Körfez'de Üçlü Tatbikatın Jeopolitik Yansımaları

Hadi Atay Koordinatör, Güvenlik Çalışmaları

Üçlü tatbikat, içeride rejim karşıtı kitlesel hareketler ve dışarıda ABD'nin İran'a uyguladığı maksimum baskı politikası karşısında sarsılan Velayet-i Fakih rejimine bir can simidi sunabilir.

İran, Rusya ve Çin 27 Aralık'ta Umman Körfezi ve Hint Okyanusu'nun kuzey kesiminde 4 gün sürmesi planlanan ortak bir askerî tatbikata başladı. Deniz Güvenlik Kemeri Tatbikatı’nın ABD’nin İran üzerindeki maksimum baskı politikası, Çin'e karşı silah olarak kullandığı "gümrük savaşları" ve Rusya'yla yaşadığı füze gerginliğinin tırmandığı bir dönemde gerçekleşmesi, farklı okumalara tabi tutulabilir.

Umman Körfezi’nde Suudi, Japon ve Danimarka petrol tankerleri de dâhil olmak üzere uluslararası ticari gemilere karşı düzenlenen sabotaj saldırılarının ardından ABD, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliği için bir deniz koalisyonunun kurulmasını önermişti. ABD, İran Devrim Muhafızları Ordusunun sabotaj saldırılarındaki rolüyle ilgili bazı belgeler yayımlamasına rağmen Tahran suçlamaları reddetti. Ancak hem Washington hem de Riyad, geçtiğimiz eylül ayında Suudi petrol tesislerine düzenlenen saldırıdan Tahran'daki en üst siyasi-askerî liderlik kadrosunu sorumlu tutuyor.

 ABD Deniz Kuvvetleri Sekreteri Vekili Thomas Modly, Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nda ve Orta Doğu'nun başka yerlerinde "kışkırtıcı eylemler" gerçekleştirebileceğini öne sürdü. Modly, “İran'ın çevresindeki sular uluslararası gerilimlerin merkezi hâline geldi.” şeklinde konuştu. Washington'un bu uyarısının, Rus ve Çin donanmalarının üçlü tatbikatı başlatmak üzere İran'ın Çabahar Limanı’na yanaşmaları ile eş zamanlı olması dikkatleri çekti.

ABD, deniz tatbikatından duyduğu endişeyi dile getirse de Rus Donanması; Baltık filosu bir firkateyn, bir petrol tankeri ve bir kurtarma römorkörü olmak üzere üç savaş gemisini Umman Körfezi'ne gönderdi. Deniz tatbikatına güdümlü füze destroyeri gönderen Çin de geleneksel olarak bölgeye karışmaktan kaçınma politikasından ayrılarak Körfez'deki satranç oyununa girmeye karar vermiş görünüyor. Ayrıca Moskova ve Pekin, Washington'un endişelerini göz ardı ederek nisan ayında ABD tarafından "terör örgütü" olarak sınıflandırılan Devrim Muhafızları Ordusu Donanmasının (NEDSA) üçlü tatbikatta gövde gösterisi yapmasına izin vermişti.

Ortak deniz tatbikatı ile üç ülke donanması arasındaki iş birliğinin derinleştirilmesinin amaçlandığını belirten Çin Savunma Bakanı Wu Qian, bu tatbikatın uluslararası hukuka ve uygulamalarına uygun bir şekilde gerçekleşeceğini ifade etti. Wu Qian, Reuters'e yaptığı açıklamada, tatbikat ile bölgesel sorunlar arasında bir paralellik kurulmasına gerek olmadığı görüşünü dile getirdi.

Tahran'dan Dünyaya Mesaj: "İran Tecrit Edilemez"

Rusya ve Çin'in Deniz Güvenlik Kemeri Tatbikatı’na ilişkin açıklamaları temkinli olmakla birlikte İran üst perdeden konuşarak tatbikatı dünyaya bir "mesaj" olarak lanse etti.

İranlı Tuğamiral Gulam Rıza Tahani, devlet televizyonuna verdiği demeçte tatbikatla "İran'ın tecrit edilemez" olduğunu dünyaya göstermeyi amaçladıklarını ifade etti.

Ayrıca İran devlet propaganda aygıtı, Rus ve Çin medyasında büyük ölçüde göz ardı edilen tatbikata yayınlarında geniş yer vererek “muazzam bir başarı" imajını oluşturmaya çalışıyor. İran'ın uluslararası propaganda kanalı Press TV başta olmak üzere tüm devlet destekli yayın kuruluşları, özellikle NEDSA’nın askerî kapasitesinin Ruslar ve Çinlilere eşdeğer olduğunu kaydederek büyük güçlerin İran'a ihtiyaç duyduğunu ve Tahran'ın oyun kurucu bir pozisyonda bulunduğu temalarını işledi. Tatbikatta yer alan İran donanması komutanı ise "Bu güçlere ev sahipliği yapıyor olmamız ilişkilerimizin önemli bir noktaya ulaştığını ve bunun uluslararası bir etki yaratabileceğini gösteriyor." şeklinde konuştu.

İran'ın güneydoğu kıyılarındaki stratejik askerî bölgeye gelen bir Rus savaş gemisinin görüntülerini yayınlayan İran Haber Kanalı ise üç ülkeyi "denizde yeni güç üçgeni" olarak nitelendirdi.

