Kummi, Şeyh Cafer b. Yahya (Kaşifülgıta), Molla Ahmed Neraki, Seyyid Muhammed Bakır b. Taki Şifti, Şeyh Muhammed Hasan Necefi, Şeyh Murtaza Ensari, Muhammed Hüseyin Mirza-yı Şirazi, Seyyid Cemaleddin Esedabadi/Afgani, Ebulhasan Şeyhürreis, Muhammed Refi’-i Tabatabai-yi Tebrizi (Nizamü’l-ulema).

“Nasıreddin Şah Dönemi Münevverleri ve Terakki Taraftarları” başlığını taşıyan dördüncü bölüm kitabın ikinci cildinde incelenmiştir. Bu bölümde İranlı aydınların devlet ve siyaset hakkındaki görüşleri ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Yazarın iddiasına göre Nasıreddin Şah Dönemi’nde siyasi içerikli kaleme alınan risale, layiha ve kitapların çoğunluğu Şah’a gönderilmiş ve Şah tarafından incelenmiştir. İran’ın hiçbir döneminde kültürel, siyasi, iktisadi ve toplumsal sorunlar hakkında kemiyet ve hatta keyfiyet açısından bu kadar fazla telif ortaya konmamıştır. Bunun en önemli sebepleri arasında Şah’ın bizzat alakadar olması, bazen sipariş vermesi ve eser telif eden münevverlerin ülkenin gidişatı hakkında sorumluluk hissi duymasıdır. Bu dönem yapılan tartışmaların tamamı toplumsal ve siyasi problemlere çözüm bulunması yönünde yapılan çalışmalar olup herhangi bir teorik bakış açısına sahip değildir.

Müellif, Nasıreddin Şah Dönemi’nde telif edilen yaklaşık 100 risale içinden daha tanınmış ve yazıldığı dönemde daha etkili olanları seçerek incelemiştir. Bu bölümde incelenen ilk risale müellifi bilinmeyen “Şehr-i Uyûb ve İlâc-ı Nevâkıs-ı Memleketi-yi İran” adlı 1858 yılında telif edildiği tahmin edilen eserdir. Risalede Şah’ın görevleri, saltanat kuralları ile şeriat ahkamının birbirinden ayrılması, Daru’ş-şûra’nın tesis edilmesi ve maliye işlerinin düzene sokulması gibi konulardan bahsedilmektedir.

Bu bölümde bahsedilen önemli isimlerden biri olan Feth Ali Ahundzade daha çok alfabe değişikliğinin gerekliliği, Arap ve Türk karşıtlığı, İslam öncesi İran’ını yüceltmesi ve İslam’ın İran’ı geri bıraktığı gibi görüşleri ile tanınmaktadır. Müellif, Ahundzade’yi çeşitli yönleri ile ele almış ve tenkit etmiştir.

Dönemin önemli aydınlarından bir diğeri olan Malkum Han eserde bahsedilen bir diğer isimdir. Alfabe değişikliği hususunda Ahundzade ile hemfikir olan Malkum Han devletin yeniden yapılandırılması için çeşitli öneriler sunmuş, Batılı şirketlerin imtiyaz verilerek İran’a davet edilmesi gerektiğini savunmuştur. İktisadi, toplumsal, siyasal ve yönetim alanında yapılacak ıslahatlar hakkında çeşitli risaleler yapmış olan Malkum Han’ın görüşleri incelenmiş ve “Usûl Risalesi”nin tam metni bölüm sonuna eklenmiştir.

Nasıreddin Şah Dönemi’nde üzerinde en çok durulan konuların başında gelen kanun mevzusuna en çok vurgu yapan isim şüphesiz Mirza Yusuf Han Müsteşarüddevle’dir. Rusya ve Fransa’da çeşitli devlet görevlerinde bulunmuştur. Avrupa ülkelerinin kalkınma, iktidar ve düzeninin kanundan kaynaklandığına inanmaktaydı. Müellif bu bölümde Müsteşarüddevle’nin “Yek Kelime” adlı eseri üzerinden fikirlerini incelemiştir.

Kitapta düşüncelerine yer verilen diğer isimler Ebu Talib Behbehani kanuna vurgu yapmakta, Alibahş-ı Kaçar diğer aydınların tersine Batılılaşmayı eleştirmekte, Mirza Abdürrahim Talibof İran’ın kültürel olarak geri kalmışlık, hurafelerin baskın olması, ahlaki çöküntü ve siyasi, iktisadi ve toplumsal bilinçsizliği İran’ın çöküşünün sebepleri olarak görmektedir.

Kitapta son olarak adı bilinmeyen, yazdığı risalede kendisini “Han-ı Hanan” olarak tanıtan bir müellifin yazar tarafından “Risale der Islah-ı Umûr" adlı eserinden bahsetmiştir. Müellif risalede muhtelif hükûmet modellerinden bahsetmiş ve İran için uygun olan modelin taslağını ortaya koymuştur.

“Kaçar İran’ında Siyaset ve Düşünce” adlı eser İran’da bir asır boyunca yaşanan siyasi tartışmaları devlet adamları, ulema ve münevverlerin bakış açıları ile göstermesi bakımından önem taşımaktadır.

1398 Yılında İran’da En Çok Hangi Kitaplar Okundu?

Turgay Şafak

İran’da geçtiğimiz yıl en çok okunan kitaplar arasında yerli yazarların edebi eserleri tercih edilirken çeviri eserlerde popüler edebiyat ve kişisel gelişim kitapları tercih edilmiştir.

Muhammed Musaddık ve İran Petrolünün Millîleştirilmesi

Turgay Şafak

Musaddık'ı indiren darbe İran'da İngiliz hâkimiyetine son vermiş ancak bu defa da ABD hâkimiyetini başlatmıştır.