Koronavirüs Salgınında İbadethanelerin ve Dinî Mekânların Durumu

Salgın tehlikesinin henüz ortadan kalkmadığı bir ortamda ibadethanelerin açılması kararı koronavirüsle ilgili vakaların yeniden artması riskini taşımaktadır.

İran'da ilk vakaların görüldüğü 19 Şubat'tan itibaren koronavirüs salgını ülkede başta Tahran, Kum, Meşhed ve Gilan şehirleri olmak üzere hızla yayıldı. Salgının süratle bütün ülkeye sirayet etmesi, her gün binlerce kişiyi bir araya getiren ve bundan dolayı salgının yayılmasında hızlandırıcı etkiye sahip olan ibadethanelerin ve dinî mekânların açık kalıp kalmayacağı konusunu da tartışmaya açtı. Hükûmet koronavirüs salgınının yayılmaya başladığı ilk dönemlerde, vakaların yoğun görüldüğü Kum şehrinde bulunan Masume Türbesi ve Camkeran Camii gibi dinî mekânların kapatılmasına direndi. Fakat daha sonra 7 Mart 2020 tarihinde alınan kararla ibadet yerlerinde cemaat hâlinde namaz kılınmasının yasaklandığı duyurularak ibadethanelerin yalnızca namaz vakitlerinde yarım saat süreyle açık kalması kararı alındı. Ülkede vakaların artmaya devam etmesi bazı bölgelerde ibadethanelerin doğrudan kapatılması konusunu da gündeme getirdi. Bu doğrultuda salgın vakalarının görülme sıklığına göre beyaz, sarı ve kırmızı olmak üzere üç renk kategorisine ayrılan şehirler içinden tehlike düzeyinin en az olduğu beyaz renk kategorisindeki şehirler hariç bütün şehirlerde ibadethanelerin ikinci bir duyuruya kadar kapatılması uygulamasına geçildi.

İçerisinde bulunduğumuz Ramazan ayı İran'daki dinî mekânların durumunun ne olacağı sorusunu yeniden gündeme getirdi. Bunun nedeni Ramazan ayında ibadetlerin toplu hâlde eda edilmesini gerektiren dinî özel günlerin yer alıyor olmasıdır. Bunlardan biri Kadir Gecesi ve Ramazan'ın ertesinde cemaat hâlinde kılınması gereken bayram namazıdır. İran'da da diğer Müslüman ülkelerde olduğu gibi Kadir Gecesinin hangi gece olduğunun saklandığına ve bu kutsal gecenin birden çok gece içinde aranması gerektiğine inanılmaktadır. Ramazan ayının 21. gecesi Kadir Gecesi olma ihtimalinin yüksek olduğu zaman diliminden biridir. Bu gecenin aynı zamanda Hz. Ali'nin şehit edildiği güne denk gelmesi bahsedilen gecenin önemini artırmaktadır. Bugün inananlar camilerde toplanarak Kur'an okur, dua ederek kutsal saydıkları geceyi ihya etmeye çalışırlar. Meddah denen kişiler bir araya gelen insanları okudukları mersiye ve ağıtlarla Hz. Ali'nin şehadeti nedeniyle yas tutmaya özendirirler. Ramazanın 23. gecesinin de Kadir gecesi olabileceğine dair dinî literatürde birçok rivayet bulunduğundan bu gece de insanların dinî mekânlara gidip ibadet için bir araya geldikleri günlerden biridir.

Korona ile Mücadele Kurulunun 13 Mayıs Çarşamba günkü toplantısında Kadir Gecesi programlarının düzenlenmesi, Ramazan Bayramı namazının kılınması, kutsal mekânların açılması konuları ele alındı. Toplantıda camilerin hastalık vakalarının yoğun olduğu bölgelerde dahi gece saat 12 ila 2 arası Kadir Gecesi programlarına mahsus olmak üzere açılmasına karar verildi. Alınan kararları açıklayan Sağlık Bakanı Said Nemeki, uygulanacak sağlık protokolleri gereğince Kadir Gecesi programı için camilere gidecek olan vatandaşların kendi seccadelerini ve mühürlerini yanında götürmeleri ve mutlaka maske ve eldiven takarak ibadethanelere gelmelerini istedi. Ayrıca Nemeki, meddahların katılımıyla cami cemaatlerinin kalabalıklaşması durumunda Kadir Gecesi programlarının spor salonları gibi daha geniş alana sahip mekânlarda icra edilmesi gerekliliğinden bahsetti.