Körfez’de Yeni Güvenlik Mimarisi Arayışı ve “Hürmüz Barış Girişimi”

Orta Doğu politikasında belirsizlik unsuru öne çıksa da Trump yönetimi altındaki ABD, Körfez'deki askerî varlığını artırıyor. Tek taraflı askerî kapasitesini arttırma yoluna giden ABD, Umman Körfezi'ndeki sabotaj saldırılarının ardından çok taraflı bir Uluslararası Deniz Güvenliği Koalisyonu (INMC) kurma girişimini açıklayarak İngiltere ve Almanya dâhil olmak üzere diğer devletlere de bu koalisyona katılma çağrısında bulundu. ABD bu koalisyona büyük katılım sağlayamasa da INMC girişimi, kasım ayında Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere eşlik etmeyi amaçlayan Sentinel Harekâtı adlı bir deniz görevi yürütmüştü.

Bugüne kadar Suudi Arabistan, BAE, İngiltere, Avustralya ve Bahreyn'in desteğini alan INMC girişimine karşı çıkan İran, Dışişleri Bakanı Zarif'in uzun zamandır dillendirdiği yeni bir güvenlik mimarisi gerekliliğini bölgesel ve uluslararası platformlarda gündeme taşıdı. İran Cumhurbaşkanı Ruhani de Birleşmiş Milletlerin 74. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, İran'ın hazırladığı yeni güvenlik konseptinin hedefinin Körfez'e kıyısı olan ülkelerin sulh, istikrar ve refah seviyesinin yükselmesi ve Körfez devletleri arasında karşılıklı anlayış ve dostane ilişkilerin gelişmesi olduğunu belirtmişti.

Tahran, önerdiği yeni güvenlik mimarisinin uluslararası hukuka uygun olduğunun altını çizerek uluslararası camianın desteğini almak istiyor. İran ve Umman karasularına dâhil olan Hürmüz Boğazı'nın uluslararası sular statüsünde olmadığını ve sadece "zararsız geçiş" için uluslararası deniz taşımacılığına açık olduğunu ifade eden Tahran, Körfez'de deniz hâkimiyeti kuran ABD'nin zararsız geçişe aykırı davrandığını ve dolaysısıyla Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Konvansiyonu'nu ihlal ettiğini ileri sürüyor.

Bu kapsamda, mevcut Körfez güvenlik mimarisini eleştiren Tahran, bir taraftan Umman'la yakın temaslarını sürdürmekte diğer taraftan Rusya ve Çin gibi küresel aktörlerin desteğini alarak kısaltması UMUT (HOPE-Hormuz Peace Endeavor) olan Hürmüz Barış Girişimi'ni kurmaya çalışmaktadır. Deniz Güvenlik Kemeri'nin gerçekleşmesiyle birlikte Tahran'ın bu çabasında kısmen başarılı olduğu söylenebilir. Nitekim bundan önce de Tahran'ın en güçlü müttefiki olan Moskova, İran’ın Körfez’in güvenliği için hazırladığı planını olumlu karşıladığını ifade etmişti. Geçtiğimiz eylül ayında konuyla ilgili konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Orta Doğu Özel Temsilcisi Mihail Bogdanov, İran'ın UMUT girişiminin "birçok konuda Rusya'nın bölgenin kolektif güvenliğini amaçlayan planına uyduğunu” dile getirmişti.

Sonuç

Deniz Güvenlik Kemeri Tatbikatı kapsamı ve niteliği açısından dikkate alındığında çok önemli bir tatbikat olmayabilir. Ancak İran, Rusya ve Çin'in Umman Körfezi'nde bir araya gelmelerinin uluslararası kamuoyuna bir mesaj gönderdiği ifade edilebilir. Titizlikle işledikleri bu zımni mesajla Moskova ve Pekin, ABD'nin tek taraflı yaptırım gücüne maruz kalan Tahran'a desteklerini gösterdi. Ancak bu mesajın, ABD'nin İran'a karşı düzenleyeceği potansiyel bir saldırı karşısında iki Avrasya gücünün doğrudan İran'ın yanında duracağı anlamına geldiği söylenemez.

Özellikle ülke çapında eşi görülmemiş bir rejim karşıtı protestolarla karşı karşıya kalan Tahran'ın sivil protestoculara karşı uyguladığı orantısız güçten dolayı uluslararası kınamaların hedefi hâline geldiği bir dönemde, BM Güvenlik Konseyinin iki daimî üyesinin tatbikata katılması, Tahran'a içeride ve dışarıda meşruiyet sağlamaktadır.

Son tahlilde Tahran, ekonomik olarak izole edilse de siyasi ve askerî açıdan tecrit edilmeyeceğini göstermek istiyor. Bu askerî tatbikat Rusya ve Çin'in bekası için gerekli olmadığı hâlde içeride rejim karşıtı kitlesel hareketler ve dışarıda ABD'nin İran'a uyguladığı maksimum baskı politikası karşısında sarsılan Velayet-i Fakih rejimine bir can simidi sunabilir.

Deniz Güvenlik Kemeri, İran, Rusya, Çin, Körfez Güvenliği

İsrail’in İran’a Yönelik Asimetrik Savaşı ve İran’ın Muhtemel Tepkileri

Hadi Atay

İran’ın en önemli nükleer yakıt üretim merkezlerinden biri olan Natanz Nükleer Tesisi’nde meydana gelen patlama, İsrail’in bu ülkeye yönelik olarak yürüttüğü asimetrik savaşın son örneği olarak görülüyor.

İran'ın Çift Başlı Askeri Sisteminde Çatlak İşaretleri

Hadi Atay

Tuğamiral Seyyari ve Eski Deniz Albay Samedi’nin açıklamaları, devletin Devrim Muhafızları’na ayrıcalık tanıyan yaklaşımından ve orduya karşı sergilediği ayrımcılıktan doğan rahatsızlığın ordu saflarında kritik biçimde artışının önemli bir belirtisi.