13 Mayıs günü alınan kararda camiler haricinde Meşhed'de İmam Rıza Türbesi, Kum'da Masume Türbesi, Şiraz'da Şahçerağ Türbesi ve Rey'de Abdulazim Türbesi gibi camilerin; dinî mekânların Kadir Gecesine ev sahipliği yapmasına dair kararın kapsamında yer almaması dikkatleri çekti. Vakıf statüsünde olan söz konusu dinî mekânların mütevelli heyetinde bulunan üyeler toplantıda yer alarak bu mekânların da Ramazan vesilesiyle bir an önce halkın ziyaretine açılması yönünde taleplerini dile getirdi. Ancak her yıl ciddi sayıda bir ziyaretçi kitlesini çeken bu tür büyük dinî mekânların açılması, buraları ziyaret etmek amacıyla diğer şehirlerden söz konusu yerlere seferlerin artmasına ve insanların kalabalıklar hâlinde bir yerde toplanmasına neden olacaktır. Gelen ziyaretçilere hizmet veren restoran ve otel gibi tesislerin büyük kalabalıkların oluşumuna katkıda bulunacağı da açıktır. Böyle bir durum salgının yayılma hızını artırması riskini beraberinde getirmektedir. Nitekim Said Nemeki de söz konusu riskli durumdan bahsederek bu tür yerlerin açılmamasına dair Devrim Rehberi'ne tavsiyede bulunduklarını belirtti. İçişleri Bakanı Abdurrıza Rahmani Fazli de söz konusu tehlikeyi dile getirerek dinî mekânlar hakkında temkinli kararlar alınması uyarısında bulundu.

Salgın tehlikesinin henüz bütünüyle ortadan kalkmadığı bir ortamda Ramazan ayında Kadir Gecesine ulaşmış olmak gerekçesiyle ibadethanelerin yeniden açılması, "Böyle bir kararın altında başka bir neden olabilir mi?" sorusunu akla getirmektedir. Nemeki'nin toplantının ardından halka yönelik yaptığı açıklamalarda yer alan bazı ifadeleri de bu sorunun gayet yerinde olduğunu kanıtlar niteliktedir. Nemeki, bu kararların Devrim Rehberi Hamenei'nin tavsiyeleri dikkate alınarak alındığını söylese de hemen ardından bu kararı alırken Devrim Rehberi tarafından hiçbir baskıya maruz kalmadıklarını sözlerini eklemek zorunda kaldı. Nemeki'nin, Hamenei'nin bu zamana dek Korona ile Mücadele Kurulunun bütün kararlarına destek olduğunu belirtme ihtiyacı duyması ibadethanelerin açılması hususunda bu Kurulun, Devrim Rehberliği tarafından baskı altında tutulmuş olabileceği ve bu baskının da Nemeki'nin ifadelerine yansıdığı izlenimine neden oldu. Toplantıda camilerin haricindeki dinî mekânların da açılması konusunda dinî vakıf temsilcilerinin talepte bulunmuş olmaları da koronavirüs salgını ile mücadelede Sağlık Bakanlığının üzerindeki dinî kurumlardan kaynaklı baskının bir diğer örneği olduğunu düşünmek yanlış olmaz.

Buna karşılık Sağlık Bakanlığının söz konusu karar neticesinde ileriki tarihlerde çok daha vahim durumlarla karşılaşması ihtimali ve böyle bir durumda faturanın Sağlık Bakanlığına kesileceği konusu dikkate alındığında sağlık yetkililerinin üzerindeki psikolojik yükün ne denli ağır olduğu tahmin edilebilir. Bununla birlikte Nemeki, alınan kararın ardından halkın yukarıda zikredilen sağlık protokollerine yeterince riayet etmemeleri hâlinde bu durumun koronavirüsle ilgili vaka ve ölümlerin yeniden artmasına neden olabileceğini söylemesi Sağlık Bakanlığının alınan bu karardan duyduğu derin endişeyi gözler önüne sermektedir.

Koronavirüs salgını birçok Müslüman ülkenin geçici olarak ibadethanelerin kapatılması veya ibadetlerin toplu hâlde yapılmaması yönünde kararlar almasına neden oldu. Bilindiği kadarıyla bu tarz kararlar bugüne kadar ciddi bir toplumsal infiale yol açmadı. Alınan bu tür kararların insan sağlığını önceleyen ve uygulanması lazım gelen tedbirler olduğu birçok Müslüman ülkenin kamuoyuna hâkim kanaattir denilebilir. Ancak teokrasiye dayanan bir yönetime sahip İran'da camilerin ve dinî mekânların salgın nedeniyle yaşanılan olağanüstü vaziyete rağmen yeniden açılması doğrultusunda Devrim Rehberi'nin hükûmete telkinde bulunduğunu bizzat Sağlık Bakanlığı tarafından dile getirilmesi, temeli dinî mekânlar üzerine inşa edilmiş olan siyasi bir sistemde karşılaşılması doğal bir hadisedir. Bu tür üstten yapılan baskıların İran'da sağlık teşkilatının salgın kriziyle mücadelesini önemli ölçüde olumsuz yönde etkileyeceğinin farkına varmak da güç olmasa gerektir.

Koronavirüs, Kadir Gecesi, Dinî Mekânlar, İbadethane, Ramazan

İran’da Artan Yangın Hadiseleri ve Ormanların Muhafazası

Sertaç Sarıçiçek

İran’da orman muhafaza personelinin hukuk, sayı ve teçhizat gibi birçok alanda yaşadığı problemler, ormanların korunmasında bazı zafiyetlerin oluşmasına sebep olmaktadır.

İran’da Nüfus Artış Hızının Azalma Sebepleri

Sertaç Sarıçiçek

Mevcut ekonomik koşullar dâhilinde, nüfusun yaşlanması sorunu İran’da diğer toplumsal sorunlarda olduğu gibi kronik bir hâl almaya ve varlığını sürdürmeye aday gibi görünmektedir.